predisposes - Türkçe İngilizce Sözlük

predisposes

predisposes — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yatkın kılmak, eğilim oluşturmak
Okunuş (IPA):
(AmE /ˌpriːdɪˈspoʊz/ – BrE /ˌpriːdɪˈspəʊz/)
Terim Türü:
Fiil: predispose (predisposes – predisposed – predisposing)
Bir kişiyi veya durumu belirli bir sonuca daha açık hâle getirmeyi anlatan fiildir. Latince praedisponere kökünden gelmiştir. Tıp, psikoloji ve risk analizinde genetik veya çevresel eğilimleri açıklamak için kullanılır.
Eş Anlamlılar:
incline
Zıt Anlamlılar:
deter

"predisposes" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 23 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
predispose f. eğilimli yapmak
Lack of parental care predisposes children to behavioral issues.
Ebeveyn ilgisizliği, çocukları davranışsal sorunlara eğilimli hale getirir.

More Sentences
predispose f. yatkın hale getirmek
It isn't clear if his mother's DNA predisposed him to this illness.
Annesinin DNA'sının onu bu hastalığa yatkın hale getirip getirmediği bilinmiyor.

More Sentences
predispose f. uygun hale getirmek
predispose f. önceden hazırlamak
predispose f. eğilimli olmak
predispose f. tanzim etmek
predispose f. yetenek kazandırmak
predispose f. beceri kazandırmak
predispose f. meyletmek
predispose f. meylettirmek
predispose f. eğilimli olmak
predispose f. tesir etmek
predispose f. etki etmek
predispose f. etkilemek
predispose f. önceden tahsis etmek
predispose f. vasiyetname vasıtasıyla bağışlamak
predispose f. tertip etmek
predispose f. önceden düzenlemek
predispose f. önceden kaldırmak
predispose f. zemin hazırlamak
predispose f. eğilim oluşturmak
predispose f. yatkın kılmak
Medikal
predispose f. predispoze etmek

"predisposes" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 8 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
predispose to f. önceden hazırlamak
predispose to f. -e yatkınlaştırmak
Öbek Fiiller
predispose (someone or something) to (something) f. (birini/bir şeyi bir şeye) yatkın hale getirmek
predispose (someone or something) to (something) f. (birini/bir şeyi bir şeye) meylettirmek
predispose (someone or something) to (something) f. (birini/bir şeyi bir şeye) yatkınlaştırmak
predispose (someone or something) to (something) f. (birini/bir şeyi bir şeye) duyarlı hale getirmek
predispose (someone or something) to (something) f. (birini/bir şeyi bir şeye) elverişli/yatkın kılmak
predispose (someone or something) to (something) f. (birini/bir şeyi bir şeye) yöneltmek