subjective - Türkçe İngilizce Sözlük

subjective

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

subjective — Definition

Anlamı ve Tanımı:
öznel, kişisel
Okunuş (IPA):
(AmE /səbˈdʒɛktɪv/ – BrE /səbˈdʒektɪv/)
Terim Türü:
Sıfat: subjective
Yorumun bireysel algı ve deneyime dayandığı yaklaşımı niteleyen sıfattır. Latince subiectivus kökü, bilginin nesneden çok özneyle ilişkisini vurgular.
Eş Anlamlılar:
personal, biased
Zıt Anlamlılar:
objective, impartial

"subjective" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 31 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
subjective s. öznel
That is very much how it appears from their own subjective point of view.
Kendi öznel bakış açılarından bakıldığında durum tam da bu şekilde görünmektedir.

More Sentences
Genel
subjective s. subjektif
The justified reason can be either subjective or objective.
Haklı sebep subjektif veya objektif olabilir.

More Sentences
subjective s. hayali
I have a subjective scenario in my mind, but I haven't written it down yet.
Kafamda hayali bir senaryo var fakat henüz yazıya dökmedim.

More Sentences
subjective s. sübjektif
The Commission is certainly not creating a subjective right to immigration.
Komisyon kesinlikle sübjektif bir göç hakkı yaratmamaktadır.

More Sentences
subjective s. var olan
For him, his subjective experience is the objective reality that exists in the same way for all individuals.
Onun için öznel deneyimi, tüm bireyler için aynı şekilde var olan nesnel gerçekliktir.

More Sentences
subjective s. nesnel
The review was made from a subjective point of view.
İnceleme nesnel bir bakış açısıyla yapılmıştır.

More Sentences
subjective s. subjektif
The justified reason can be either subjective or objective.
Haklı sebep subjektif veya objektif olabilir.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
subjective s. öznel
That is very much how it appears from their own subjective point of view.
Kendi öznel bakış açılarından bakıldığında durum tam da bu şekilde görünmektedir.

More Sentences
subjective s. sübjektif
The Commission is certainly not creating a subjective right to immigration.
Komisyon kesinlikle sübjektif bir göç hakkı yaratmamaktadır.

More Sentences
Hukuk
subjective s. sübjektif
The Commission is certainly not creating a subjective right to immigration.
Komisyon kesinlikle sübjektif bir göç hakkı yaratmamaktadır.

More Sentences
Gıda
subjective s. öznel
That is very much how it appears from their own subjective point of view.
Kendi öznel bakış açılarından bakıldığında durum tam da bu şekilde görünmektedir.

More Sentences
subjective s. sübjektif
The Commission is certainly not creating a subjective right to immigration.
Komisyon kesinlikle sübjektif bir göç hakkı yaratmamaktadır.

More Sentences
Dilbilim
subjective s. cümle öznesi oluşturan
Subjective pronouns function as the subject of the sentence.
Cümle öznesi oluşturan zamirler tümcede özne olarak işlev görür.

More Sentences
Genel
subjective i. subjektif şey
subjective i. öznel şey
subjective i. boyunduruk altındaki şey
subjective s. kişisel bakış açısı ile ilgili
subjective s. düşsel
subjective s. gerçek
subjective s. hakiki
subjective s. gerçek olana ait
subjective s. gerçek olana özgü
subjective s. kişisel
Ticaret/Ekonomi
subjective s. kişiye göre değişen
Teknik
subjective s. zati
Dilbilim
subjective i. yalın hal
subjective s. cümle öznesi ile ilgili
subjective s. cümle öznesi teşkil eden
subjective s. (ingilizce ve bazı dillerde) yalın hali ifade eden
subjective s. tanımlama tümleci ile ilgili
subjective s. yüklemin öznesini vurgulayan

"subjective" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 72 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
subjective reality i. sübjektif realite
subjective value i. sübjektif değer
subjective value i. öznel değer
subjective criterion i. öznel ölçüt
subjective performance i. öznel başarım
subjective public right i. sübjektif kamu hakkı
subjective expression i. özel ifade
subjective well-being i. öznel iyi oluş
become subjective f. öznelleşmek
semi-subjective s. yarı öznel
subjective [obsolete] s. boyunduruk altındakilere özgü
subjective [obsolete] s. özneye ait
subjective [obsolete] s. özneye özgü
subjective [obsolete] s. tebaaya özgü
subjective [obsolete] s. tebaaya ait veya ilgili
subjective [obsolete] s. özne ile ilgili
subjective [obsolete] s. boyunduruk altındakilere ait veya ilgili
Ticaret/Ekonomi
subjective value i. sübjektif değer
subjective price i. sübjektif fiyat
subjective risk i. sübjektif riziko
subjective public right i. sübjektif kamu hakkı
subjective interview i. sübjektif mülakat
subjective probability distribution i. subjektif olasılık dağılımı
Hukuk
subjective impossibility i. kusurlu imkansızlık
subjective good faith i. subjektif iyi niyet
subjective elements of the offence i. suçun manevi unsurları
Siyasal
subjective rights i. subjektif haklar
subjective rights i. öznel haklar
subjective element i. öznel unsur
Sigortacılık
subjective risk i. sübjektif riziko
Teknik
subjective criterion i. öznel ölçüt
subjective performance i. öznel başarım
assessment of the influence of the thermal environment using subjective judgement scales i. subjektif karar ölçüleri kullanarak ısıl ortamın etkisinin değerlendirilmesi
subjective data i. öznel veri
subjective data i. öznel veriler
subjective image quality i. subjektif görüntü kalitesi
Psikoloji
subjective psychology i. öznel psikoloji
subjective utility i. öznel yararlılık
subjective culture i. öznel kültür
subjective color i. öznel renk
point of subjective equality i. öznel eşitlik noktası
subjective reality i. öznel gerçeklik
subjective idealism i. öznel idealizm
subjective scoring i. öznel puanlama
subjective organization i. öznel örgütlenme
subjective probability i. öznel olasılık
subjective error i. öznel hata
subjective frequency i. öznel sıklık
subjective sensation i. öznel his
subjective test i. öznel test
subjective orientation i. öznel yönelim
subjective norms i. öznel normlar
subjective expected utility i. öznel olarak beklenen yararlılık
Fizyoloji
subjective psychophysical scale i. öznel psikofizik ölçekler
subjective age i. öznel yaş
subjective age i. algılanan yaş
subjective age i. hissedilen yaş
Patoloji
subjective symptome i. öznel belirti
Gıda
subjective methods i. subjektif yöntemler
İstatistik
subjective bayesian inference i. öznel bayesci sonuç çıkarımı
subjective probability i. öznel olasılık
Edebiyat
subjective anachrony i. öznel zaman sapması
subjective flashforward i. öznel ileriye atlama
Dilbilim
subjective nouns i. özne görevindeki isimler
subjective test i. öznel test
subjective test i. öznel sınav
subjective scoring i. öznel notlandırma
subjective case i. özne durumu
subjective item i. öznel madde
Felsefe
subjective intension i. subjektif içlem
subjective intension i. ifadenin kişide yarattığı çağrışımlar
Meteoroloji
subjective forecasting i. subjektif tahmin