| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | troubling s. | sıkıntılı | ||
|
We have a troubling problem. Sıkıntılı bir meseleyle karşı karşıyayız. More Sentences |
||||
| Genel | troubling s. | rahatsız edici | ||
|
BTW hundreds is a very troubling number. BTW yüzlerce çok rahatsız edici bir sayıdır. More Sentences |
||||
| Genel | troubling i. | rahatsız etme | ||
| Genel | troubling s. | tedirgin edici | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | think of troubling things f. | kötü düşünmek | ||
| Konuşma | ||||
| Konuşma | what's troubling him/her? expr. | onun sorunu ne? | ||
| Konuşma | what's troubling you? expr. | moraliniz bozan ne? | ||
| Konuşma | what's troubling you? expr. | canını sıkan ne? | ||
| Konuşma | what's troubling you? expr. | canını sıkan şey ne? | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | what's troubling you? expr. | şikayetiniz nedir? | ||