runner - Türkçe İngilizce Sözlük

runner

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

runner — Definition

Anlamı ve Tanımı:
koşucu, iletici parça
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈrʌnər/ – BrE /ˈrʌnə/)
Terim Türü:
İsim: runner (runners)
Koşan kişi ya da bir sistemde hareketi ileten elemanı tanımlayan sözcüktür. Run fiilinden türeyerek bağlama göre insan veya mekanik anlam kazanmıştır. Spor ve mühendislik anlatımlarında hareketin taşıyıcısını betimler.
Eş Anlamlılar:
sprinter, conveyor
Zıt Anlamlılar:
stopper

"runner" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 132 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
runner i. koşucu
It is an interesting route for amateur runners.
Amatör koşucular için ilginç bir rota.

More Sentences
Genel
runner i. yarış atı
The runners and riders lined on the start.
Yarış atları ve binicileri başlangıç çizgisine geldiler.

More Sentences
runner i. yolluk (halı)
Don't step on the runner in the hall.
Koridordaki yolluğa basmayın.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
runner i. koşucu
It is an interesting route for amateur runners.
Amatör koşucular için ilginç bir rota.

More Sentences
Botanik
runner i. kök filizi
Strawberries started to grow their runners.
Çileklerin kök filizleri büyümeye başladı.

More Sentences
Spor
runner i. paten bıçağı
The left runner of the skate was bent due to a stone.
Patenin soldaki bıçağı bir taşa çarpıp yamulmuştu.

More Sentences
Genel
runner i. makinist
runner i. ulak
runner i. ayak işlerini yapan kimse
runner i. çığırtkan
runner i. yol halısı
runner i. atlet
runner i. saban demiri
runner i. kaçkın
runner i. ray
runner i. simsar
runner i. kaçak
runner i. kaçakçı
runner i. dağıtıcı
runner i. kahya
runner i. yarışçı
runner i. haberci
runner i. ayakçı
runner i. uzun ve ensiz masa örtüsü
runner i. sürüngen sap
runner i. çalıfasulyesi
runner i. kızak ayağı
runner i. kirişleme
runner i. oyuna rakip pullarından başlayan tavla oyuncusu
runner i. topa hakim futbolcu
runner i. bağış işi yapan kimse
runner i. alınan yardımları sahiplerine ulaştırma işini yürüten kimse
runner i. bahisçi
runner i. iddia bayii
runner i. bahisleri kabul eden bayi
runner i. müşterek bahisçi
runner i. komisyoncu
runner i. uyuşturucu kaçakçısı
runner i. uyuşturucu kuryesi
runner i. korniş
runner N. iletici parça
Ticaret/Ekonomi
runner i. acenta
runner i. akan
runner i. akar
runner i. cari
runner i. haberci
runner i. müteahhit
runner i. sürekli
runner i. temsilci
runner i. ulak
runner i. üstenci
runner i. antikacı
runner i. sanat eseri satıcısı
runner i. açık artırmaya katılan antika satıcısı
runner i. kaçakçı
runner i. gümrük kaçakçısı
runner i. kaçak taşıt
Sanayi
runner i. yük taşıtı kullanan işçi
Teknik
runner i. çalıştırıcı
runner i. çark
runner i. dışıklık
runner i. kanal
runner i. türbin çarkı
runner i. yolluk (döküm)
runner i. çekmece altlık desteği
runner i. sürgülü kapı desteği
runner i. (makaraya takılan ve tekli hareket edebilir bloktan geçirilen) ip
runner i. döner değirmen taşı
runner i. (taş veya cam parlatmak veya işlemek için kullanılan) hareketli plaka
runner i. hareketli palanga
runner i. hareketli makara bloku
runner i. avara kasnağı
runner i. avara çarkı
runner i. gergi tekerleği
runner i. istikamet tekeri
runner i. pompa çarkı
runner i. (saatçi tezgahında) sürgülü merkez
runner i. (saatte) dişli çark
runner i. hidrolik araba kuplajının sürülen üyesi
runner i. (vida veya cıvata çevirmede kullanılan) döner alet
runner i. şemsiye sürgüsü
runner i. (hesap cetveli ölçeği boyunca devam eden) ince çizgili parça
Tekstil
runner i. (çorap) sökülme
runner i. (dikiş) kaçma
runner i. (dikiş) atma
İnşaat
runner i. besleme geçidi
Mobilya
runner i. dantel
runner i. mobilyaların üzerine yerleştirilen dekoratif küçük örtü
runner i. beşik ayağı
runner i. kavisli beşik ayağı
runner i. kavisli sallanan sandalye ayağı
Otomotiv
runner i. manifolt borusu
Denizcilik
runner i. (yalnız kısa süreli sefere çıkan) denizci
runner i. hızlı sevkiyat gemisi
runner i. balıkçıların çıkardığı deniz mahsullerini toplayan gemi
runner i. (gemi direğinden inen) kıç ıstralya
Deniz Biyolojisi
runner i. batı atlantik'e özgü bir balık
Zooloji
runner i. büyük aktif bir istavritgiller balığı
runner i. iğbiçimli bir tür balık
runner i. trakun balığı
runner i. kızıl orkinos
runner i. oligoplit
runner i. tropik amerika sularında yaşayan ve çizgi şeklinde pulları olan balık
runner i. kobia balığı
runner i. hint koşucu ördeği
runner i. karayılan
runner i. boyunduruklu yılan
runner i. evcil hayvanın ince bağırsağı
Botanik
runner i. sürüngen sap
runner i. suyelvesi
runner i. yan filiz
Tarih
runner i. (18. yüzyıl londra'sında) polis memuru
runner i. (18. yüzyıl londra'sında) polis dedektifi
Askeri
runner i. yaya haberci
Spor
runner i. skor hamlesi yapan kriket vurucusu
runner i. (skor hamlesi yapan) yedek kriket vurucusu
runner i. kale koşucusu
runner i. buz pateni
runner i. kızak ayağı
runner i. kızak
runner i. halatın dağcı çengeli ile klipslenmesi
runner i. hareket halindeyken emniyet alma
runner i. simul tırmanışı
Kuşbilim
runner i. su kılavuzu
runner i. su yelvesi
runner i. yerde hızlıca yürüyen bir kuş
runner i. (uçamayıp yürüyen) yaralı kuş
Argo
runner i. dağıtıcı
runner i. dedektif
runner i. haberci
runner i. hapishaneye kaçak mal sokan tip
runner i. kaçakçı

