against - Turco Inglés Diccionario

against

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

against — Definition

Significado:
karşı, aleyhine, -e karşı
Pronunciación (IPA):
(AmE /əˈɡenst, əˈɡeɪnst/ – BrE /əˈɡenst, əˈɡeɪnst/)
Categoría gramatical:
Edat

Significados de "against" en diccionario turco inglés : 38 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
against prep. aykırı
This attitude which is against the principle of the rule of law is also unacceptable.
Hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı olan bu tavır da kabul edilemez.

More Sentences
against prep. karşı
This is one of the most common arguments against WTE.
Bu, WTE'ye karşı en yaygın argümanlardan biridir.

More Sentences
General
against prep. aleyhinde
There is no evidence against them and no foundation for holding them.
Aleyhlerinde hiçbir delil yok ve onları tutmak için hiçbir dayanak yok.

More Sentences
against prep. aleyhte
I wanted to vote against.
Aleyhte oy vermek istedim.

More Sentences
against prep. karşı
This is one of the most common arguments against WTE.
Bu, WTE'ye karşı en yaygın argümanlardan biridir.

More Sentences
against prep. karşısında
Numerous speakers emphasised that the point is not whether we are for or against the Americans.
Çok sayıda konuşmacı önemli olanın Amerikalıların yanında ya da karşısında olmamız olmadığını vurguladı.

More Sentences
against prep. aleyhinde
There is no evidence against them and no foundation for holding them.
Aleyhlerinde hiçbir delil yok ve onları tutmak için hiçbir dayanak yok.

More Sentences
Trade/Economic
against adv. karşı
I am also against having a uniform cofinancing rate of 20% for all three areas.
Ayrıca her üç alan için de %20'lik tek tip bir eş finansman oranına da karşıyım.

More Sentences
Law
against prep. aleyhinde
There is no evidence against them and no foundation for holding them.
Aleyhlerinde hiçbir delil yok ve onları tutmak için hiçbir dayanak yok.

More Sentences
General
against adv. ters olarak
against adv. -e değecek şekilde
against adv. -e doğru
against prep. kontra
against prep. mukabil
against prep. muhalif
against prep. dayalı
against prep. -e aykırı
against prep. -e zıt yönde
against prep. -e karşı
against prep. mukabilinde
against prep. karşılığında
against prep. hazırlığı için
against prep. dışında
against prep. yönelik
against prep. önünde
against prep. içerisinde
against prep. -e bakarak
against prep. e göre
against prep. e karşı
against prep. e/a
against prep. yüzeyine
against prep. aleyhine
Trade/Economic
against prep. mukabili
against prep. karşılığı
Technical
against prep. -e karşı
against expr. karşılaştırarak
Archaic
against conj. öncesinde
against conj. zamana kadar

