aleyhine - Turco Inglés Diccionario

aleyhine

Significados de "aleyhine" en diccionario inglés turco : 3 resultado(s)

Turco Inglés
General
aleyhine to the detriment of prep.
aleyhine against prep.
Idioms
aleyhine out of countenance expr.

Significados de "aleyhine" con otros términos en diccionario inglés turco: 133 resultado(s)

Turco Inglés
General
durumu birinin aleyhine çevirmek tip the scales against someone's favor v.
aleyhine çevirmek antagonize v.
aleyhine sonuçlanmak result against v.
aleyhine çalışmak work against v.
aleyhine döndürmek turn against v.
birinin aleyhine olmak be to someone's disadvantage v.
aleyhine olmak be disadvantageous to somebody v.
aleyhine kullanmak use against v.
aleyhine hareket etmek pull one's leg v.
aleyhine çevirmek prejudice someone against v.
aleyhine dava açmak indict v.
aleyhine dönmek turn against v.
aleyhine dönmek backfire v.
birini bir şeyin aleyhine çevirmek set someone against something v.
aleyhine olmak militate against v.
aleyhine dönmek boomerang on v.
aleyhine olmak weigh against v.
aleyhine çalışmak work unfavorably of someone v.
aleyhine dönmek go against (for events/a situation) v.
aleyhine dönmek turn against (for one person to another) v.
birinin aleyhine dava açmak proceed against v.
hükümet aleyhine slogan atmak chant slogans against the government v.
hükümet aleyhine slogan atmak shout anti-government slogans v.
birisi aleyhine dava açmak bring an action against one v.
birinin aleyhine dava açmak bring an action v.
aleyhine çevirmek antagonise v.
aleyhine çevirmek be backfired v.
uyarı yapmaksızın kendi grubunun aleyhine dönmek mutiny v.
aleyhine çevirmek igg v.
aleyhine hareket etmek peach v.
aleyhine atıp tutmak spot v.
aleyhine bilgi vermek promote [obsolete] v.
kadınların aleyhine woman pessimal adj.
aleyhine olan suicidal adj.
aleyhine olan disadvantageous adj.
Phrasals
aleyhine çalışmak act counter v.
aleyhine çalışmak work against v.
aleyhine dönmek count against v.
aleyhine çalışmak operate against v.
aleyhine çevirmek turn someone against v.
birinin aleyhine karar vermek rule against someone v.
birinin aleyhine dönmek backfire on someone v.
'-in aleyhine dönmek backfire on v.
birinin aleyhine sayılmak count against someone v.
bir şeyi birinin aleyhine saymak count something against someone v.
(birinin) aleyhine olmak/dönmek count against (one) v.
(birinin/bir şeyin) aleyhine çalışmak operate against (someone or something) v.
(birinin/bir şeyin) aleyhine dava açmak proceed against (someone or something) v.
(birinin/bir şeyin) aleyhine çalışmak work against (someone or something) v.
Phrases
(birinin) aleyhine at (one's) expense expr.
Proverb
aleyhine bile olsa doğruyu söyle tell the truth and shame the devil
Idioms
durumu birinin aleyhine çevirmek turn the tables on someone v.
hem lehine hem de aleyhine olmak cut both ways v.
elinde aleyhine delil olmak have a case against someone v.
hem lehine hem de aleyhine olmak cut two ways v.
şans aleyhine olmak the dice are loaded against somebody v.
mahkemede kralın/kraliçenin/devletin safında yer alarak suç ortağı aleyhine ifade vermek turn state's evidence v.
mahkemede kralın/kraliçenin/devletin safında yer alarak suç ortağı aleyhine ifade vermek turn king's evidence v.
mahkemede kralın/kraliçenin/devletin safında yer alarak suç ortağı aleyhine ifade vermek turn queen's evidence v.
aleyhine karar vermek find against someone v.
(şartlar) aleyhine olmak the deck is stacked against someone v.
suç ortağı aleyhine delil sunmak turn king's evidence v.
kendi partisi aleyhine oy kullanmak cross the floor [uk/australia/new zealand] v.
kuralları kendi lehine ve başkasının aleyhine değiştirmek move the yardsticks v.
durumu (birinin/bir şeyin) aleyhine döndürmek flip the script on (someone or something) v.
(biri/bir şey) aleyhine kanıtları bir araya getirmek build a case against (someone or something) v.
(biri/bir şey) aleyhine kanıtları toparlamak build a case against (someone or something) v.
elinde (biri/bir şey aleyhine) delil olmak have a case (against someone or something) v.
abd anayasasının beşinci ek maddesi bağlamında kendi aleyhine tanıklık etmeyi reddetmek plead the fifth (amendment) v.
durumu (başka birinin/bir şeyin) aleyhine olacak şekilde düzenlemek stack the deck (against) (someone or something) v.
durumu (başka birinin/bir şeyin) aleyhine çevirmek stack the odds against (someone or something) v.
şans aleyhine olmak the dice is loaded against someone v.
