against - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

against

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"against" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 25 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
against ed. karşı
against ed. aykırı
General
against zf. -e doğru
against zf. -e değecek şekilde
against zf. ters olarak
against ed. karşı
against ed. mukabilinde
against ed. -e aykırı
against ed. kontra
against ed. muhalif
against ed. mukabil
against ed. karşısında
against ed. karşılığında
against ed. aleyh
against ed. -e karşı
against ed. dayalı
against ed. aleyhinde
against ed. -e zıt yönde
against ed. aleyhte
Trade/Economic
against karşılığı
against mukabili
against karşı
Law
against aleyhinde
Technical
against karşılaştırarak
against -e karşı

"against" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
be against f. karşı olmak
General
(one's shoes) press against one's feet f. ayakkabı ayağını vurmak
(one's shoes) press against one's feet f. ayağını sıkmak
(waves) lap up against the shore softly f. (dalgalar) kıyıya hafif hafif vurmak
abut against f. dayanmak
act against f. aksine hareket etmek
act against one's principles f. prensiplerinin dışına çıkmak
advise against f. karşı ikaz etmek
advise against f. uyarmak
advise against f. karşı uyarmak
against time f. zamanla yarışmak
align against f. -e karşı birlik olmak
argue against f. aleyhinde olmak
argue against f. aleyhinde konuşmak
argue against something f. aksini iddia etmek
argue against something f. itiraz etmek
argue against something f. karşı çıkmak
attempt against someone's life f. birinin hayatına kastetmek
attempt against someone's life f. birinin canına kastetmek
avenge oneself against f. ödeşmek
avenge oneself against f. intikamını almak
be accused of turning people against the military f. halkı askerlikten soğutmakla suçlanmak
be against f. aleyhinde olmak
be against a wall f. başı sıkışmak
be against one's nature f. tabiatına aykırı olmak
be against one's nature f. doğasına aykırı olmak
be against the law f. hukuka aykırı olmak
be helpless against death f. ölüm karşısında çaresiz olmak
be strictly against f. katı bir şekilde karşı olmak
be up against f. mücadele etmek
bear a grudge against f. kuyruk acısı olmak
bear a grudge against f. kin duymak
bear a grudge against f. kin beslemek
bear against f. bastırmak
bear against f. baskı yapmak
bear against f. sıkıştırmak
bear against f. karşı koymak
bear false witness against someone f. yalancı şahitlik etmek
bear up against f. dayanmak
begin a legal process against someone f. yasal işlem başlatmak
bet against f. -e karşı bahse girmek
bid against each other f. ihalede kapışmak
blaspheme against f. küfretmek
break one's silence over match-fixing allegations against him/her f. hakkındaki şike iddialarına karşı sessizliğini bozmak
bring a charge against someone f. yasal işlem başlatmak
bring a prosecution against f. soruşturma açmak
bring a suit against f. dava açmak
bring an accusation against somebody f. suçlamak
bring an action against f. dava açmak
bring an action against one f. birisi aleyhine dava açmak
bring suit against f. -i dava etmek
brush against f. -e sürtünmek
butt against f. arabayla (ağaca vb) çarpmak
butt against f. toslamak
carry a grudge against f. kin beslemek
chant slogans against the government f. hükümet aleyhine slogan atmak
check against f. karşılaştırmak
check against f. kıyaslamak
claim against f. dava açmak
come up against f. karşı karşıya kalmak
come up against f. ile karşılaşmak
come up against f. -e çatmak
come up against f. yüzleşmek
come up against somebody/something f. karşı karşıya kalmak
compete against f. rekabete girmek
compete against f. ile mücadele etmek
compete against f. ile yarışmak
compete against other teams f. diğer takımlara karşı yarışmak
conspire against someone f. entrika düzenlemek
conspire against the national army f. milli orduya kumpas kurmak
contend against another f. boy ölçüşmek
cover against f. sigortalı olmak
create a public opinion against f. -e karşı kamuoyu oluşturmak
crusade against f. -e karşı savaşım vermek
cry out against f. karşı gelmek
cry out against f. isyan etmek
cry out against f. -e karşı yüksek sesle protestoda bulunmak
decide against f. aleyhte karar vermek
decide against something f. bir şeyin aleyhinde karar vermek
declare war against f. savaş açmak
declare war against f. savaş ilan etmek
defend against f. -e karşı savunmak
