versus - Türkçe İngilizce Sözlük

versus

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

versus — Definition

Anlamı ve Tanımı:
karşı, -e karşı
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈvɜːrsəs/ – BrE /ˈvɜːsəs/)
Terim Türü:
Edat/İfade
Karşıtlık veya rekabet bildiren bağlaç/edat. Latince versus (“karşı dönük”) kökünden gelir. Hukuk ve spor dilinde karşılaşma taraflarını belirtir.
Eş Anlamlılar:
against, compared with
Zıt Anlamlılar:
together with

"versus" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 6 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
versus ed. karşı
The next game will be Mike versus Emma.
Bir sonraki maç Mike Emma'ya karşı şeklinde olacak.

More Sentences
Genel
versus ed. (iki seçenek) arasında
You must choose between comfort versus economy while buying a car.
Bir araba satın alırken konfor ile ekonomi arasında seçim yapmalısınız.

More Sentences
Hukuk
versus zf. karşı
The next game will be Mike versus Emma.
Bir sonraki maç Mike Emma'ya karşı şeklinde olacak.

More Sentences
Genel
versus ed. aleyhinde
versus ed. -e karşı
Hukuk
versus ed. birbirine karşı yasal işlem başlatarak

"versus" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 45 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
right versus left i. sağsol karşıtlığı
vs (versus) ed. -e karşı
versus (vs) ed. karşısında
versus (vs) ed. aleyhinde
versus (vs) ed. karşı
vs. (versus) kısalt. aleyhinde
vs. (versus) kısalt. karşı
İfadeler
nature versus nurture expr. doğa mı yetiştirme mi
us-versus-them expr. bize karşı onlar
Deyim
brains versus brawn i. zeka/akıl mı güç mü/kuvvet mi
brains versus brawn i. beyin-kas/zeka-fiziksel güç karşılaştırması
save versus (something) f. (bir şeyden) kaçmak/kaçınmak
save versus (something) f. (masaüstü oyunlarında) (bir şeye) karşı koruma sağlamak
save versus (something) f. (bir şeye) karşı direnmek
save versus (something) f. (bir şeye) karşı gardını almak
brains versus brawn expr. aklın fiziksel güce üstünlüğü
brains versus brawn expr. zekanın/aklın kaba kuvvete üstünlüğü
Ticaret/Ekonomi
delivery versus payment principle i. teslim karşılığı ödeme prensibi
rules versus discretion inactivist policy i. isteğe bağlı politikasızlık karşısında kural
Siyasal
centralization versus decentralization i. merkezden yönetime karşı yerinden yönetim
centralization versus decentralization i. merkezciliğe karşı merkezsizlik
centralization versus decentralization i. merkeziyete karşı ademi merkeziyet
guns versus butter model i. ya silah ya gıda modeli
guns versus butter model i. nazi almanyası'nda savaş öncesi tercihli bir tasarruf modeli
Teknik
amplitude versus azimuth i. genliğe karşı azimut açısı
Bilgisayar
player versus player i. oyuncuya karşı oyuncu
Medikal
immediate versus delayed toxicity i. hızlı tip ya da gecikmiş toksisite
local versus systemic toxicity i. lokal ya da sistemik toksisite
versus variola i. versus variola
graft-versus-host disease i. graft versus host hastalığı
chronic graft-versus-host disease i. kronik graft versus host hastalığı
graft versus host diseas i. yama kökenli konak hastalığı
graft versus host reaction i. yamanın konağa tepkisi
graft versus leukemia effect i. yamanın lösemiye etkisi
graft versus host reaction i. yamaya karşı konak reaksiyonu
Psikoloji
basic trust versus basic mistrust i. temel güvensizliğe karşı güven
generativity versus stagnation i. durgunluğa karşı üretkenlik
integrity versus despair i. umutsuzluğa karşı bütünlük
initiative versus guilt i. suçluluk duygusuna karşı inisiyatif
autonomy versus shame and doubt i. utanç ve kuşkuya karşı özerklik
industry versus inferiority i. aşağılık duygusuna karşı beceriklilik
identity versus role confusion i. rol karışıklığına karşı kimlik
intimacy versus isolation i. tecrit olmaya karşı yakınlık
trust versus mistrust i. güvene karşı güvensizlik
identity versus role confusion i. kimliğe karşı rol karışıklığı