rattle - Türkçe İngilizce Sözlük

rattle

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

rattle — Definition

Anlamı ve Tanımı:
takırdamak, sarsmak
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈrætəl/ – BrE /ˈrætəl/)
Terim Türü:
İsim: rattle (rattles); Fiil: rattle (rattles – rattled – rattling)
Hızlı ve kesik ses çıkarmayı veya sarsmayı tanımlar. Onomatopoetik kökenlidir. Fiziksel hareket ve psikolojik huzursuzluk anlatımlarında kullanılır.
Eş Anlamlılar:
clatter
Zıt Anlamlılar:
hush

"rattle" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 79 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
rattle i. çıngırak
Rattles are forbidden in the Paralympics.
Paralimpik oyunlarına çıngırak getirmek yasak.

More Sentences
rattle f. takırdamak
When the jet flew over the building the windowpanes rattled.
Jet binanın üzerinden uçtuğunda pencere camları takırdadı.

More Sentences
rattle f. tıngırdamak
Genel
rattle i. tıkırtı
That rattle made me suspicious, but the repairman said the machine checked out completely.
Bu tıkırtı beni şüphelendirdi ama tamirci makinenin tamamen kontrol edildiğini söyledi.

More Sentences
rattle f. zangırdamak
The wind was so strong that the windows rattled.
Rüzgâr o kadar kuvvetliydi ki, pencereler zangırdadı.

More Sentences
rattle f. zıngırdamak
The bus rattled as it drove along the bumpy road.
Otobüs engebeli yolda ilerlerken zıngırdıyordu.

More Sentences
rattle f. tıkırdamak
The empty bottles on the back of the car were rattling.
Arabanın arkasındaki boş şişeler tıkırdıyordu.

More Sentences
rattle f. tıkırdatmak
Tom rattled the door handle.
Tom kapı kolunu tıkırdattı.

More Sentences
rattle f. çatırdamak
News of Sami's death rattled the city.
Sami'nin ölüm haberi şehri çatırdattı.

More Sentences
rattle f. tangır tangır girmek
An old tractor rattled into our field.
Eski bir traktör bizim tarlaya tangır tangır girdi.

More Sentences
rattle f. sarsmak
The confidence on my opponent's face rattled me.
Rakibimin yüzündeki güven beni sarstı.

More Sentences
Teknik
rattle i. tıkırdama
I heard a rattle from downstairs.
Alt kattan bir tıkırdama sesi duydum.

More Sentences
Otomotiv
rattle i. tıkırtı
That rattle made me suspicious, but the repairman said the machine checked out completely.
Bu tıkırtı beni şüphelendirdi ama tamirci makinenin tamamen kontrol edildiğini söyledi.