Significados de "against" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
be against v. karşı olmak
General
offenses against the environment n. çevreye karşı suçlar
rubbing against n. sürünme
insurance against damage n. hasar sigortası
fighting against smuggling n. kaçakçılıkla mücadele
crimes against humanity n. insanlığa karşı suçlar
blue bead worn against the evil eye n. nazar boncuğu
sex discrimination against women n. kadınlara karşı cinsiyet ayrımı
fight against human trafficking n. insan kaçakçılığıyla mücadele
rubbing against each other n. sürtüşme
offenses against the person n. kişilere karşı suçlar
offenses against property n. mala karşı suçlar
defense against loss n. kayba karşı savunma
bad behaviour against children n. çocuklara kötü davranma
safeguard against n. karşı koruyucu (şey)
pension against incapacity to work n. iş göremezlik ödeneği
landing against wind n. rüzgara karşı iniş
general safety rules against occupational accidents n. iş kazalarına karşı genel güvenlik kuralları
crime against humanity n. insanlık suçu
violence against children n. çocuklara şiddet
violence against women n. kadınlara şiddet
fight against corruption n. yolsuzlukla mücadele
provision against n. -e karşı tedbir
violence against women n. kadına karşı şiddet
violence against women n. kadına uygulanan şiddet
violence against animals n. hayvanlara uygulanan şiddet
fight against the crime n. suçla mücadele
crimes against children n. çocuklara karşı işlenen suçları
fighting against disease n. hastalıkla mücadele
struggle against difficulties n. zorluklara karşı mücadele etme
discrimination against people with disabilities n. engellilere karşı ayrımcılık
defense against the dark arts n. karanlık sanatlara karşı savunma
the battle of good against evil n. iyiliğin kötülüğe karşı savaşı
leaning against n. abanma
fight against addiction n. bağımlılıkla mücadele
increase of violence against women n. kadınlara yönelik şiddetin artması
stance against n. karşı duruş
criticism raised against n. 'e karşı yöneltilen eleştiri
the fors and against n. lehinde olanlar ve aleyhinde olanlar
madd (mothers against drunk driving) n. alkollüyken araç kullanmaya karşı annelerin oluşturduğu bir örgüt
bias against (someone or something) n. (birine ya da bir şeye) karşı önyargı
bias someone against someone or something n. birine ya da bir şeye karşı önyargı
campaign against n. karşı mücadele
campaign against n. karşı kampanya
come up against v. karşı karşıya kalmak
protest against v. karşı çıkmak
stand out against v. atılmak
strive against v. savaşmak
tell against v. bir şey birinin aleyhinde olmak
rub against each other v. sürtüşmek
set against v. karşı çıkmak
file charges against v. aleyhinde dava açmak
prejudice someone against v. birine karşı olumsuz fikirler aşılamak
set against v. karşı koymak
take criminal action against v. cezai işlem uygulamak
check against v. kıyaslamak
fulminate against v. ateş püskürmek
rub something against v. bir şeyi bir yere sürtmek
talk against v. dil uzatmak
knock one's head against the wall v. başını taştan taşa vurmak
remonstrate against v. protesto etmek
win against v. galip gelmek
surge against v. yükselip çarpmak (dalga)
stand out against v. direnmek
go against the grain v. birinin tabiatına aykırı olmak
wage war against v. harp açmak
revile against something v. yermek
set against v. dayamak
vote against v. karşı oy kullanmak
lean against v. dayanmak
press against v. yüklenmek
rise against v. isyan etmek
set someone against something v. birini bir şeyin aleyhine çevirmek
protest against v. protesto etmek
bear against v. karşı koymak
go against v. karşı koymak
act against one's principles v. prensiplerinin dışına çıkmak
hold against v. yüklemek (suçu)
play off against v. birbirine düşürmek
work against v. aleyhine çalışmak
check against v. karşılaştırmak
weigh against v. aleyhine olmak
militate against v. aleyhine olmak
rise against v. kafa tutmak
have a grudge against v. kin beslemek
act against v. aksine hareket etmek
advise against v. uyarmak
rub up against v. rastlaşmak
revile against something v. küfretmek
be up against v. mücadele etmek
sue against v. aleyhinde dava açmak
abut against v. dayanmak
bear a grudge against v. kin beslemek
recline (against) v. yaslamak
run against v. rastlamak
argue against something v. karşı çıkmak
run up against somebody v. rastlamak
set against v. karşılaştırmak
bear up against v. dayanmak
inform against v. jurnal etmek
preach against v. aleyhinde va'zetmek
pit one thing against another v. boy ölçüşmek
pit one person against another v. boy ölçüşmek
pit one against another v. boy ölçüşmek (iki şey)
knock against v. çarpışmak
bear against v. bastırmak
race against time v. zamanla yarışmak
proceed against v. dava etmek
revile against something v. hakaret etmek
argue against v. aleyhinde konuşmak
protest against v. ayaklanmak
set against v. saldırtmak
say things against v. aleyhte konuşmak
have a design against v. kastetmek
peach against v. ihbar etmek
demonstrate against v. protesto etmek
kick against the pricks v. otoriteye karşı çıkmak
militate against v. engel olmak
rest against v. dayanmak
slash against v. kuvvetle vurmak (yağmur)
come up against v. yüzleşmek
decide against v. aleyhte karar vermek
decide against something v. bir şeyin aleyhinde karar vermek
lean against v. abanmak
react against v. isyan etmek
bring an action against v. dava açmak
revolt against v. baş kaldırmak
result against v. aleyhine sonuçlanmak
go against someone v. aleyhinde olmak
turn against v. aleyhine dönmek
kick against the pricks v. nafile itiraz etmek
immunize against v. bağışık kılmak
make a stand against v. düşmana karşı direnmek
go against v. aleyhinde olmak (sonuç)
tip the scales against someone's favor v. durumu birinin aleyhine çevirmek
blaspheme against v. küfretmek
struggle against v. karşı mücadele etmek
play both ends against the middle v. ikili oynamak
fight against v. savaşmak
turn against somebody v. düşman olmak
set one person against another v. fitne sokmak
launch a cruel smear campaign against v. insafsız karalamalar yapmak
hold against v. yüzüne vurmak
inform against v. gammazlamak
say things against v. aleyhinde konuşmak
prevail against v. yenmek
push against v. abanmak
inform against v. ihbar etmek
have one's back against the wall v. kuyruğu kapana kısılmak
inveigh against v. şiddetle eleştirmek