tarihsel - Türkçe İngilizce Sözlük

tarihsel

"tarihsel" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 4 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
tarihsel historic s.
We don't know exactly what happened in historic times.
Tarihsel dönemlerde tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz.

More Sentences
tarihsel historical s.
The problematic nature of historical evidence puzzled the researchers.
Tarihsel kanıtların sorunlu doğası araştırmacıları şaşırtmıştır.

More Sentences
tarihsel genetical s.
tarihsel storial s.

"tarihsel" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 112 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
tarihsel materyalizm historical materialism i.
tarihsel gerçeklik historicity i.
tarihsel bir dönüm noktasının simgesi historical marker i.
tarihsel roman historical fiction i.
tarihsel zaman historical time i.
tarihsel olarak papa'ya ait olmuş olan orta italya devletçikleri papal states i.
tarihsel bağlam historical context i.
tarihsel dilbilim historical linguistics i.
tarihsel olarak çeşitli noktalar arasında tarifeye göre yolculuk yapan büyükçe at arabası stagecoach i.
tarihsel miras boyutu ön plana çıkarılan atraksiyon heritage attraction i.
tarihsel uzlaşma historical compromise i.
tarihsel döngü kuramı historical cycle theory i.
tarihsel yöntem historical method i.
tarihsel dönem historical period i.
tarihsel ifadeler historical sentences i.
tarihsel çerçeve historical frame i.
tarihsel doku historical texture i.
tarihsel koşullar historical conditions i.
tarihsel süreç historical process i.
tarihsel süreç historic process i.
tarihsel arka plan historical background i.
tarihsel kesit historical period i.
tarihsel gelişim historical development i.
tarihsel şartlara göre (düşünme vb.) historico-pragmatic i.
tarihsel gelişim süreci historical development process i.
tarihsel ihtiyaç historic need i.
tarihsel sıralama chronology i.
tarihsel imgelem historical imagination i.
tarihsel arka plan historical background i.
tarihsel olgu historical fact i.
tarihsel anlatı historical narrative i.
tarihsel araştırma historical research i.
tarihsel kişilik historical figure i.
tarihsel şahsiyet historical figure i.
tarihsel eleştiri historical criticism i.
tarihsel gelişimde aşama moment i.
tarihsel gelişime sahip ve birbirini takip eden dişil olguların ilki veya en eskisi grandmother i.
yaşı ve tarihsel önemi nedeniyle değer verilen bina veya kurum grande dame i.
tarihsel gerçeklere uygunluk historicity i.
tarihsel kişileri sembolize eden sanat eseri iconography i.
tarihsel değişim diachrony i.
tarihsel doğruluk historical accuracy i.
(mimari dekorasyonda) tarihsel kesinlik synchronism i.
uluslararası ilişkilerde barışın hakim olduğu tarihsel dönem pax i.
tarihsel önemi olan storied s.
tarihsel olmayan unhistorical s.
toplumsal ve tarihsel sociohistorical s.
tarihsel açıdan belirleyici historical s.
tarihsel açıdan ünlü historical s.
tarihsel analiz ile ilgili historical s.
tarihsel açıdan belirleyici historic s.
kısmen tarihsel semihistorical s.
tarihsel olarak doğru historically accurate s.
tarihsel olarak historically zf.
tarihsel açıdan historically zf.
tarihsel açıdan from a historical perspective zf.
(tarihsel) tüccar chandler N.
akıl hastanesi (tarihsel) asylum N.
savunma (tarihsel) apology N.
İfadeler
tarihsel veriler olmadan without historical data expr.
Deyim
sanat uğruna veya belli bir amaçla tarihsel olaylarda yapılan ufak değişiklikler artistic license i.
tarihsel olayları çarpıtmak rewrite the history books f.
Hukuk
tarihsel olarak mülkiyete bağlı olmayıp bağış veya emir yoluyla uzun süreli istifade için ilhak edilmiş arazi parçası common appurtenant i.
Siyasal
tarihsel veya etnik olarak bir ülkeye, siyasi olarak başka ülkeye ait bölge irridenta i.
tarihsel veya etnik olarak bir ülkeye aitken siyasi olarak başka ülkeye geçen bölge irredenta i.
abd anayasası'nın kendi tarihsel bağlamı içinde değerlendirilerek yazarlarının amaçlarına göre yorumlanması gerektiği kuramı originalism i.