"runner" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 147 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
runner bean i. çalıfasulyesi
long distance runner i. uzun mesafe koşucusu
blockade runner i. abluka kaçağı
runner up i. ikinci gelen
runner up i. yarışta ikinci gelen
runner up i. ikinci (yarış)
runner up i. yarış ikincisi
front-runner i. favori
rum-runner i. içki kaçakçısı
runner bracket i. kapı askısı
runner's high i. özellikle maratoncuların yarışın sonuna doğru hissettikleri aşırı endorfin salgılanmasından kaynaklanan coşku hali
runner beans (uk) i. taze fasulye
blockade-runner i. ablukayı yaran gemi
blockade runner i. ablukayı yaran kimse
runner (aus) i. çöp toplama işçisi
runner (aus) i. çöpçü
runner (aus) i. çöp toplama görevlisi
buffet runner i. açık büfe servis görevlisi
gingerbread runner i. zencefilli kurabiye adam
parkour runner i. parkur koşucusu
art runner i. muhtemel alıcılar ile satıcılar arasında aracılık yapan sanat tüccarı
gag runner i. atın boyunluğunda dizgini kontrol eden halka
runner-up i. birinci olmamasına karşın ödül veya mansiyon alan yarışmacı
runner-up i. yarışta üçüncü veya dördüncü olan yarışmacı
runner-up i. ilk ona giren yarışmacı
mountain runner i. dağ koşucusu
stretch runner i. (son düzlükte) büyük bahis konulan yarış atı
do a runner f. (hesabı ödemeden) kaçmak
lose one's title to last year's runner-up f. unvanını geçen yılın ikincisine kaptırmak
Konuşma Dili
be done a runner f. sıvışmak
be done a runner f. kaçmak
Ticaret/Ekonomi
book runner i. talep toplama görevlisi
runner-up prize i. ikincilik ödülü
Teknik
curtain runner i. perde kılavuz rayı
intake manifold runner control i. emme manifoldu akış kontrolü
nut runner i. somun sıkma aleti
nut runner i. somun sıkma makinesi
top runner crane i. üstten hareketli vinç
door runner bracket i. makara gövdesi
door-runner bracket and guide i. kapı askı suportu
metal runner i. metal kirişleme
blockade runner i. ablukayı aşmaya çalışan gemi
runner blade i. türbin çark kanadı
edge runner i. şili değirmeni
iron runner i. sıvı demir akağı
ronceray runner i. ronceray yolluğu
ronceray runner i. delikli yolluk
runner seal i. çark salmastrası
runner shaft i. çark mili
slag runner i. curuf kanalı
cinder runner i. curuf kanalı
runner pin i. yolluk pimi
runner brick i. yolluk tuğlası
iron runner i. yan maden kanalı
runner brick i. oluk tuğlası
rocking runner i. sarsak yolluk
runner riser i. yolluk besleyici
runner head i. yolluk başı
runner box i. yolluk haznesi
runner extension i. yolluk uzantısı
forked runner i. çatallı besleyici
runner cut i. koşucu kesiği
runner bar i. koşucu çubuk
nut-runner with ratcheting action i. cırcır hareketli somun sıkıcı
rotor runner hub i. rotor üst gövdesi
runner band i. rotor alt gövdesi
hot runner system i. sıcak yolluk sistemi
Otomotiv
window runner i. cam kılavuzu
turbine runner i. türbin
intake manifold runner control i. emme manifoldu kontrolü
Denizcilik
thrust runner i. itme kolonu
blockade-runner i. abluka yaran
blockade-runner i. ablukayı yaran
runner and tackle i. çifte tirfil palangası
Fizyoloji
runner's high i. koşucu sarhoşluğu
runner's high i. özellikle maratoncuların yarışın sonuna doğru hissettikleri aşırı endorfin salgılanmasından kaynaklanan coşku hâli
Mutfak