şans aleyhine olmak the dice are loaded against someone v.
zaman (birinin) aleyhine time is not on someone's side expr.
şaka aleyhine döndü joke is on someone expr.
şaka aleyhine döndü joke is on expr.
şartlar (birinin/bir şeyin) aleyhine olmak the deck is stacked against (someone or something) expr.
şans aleyhine the dice are loaded expr.
şartlar (birinin/bir şeyin) aleyhine the odds are stacked against (someone or something) expr.
şartlar (birinin/bir şeyin) aleyhine the odds are against (someone or something) expr.
Trade/Economic
şirket aleyhine açılan dava lawsuit against the company n.
aleyhine dava açmak bring an action v.
Law
ırkın tümlüğü ve sağlığı aleyhine cürümler felonies against the integrity and health of the race n.
aleyhine dava açılan kimse indictee n.
memur aleyhine cürüm felony against government officials n.
hakim aleyhine suç felony against judge n.
sanığın aleyhine şahitlik etme testifying against the accused n.
asker aleyhine işlenen suç offense committed against soldier n.
kendi aleyhine tanıklık self-incrimination n.
kendi aleyhine tanıklık witness against himself n.
genel ahlak aleyhine suç immoral offence n.
bir sözleşmenin yükümlülükleri ile borçlu olan kimse aleyhine sorumluluklarını aynen yerine getirmesi konusunda mahkemeye yapılan başvuru bill for specific performance n.
kendi aleyhine suçlama self-incrimination n.
aile nizamı aleyhine işlenen cürümler offences against the family order n.
sanık aleyhine tanıklık eden kimse witness for the prosecution n.
suç ortağı aleyhine ifade state's evidence n.
tröst aleyhine açılan dava antitrust suit n.
aleyhine rücu davası açılan şahıs recoveree n.
şahıs aleyhine açılan dava action in personam n.
kişi aleyhine işlenen ve müebbet hapis cezasıyla sonuçlanan suç malicious injury to the person n.
hazine aleyhine açılan dava petition of right n.
kendi aleyhine tanıklık etmeyi reddetme hakkı freedom from self-incrimination n.
kendi aleyhine tanıklık etmeyi reddetme hakkı privilege against self-incrimination n.
kendi aleyhine tanıklık etmeme muafiyeti (susma hakkı) freedom from self-incrimination n.
kendi aleyhine tanıklık etmeme muafiyeti (susma hakkı) privilege against self-incrimination n.
abd anayasasının beşinci ek maddesi bağlamında kendi aleyhine tanıklık etmeme hakkı fifth amendment right against self-incrimination n.
davasını vakitlice takip edememiş olan davacı aleyhine verilen karar non prosequitur n.
iskoç mahkemelerinde sanık aleyhine mevcut olan delilin sanığı mahkum etmek için yetersiz olduğunu gösteren karar not proven n.
başsavcının aleyhine dava açtığı kişi hakkında bilgi veren kimse (kadın) relatrix n.
başsavcının aleyhine dava açtığı kişi hakkında bilgi veren kimse relator [brit] n.
kendi aleyhine tanıklık etmeyi reddetme hakkını ortadan kaldıran muafiyet testimonial immunity n.
mahkemede (kral, kraliçe veya devletin safında) suçunu itiraf edip af talep ederek suç ortağı aleyhine ifade verme approvement n.
mahkemede suçunu itiraf edip af talep ederek suç ortağı aleyhine ifade veren kimse approver n.
kendi aleyhine tanıklık etmeyi reddetme hakkının yerine geçen muafiyet use immunity n.
hükümdarın safında yer alarak suç ortağı aleyhine verilen ifade queen's evidence [uk] n.
kendi aleyhine delil sunmama hakkı right against self-incrimination n.
kamuya mal oluşu nedeniyle yalnızca aleyhine kanıt sunulması halinde dava açılabilen kimse public figure n.
aleyhine ifade vermek give evidence against v.
memur aleyhine görevinde yolsuzluk iddiasıyla takibat açmak impeach v.
aleyhine tahkikat açmak impeach v.
suç ortağı aleyhine ifade vermek turn state's evidence v.
aleyhine dava açmak prosecute v.
birisi aleyhine kanıtları toparlamak build a case against someone v.
birisi aleyhine kanıtları toparlamak gather a case against someone v.
aleyhine patent ihlali davası açmak file a patent infringement suit against v.
kendi aleyhine tanıklık etmesini önlemek için tutukluya tanınan avukat tutma ve sessiz kalma haklarına ait veya ilişkin miranda adj.
vasiyetname aleyhine against the will expr.
söylediğin her şey mahkemede aleyhine delil olarak kullanılabilir anything you say can and will be used against you in a court of law expr.
Politics
devlet aleyhine açılan tazminat davalarına bakan abd mahkemesi court of claims n.
başkan aleyhine yapılan meclis soruşturması impeachment n.
türkiye aleyhine anti-turkey adj.
türkiye aleyhine anti-turkish adj.
Military
kendi ülkesi aleyhine çalışan düşman casusu asset n.