abd'nin batısının tarihsel olarak yasasız dönemiyle ilgili wild west s.
abd'nin batısının tarihsel olarak yasasız dönemine ait wild west s.
Kurum/Kuruluş
tarihsel çevre değerlendirme ve araştırma merkezi (taçdam) centre for research and assessment of the historic environment i.
Teknik
çömlekçilik üzerine tarihsel veya betimleyici çalışma ceramography i.
Telekom
tarihsel veriler historical data i.
tarihsel maliyet historical cost i.
Denizcilik
tarihsel analiz analysis of historiography i.
tarihsel olarak gemi yolcuları için en ucuz tarife steerage i.
tarihsel olarak gemi yolcuları için en ucuz tarife steerage i.
tarihsel tsunami historical tsunami i.
İstatistik
tarihsel bir olayı doğru tahmin edip edemeyeceğini gözlemleyerek (matematiksel modeli) test etmek hindcast f.
Biyoloji
belli bir canlı grubunun ilk şeklinden bugünkü şekline kadar geçirdiği tarihsel aşama phylogenesis i.
biyolojik grubun (ırk, tür) tarihsel gelişimini ortaya koyan teori transformism i.
Sosyal Bilimler
tarihsel olarak baskın bir cinsiyet veya etnik gruptan olduğu için önemi ve yetenekleri abartılmış olabilecek bir erkek dead white european male i.
tarihsel olarak baskın cinsiyete ve etnik gruba mensup olduğu için değeri ve yetenekleri abartılan erkek dead white male i.
tarihsel olayları birbiriyle bağlantılı ele alan pragmatic s.
Eğitim
tarihsel yöntem ve düşünce historical method and thought i.
dini inançların analitik ve tarihsel olarak incelenmesi theology i.
tarihsel olarak siyah kolejler ve üniversiteler hbcu (historically black college or university) kısalt.
Edebiyat
tarihsel otobiyografi historiographic autobiography i.
tarihsel önemi olan fantasied s.
Dilbilim
karşılaştırmalı tarihsel dilbilim comparative historical linguistics i.
tarihsel şimdiki zaman historic present i.
tarihsel dilbilim historical linguistics i.
tarihsel dilbilgisi historical grammar i.
bir dilin veya dilin belirli bir evresinin tarihsel gelişimi, diğer dillerle karşılaştırılması veya doğru kullanımı gibi alanlara değinmeden yalnızca dilbilgisinin incelenmesine veya tanımlanmasına ait descriptive s.
bir dilin veya dilin belirli bir evresinin tarihsel gelişimi, diğer dillerle karşılaştırılması veya doğru kullanımı gibi alanlara değinmeden yalnızca dilbilgisinin incelenmesi veya tanımlanması ile ilişkili descriptive s.
Tarih
abd'nin batısının tarihsel olarak yasasız dönemi wild west i.
belirli bir tarihsel dönemde birbirini izleyen önemli olayları listeleyen tablo time line i.
belirli bir tarihsel dönemde birbirini izleyen önemli olayları listeleyen tablo time chart i.
tarihsel araştırma yöntemlerine karşı olan antihistorical s.
(tarihsel öncüllerini göz ardı ederek) belirli bir zaman diliminde gelişen olayları ele alan synchronical s.
(tarihsel öncüllerini göz ardı ederek) belirli bir zaman diliminde gelişen olayları ele alan synchronic s.
Felsefe
tarihsel özdekçilik historical materialism i.
tarihsel okul historical school i.
önümüzdeki binyılın veya belli bir tarihsel durumun yıkıcı bir olay tarafından şekillendirileceği teorisi catastrophism i.
Çevre
tarihsel deprem historical earthquake i.
Coğrafya
tarihsel coğrafya historical geography i.
Jeoloji
tarihsel yerbilim historical geology i.
tarihsel dönem depremleri historical period earthquakes i.
Askeri
özellikle tarihsel ordularda resmî olarak asker olmayan ancak orduyla birlikte hareket eden ve askerlere çeşitli mal veya hizmetler sağlayan sivil camp follower i.
Sanat
gotik ortaçağ sanatını canlandırmaya yönelik tarihsel, romantik ve dini üslûptaki girişimler neo-gothic style i.
Sinema
konusu tarihsel bir döneme dayalı film veya tiyatro oyunu costume drama i.
Eski Kullanım
tarihsel sıralama yapamayan (kimse) unchronological s.
Argo
baskın cinsiyete ve etnik gruba mensup olduğu için tarihsel değeri ve yetenekleri abartılan erkek dwm (dead white male) kısalt.
tarihsel olarak baskın cinsiyete ve etnik gruba mensup olduğu için değeri ve yetenekleri abartılan erkek dwem (dead white european male) kısalt.