demonstrate against f. protesto etmek
develop a grudge (against) f. kin duymak
develop a grudge (against) f. kin beslemek
develop a grudge (against) f. kin gütmek
develop a grudge (against) f. garezi olmak
develop a grudge(against) f. kin tutmak
discriminate against f. ayrımcılık yapmak
discriminate against f. -e karşı ayırım yapmak
discriminate against somebody f. kötü davranmak
enter a lawsuit against f. dava açmak
fight against f. savaşmak
fight against difficulties f. zorluklarla mücadele etmek
fight against difficulties f. zorluklara göğüs germek
fight against ignorance f. cehaletle savaşmak
fight against racism f. ırkçılıkla mücadele etmek
fight against terrorism f. terörle mücadele etmek
fight against terrorism f. terörizmle mücadele etmek
fight against the global crisis f. küresel krizle mücadele etmek
file a criminal case against f. hakkında kamu davası açmak
file a criminal complaint against someone f. biri hakkında suç duyurusunda bulunmak
file a suit against the institution f. bir kuruma karşı dava açmak
file an opposition against f. birine karşı itirazda bulunmak
file charges against f. aleyhinde dava açmak
file suit against f. -i dava etmek
fulminate against f. ateş püskürmek
gang up against f. teşkilatlanmak
gang up against f. örgütlenmek
gang up against f. örgüt kurmak
gang up against f. çeteleşmek
get a good result (against a team) f. (bir takıma karşı) iyi bir netice almak
go against f. karşı olmak
go against f. karşı koymak
go against f. ters düşmek
go against f. -e karşı olmak
go against f. karşı gelmek
go against f. karşı çıkmak
go against f. aykırı olmak
go against f. aleyhinde olmak (sonuç)
go against f. -e karşı gelmek
go against (for events/a situation) f. aleyhine dönmek
go against one's principles f. prensiplerinin dışına çıkmak
go against someone f. aleyhinde olmak
go against the grain f. birinin tabiatına aykırı olmak
go against the law f. yasaya karşı gelmek
go against the law f. kanuna karşı gelmek
graze against something f. (araba vb) bir şeye sürtmek
guarantee against something f. -e karşı garanti vermek
guard against f. -e karşı önlem almak
harbor ill-will against f. kötü niyet beslemek
harbor ill-will against f. kötü niyet gütmek
have a chance against f. karşısında şansı olmak
have a chance against f. -e karşı şansı olmak
have a chance to win against someone f. -e karşı kazanma şansı olmak
have a design against f. kastetmek
have a grudge against f. kin beslemek
have a grudge against f. kin duymak
have a grudge against somebody f. kin beslemek
have a grudge against somebody f. garezi olmak
have a grudge against somebody f. kin duymak
have a grudge against somebody f. kin gütmek
have a spite against f. kin duymak
have a spite against f. kin beslemek
have a spite against f. garezi olmak
have a spite against f. kin gütmek
have an allergy against f. birşeye karşı alerjisi olmak
have an attitude against f. tavır almak
have evil intentions against f. kastı olmak
have one's back against the wall f. kuyruğu kapana kısılmak
hold a gun against one's head f. birinin kafasına silah dayamak
hold against f. yüzüne vurmak
hold against f. aleyhinde kullanmak
hold against f. yüklemek (suçu)
hope against hope f. her şeye rağmen ümitli olmak
immunize against f. bağışık kılmak
inform against f. ele vermek
inform against f. şikayet etmek
inform against f. gammazlamak
inform against f. ihbar etmek
inform against f. jurnal etmek
initiate legal action against f. -e karşı yasal süreç başlatmak
initiate legal action against f. -e karşı hukuki süreç başlatmak
initiate legal proceedings against somebody f. biri aleyhinde yasal takibat başlatmak
insure against f. -e karşı sigorta etmek
insure against fire f. yangına karşı sigortalamak
insure against sea risk f. deniz kazasına karşı sigortalamak
inveigh against f. şiddetle eleştirmek
jar against f. toslamak
jar against f. arabayla (ağaca vb) çarpmak
jar against f. çarpışmak
kick against f. başkaldırmak
kick against f. karşı çıkmak
kick against the pricks f. otoriteye karşı çıkmak
kick against the pricks f. nafile itiraz etmek
knock against f. arabayla (ağaca vb) çarpmak
knock against f. çarpışmak
knock against f. toslamak
knock against f. çarpmak
knock one's head against the wall f. başını taştan taşa vurmak
launch a cruel smear campaign against f. insafsız karalamalar yapmak
launch an attack against someone f. birine karşı bir saldırı başlatmak
league together against f. ortak çıkarlar doğrultusunda birleşmek
