daylight - Türkçe İngilizce Sözlük

daylight

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

daylight — Definition

Anlamı ve Tanımı:
gün ışığı
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈdeɪlaɪt/ – BrE /ˈdeɪlaɪt/)
Terim Türü:
İsim: daylight (uncountable)
Güneşten gelen doğal aydınlık. Day ve light birleşimi, zaman ve ışık kavramlarını birleştirir. Günlük ve teknik bağlamda, doğal aydınlatmayı ifade eder
Eş Anlamlılar:
sunlight
Zıt Anlamlılar:
darkness

"daylight" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 40 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
daylight i. gün ışığı
The scene will be shot in daylight.
Sahne gün ışığında çekilecek.

More Sentences
daylight i. aralık
daylight i. gösterme
daylight i. boşluk
daylight i. şafak
daylight i. aydınlık
daylight i. tan
daylight i. seher
daylight i. gündüz
daylight i. gündüz ışığı
daylight i. gerçeğin anlaşılması
daylight i. (belirsiz bir şey) gün ışığına çıkma
daylight i. açıklık
daylight i. tanıtım
daylight i. aydınlık ve geniş alan
daylight f. gün ışığıyla aydınlatmak
daylight f. gün ışığı temin etmek
daylight s. gün ışığında yapılan
daylight s. gün ışığında kullanılan
daylight s. gün ışığında gerçekleşen
Konuşma Dili
daylight i. bilinç
daylight i. şuur
daylight i. anlayış
daylight i. idrak
Deyim
daylight i. uyuşmazlık
daylight i. anlaşmazlık
daylight i. fikir ayrılığı
Teknik
daylight i. gündüz
daylight i. günışığı
daylight i. güneşin görünür spektrumlar üzerinde ürettiği yoğunluk dağılımı
daylight i. pres gibi makinelerde merdaneler arası boşluk
daylight i. güneşin görünür spektrumlar üzerinde ürettiği yoğunluk dağılımı
daylight i. pres vb. makinelerde merdaneler arası boşluk
Mimarlık
daylight f. (çatı penceresi, pencere) doğal aydınlatma kaynakları sağlamak
daylight f. (çatı penceresi, pencere vb.) doğal aydınlatma kaynakları sağlamak
İnşaat
daylight f. içindekilerin kendiliğinden akabileceği bir yere drenaj borusu döşemek
Spor
daylight i. defans oyunları arasındaki açıklık
daylight i. defans oyunları arasındaki boşluk
Fotoğrafçılık
daylight s. gün ışığına maruz kalmak üzere üretilmiş (film)
daylight s. gün ışığına maruz kalmak üzere üretilmiş (film)

