have on - Turco Inglés Diccionario

have on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "have on" en diccionario turco inglés : 24 resultado(s)

Inglés Turco
General
have on v. giymek
Do you remember what Kathy had on at the party?
Kathy'nin partide ne giydiğini hatırlıyor musun?

More Sentences
have on v. giyinmek
have on v. şaka etmek
have on v. kandırmak
have on v. işi olmak
have on v. işletmek
Phrasals
have on v. katılmaya niyetli olmak
have on v. (bir şey) planlamak
have on v. planlanmış (toplantısı veya buluşması) olmak
have on v. bir şey ile meşgul olmak
Colloquial
have on v. şaka yapmak
have on v. beraberinde taşımak
have on v. yanında taşımak/olmak
have on v. üzerinde taşımak/olmak
have on v. planlanmış bir şeyi/işi olmak
have on v. birine zarar verecek bir bilgiye sahip olmak
have on v. birinin aleyhinde bilgiye sahip olmak
have on v. biri hakkında olumsuz bilgiye sahip olmak
have on v. kafaya almak
have on v. kafa bulmak
have on v. (birini) oyuna getirmek
have on v. matrak geçmek
Idioms
have on v. (elbise vb) giymek
have on v. (elbise vb) giymiş olmak

Significados de "have on" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
have-on n. aldatma
have both one's feet on the ground v. aklı başında olmak
have a jag on v. sarhoş olmak
have a down on somebody v. takmak
have eye on v. göz koymak
have one's own back on somebody v. intikamını almak
have one's hair stand on end v. ürpermek
have a bearing on v. ile ilgisi olmak
have something on someone v. elinde suçlayıcı delil bulunmak
have a crush on someone v. birisine aşık olmak
have a crush on v. birine vurulmak
have a bearing on v. etkilemek
have something on v. giymek
have somebody on v. makaraya sarmak
have a crush on v. vurulmak
have a good head on one's shoulders v. sağduyu sahibi olmak
have one's eyes on v. gözü olmak
have a chip on one's shoulder v. çok alıngan olmak
have one's head screwed on right v. aklı başında biri olmak
have something on v. üzerinde olmak
have designs on v. gözü olmak
have an edge on v. bir gömlek üstün olmak
have somebody on v. kafaya almak
have a good head on one's shoulders v. çok zeki olmak
have an eye on the main chance v. fırsat kollamak
have a lot on one's plate v. bitirilmeyi bekleyen çok sayıda görevi olmak
have one's nerves on edge v. asabileşmek
have eye on v. gözü olmak
have something on hand v. el altında bulundurmak
have no pity on somebody v. gözünün yaşına bakmamak
have a good head on one's shoulders v. aklı başında biri olmak
have a lot on one's plate v. çok fazla işi olmak
have one's eyes on v. göz koymak
have the edge on v. avantajlı olmak
have both one's feet on the ground v. gerçekçi ve pratik bir şekilde düşünmek
have one's own back on v. acısını çıkarmak
have one's own back on v. acısını çıkartmak
not to have a stitch on v. çırılçıplak olmak
have one's eyes on v. gözü (bir şeyin) üzerinde olmak
have down on somebody v. hoşlanmamak
have down on somebody v. bağlanmak
have somebody on the payroll v. çalıştırmak
have a crush on somebody v. tutulmak
have the edge on somebody v. üstün olmak
have somebody on v. kazıklamak
have a weapon on v. silah bulundurmak
have a gun on one's possession v. silah bulundurmak
have a harmful effect on v. zararı dokunmak
have the edge on v. avantajı ele geçirmek
have the edge on v. avantaj sağlamak
have the edge on v. avantaj elde etmek
have an expression on one's face v. yüzünde ifade olmak
have on earring v. küpe takmak
have right on one's side v. kendi açısından haklı olmak
have someone on toast v. ipi ellerinde olmak
have the right to comment on something v. söz sahibi olmak
have on watch v. saat takmak
have a crush on v. aşık olmak
have a crush on v. birine çarpılmak
have a chip on one's shoulder v. kavgacı olmak
have a chip on one's shoulder v. öfkesi burnunda olmak
have a chip on one's shoulder v. kavgaya hazır olmak
have sanction on v. yaptırımı olmak
have (got) something on someone v. elinde suclayıcı delil bulunmak
have (got) something on v. giyinmek
have someone on v. birinin üzerine oynamak
have (got) something on v. bir işi olmak
have someone on v. kandırmak
have someone on v. aldatmak
