testify - Türkçe İngilizce Sözlük

testify

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

testify — Definition

Anlamı ve Tanımı:
tanıklık etmek, ifade vermek
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈtɛstəfaɪ/ – BrE /ˈtɛstɪfaɪ/)
Terim Türü:
Fiil: testify (testifies – testified – testifying)
Resmî ya da gayriresmî biçimde doğru beyan sunma eylemi. Latince testificari kökünden evrilmiştir. Hukuk ve din bağlamlarında doğruluk ve sorumlulukla ilişkilendirilir.
Eş Anlamlılar:
attest, bear witness
Zıt Anlamlılar:
deny, recant

"testify" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 37 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
testify f. tanıklık etmek
Sami testified.
Sami tanıklık etti.

More Sentences
Genel
testify f. ifade vermek
Mr. Mayer was called to testify in court.
Bay Mayer mahkemede ifade vermek üzere çağrıldı.

More Sentences
testify f. şahadet etmek
Testifying for the god is the duty of every Christian.
Tanrıya şahadet etmek her Hristiyan'ın görevidir.

More Sentences
testify f. tanıklık etmek
Sami testified.
Sami tanıklık etti.

More Sentences
testify f. şahitlik etmek
Tom testified at Mary's trial.
Tom, Mary'nin duruşmasında şahitlik etti.

More Sentences
testify f. tanık ifadesi vermek
Afterwards, the witnesses testified.
Daha sonra, tanıklar ifade verdi.

More Sentences
Hukuk
testify f. açıkça göstermek
The decrease in the sells testifies to the size of the economic crisis.
Satışlardaki düşüş, ekonomik krizin boyutunu açıkça göstermektedir.

More Sentences
testify f. ifade vermek
Mr. Mayer was called to testify in court.
Bay Mayer mahkemede ifade vermek üzere çağrıldı.

More Sentences
testify f. şahitlik etmek
Tom testified at Mary's trial.
Tom, Mary'nin duruşmasında şahitlik etti.

More Sentences
testify f. şahadet etmek
Testifying for the god is the duty of every Christian.
Tanrıya şahadet etmek her Hristiyan'ın görevidir.

More Sentences
testify f. şahitlik yapmak
Tom didn't want to testify against Mary.
Tom, Mary'ye karşı şahitlik yapmak istemedi.

More Sentences
testify f. tanıklık yapmak
Tom wanted to testify against Mary.
Tom, Mary'ye karşı tanıklık yapmak istiyordu.

More Sentences
testify f. tanıklık etmek
Sami testified.
Sami tanıklık etti.

More Sentences
Genel
testify f. ispatlamak
testify f. kanıtlamak
testify f. şahitlikte bulunmak
testify f. şahadette bulunmak
testify f. tanıklıkta bulunmak
testify f. doğrulamak
testify f. kanıt sunmak
Hukuk
testify f. tanık olmak
testify f. şahit olmak
testify f. delil olmak
testify f. beyanatta bulunmak
testify f. beyan etmek
testify f. resmen açıklamak
testify f. açığa vurmak
testify f. ispat etmek
testify f. şahit olarak dinlenmek
Teknik
testify f. doğrulamak
testify f. teyid etmek
testify f. teyit etmek
Dini
testify f. inancını açıklamak
testify f. günahlardan arınmayı beyan etmek
Eski Kullanım
testify f. göstermek
testify f. ilan etmek
testify f. bilinir hale getirmek

"testify" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 25 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
testify to f. kanıtlamak
testify to f. göstermek
call the witness to testify f. tanıklığa davet etmek
testify to f. -e tanıklık etmek
testify at the disciplinary hearing f. disiplin yargılamasında ifade vermek
call someone to testify f. birini tanıklık için çağırmak
testify for someone f. biri için şahitlik yapmak
Öbek Fiiller
testify for (someone or something) f. (biri/bir şey) için şahitlik yapmak
testify for f. lehine şahitlik yapmak
testify against (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) aleyhinde tanıklık etmek
testify to (something) f. (bir şeyi) ispatlamak
testify to (something) f. (bir şeye) tanıklık etmek
testify for f. için şahitlik yapmak
testify for (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) lehine şahitlik yapmak
Hukuk
encouraging to refuse to testify i. şahitlikten kaçınmaya teşvik etme
refusal to testify i. tanıklık yapmayı reddetme
refusal of testify i. şahadetten imtina
refusal to testify i. tanıklıktan çekinme
testify against f. aleyhte tanıklık etmek
testify in court f. mahkemede ifade vermek
call somebody to testify f. ifade vermesi için çağırmak
be called to testify f. ifade vermesi için çağrılmak
testify under oath f. yemin altında tanıklık etmek
testify for the prosecution f. davacı lehine şahitlik yapmak
testify for the defense f. davalı lehine şahitlik yapmak