More Sentences
Genel
rattle i. çançan
rattle i. vırvır
rattle i. çıngırdak
rattle i. tıngırtı
rattle i. zangırtı
rattle i. gevezelik
rattle i. cırcır
rattle i. dırdır
rattle i. şakırtı
rattle i. zıngırtı
rattle i. çıtırtı
rattle i. çakıldak
rattle i. zırıltı
rattle i. çıngırak (oyuncak)
rattle i. hırıltı
rattle i. tıkır
rattle i. cayırtı
rattle i. şıngırtı
rattle i. takırtı
rattle i. bebek çıngırağı
rattle i. kaynana zırıltısı
rattle i. geveze kimse
rattle i. boş konuşan kimse
rattle i. (gürültü, efekt amaçlı) çıngırak
rattle f. zangırdatmak
rattle f. hırıldamak
rattle f. şaşırtmak
rattle f. takırdatmak
rattle f. şıkırdamak
rattle f. çok konuşmak
rattle f. dingildemek
rattle f. şakırdamak
rattle f. sinir etmek
rattle f. vırvır etmek
rattle f. saçmalamak
rattle f. kakırdamak
rattle f. dırdır etmek
rattle f. şakırdatmak
rattle f. bozmak (birini)
rattle f. hırıltı yapmak
rattle f. şıngırdamak
rattle f. cır cır konuşmak
rattle f. habire konuşmak
rattle f. ses yapmak
rattle f. şangırdatmak
rattle f. canlı, hareketli bir şekilde (eylemi) gerçekleştirmek
rattle f. tangırdamak
rattle f. palas pandıras dalmak
rattle f. endişelendirmek
Konuşma Dili
rattle f. korkutmak
rattle f. asabını bozmak
rattle f. bocalatmak
Teknik
rattle i. gürültü
rattle i. ses
Otomotiv
rattle f. tıkırtı yapmak
Denizcilik
rattle f. gemiye çarmıh basamağı oluşturmak
rattle f. iskalaryaları pervazlara sabitlemek
Medikal
rattle i. hırıltı
Patoloji
rattle i. ciğerlerden gelen can çekişme sesine benzer hırıltı
Botanik
rattle i. çıngırdak otu
rattle i. içinde tohumların tıkırdadığı kapsüle sahip bitki türleri
rattle i. avrupa'ya özgü sıraca otugiller familyasından olan çeşitli bitkilere verilen ad
Silah/Atıcılık
rattle f. yuvayı kurcalamak
rattle f. avlanacak hayvanı dışarı çekmek için tıkırtı, hışırtı benzeri sesler çıkarmak
Sürüngenler
rattle i. çıngıraklı yılanın çıngırağı
İngiliz Argosu
rattle i. uyuşturucu krizi

