separate - Turco Inglés Diccionario
Historia

separate

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "separate" en diccionario turco inglés : 33 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
separate v. ayırmak
separate adj. ayrı
General
separate v. ayrıştırmak
separate v. ayrışmak
separate v. tecrit etmek
separate v. kopmak
separate v. dağılmak
separate v. kaymağını almak
separate v. çıkmak
separate v. ayrı yaşamak
separate v. ayırt etmek
separate v. aralamak
separate v. ayrı tutmak
separate v. ayırmak
separate v. ayrılmak
separate v. yolları ayırmak
separate v. yollarını ayırmak
separate n. ayırma işareti
separate adj. münferit
separate adj. ayırma
separate adj. ayrılmış
separate adj. ayrılma
separate adj. bireysel
separate adj. farklı
separate adj. ayrık
separate adj. müstakil
separate adj. ferdi
separate adj. ayrı
Law
separate bölünmüş
separate ayrı
separate mahfuz
Technical
separate ayrı
separate bölmek

Significados de "separate" con otros términos en diccionario inglés turco: 129 resultado(s)

Inglés Turco
General
separate into segments v. dilimlemek
separate into v. ayırmak
separate into grains v. tanelemek
separate into fractions v. küçük parçalara ayırmak
separate into factions v. hizipleşmek
consider something separate v. ayrı tutmak
keep (someone/something) separate v. ayrı tutmak
remain separate v. ayrı kalmak
separate from her husband v. kocasından ayrılmak
separate from his wife v. karısından ayrılmak
separate from one's spouse v. eşinden ayrılmak
separate out v. arasından seçmek
separate out v. ayırıp kenara koymak
separate out v. filtrelemek
separate out v. elekten geçirmek
hold separate v. ayrı tutmak
separate legally v. yasal olarak ayrılmak
separate legally v. resmi olarak ayrılmak
keep the drinking water separate v. içme suyunu ayrı tutmak
separate someone from someone else v. birini başka birinden ayırmak
separate from/divorce/split up with one's husband/wife/spouse v. eşinden ayrılmak
imprisoned someone in a separate cell v. birini ayrı bir hücreye kapamak/hapsetmek
separate a room (with a partition) v. odayı bölmek
separate/split beds v. yatak ayırmak
live in separate houses v. ayrı evlerde yaşamak
imprison someone in a separate cell v. birini ayrı bir hücreye kapamak/hapsetmek
separate poperty n. ayrılık mülkiyeti
a separate cell n. ayrı bir hücre
separate system n. ayrı sistem
separate house n. müstakil konut
separate house n. müstakil ev
divided into separate articles adj. madde madde
quite separate adj. apayrı
under separate cover adv. ayrı bir zarfta
under separate cover adv. ayrı olarak
in separate parts pron. bölük bölük
Phrasals
separate something off bir şeyi bir şeyden ayırmak
separate the kids into smaller groups çocukları daha küçük gruplara ayırmak
separate something off from something bir şeyi bir şeyden ayırmak
separate something out of something bir şeyi bir şeyden ayırmak
separate off from something -den ayrılmak
separate something out bir şeyi bir şeyden ayırmak
Colloquial
three separate groups üç ayrı grup
Idioms
separate the grain from the chaff sapı samandan ayırmak
separate the wheat from the chaff sapı samandan ayırmak
separate the wheat from the chaff sapla samanı birbirinden ayırmak
separate the wheat from the chaff iyiyi kötüden ayırmak
separate the wheat from the chaff sapla samanı karıştırmamak
separate the wheat from the chaff sapla samanı ayırmak
separate the grain from the chaff sapla samanı ayırmak
separate the wheat from the chaff değerliyi değersizden ayırmak
separate the grain from the chaff iyiyi kötüden ayırmak
separate the grain from the chaff taneyi kabuğundan ayırmak
separate the grain from the chaff sapla samanı karıştırmamak
