| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | twilight i. | alacakaranlık | ||
|
The soft glow of twilight painted the sky. Alacakaranlığın tatlı kızıllığı gökyüzünü boyamıştı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | twilight i. | gün batımı | ||
|
They took a romantic stroll during the enchanting twilight hours. Büyüleyici gün batımında romantik bir gezintiye çıktılar. More Sentences |
||||
| Genel | twilight i. | (ömürde vb.) sonbahar | ||
|
As retirement approached, he entered the twilight of his career. Emekliliği yaklaşırken kariyerinin sonbaharını yaşıyordu. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | twilight i. | alacakaranlık | ||
|
The soft glow of twilight painted the sky. Alacakaranlığın tatlı kızıllığı gökyüzünü boyamıştı. More Sentences |
||||
| Meteoroloji | ||||
| Meteoroloji | twilight i. | alacakaranlık | ||
|
The soft glow of twilight painted the sky. Alacakaranlığın tatlı kızıllığı gökyüzünü boyamıştı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | twilight i. | seher | ||
| Genel | twilight i. | tan | ||
| Genel | twilight i. | zayıf ışık | ||
| Genel | twilight i. | şafak | ||
| Genel | twilight i. | alaca karanlık | ||
| Genel | twilight i. | belirsizlik | ||
| Genel | twilight i. | muğlaklık | ||
| Genel | twilight i. | gerileme dönemi | ||
| Boyacılık | ||||
| Boyacılık | twilight i. | alacakaranlık mavisinden daha hafif bir mavi tonu | ||
| Boyacılık | twilight i. | grimsi bir mavi tonu | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | twilight i. | pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri | ||