| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | sunshine i. | güneş | ||
|
Explore San Diego's history and enjoy the sunshine. San Diego'nun tarihini keşfedin ve güneşin tadını çıkarın. More Sentences |
||||
| Genel | sunshine i. | güneş ışığı | ||
|
Clear skies, swallows flying in from all around, calm seas, incredible sunshine. Açık gökyüzü, dört bir yandan uçan kırlangıçlar, sakin denizler, inanılmaz güneş ışığı. More Sentences |
||||
| Genel | sunshine i. | mutluluk kaynağı | ||
|
Ashton was an unanticipated ray of sunshine after so long. Ashton uzun zaman sonra beklenmedik bir mutluluk kaynağı oldu. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | sunshine i. | güneş ışığı | ||
|
Clear skies, swallows flying in from all around, calm seas, incredible sunshine. Açık gökyüzü, dört bir yandan uçan kırlangıçlar, sakin denizler, inanılmaz güneş ışığı. More Sentences |
||||
| Meteoroloji | ||||
| Meteoroloji | sunshine i. | günışığı | ||
|
Hello, sunshine. Merhaba, günışığım. More Sentences |
||||
| İngiliz Argosu | ||||
| İngiliz Argosu | sunshine ünl. | canım! | ||
|
Hey sunshine, could you keep your voice down? Selam canım, sesini alçaltabilir misin acaba? More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | sunshine i. | neşe | ||
| Genel | sunshine i. | gün | ||
| Genel | sunshine i. | güneşin verdiği sıcaklık ve ışık | ||
| Genel | sunshine i. | neşe saçan kimse | ||
| Genel | sunshine i. | güneş gibi parlayan şey | ||
| Genel | sunshine i. | kamuya açılma | ||
| Genel | sunshine i. | kamu incelemesi | ||
| Genel | sunshine i. | gün yüzüne çıkma | ||
| Genel | sunshine i. | güneşli hava | ||
| Genel | sunshine s. | iyimserlik saçan | ||
| Genel | sunshine s. | neşeli | ||
| Genel | sunshine s. | havanın güzel olduğu | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | sunshine s. | kapalı toplantıları yasaklayarak kamusal şeffaflık sağlamak | ||