aleyhinde - Turco Inglés Diccionario

aleyhinde

Significados de "aleyhinde" en diccionario inglés turco : 13 resultado(s)

Turco Inglés
General
aleyhinde against prep.
There is no evidence against them and no foundation for holding them.
Aleyhlerinde hiçbir delil yok ve onları tutmak için hiçbir dayanak yok.

More Sentences
aleyhinde against prep.
There is no evidence against them and no foundation for holding them.
Aleyhlerinde hiçbir delil yok ve onları tutmak için hiçbir dayanak yok.

More Sentences
Law
aleyhinde against prep.
There is no evidence against them and no foundation for holding them.
Aleyhlerinde hiçbir delil yok ve onları tutmak için hiçbir dayanak yok.

More Sentences
General
aleyhinde opposite adj.
aleyhinde damning adj.
aleyhinde gainst prep.
aleyhinde versus prep.
aleyhinde versus (vs) prep.
aleyhinde ferninst [dialect] prep.
aleyhinde vs. (versus) abrev.
Idioms
aleyhinde against someone or something adv.
aleyhinde out of countenance expr.
Archaic
aleyhinde anent prep.

Significados de "aleyhinde" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
aleyhinde konuşma disparagement n.
aleyhinde konuşma belittlement n.
lehinde olanlar ve aleyhinde olanlar the fors and against n.
aleyhinde konuşma misprise n.
aleyhinde konuşma misprize n.
birinin aleyhinde bilgi verme information n.
bir şey birinin aleyhinde olmak tell against v.
aleyhinde va'zetmek preach against v.
aleyhinde olmak argue against v.
aleyhinde oy kullanarak bir şeye engel olmak vote something down v.
aleyhinde konuşmak say things against v.
şiddetle aleyhinde bulunmak denounce v.
aleyhinde olmak (sonuç) go against v.
aleyhinde olmak impugn v.
aleyhinde konuşmak argue against v.
aleyhinde dava açmak file charges against v.
aleyhinde dava açmak sue against v.
bir şeyin aleyhinde karar vermek decide against something v.
aleyhinde olmak denounce v.
aleyhinde bulunmak talk against v.
aleyhinde bulunmak run down v.
bir şeyin aleyhinde olmak be opposed to something v.
aleyhinde oy kullanmak vote against v.
aleyhinde olmak be against v.
aleyhinde olmak go against someone v.
aleyhinde konuşmak speak out against v.
aleyhinde oy vermek vote against v.
aleyhinde asılsız şeyler yazmak libel v.
aleyhinde konuşmak disparage v.
aleyhinde oy kullanmak blackball v.
aleyhinde karar vermek make a decision against v.
aleyhinde karar vermek make a judgment against someone v.
aleyhinde kullanmak hold against v.
aleyhinde olmak be opposed to v.
biri aleyhinde yasal takibat başlatmak start legal proceedings against somebody v.
biri aleyhinde yasal takibat başlatmak initiate legal proceedings against somebody v.
aleyhinde konuşmak withsay v.
aleyhinde beyan vermek represent v.
aleyhinde bilgi vermek denounce v.
aleyhinde hüküm vermek overrule v.
aleyhinde karar vermek overrule v.
aleyhinde kanıt sunmak impeach v.
aleyhinde bilgi vermek impeach v.
aleyhinde dava açmak plead [obsolete] v.
(birine) belirli bir eylemin aleyhinde tavsiye vermek discounsel [obsolete] v.
aleyhinde bilgi vermek spot v.
aleyhinde bir şey denilemez unobjectionable adj.
aleyhinde söylenecek bir şey olmayan irreproachable adj.
aleyhinde söylenecek bir şey olmayan unreproachable adj.
aleyhinde söylenecek bir şey olmayan faultless adj.
(karar) kanıtların aleyhinde perverse adj.
lehinde ve aleyhinde for and against adv.
Phrasals
aleyhinde karar vermek decide against someone v.
aleyhinde kışkırtmak set against v.
aleyhinde konuşmak inform against v.
aleyhinde olmak cry out on v.
