struck - Türkçe İngilizce Sözlük

struck

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"struck" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 2 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
struck f. vurmak
On 17 August 1999, a massive earthquake struck Turkey's industrial core region and caused considerable damage.
17 Ağustos 1999'da, büyük bir deprem Türkiye'nin endüstriyel merkez bölgesini vurdu ve büyük hasara neden oldu.

More Sentences
struck s. grevde

"struck" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 85 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
stage struck i. oyuncu olma heveslisi
stage struck i. tiyatro tutkunu
stage struck i. sahne tutkunu
stage struck i. sahne hastası
stage struck i. tiyatro hastası
stage struck i. sahneye çıkmadan önce kendini kötü hissetme
stage struck i. aktör olma heveslisi
be struck f. isabet almak
be struck f. vurulmak
be struck by an evil spirit f. cin çarpmak
be struck with great fear f. yüreğine inmek
be struck with consternation f. şaşkınlık içinde kalmak
be struck with admiration f. hayran kalmak
be struck with paralysis f. felç geçirmek
be struck by lightning f. üzerine yıldırım düşmek
be struck by lightning f. üzerlerine yıldırım düşmek
struck dumb s. donakalmış
struck on s. vurgun
struck down by an accident s. kazazede
struck by lightning s. yıldırım çarpmış
horror-struck s. dehşete kapılmış
horror-struck s. dehşete düşmüş
panic-struck s. paniğe kapılmış
wonder-struck s. hayran
terror-struck s. dehşete kapılmış
wonder-struck s. hayran kalmış
wonder-struck s. şaşırmış
wonder-struck s. hayran kalmış
horror-struck s. dizinin bağı çözülmüş
horror-struck s. korkudan eli ayağı kesilmiş
planet-struck s. paniğe kapılmış
planet-struck s. bir gezegenin zararlı etkisi altında kalmış
stage-struck s. oyuncu olmak isteyen
stage-struck s. (oyundan) büyülenmiş
stage-struck s. oyunculuk peşinde koşan
stage-struck s. sahne tutkunu
stage-struck s. (oyun) etkisi altında kalmış
stage-struck s. oyuncu olmak için çıldıran
stage-struck s. sahne aşığı
stage-struck s. (oyun ile) dikkat çeken
a blow was struck expr. ilerleme kaydedildi
İfadeler
the thought struck me that expr. birdenbire aklıma geldi ki
Konuşma Dili
be struck by (someone or something) f. (birine veya bir şeye) çarpılmak
be struck by/on/with somebody/something f. (birine veya bir şeye) vurulmak
be struck by (someone or something) f. (birine veya bir şeye) vurulmak
be struck by/on/with somebody/something f. (birine veya bir şeye) çarpılmak
be struck by/on/with somebody/something f. (birinden veya bir şeyden) çok etkilenmek
clock struck one expr. saat biri vurdu
it struck me as odd expr. garibime gitti
it struck me as odd expr. bana tuhaf geldi
it struck me as odd expr. tuhafıma gitti
it struck me as peculiar expr. bana tuhaf geldi
Deyim
be struck all of a heap f. (şaşkınlıktan) küçük dilini yutmak
be struck dumb f. hayretten donup kalmak
be struck all of a heap f. küçük dilini yutmak
be struck dumb f. hayretten taş kesilmek
be struck by (someone or something) f. (biri veya bir şey) dikkatini çekmek
be struck by (someone or something) f. (biri veya bir şey) şaşırtmak
be struck by (someone or something) f. (biri veya bir şey) aklında yer etmek
be struck by (someone or something) f. (birinden/bir şeyden) etkilenmek
be struck dumb (with something) f. (bir şeyden) küçük dilini yutmak
be struck with (someone or something) f. (birine/bir şeye) hayran kalmak/olmak
be struck on (someone or something) f. (birine/bir şeye) vurulmak
be struck dumb (with something) f. (bir şeyden) donakalmak
be struck dumb (with something) f. (bir şeyden) taş kesilmek
be struck all of a heap f. aşırı telaş yapmak
be struck dumb (with something) f. (bir şeyden) donup kalmak
be struck on (someone or something) f. (birine/bir şeye) çarpılmak
be struck with (someone or something) f. (birinden/bir şeyden) çok etkilenmek
be struck on (someone or something) f. (birinden/bir şeyden) çok etkilenmek
be struck with (someone or something) f. (birine/bir şeye) vurulmak
be struck with (someone or something) f. (birine/bir şeye) çarpılmak
be struck on (someone or something) f. (birine/bir şeye) hayran kalmak/olmak
struck down with (an illness) s. (bir hastalığa) yakalanmış
struck down with (an illness) s. (bir hastalığa) tutulmuş
struck down with (an illness) s. (bir hastalıktan) ölmüş
it struck me expr. kafama dank etti
Konuşma
I have struck upon an idea expr. aklıma bir fikir geldi
it struck to me expr. kafama dank etti
Medikal
sun-struck s. güneş çarpmış
sun-struck s. başına güneş geçmiş
Sosyal Bilimler
poverty-struck s. yoksullukla cebelleşen
poverty-struck s. yoksulluk çeken
Fotoğrafçılık
light-struck s. kazara ışığa maruz kalarak zarar görmüş (film)
İngiliz Argosu
cunt struck expr. abayı yakmış