runner bean i. çalı fasulyesi
green runner beans i. zeytinyağlı fasulye
runner beans with slices of lamb i. etli taze fasulye
Deniz Biyolojisi
front runner i. başat
blue runner i. trakun balığı
rainbow runner i. iğbiçimli bir tür balık
sand runner i. mississippi vadisi'ne ve abd'nin güneydoğusuna özgü, kalın sarı kabuklu ve sedef üreten bir tatlı su midyesi
sand runner i. kumu kazarak yollar açan tatlı su midyesi
Zooloji
race runner i. meksika'nın kuzeyinde ve amerika birleşik devletleri'nin doğusunda ve ortasında yaşayan hızlı bir kertenkele
Botanik
scarlet runner bean i. çalı fasulyesi
scarlet runner i. çalı fasulyesi
scarlet runner bean i. çalıfasulyesi
scarlet runner i. çalıfasulyesi
scarlet runner bean i. amerika'nın tropik bölgelerinde yetişen büyük parlak kırmızı çiçekleri olan tırmanıcı bir fasulye
scarlet runner i. amerika'nın tropik bölgelerinde yetişen büyük parlak kırmızı çiçekleri olan tırmanıcı bir fasulye
english runner bean i. ingiliz çalı fasulyesi
runner bean i. sırık fasulyesi
Tarım
runner opener i. nacak tip çizi açıcı
stub-runner opener i. balta tipi çizi açıcı
Arıcılık
frame runner i. çerçeve rayı
Tarih
bow street runner i. eskiden londra'da suçluları yakalamakla görevli polis memuru
Askeri
dan runner i. markalama şamandırası doğrultusunda hareket eden gemi
arms-runner i. silah kaçakçısı
Spor
front-runner i. kazanmaya en yakın koşucu
runner-up i. ikinci gelen yarışmacı
runner-up i. ikinci gelen takım
front runner i. yarışı önde götüren
front runner i. yarışın favorisi
road runner i. uzun mesafe koşucusu
first runner i. ilk koşucu
long-distance runner i. uzun mesafe koşucusu
long-distance runner i. maratoncu
marathon runner i. maratoncu
marathon runner i. uzun mesafe koşucusu
road runner i. maratoncu
long distance runner i. uzun mesafe koşucusu
marathon runner i. maraton koşucusu
middle distance runner i. orta mesafe koşucusu
runner up i. yarışmada ikinci gelen kimse
runner up i. yarışmayı ikincilikle bitiren
dummy runner i. topsuz koşu yapan oyuncu
dummy runner i. arkadaşlarına alan açan (boş alan yaratan) oyuncu
second runner-up i. üçüncü
second runner-up i. üçüncü bitiren
first runner-up i. ikinci bitiren
first runner-up i. ikinci
runner-up finish i. (yarışta) ikincilik
distance runner i. uzun mesafe koşucusu
fell runner i. bayır koşucusu
fell runner i. (özellikle ingiltere'nin kuzeybatısında) tepelik bölgelerde koşu yapan kimse
Beysbol
base runner i. kale koşucusu
base runner i. bir kaleden diğerine koşarak puan almaya çalışan oyuncu
pinch runner i. kale koşucusunun yerine geçen yedek oyuncu
Matbaa
runner [uk] i. sayfa sayısı
Kuşbilim
tree runner [australia] i. neositta cinsine mensup küçük siyah-beyaz renkli kuşlara verilen ad
velvet runner i. su kılavuzu
velvet runner i. su tavuğu
sand runner i. çulluk
sand runner i. küçük yağmurkuşu
Argo
a drug runner i. uyuşturucu kuryesi
dope runner i. uyuşturucu kaçakçısı/taciri
İngiliz Argosu
do a runner f. topuklamak
do a runner f. arazi olmak
do a runner f. sıvışmak
do a runner f. tüymek
Star Wars
belt-runner i i. kuşak-koşucusu i
blockade runner i. abluka yarıcı
d9 runner light freighter i. d9 koşucu hafif yük gemisi
foray-class blockade runner i. akın-sınıfı abluka yarıcı
kesselian blockade runner i. kessel abluka kaçıcısı
lucky runner i. şanslı koşucu