prejudiced - Türkçe İngilizce Sözlük

prejudiced

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

prejudiced — Definition

Anlamı ve Tanımı:
ön yargılı, taraflı
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈprɛdʒʊdɪst/ – BrE /ˈprɛdʒʊdɪst/)
Terim Türü:
Sıfat: prejudiced
Nesnel değerlendirme yapamayan, peşin yargılarla şekillenmiş tutumu niteleyen sıfattır. Prejudice kökünden türemiştir. Hukuk, medya ve sosyal analizlerde adalet ve tarafsızlık ihlallerini belirtmek için kullanılır.
Eş Anlamlılar:
biased
Zıt Anlamlılar:
impartial

"prejudiced" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 6 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
prejudiced s. önyargılı
Some people are prejudiced against outsiders.
Bazı insanlar yabancılara karşı önyargılıdır.

More Sentences
Genel
prejudiced s. ön yargılı
Tom is quite prejudiced, isn't he?
Tom oldukça ön yargılı, değil mi?

More Sentences
Hukuk
prejudiced s. zarar gören
Most people's lives were directly prejudiced by the war.
Savaş nedeniyle hayatı doğrudan doğruya zarar gören pek çok insan var.

More Sentences
Genel
prejudiced s. yanlı
prejudiced s. taraflı
prejudiced s. peşin hükümlü

"prejudiced" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 8 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
prejudiced person i. önyargılı insan
prejudiced behaviour i. yanlı davranış
be prejudiced f. ön yargılı olmak
without being prejudiced by somebody else zf. etki altında kalmadan
in a prejudiced way zf. önyargılı olarak
in a prejudiced way zf. önyargılı bir şekilde
Hukuk
prejudiced party i. mutazarrır taraf
Siyasal
prejudiced interests i. zarara uğrayan çıkarlar