birinin ya da bir şeyin aleyhinde eylem yapmak clamor against someone or something v.
birinin aleyhinde şikayette bulunmak take out (something) against (one) v.
birinin aleyhinde şikâyette bulunmak take (something) out against (one) v.
birinin/bir şeyin aleyhinde kullanmak hold something against someone or something v.
(birinin/bir şeyin) aleyhinde gelişmek mount against (someone or something) v.
(birinin/bir şeyin) aleyhinde güçlenmek mount against (someone or something) v.
bir şeyi birinin/bir şeyin aleyhinde olacak şekilde işlemek weight something against someone or something v.
bir şeyi birinin/bir şeyin aleyhinde yönlendirmek weight something against someone or something v.
bir şeyi birinin/bir şeyin aleyhinde olacak şekilde yapmak weight something against someone or something v.
bir şeyin birinin/bir şeyin aleyhinde olacak tarafına ağırlık vermek weight something against someone or something v.
bir şeye birinin/bir şeyin aleyhinde olacak açısından bakmak weight something against someone or something v.
bir şeyi birinin/bir şeyin aleyhinde değerlendirmek/tartmak weight something against someone or something v.
aleyhinde olmasını sağlamak weight against v.
(birinin/bir şeyin) aleyhinde konuşmak blow on (someone or something) [obsolete] v.
(birinin/bir şeyin) aleyhinde konuşmak blow upon (someone or something) [obsolete] v.
birinin/bir şeyin aleyhinde konuşmak argue against someone or something v.
birinin aleyhinde düşünülmek count against someone v.
bir şeyi birinin aleyhinde düşünmek count something against someone v.
(birinin/bir şeyin) aleyhinde karar vermek decide against (someone or something) v.
(birinin) aleyhinde resmi bir karar vermek ring up v.
(birinin/bir şeyin) aleyhinde karar vermek find against (someone or something) v.
(biri) aleyhinde bir bilgi elde etmek get on (one) v.
(biri) aleyhinde bir kanıt bulmak get on (one) v.
(birinin/bir şeyin) aleyhinde olmak go against (someone or something) v.
(birinin) aleyhinde konuşmak inform against (one) v.
'-in aleyhinde güçlenmek mount against v.
'-in aleyhinde gelişmek mount against v.
(birinin/bir şeyin) aleyhinde dava açmak proceed against (someone or something) v.
(bir şey) aleyhinde vazetmek preach against (something) v.
(birinin/bir şeyin) aleyhinde olmak run against (someone or something) v.
aleyhinde konuşmak say against v.
(biri/bir şey) aleyhinde (bir şey) söylemek say (something) against (someone or something) v.
aleyhinde (bir şey) söylemek say against v.
(birinin/bir şeyin) aleyhinde konuşmak speak against (someone or something) v.
(birinin/bir şeyin) aleyhinde bir tablo çizmek speak against (someone or something) v.
aleyhinde yeminli olarak yazılı bildirim vermek swear out against v.
(biri) aleyhinde yeminli ifade vermek swear out (something) against (one) v.
(biri) aleyhinde yeminli olarak yazılı bildirim vermek swear out (something) against (one) v.
aleyhinde yeminli ifade vermek swear out against v.
(birinin/bir şeyin) aleyhinde olmak tell against (someone or something) v.
(birinin/bir şeyin) aleyhinde tanıklık etmek testify against (someone or something) v.
(bir aday/teklif) aleyhinde oy kullanmak vote against (someone or something) v.
Colloquial
aleyhinde delil göstermek make out a case against v.
birinin aleyhinde bilgiye sahip olmak have on v.
(birinin) aleyhinde kanıt olmak have (something) on (one) v.
birinin aleyhinde bir bilgi sahibi olmak have something on somebody v.
Idioms
aleyhinde dava açmak press charges against someone v.
aleyhinde dava açmak file charges against someone v.