league together against f. birlik oluşturmak
league together against f. birlik olmak
lean (one thing) against (another) f. dayandırmak
lean against f. dayanmak
lean against f. yüklenmek
lean against f. istinat etmek
lean against f. abanmak
lean against f. yaslanmak
lean against f. dayamak
legislate against something f. yasa yapmak
loll against f. sırtını dayamak
lose one's battle against cancer f. kanserle olan savaşını kaybetmek
lose one's battle against cancer f. kansere yenik düşmek
lose one's battle against cancer f. kanserle savaşını kaybetmek
maintain a stance against f. karşı duruş sergilemek
make a countercharge against an accuser f. suçlamaya karşılık vermek
make a death threat against f. ölüm tehdinde bulunmak
make a death threat against (someone) f. ölüm tehdidinde bulunmak
make a decision against f. aleyhinde karar vermek
make a judgment against someone f. aleyhinde karar vermek
make a stand against f. düşmana karşı direnmek
make allegations against f. -e karşı suçlamalarda bulunmak
make an accusation (against somebody) f. ithamda bulunmak
make provision against f. önlem almak
match against f. karşılaştırmak
militate against f. engel olmak
militate against f. -e engel olmak
militate against f. aleyhine olmak
mobilize against f. -e karşı harekete geçmek
mount a questionable case against someone f. birine (karşı) kuşku uyandıran/sağlam temellere dayanmayan (şüpheli/soru işaretli) bir dava açmak
mount an attack against f. -e karşı saldırıya geçmek
nurse a grudge (against) f. kin duymak
nurse a grudge (against) f. kin beslemek
nurse a grudge (against) f. kin tutmak
nurse a grudge (against) f. garezi olmak
nurse a grudge (against) f. kin gütmek
nurture resentment against f. kin beslemek
nurture resentment against f. kin duymak
nurture resentment against f. kin gütmek
nurture resentment against f. kin tutmak
nurture resentment against f. garezi olmak
offend against f. aykırı olmak
offend against f. aykırı davranmak
organise a conspiracy against f. komplo düzenlemek
organize a conspiracy against f. komplo düzenlemek
peach against f. ihbar etmek
peach against f. ele vermek
pit against f. karşı karşıya gelmek
pit one against another f. boy ölçüşmek (iki şey)
pit one against another f. birbiriyle yarışmak (iki şey)
pit one person against another f. boy ölçüşmek
pit one person against another f. birbiriyle boy ölçüşmek
pit one person against another f. birbiriyle yarışmak
pit one thing against another f. birbiriyle yarışmak
pit one thing against another f. boy ölçüşmek
pit one's wits against someone f. sidik yarıştırmak
pit one's wits against someone f. sidik yarışına girmek
play both ends against the middle f. ikili oynamak
play both ends against the middle f. kendi çıkarı için başkalarını birbirine düşürmek
play off against f. birbirine düşürmek
plot against f. komplo düzenlemek
plot against someone f. başına çorap örmek
plot against someone f. entrika düzenlemek
plot against someone f. çorap örmek
plot against the national army f. milli orduya kumpas kurmak
preach against f. aleyhinde va'zetmek
prejudice someone against f. birine karşı olumsuz fikirler aşılamak
prejudice someone against f. aleyhine çevirmek
press against f. yüklenmek
prevail against f. -den baskın çıkmak
prevail against f. yenmek
proceed against f. birinin aleyhine dava açmak
proceed against f. dava etmek
prop (something) against (another) f. dayandırmak
protect against f. karşı korumak
protest against f. protesto etmek
protest against f. karşı çıkmak
protest against f. ayaklanmak
protest against f. itiraz etmek
protest against the decision of the referee f. hakemi protesto etmek
provide against f. -e karşı hazırlıklı olmak
provide security against f. -e karşı güvenlik (güvenliği) sağlamak
push against f. abanmak
race against time f. zamana karşı yarışmak
race against time f. zamanla yarışmak
rage against f. -e hiddetlenmek
rage against f. -e öfkelenmek
rail against f. sövüp saymak
react against f. tepkiyle karşılamak
react against f. isyan etmek
rebel against f. -e karşı isyan etmek
rebel against f. kazan kaldırmak
rebel against f. -e karşı ayaklanmak
recline (against) f. yaslamak
remonstrate against f. protesto etmek
rest against f. dayanmak
rest against f. -e dayalı olmak
rest against f. -e dayanmak
rest against f. -e dayamak
rest against f. yaslanmak
rest against f. -e yaslamak
result against f. aleyhine sonuçlanmak
revile against something f. yermek
revile against something f. küfretmek