have someone on v. birini işletmek
have a name tag on v. isimlik takmak
have a name tag on v. yaka kartı takmak
have designs on v. -de gözü olmak
have a pity on v. acımak
have one's head screwed on the right way v. aklı başında biri olmak
have designs on a family's honour v. namusuna göz dikmek
have the laugh on v. gülünç duruma düşürmek
have the laugh on v. aptal yerine koymak
have an effect on v. etkilemek
have an impact on v. etkilemek
have an effect on v. etki etmek
have an impact on v. üzerinde etkisi olmak
have an impact on v. etkisi olmak
have an effect on v. etkisi olmak
have an impact on v. etki etmek
have an effect on v. üzerinde etkisi olmak
have a coast on v. denize kıyısı olmak
have a negative impression on v. kötü algılanmak
have a crush on v. birisine vurulmak
have a crush on v. birisine çarpılmak
have direct influence on the decision v. kararı doğrudan etkilemek
have designs on someone's position v. birinin yerinde gözü olmak
have designs on someone's job v. birinin yerinde gözü olmak
have negative effect on the markets v. piyasalara olumsuz yansımak
have negative impact on the markets v. piyasalara olumsuz yansımak
have an impact on v. -e etkisi olmak
have a crush on someone v. birine abayı yakmış olmak
have a crush on someone v. birine tutulmuş olmak
have a negative effect on v. üzerinde olumsuz bir etkisi olmak
have an effect on something v. etki etmek
have something on v. yapacak işleri olmak
have no family to lean on v. sırtını dayayacağı bir ailesi olmamak
have no family to lean on v. sırtını yaslayacağı bir ailesi olmamak
have no service on one's phone/fone v. telefonu çekmemek
have a small part on a tv show v. dizde ufak bir rol oynamak
have one's eyes on the presidency v. gözünü başkanlığa dikmek
have a cold sore on one's lip v. dudağında uçuk çıkmak
have an effect on v. üzerinde etkili olmak
have an impact on v. üzerinde etkili olmak
have a big influence on v. üzerinde büyük bir etkisi olmak
Phrasals
have nothing on v. tutacak sözü olmamak
have nothing on v. (diğerinden) hiçbir üstün yanı olmamak
have nothing on v. üzerinde giysi olmamak
Phrases
have mercy on me expr. merhamet et bana
Colloquial
have one's eyes on v. dikkatini vermek
have one's eyes on v. dikkat etmek
have one's eyes on v. gözünü ayırmamak
have pity on someone v. onun için üzülmek
have pity on someone v. güç durumdaki birine acımak
have pity on someone v. merhamet duymak
not have anything on v. bir planı olmamak
not have anything on v. önceden planlanmış bir işi olmamak
not have a lot on v. yapacak/yapması gereken pek bir işi olmamak
have anything on v. yapacak/planlanmış bir işi olmak
have anything on v. bir planı/programı olmak
not have anything on v. çıplak olmak
not have anything on v. üstünde bir şey olmamak
not have a lot on v. meşgul olmamak
have anything on v. planlanmış bir işi olmak
have a lot on v. çok meşgul olmak
not have a lot on v. müsait olmak
not have anything on v. yapacak/yapması gereken bir iş olmamak
have a lot on v. yapacak/yapması gereken çok işi olmak
not have anything on v. üstü giyinik olmamak
not have anything on v. belli bir zaman diliminde boş olmak/boş vakti olmak
have one up on somebody v. birinden bir adım önde olmak
have one up on somebody v. birinden avantajlı durumda olmak
have one up on somebody v. birinden önde olmak
have one up on somebody v. birinden üstün olmak
have one up on (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı avantaj elde etmek
have one up on (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı avantaj kazanmak
have one up on (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı üstünlük sağlamak
have one up on (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) bir adım önde olmak
have one up on (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı üstünlük elde etmek
have something on v. belli bir zamana planlanmış/ayarlanmış işleri olmak
have something on v. planlı bir şeyi olmak
have something on v. planlanmış bir şeyi olmak
have something on v. zamanı belirlenmiş bir şeyi olmak
have something on v. belli bir zaman için planları olmak
not have a lot on v. pek işi olmamak