"rattle" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 113 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
death rattle i. can çekişme hırıltısı
rattle on f. habire konuşmak
rattle away f. habire konuşmak
rattle off f. çabuk çabuk söylemek
rattle away f. cır cır konuşmak
rattle on f. cır cır konuşmak
rattle on f. durmadan konuşmak
rattle on f. cır cır ötmek
rattle off f. ezbere söylemek
spring a rattle f. çıngırak çalmak
rattle-pated s. geveze
rattle-pated s. beyinsiz
rattle-headed s. istikrarsız
rattle-headed s. sersem
rattle-headed s. rahatsız edici
rattle-pated s. tutarsız
rattle-brained s. kuşbeyinli
rattle-headed s. tutarsız
rattle-pated s. sersem
rattle-brained s. boş kafalı
rattle-pated s. düzensiz
rattle-brained s. beyinsiz
rattle-pated s. istikrarsız
rattle-pated s. rahatsız edici
rattle-brained s. mankafa
rattle-brained s. ahmak
rattle-headed s. düzensiz
Öbek Fiiller
rattle something off f. hızlı hızlı bir şeyler söylemek
rattle off something f. hızlı hızlı bir şeyler söylemek
rattle on about f. hakkında durmadan konuşmak
rattle around in something f. takur-tukur (rahatsız edici) ses çıkarmak
rattle off something f. hızla/bir çırpıda söylemek
rattle something off f. hızla/bir çırpıda söylemek
rattle around f. (büyük bir yeri) arşınlamak
rattle around f. amaçsızca dolanıp durmak
rattle out f. hızlı ve yüksek sesle söylemek
rattle around f. (kafada, zihinde) ha bire dolanmak
rattle down f. hızlı ve yüksek sesle söylemek
rattle off f. azarlamak
rattle off f. haşlamak
rattle off f. çıkışmak
rattle on f. konuşup durmak
rattle on f. kafa şişirmek
rattle around in f. sürekli (kafasının içinde) dönmek
rattle around (something or some place) f. (bir yerde) tıkır tıkır ses yapmak
rattle around (something or some place) f. (kafasını) kurcalamak
rattle around (something or some place) f. (bir yerde) tangır tungur/takır tukur ses çıkarmak
rattle around (something or some place) f. (boş bir yerde) takılmak
rattle around (something or some place) f. (bir şeyin içinde) tıkırdamak/şıkırdamak
rattle around (something or some place) f. (boş bir yerde) zaman geçirmek/yaşamak
rattle around in f. içinde ses yapmak
rattle around in f. (kafasını) kurcalamak
rattle around in f. (boş bir yerde) zaman geçirmek/yaşamak
rattle around (something or some place) f. (bir şeyin içinde) ses yapmak
rattle through (something) f. (bir şeyi) hızlıca/hızlı hızlı geçmek
rattle around (something or some place) f. sürekli (kafasının içinde) dönmek
rattle around in f. -de tıkırdamak/şıkırdamak
rattle around in f. -de tangır tungur/takır tukur ses çıkarmak
rattle around in f. (boş bir yerde) takılmak
rattle around in f. içinde tıngırdamak/şıngırdamak
rattle through (something) f. (bir şeyi) aceleyle söylemek veya yapmak
rattle around (something or some place) f. (kocaman ve bomboş bir yerde) yaşamak/vakit geçirmek
rattle around in f. (kocaman ve bomboş bir yerde) yaşamak/vakit geçirmek
rattle around (something or some place) f. (bir şeyin içinde) tıngırdamak/şıngırdamak
rattle around in f. -de tıkır tıkır ses yapmak
rattle over f. takırdayarak geçmek
İfadeler
rattle through f. aceleyle söylemek veya yapmak
Konuşma Dili
rattle your dags [australia/new zealand] expr. acele et
rattle your dags [australia/new zealand] expr. elini çabuk tut
rattle your dags [australia] expr. kıpırda
rattle your dags [australia] expr. harekete geç
rattle your dags [australia] expr. kıçını kıpırdat
rattle your dags [australia] expr. çaba göster
Deyim
rattle somebody's cage f. birisini bilerek sinirlendirmek
rattle one's saber f. dişlerini/pençelerini/tırnaklarını göstermek/çıkartmak
rattle its saber f. dişlerini/pençelerini/tırnaklarını göstermek/çıkartmak
rattle (one's) dags [canada] f. elini çabuk tutmak
rattle (one's) dags [canada] f. acele etmek
rattle (one's) dags [canada] f. harekete geçmek
rattle (one's) dags [canada] f. yoğun enerji, çaba sarf etmek/göstermek
rattle (one's) dags [canada] f. kıçını kıpırdatmak
rattle sabers f. gözdağı vermek
rattle sabers f. dişlerini/pençelerini/tırnaklarını göstermek/çıkartmak
rattle sabres f. gözdağı vermek
rattle sabres f. dişlerini/pençelerini/tırnaklarını göstermek/çıkartmak
rattle saber f. dişlerini/pençelerini/tırnaklarını göstermek/çıkartmak
rattle sabres f. boş tehditler savurmak
rattle sabers f. boş tehditler savurmak
Teknik
rattle space i. salınım boşluğu
Otomotiv
anti rattle i. kauçuk izole madde
piston rattle i. pistonun titremesi
gear rattle i. dişli sesi
piston rattle i. piston çarpması
squeak and rattle i. gıcırdama ve gürültü
clutch anti-rattle spring i. debriyaj tıkırtı önleme yayı
anti-rattle hardware i. titreşimönler malzeme
anti-rattle spring i. tıkırtıönler yay
body rattle i. gövde kaynaklı gürültü
Medikal
crepitant rattle i. çıtırtılı hırıltı
Botanik
rattle-top (cimicifuga racemosa) i. kuzey amerika’da yetişen, kök ve gövdeleri tıpta kullanılan kristof bitkisi
rattle-top (cimicifuga racemosa) i. siyah yılankökü
rattle-top (cimicifuga racemosa) i. karayılan otu
rattle weed (baptisia tinctoria) i. amerika'da yetişen, parlak sarı çiçekleri olan çok dallı ot türü
red rattle (pedicularis palustris) i. avrupa'ya yetişen bir bitki
red rattle (pedicularis palustris) i. çamur bitotu
yellow rattle (rhinanthus minor) i. çıngırdak otu
Argo
rattle-bones i. bir deri bir kemik
rattle-bones i. iskeletor
rattle-bones i. kemik torbası
rattle-trap i. külüstür
rattle-trap i. külüstür araç
İngiliz Argosu
on the rattle expr. uyuşturucu krizine girmiş
on the rattle expr. uyuşturucu krizinde