revile against something f. hakaret etmek
revile against something f. kötülemek
revolt against f. ayaklanmak
revolt against f. baş kaldırmak
revolt against f. isyan etmek
revolt against f. başkaldırmak
rise against f. isyan etmek
rise against f. kafa tutmak
rise against f. karşı çıkmak
rise against f. başkaldırmak
rise against f. -e karşı ayaklanmak
rise against the regime f. rejime karşı ayaklanmak/baş kaldırmak
row against the tide f. güçlüklere karşı çabalamak
row against the tide f. akıntıya karşı kürek çekmek
rub against f. kertmek
rub against f. -e sürtünmek
rub against f. sürünmek
rub against each other f. ovuşturmak
rub against each other f. sürtüşmek
rub against the road f. yola sürtmek
rub oneself against f. sürtünmek
rub something against f. bir şeyi bir yere sürtmek
rub up against f. rastlaşmak
rub up against the trees f. ağaçlara sürtünmek
rub up against the wall f. (kedi vb) duvara sürtünmek
run against f. uğramak
run against f. rastlamak
run against f. çarpmak
run against f. ile karşılaşmak
run against f. -e çatmak
run up against somebody f. rastlamak
run up against somebody f. karşılaşmak
safeguard against f. -e karşı korumak
say things against f. aleyhte konuşmak
say things against f. aleyhinde konuşmak
scheme against someone f. entrika düzenlemek
scrape against the road f. yola sürtmek
secure an injunction against f. (mahkeme aracılığıyla) -e karşı yasaklama/durdurma kararı aldırmak
set against f. birbirine düşürmek
set against f. karşı çıkmak
set against f. dayamak
set against f. karşılaştırmak
set against f. karşı koymak
set against f. karşı olmak
set against f. saldırtmak
set one person against another f. fitne sokmak
set one's face against f. muhalefet etmek
set one's face against f. ısrarlı biçimde karşı çıkmak
set somebody against somebody f. birbirine düşürmek
set someone against something f. birini bir şeyin aleyhine çevirmek
show doggedness against something f. ayak diretmek
side against f. -e karşı olmak
sin against f. -e karşı günah işlemek
sink back against pillow f. yastığa yaslanmak
slash against f. kuvvetle vurmak (yağmur)
speak out against f. aleyhinde konuşmak
spill out hatred against f. öfkesini kusmak
spill out hatred against f. öfke kusmak
stand against f. karşı duruş sergilemek
stand against someone f. karşısına dikilmek
stand out against f. direnmek
stand out against f. atılmak
stand out against f. göğüs germek
stand out against f. karşı koymak
start a prosecution against f. soruşturma açmak
start legal proceedings against somebody f. biri aleyhinde yasal takibat başlatmak
strive against f. uğraşmak
strive against f. savaşmak
struggle against f. karşı mücadele etmek
struggle against difficulties f. zorluklarla mücadele etmek
sue against f. aleyhinde dava açmak
surge against f. yükselip çarpmak (dalga)
take a stand against f. karşısına dikilmek
take a stand against f. karşı durmak
take a stand against f. karşısında durmak
take criminal action against f. cezai işlem uygulamak
take legal action against f. hakkında yasal işlem başlatmak
take out a summons against somebody f. mahkemeye vermek
take precautions against f. e karşı tedbirler almak
talk against f. aleyhinde bulunmak
talk against f. dil uzatmak
tell against f. bir şey birinin aleyhinde olmak
tip the scales against someone's favor f. durumu birinin aleyhine çevirmek
to prejudice against f. birine karşı haksız hüküm vermek
turn against f. aleyhine döndürmek
turn against f. düşman olmak
turn against f. aleyhine dönmek
turn against f. karşı çıkmak
turn against (for one person to another) f. aleyhine dönmek
turn against somebody f. düşman olmak
turn people against the military service f. halkı askerlikten soğutmak
turn somebody against somebody f. düşman etmek
unleash an attack against the enemy f. düşmana karşı kaçınılmaz olan saldırıyı başlatmak
use against f. aleyhine kullanmak
vote against f. aleyhinde oy vermek
vote against f. karşı oy kullanmak
vote against f. aleyhinde oy kullanmak
vote against f. karşı oy kullanmak
wage war against f. savaş açmak
wage war against f. -e karşı savaşmak
wage war against f. savaşmak
wage war against f. harp açmak
warn against f. -e karşı uyarmak
warn someone against f. birisini bir şey hakkında uyarmak
weigh against f. aleyhine olmak
weigh against somebody f. karşı olmak
weigh favorably against f. -den daha ağır basmak
weigh one thing against another f. karar vermeye çalışırken bir şeyi başka bir şeyle karşılaştırmak
