| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | luckily zf. | allahtan | ||
|
Luckily, I didn't have to make that decision. Allahtan o kararı vermek zorunda kalmadım. More Sentences |
||||
| Genel | luckily zf. | allah'tan | ||
|
Luckily, the weather was good. Allah'tan hava iyiydi. More Sentences |
||||
| Genel | luckily zf. | şans eseri | ||
|
Luckily, I had a very good doctor. Şans eseri çok iyi bir doktorum vardı. More Sentences |
||||
| Genel | luckily zf. | bereket versin ki | ||
|
The guests have arrived early, but luckily I had already finished cooking. Misafirler erken geldi, ama bereket versin ki ben zaten yemek yapmayı bitirmiştim. More Sentences |
||||
| Genel | luckily zf. | iyi ki | ||
|
Luckily nobody got wet. İyi ki kimse ıslanmadı. More Sentences |
||||
| Genel | luckily zf. | şansa bak ki | ||
|
Luckily, I was able to get the tickets yesterday. Şansa bak ki, biletleri dün almıştım. More Sentences |
||||
| Genel | luckily zf. | neyse ki | ||
|
Luckily, there are two ways to get rid of them. Neyse ki, onlardan kurtulmanın iki yolu var. More Sentences |
||||
| Genel | luckily zf. | şansımıza | ||
|
Luckily, I didn't have to make that decision. Şansıma o kararı vermek zorunda kalmadım. More Sentences |
||||
| Genel | luckily zf. | şansına | ||
|
Luckily for LeAnn, everything worked out well in the end. LeAnn'in şansına sonuçta her şey yolunda gitti. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | luckily zf. | allah'tan | ||
|
Luckily, the weather was good. Allah'tan hava iyiydi. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | luckily expr. | neyse ki | ||
|
Luckily, however, as we said, no case has yet been fatal. Neyse ki, dediğimiz gibi, henüz ölümcül bir vaka görülmedi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | luckily zf. | talihine | ||
| Genel | luckily zf. | çok şükür | ||
| Genel | luckily zf. | iki misli | ||
| Genel | luckily zf. | şükür ki | ||
| Genel | luckily zf. | şansa bakın ki | ||
| Genel | luckily zf. | rastlantı eseri | ||
| Genel | luckily zf. | tesadüfen | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Konuşma | ||||
| Konuşma | luckily I had a mother expr. | neyse ki annem vardı | ||
| Konuşma | luckily for you expr. | şükret ki | ||
| Konuşma | luckily I saw this coming expr. | neyse ki ileri görüşlülük edip | ||
| Konuşma | luckily there were plenty of buses expr. | şansıma bir sürü otobüs vardı | ||