"daylight" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
saudi arabia daylight time i. suudi arabistan yaz saati
daylight saving i. saati standart zamanın bir saat ilerisine geçirerek akşamları gün ışığından bir saat daha faydalanma
daylight saving i. yaz saati uygulaması
daylight time i. gün ışığından tasarruf etmeye uyarlanmış saat
artificial daylight i. yapay gün ışığı
arabian daylight time i. arabistan yaz saati
bangkok daylight time i. bangkok yaz saati
samoa daylight time i. samoa yaz saati
aus central daylight time i. avustralya merkezi yaz saati
central asia daylight time i. orta asya yaz saati
hawaiian daylight time i. hawaii yaz saati
south africa daylight time i. güney afrika yaz saati
fiji daylight time i. fiji yaz saati
iran daylight time i. iran yaz saati
india daylight time i. hindistan yaz saati
greenwich daylight time i. greenwich yaz saati
israel daylight time i. israil yaz saati
afghanistan daylight time i. afganistan yaz saati
china daylight time i. çin yaz saati
eastern daylight time i. doğu yaz saati
central daylight time i. merkezi yaz saati
canada central daylight time i. kanada merkezi yaz saati
central pacific daylight time i. orta pasifik yaz saati
egypt daylight time i. mısır yaz saati
czech daylight time i. çek yaz saati
mexico daylight time i. meksika yaz saati
daylight factor i. gün ışığı etkeni
daylight film i. gün ışığı boş filmi
daylight lamp i. gün ışığı lambası
daylight saving time i. yaz saati
daylight factor i. gün ışığı katsayısı
daylight saving time i. saati ileri alarak zaman kazanma
daylight-saving time i. yaz saati
daylight saving time i. yaz saati uygulaması
edt (eastern daylight time) i. doğu yaz saati
broad daylight i. güpegündüz vakit
let daylight into something f. aydınlatmak
be brought to daylight f. açığa çıkarılmak
(daylight) penetrate something f. (günışığı) nüfuz etmek
(daylight) penetrate something f. (günışığı) içeri girmek
(daylight) filter through something f. (günışığı) içeri girmek
emerge into the daylight f. aydınlığa kavuşmak
by daylight zf. gündüz
in broad daylight zf. güpegündüz
by daylight zf. gündüzün
in daylight zf. gündüz gözüyle
at daylight zf. gün ışığıyla birlikte
at daylight zf. gündüz
pdt (pacific daylight time) [us/canada] kısalt. pasifik yaz saati
İfadeler
during daylight expr. gündüz vakti
there is no daylight between (two things) expr. birbirine çok yakın olma
there is no daylight between (two things) expr. birbirini yakından etkileme
there is no daylight between (two things) expr. birbirine geçmiş olma
there is no daylight between (two things) expr. birbiriyle yakından ilgili/ilişkili olma
there is no daylight between (two things) expr. etkileri birbirine yansıma
there is no daylight between (two things) expr. birbiriyle iç içe olma
Konuşma Dili
let daylight through f. birini vurmak ya da bıçaklamak
let daylight through f. (birinin vücudunda) delik açmak
let daylight through f. birini deşmek
Deyim
daylight robbery i. resmen soygun
daylight robbery i. güpegündüz soygun
daylight robbery i. bilerek kazık atma
broad daylight i. doğal ışık
broad daylight i. gün ışığı
begin to see daylight f. tünelin sonundaki ışığı görmek
burn daylight f. zaman harcamak
burn daylight f. boş yere calışmak
burn daylight f. oyalanmak
begin to see daylight f. tünelin ucundaki ışığı görmek (çok çalışıp sonuca ulaşmak)
burn daylight f. karanlıktan olmadan mum yakmak
burn daylight f. zamanı boşa harcamak
burn daylight f. gereksiz işler yapmak
burn daylight f. gündüz gözüne ışık yakmak
burn daylight f. hava aydınlıkken boşuna ışık yakmak
see daylight f. (bir projede) çıkışı görmek
see daylight f. (bir projenin) sonuna yaklaşmak
see daylight f. anlam vermek
see daylight f. (bir projeyi) bitirmek üzere olmak
see daylight f. anlamaya başlamak
see daylight f. aydınlanmak
see daylight f. anlamını kavramak
see daylight f. tünelin sonundaki ışığı görmek
in broad daylight expr. güpegündüz
in broad daylight expr. gün ışığında
can't find one's butt with both hands in broad daylight expr. iki eliyle bir işi beceremeyen
can't find one's butt with both hands in broad daylight expr. son derece aptal veya beceriksiz
there is no daylight between (two things) expr. (iki şey) birbirine geçmiş durumda
there is no daylight between (two things) expr. (iki şey) arasında hiçbir fark yok
there is no daylight between (two things) expr. (iki şey) aralarından ışık sızmayacak kadar birbirine yakın
broad daylight expr. gündüz gözüne
broad daylight expr. gündüz gözüyle
broad daylight expr. güpegündüz
Ticaret/Ekonomi
daylight overdraft i. gün-içi limit
Siyasal
dst (daylight saving time) kısalt. yaz saati
dst (daylight saving time) kısalt. yaz saati uygulaması
dst (daylight saving time) kısalt. saati ileri alarak zaman kazanma
Teknik
daylight factor i. günışığı
daylight saving time i. yaz saati
artificial daylight i. yapay gün ışığı
daylight lamp i. günışığı lambası
difused daylight i. yaygın gün ışığı
daylight passing through the glass i. camdan geçen gün ışığı
artificial daylight i. suni gün ışığı
difused daylight i. difuze gün ışığı
glass-filtered daylight i. cam filtreden geçirilmiş gün ışığı
natural daylight glass i. doğal güneş camı
outdoor daylight i. bina dışı gün ışığı
diffuse natural daylight or artificial daylight i. yayılmış tabii veya suni gün ışığı
climate-based daylight model i. iklim tabanlı günışığı modeli
Bilgisayar
tasmania daylight time i. tasmanya yaz saati
taipei daylight time i. taype yaz saati
tokyo daylight time i. tokyo yaz saati
sydney daylight time i. sidney yaz saati
west pacific daylight time i. batı pasifik yaz saati
us eastern daylight time i. abd doğu yaz saati
west asia daylight time i. batı asya yaz saati
sa western daylight time i. güney amerika batı yaz saati
sa pacific daylight time i. güney amerika pasifik yaz saati
sa eastern daylight time i. ga doğu yaz saati
romance daylight time i. romance yaz saati
russian daylight time i. rusya yaz saati
alaskan daylight time i. alaska yaz saati
dateline daylight time i. gün hattı yaz saati
gmt daylight time i. gmt yaz saati
gft daylight time i. yft yaz saati
new zealand daylight time i. yeni zelanda yaz saati
mountain daylight time i. sıradağlar yaz saati
newfoundland daylight time i. newfoundland yaz saati
pacific daylight time i. pasifik yaz saati
mid-atlantic daylight time i. orta atlantik yaz saati
Aydınlatma
daylight illuminant i. günışığı ışıklayıcısı
daylight factor i. günışığı çarpanı
daylight opening i. günışığı açıklığı
daylight locus i. günışıkları geometrik yeri
Otomotiv
daylight sensor i. gün ışığı sensörü
daylight running lamp i. gündüz yakılan lamba
daylight running lamp i. gündüz farı
daylight opening i. gün ışığı açıklığı
Havacılık
daylight clearance i. taşıt kleransı
daylight clearance i. gündüz uçuş kleransı
Optik
ageing of rigid and soft lenses in daylight i. sert ve yumuşak lenslerin gün ışığında yaşlandırılması
daylight vision i. gün ışığında normal görüş
daylight vision i. konilerin aktif olduğu ve renk tonunun algılandığı yeterli aydınlatmayla görme
Coğrafya
daylight savings i. saati standart zamanın bir saat ilerisine alarak akşamları gün ışığından bir saat daha faydalanma
daylight-savings time i. yaz saati uygulaması
daylight-savings time i. saati standart zamanın bir saat ilerisine alarak akşamları gün ışığından bir saat daha faydalanma
daylight hours i. gündüz saatleri
daylight savings i. yaz saati uygulaması
Askeri
daylight traffic line i. gündüz trafik yasak hattı
Sinema
daylight loading type i. aydınlıkta dondurulabilir