win against f. galip gelmek
work against f. aleyhine çalışmak
bad behaviour against children i. çocuklara kötü davranma
blue bead worn against the evil eye i. nazar boncuğu
crime against humanity i. insanlık suçu
crimes against children i. çocuklara karşı işlenen suçları
crimes against humanity i. insanlığa karşı suçlar
criticism raised against i. 'e karşı yöneltilen eleştiri
defense against loss i. kayba karşı savunma
defense against the dark arts i. karanlık sanatlara karşı savunma
discrimination against people with disabilities i. engellilere karşı ayrımcılık
effective against dandruff i. kepeğe karşı etkili
fight against addiction i. bağımlılıkla mücadele
fight against corruption i. yolsuzlukla mücadele
fight against human trafficking i. insan kaçakçılığıyla mücadele
fight against the crime i. suçla mücadele
fighting against disease i. hastalıkla mücadele
fighting against smuggling i. kaçakçılıkla mücadele
general safety rules against occupational accidents i. iş kazalarına karşı genel güvenlik kuralları
increase of violence against women i. kadınlara yönelik şiddetin artması
insurance against damage i. hasar sigortası
landing against wind i. rüzgara karşı iniş
leaning against i. abanma
offenses against property i. mala karşı suçlar
offenses against the environment i. çevreye karşı suçlar
offenses against the person i. kişilere karşı suçlar
pension against incapacity to work i. iş göremezlik ödeneği
provision against i. -e karşı tedbir
rubbing against i. sürünme
rubbing against each other i. sürtüşme
safeguard against i. karşı koruyucu (şey)
sex discrimination against women i. kadınlara karşı cinsiyet ayrımı
stance against i. karşı duruş
struggle against difficulties i. zorluklara karşı mücadele etme
the battle of good against evil i. iyiliğin kötülüğe karşı savaşı
violence against animals i. hayvanlara uygulanan şiddet
violence against children i. çocuklara şiddet
violence against women i. kadına uygulanan şiddet
violence against women i. kadınlara şiddet
violence against women i. kadına karşı şiddet
dead against s. muhalif
dead set against s. -e tamamen karşı
dead set against s. -e muhalif
rebelled against s. -e karşı muhalif
against all zf. tekrar tekrar
against all risks zf. bütün risklere karşı
against all risks zf. tüm risklere karşı
against document zf. belge karşılığında
against him/her zf. ona karşı
against invoice zf. fatura karşılığında
against invoice zf. fatura karşılığı
against signature zf. imza karşılığı
against the gravity zf. yerçekimine aykırı
against the sun zf. güneş karşısında olarak
against time zf. zamana karşı
as against zf. -e oranla
as against zf. -e kıyasla
as against zf. karşılık
as against zf. kıyasla
despite overwhelming odds against zf. -e karşı yoğun engellere rağmen
for and against zf. lehinde ve aleyhinde
for and against zf. leh ve aleyh
hoping against hope zf. ümidini kesmeyerek
in protest against ed. protesto olarak
leaning against ed. dayalı
over against ed. karşı karşıya
over against ed. karşısında
up against ed. -e karşı
up against ed. ile mücadele halinde
Phrasals
beat against something (rüzgar vb.) vurmak
brush up against bir sorunla karşı karşıya kalmak
brush up against hafifçe çarpmak
brush up against yüz yüze gelmek
brush up against (hafifçe dokunmak
buck against karşı gelmek
buck against direnmek
buck against karşı koymak
bundle oneself up against something sarıp sarmalamak
butt against hızla çarpmak
butt against çarpışmak
caution someone against something birini bir şeye karşı uyarmak
come up against ile karşı karşıya kalmak
come up against çatmak
come up against -e karşı çıkmak
come up against ile yüzyüze kalmak
conspire against plan kurmak
conspire against darbe hazırlamak
conspire against fesat düzenlemek
conspire against komplo kurmak
counsel someone against something birisini bir şeye karşı uyarmak
count against aleyhine dönmek
count against zararına olmak
decide against someone aleyhinde karar vermek
declare war against someone birine savaş açmak
defend someone against something birisini bir şeye karşı savunmak
demonstrate against -e karşı gösteri düzenlemek
go against uyum sağlayamamak
go against zıt gitmek
go against karşı olmak
go against uymamak
go against zıtlaşmak
guard someone against something birini bir şeye karşı korumak
hedge something against something bir şeyi bir riske karşı korumak
hit against (kapı vb) birine çarpmak
immunize someone against something (birini) -e karşı bağışık kılmak