separate the grain from the chaff değerliyi değersizden ayırmak
separate the grain from the chaff samanı çöpünden ayırmak
separate the wheat from the chaff samanı çöpünden ayırmak
separate the wheat from the chaff taneyi kabuğundan ayırmak
separate the sheep from the goats sapla samanı ayırmak
separate the men from the boys iyiyi ve kötüyü birbirinden ayırmak
separate the men from the boys sapla samanı ayırmak
separate the sheep from the goats iyiyi ve kötüyü birbirinden ayırmak
go one's separate ways yollarını ayırmak
go one's separate ways ayrılmak
Speaking
we must go our separate ways herkes kendi yoluna gitsin
we should go our separate ways herkes kendi yoluna gitsin
let's just go our separate ways herkes kendi yoluna gitsin
Trade/Economic
separate corporate existence ayrı tüzel varlık
separate financial statements bireysel finansal tablolar
separate column ayrı sütun
separate account ayrı hesap
separate book muhasebe dışı defter
under separate cover ayrı bir zarf içinde
as a separate item ayrı bir kalem olarak
Law
separate estate evli kadının kocasından ayrı olarak sahip olduğu mülk
separate maintenance ayrı yaşayan eşe kocası tarafından ödenen nafaka
separate property karı ve kocanın kişisel malları
separate maintenance ayrılık nafakası
action for separate maintenance kocanın kusuru nedeniyle ayrı yaşamak zorunda kalan eşinin açtığı nafaka davası
divorce based upon living separate ayrı yaşama sebebiyle boşanma
Politics
separate estate mal ayrılığı
separate the state from religion din ve devlet işlerini birbirinden ayırmak
the separate but equal doctrine ayrı ama eşit doktrini
Technical
separate sewerage ayrık sistem kanalizasyon
separate footing münferit sömel
separate sewerage ayrık kanalizasyon sistemi
six separate cylinder heads altı ayrı silindir kapağı
separate spillway ayrı dolusavak
separate exciter dıştan uyaran
separate excitation dıştan ikazlı
separate technical unit ayrı teknik ünite
intergrinding and separate grinding birlikte ve ayrı öğütme
transformer with two separate secondary windings iki ayrı sekonder sargılı transformatör
separate cooling bağımsız soğutma
separate excitation bağımsız ikaz
separate drive bağımsız tahrik
separate drive bağımsız tahrik sistemi
separate governing oil system bağımsız reglaj yağı devresi
Computer
separate text with metin ayırıcı
separate text at metin ayırıcı
separate page ayrı sayfa
separate fields at alan ayırıcı
separate device ayırma ayarı
Informatics
separate chaining ayrı ayrı zincirleme
separate chaining hash table ayrı ayrı zincirlenmiş anahtarlama tablosu
separate chaining hash table ayrı zincirlenmiş anahtarlama tablosu
Telecom
separate channel signaling ayrı kanal işaretlemesi
Construction
separate house müstakil konut
separate house müstakil ev
Automotive
separate entertainment media players bağımsız eğlencelik media oynatıcılar
separate lubrication ayrı yağlama
separate chassis ayrık şasili
Math
separate into factors çarpanlara ayırmak
separate into factors çarpanlarına ayırmak
Philosophy
absence of separate self ben'in yokluğu
absence of separate self ruhun yokluğu doktrini
absence of separate self ayrı bir benliğin yokluğu
absence of separate self bensizlik
Military
separate-loading ammunition terkipsiz cephane
separate loading round terkipsiz cephane atımı
identification of separate shipments parça sevkiyatının tanıtılması
separate shipments bölünmüş sevkiyat
identification of separate shipments denizaşırı istek numarası
separate-loading ammunition keseli cephane
separate loading round keseli cephane atımı
separate battery bağımsız batarya
separate company bağımsız bölük
separate regiment bağımsız alay
separate battalion bağımsız tabur