| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | slaughter f. | katletmek | ||
|
Many children were slaughtered in the school shooting. Okul saldırısında birçok çocuk katledildi. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | slaughter i. | kıyım | ||
| Yaygın Kullanım | slaughter i. | kırım | ||
| Genel | ||||
| Genel | slaughter i. | katliam | ||
|
The massive slaughter could not prevent foot-and-mouth from spreading across England. Büyük katliam, şap hastalığının İngiltere'ye yayılmasını engelleyemedi. More Sentences |
||||
| Genel | slaughter i. | toplu katliam | ||
|
The slaughter of innocent civilians is one of the biggest war crimes. Masum sivillerin toplu katliamı, en büyük savaş suçlarından birini oluşturur. More Sentences |
||||
| Genel | slaughter i. | kesim | ||
|
The farmers are fattening the livestock up for slaughter. Çiftçiler hayvanları kesim için besliyor. More Sentences |
||||
| Genel | slaughter f. | bozguna uğratmak | ||
|
The local team was slaughtered in the last night's match by 6-0. Yerel takım dün geceki maçta 6-0'lık skorla bozguna uğradı. More Sentences |
||||
| Genel | slaughter f. | kesmek | ||
|
The animals are required to be tranquillized before being slaughtered. Hayvanların kesilmeden önce ilaçla sakinleştirilmeleri gerekir. More Sentences |
||||
| Genel | slaughter f. | hayvan kesmek | ||
|
I have heard that the abattoirs are simply refusing to slaughter animals. Mezbahaların hayvanları kesmeyi reddettiklerini duydum. More Sentences |
||||
| Genel | slaughter i. | öldürme | ||
| Genel | slaughter i. | boğazlama | ||
| Genel | slaughter i. | kan dökme | ||
| Genel | slaughter i. | mahvetme | ||
| Genel | slaughter i. | katil | ||
| Genel | slaughter i. | kesme (kasaplık hayvanı) | ||
| Genel | slaughter i. | acımadan yıkıp yok etme | ||
| Genel | slaughter i. | tamamen yok oluş | ||
| Genel | slaughter i. | mutlak yenilgi | ||
| Genel | slaughter f. | katliam yapmak | ||
| Genel | slaughter f. | kılıçtan geçirmek | ||
| Genel | slaughter f. | öldürmek | ||
| Genel | slaughter f. | boğazlamak | ||
| Genel | slaughter f. | kesmek (kasaplık hayvanı) | ||
| Genel | slaughter f. | toplu katliam yapmak | ||
| Genel | slaughter f. | mahvetmek | ||
| Genel | slaughter f. | tamamen itibarsızlaştırmak | ||
| Genel | slaughter f. | bütünüyle yok etmek | ||
| Genel | slaughter f. | (tahvilleri) zararına satmak | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | slaughter i. | louisiana eyaletinde yerleşim yeri | ||
| Argo | ||||
| Argo | slaughter f. | üzerinde karşı konulmaz bir etki bırakmak | ||