sunshine - Türkçe İngilizce Sözlük

sunshine

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

sunshine — Definition

Anlamı ve Tanımı:
güneş ışığı, neşe
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈsʌnʃaɪn/ – BrE /ˈsʌnʃaɪn/)
Terim Türü:
İsim: sunshine (uncountable)
Güneşten gelen parlak ışık; mecazi olarak mutluluk veren hâlidir. Sun ve shine birleşimi, fiziksel parlaklığı duygusal sıcaklıkla örtüştürür.
Eş Anlamlılar:
sunlight, cheer
Zıt Anlamlılar:
gloom

"sunshine" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 19 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
sunshine i. güneş
Explore San Diego's history and enjoy the sunshine.
San Diego'nun tarihini keşfedin ve güneşin tadını çıkarın.

More Sentences
sunshine i. güneş ışığı
Clear skies, swallows flying in from all around, calm seas, incredible sunshine.
Açık gökyüzü, dört bir yandan uçan kırlangıçlar, sakin denizler, inanılmaz güneş ışığı.

More Sentences
sunshine i. mutluluk kaynağı
Ashton was an unanticipated ray of sunshine after so long.
Ashton uzun zaman sonra beklenmedik bir mutluluk kaynağı oldu.

More Sentences
Bilgisayar
sunshine i. güneş ışığı
Clear skies, swallows flying in from all around, calm seas, incredible sunshine.
Açık gökyüzü, dört bir yandan uçan kırlangıçlar, sakin denizler, inanılmaz güneş ışığı.

More Sentences
Meteoroloji
sunshine i. günışığı
Hello, sunshine.
Merhaba, günışığım.

More Sentences
İngiliz Argosu
sunshine ünl. canım!
Hey sunshine, could you keep your voice down?
Selam canım, sesini alçaltabilir misin acaba?

More Sentences
Genel
sunshine i. neşe
sunshine i. gün
sunshine i. güneşin verdiği sıcaklık ve ışık
sunshine i. neşe saçan kimse
sunshine i. güneş gibi parlayan şey
sunshine i. kamuya açılma
sunshine i. kamu incelemesi
sunshine i. gün yüzüne çıkma
sunshine i. güneşli hava
sunshine s. iyimserlik saçan
sunshine s. neşeli
sunshine s. havanın güzel olduğu
Hukuk
sunshine s. kapalı toplantıları yasaklayarak kamusal şeffaflık sağlamak

"sunshine" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 46 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
sunshine coast i. güneş ışığı kıyısı
sunshine [obsolete] i. kuvvetli güneş ışığı yayılması
in sunshine and in storm zf. iyi veya kötü günlerde
Atasözü
after rain comes sunshine her gecenin bir sabahı vardır
Deyim
a ray of sunshine i. moral/nese/mutluluk kaynağı
a ray of sunshine i. umutlandıran/moral veren
a ray of sunshine i. keyfi hep yerinde kimse
a ray of sunshine i. etrafına mutluluk dağıtan kimse
a ray of sunshine i. birinin hayatına güneş gibi doğan kimse
a ray of sunshine i. mutluluk saçan kimse
a ray of sunshine i. hep mutlu kimse
a ray of sunshine i. birinin hayatına mutluluk katan kimse
walk on sunshine f. mutluluktan bulutların üstünde dolaşmak
walk on sunshine f. mutluluktan uçmak
walk on sunshine f. ayakları yere değmemek
walk on sunshine f. ayağı yerden kesilmek
walk on sunshine f. bulutların üstünde uçmak
walk on sunshine f. çok mutlu olmak
walk on sunshine f. sevinçten havalara uçmak
life isn't all sunshine and rainbows expr. hayat acıdır
life isn't all sunshine and rainbows expr. hayat toz pembe değildir
not all sunshine and roses expr. güllük gülistanlık değil
Konuşma
you are my sunshine expr. benim günışığımsın
Hukuk
sunshine law i. kapalı toplantıları yasaklayarak kamuya açan yasal düzenleme
Teknik
hours of sunshine i. güneşlenme süresi
Aydınlatma
relative sunshine duration i. bağıl güneşlenme süresi
astronomical sunshine duration i. astronomik güneşlenme süresi
sunshine duration i. güneşlenme süresi
possible sunshine duration i. olanaklı güneşlenme süresi
Otomotiv
sunshine-roof i. açılır tavan
Deniz Biyolojisi
sunshine bass i. melez bir tatlı su levreği türü
Botanik
oregon sunshine (eriophyllum lanatum) i. grimsi yaprakları ve altın sarısı çiçekleri olan çok yıllık bir bitki
Çevre
possible duration of sunshine i. mümkün güneş ışığı süresi
Coğrafya
sunshine coast i. avustralya'nın queensland eyaletinde şehir
sunshine state i. florida eyaleti
Meteoroloji
sunshine integrato i. günışığı göstergesi
sunshine recorder i. günışığı kaydedicisi
sunshine recorder i. güneşlenme süresi yazıcısı
sunshine integrator i. güneşlilik süresi hesaplayıcısı
Argo
shot to sunshine f. eskimek
shot to sunshine f. bozulmak
blow sunshine up (one's) ass f. (birinin) yüzüne gülmek
blow sunshine up (one's) ass f. (birinin) kıçını yalamak
blow sunshine up (one's) ass f. (birini) kandırmak
blow sunshine up (one's) ass f. (birine) yağ çekmek
blow sunshine up (one's) ass f. (birine) samimiyetsiz davranmak/olmak