| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | seaside i. | sahil | ||
|
Many vacation home markets are in rural, mountain or seaside areas. Birçok tatil evi pazarı kırsal, dağ veya sahil bölgelerindedir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | seaside i. | deniz kenarı | ||
|
I went to the seaside and got a nice tan. Deniz kenarına gittim ve güzelce bronzlaştım. More Sentences |
||||
| Genel | seaside s. | deniz kıyısındaki | ||
|
Fishing is the main income of this seaside town. Deniz kıyısındaki bu kasabanın ana gelir kaynağı balıkçılık. More Sentences |
||||
| Genel | seaside i. | deniz kıyısı | ||
| Genel | seaside s. | sahildeki | ||
| Genel | seaside s. | sahile ait | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | seaside i. | deniz kıyısı | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | seaside i. | kaliforniya eyaletinde şehir | ||