(birinin) aleyhinde oy kullanmak blackball (one) v.
(birinin) aleyhinde dava açmak file charges against (one) v.
aleyhinde delilleri toplamak get the goods on v.
(birinin) aleyhinde (bir şey) vermek give (something) against (one) v.
birinin aleyhinde kanıt olmak have on one v.
elinde birine karşı/birinin aleyhinde hiçbir şey olmamak have nothing on somebody v.
aleyhinde dava açmak için nedenler bulmak/dosya oluşturmak make out a case v.
aleyhinde delil toplamak/dosya oluşturmak make out a case v.
her şey aleyhinde olma cards are stacked against expr.
Speaking
sessiz kalma hakkına sahipsin, söyleyeceğin her şey mahkemede aleyhinde delil olarak kullanılabilir you have the right to remain silent, anything you say can and will be used against you in a court of law expr.
Trade/Economic
aleyhinde dava açmak sue v.
lehinde ve aleyhinde pro and con expr.
Law
iş ve çalışma hürriyeti aleyhinde cürümler felonies violating freedom to engage in business and freedom of labour n.
nakliye ve muhabere vasıtaları aleyhinde cürümler felonies against means of transportation and communication n.
devlet kuvvetleri aleyhinde cürümler felonies against the authority of state n.
siyasi hürriyet aleyhinde cürümler felonies against political freedom n.
ecnebi devletlerin reis ve elçileri aleyhinde cürümler felonies against the heads or ambassadors of foreign states n.
şahıs hürriyeti aleyhinde cürümler felonies against personal liberty n.
din hürriyeti aleyhinde cürümler felonies against freedom of religion n.
sırrın masuniyeti aleyhinde cürümler offenses against privacy n.
resmi sıfatı haiz olanlar aleyhinde cürümler offenses against officials n.
mesken masuniyeti aleyhinde cürümler violation of dwelling immunity n.
zilyed aleyhinde dava action against the person in possession n.
resmi sıfatı haiz olan aleyhinde cürüm crime against officials n.
din hürriyeti aleyhinde cürümler crimes against freedom of religion n.
şahıs hürriyeti aleyhinde cürümler crimes against personal liberty n.
adliye aleyhinde cürümler crimes against judiciary n.
ecnebi devletlerin reis ve elçileri aleyhinde cürüm crime against presidents and ambassadors of foreign states n.
siyasi hürriyet aleyhinde cürüm crime against political freedom n.
şahıs hürriyeti aleyhinde cürüm crimes against personal liberty n.
resmi sıfatı haiz olanlar aleyhinde cürümler crimes against officials n.
imamlar vaizler ve ruhani reisler aleyhinde cürümler crimes against imams preachers and spiritual leaders n.
iş ve çalışma hürriyeti aleyhinde cürümler crimes against freedom of conducting business and freedom of labour n.
ammenin selameti aleyhinde suç felony against public welfare n.
devlet idaresi aleyhinde cürüm felony against administration of government n.
sırrın masuniyeti aleyhinde cürüm offense against privacy n.
kendi aleyhinde tanıklık self incrimination n.
devlet idaresi aleyhinde işlenen cürümler offenses against to the administration of the state n.
adliye aleyhinde işlenen cürümler offenses against the administration of justice n.
mal aleyhinde cürümler offenses against goods n.
genel ahlak ve aile düzeni aleyhinde cürümler offenses against to the general moral principles and the family order n.
kamu düzeni aleyhinde işlenen cürümler offenses against public order n.
hürriyet aleyhinde işlenen cürümler offenses against civil liberty n.
kamu güveni aleyhinde işlenen cürümler offenses against public trust n.
kamu güvenliği aleyhinde işlenen cürümler offenses against public safety n.
aleyhinde temyize başvurulan taraf appellee n.