|
Kategori |
İngilizce |
Türkçe |
|
| Genel |
|
| 1 |
Genel |
give somebody what for f. |
yuvasını yapmak |
|
| 2 |
Genel |
sell something for twice what he/she paid for it f. |
aldığının/ödediğinin iki katına satmak |
|
| 3 |
Genel |
blame someone for what happened f. |
olanlardan dolayı birini suçlamak |
|
| Öbek Fiiller |
|
| 4 |
Öbek Fiiller |
recognize (someone or something) for what (someone or something) is f. |
(birinin/bir şeyin) iç yüzünü/gerçekte ne olduğunu fark etmek |
|
| İfadeler |
|
| 5 |
İfadeler |
for what purpose? expr. |
hangi amaçla? |
|
|
|
| 6 |
İfadeler |
what's that look for? expr. |
niye öyle bakıyorsun? |
|
| 7 |
İfadeler |
be careful what you wish for expr. |
ne arzu ettiğine dikkat et |
|
| 8 |
İfadeler |
beware what you wish for expr. |
ne arzu ettiğine dikkat et |
|
| 9 |
İfadeler |
for what it is worth expr. |
işine yarar mı bilmiyorum ama |
|
| 10 |
İfadeler |
(be) careful what you wish for(, (because) you just might get it) expr. |
eksik dilek dileme |
|
|
|
| 11 |
İfadeler |
(be) careful what you wish for(, (because) you just might get it) expr. |
ne dilediğin konusunda dikkatli ol (bakarsın gerçek olur) |
|
| 12 |
İfadeler |
(be) careful what you wish for(, (because) you just might get it) expr. |
dikkatli dilek dile (bakarsın gerçek olur) |
|
| 13 |
İfadeler |
(be) careful what you wish for(, (because) you just might get it) expr. |
ne dilediğine dikkat et (bakarsın gerçek olur) |
|
| 14 |
İfadeler |
for what it is expr. |
olduğu haliyle |
|
| Atasözü |
|
| 15 |
Atasözü |
what's sauce for the goose is sauce for the gander |
kadın için iyi olan eşi için de iyidir |
|
| 16 |
Atasözü |
what's good for the goose is good for the gander |
kadın için iyi olan eşi için de iyidir |
|
| 17 |
Atasözü |
don't put off for tomorrow what you can do today |
bugünün işini yarına bırakma |
|
| 18 |
Atasözü |
you get what you pay for |
ne kadar ekmek o kadar köfte |
|
| 19 |
Atasözü |
you get what you pay for |
ne kadar köfte o kadar ekmek |
|
| 20 |
Atasözü |
what's good for the goose is good for the gander |
sen yaparsan ben de yaparım |
|
|
|
| 21 |
Atasözü |
what's sauce for the goose is sauce for the gander |
senin/benim için iyi/geçerli/yeterli olan benim/senin için de iyidir/geçerlidir/yeterlidir |
|
| 22 |
Atasözü |
what's sauce for the goose is sauce for the gander |
sen yaparsan ben de yaparım |
|
| 23 |
Atasözü |
what's good for the goose is good for the gander |
senin/benim için iyi/geçerli/yeterli olan benim/senin için de iyidir/geçerlidir/yeterlidir |
|
| Konuşma Dili |
|
| 24 |
Konuşma Dili |
consider what's best for someone f. |
birinin iyiliğini düşünmek |
|
| 25 |
Konuşma Dili |
get what for [uk] f. |
sert/ağır bir şekilde cezalandırılmak |
|
| 26 |
Konuşma Dili |
get what for [uk] f. |
gününü görmek |
|
| 27 |
Konuşma Dili |
get what for [uk] f. |
çok fena azar işitmek |
|
| 28 |
Konuşma Dili |
get what for [uk] f. |
çok fena fırça yemek |
|
| 29 |
Konuşma Dili |
get (the) what for f. |
fırçayı yemek |
|
| 30 |
Konuşma Dili |
get (the) what for f. |
zılgıtı yemek |
|
| 31 |
Konuşma Dili |
get (the) what for f. |
ağzının payını almak |
|
| 32 |
Konuşma Dili |
get (the) what for f. |
azar işitmek |
|
| 33 |
Konuşma Dili |
know what's good for you f. |
kendi iyiliğini istemek |
|
| 34 |
Konuşma Dili |
know what's good for you f. |
başını belaya sokmak istememek |
|
| 35 |
Konuşma Dili |
know what's good for you f. |
kendi iyiliğini düşünmek |
|
| 36 |
Konuşma Dili |
know what's good for you f. |
kendin için neyin iyi olduğunu bilmek |
|
| 37 |
Konuşma Dili |
know what's good for you f. |
başına bir şey gelmesini istememek |
|
| 38 |
Konuşma Dili |
know what's good for you f. |
neye ihtiyacın olduğunu bilmek |
|
| 39 |
Konuşma Dili |
know what's good for you f. |
beladan uzak durmak istemek |
|
| 40 |
Konuşma Dili |
see something for what it is f. |
bir şeyin iç yüzünü görmek |
|
|
|
| 41 |
Konuşma Dili |
see somebody for what they are f. |
birinin gerçek yüzünü görmek |
|
| 42 |
Konuşma Dili |
see something for what it is f. |
bir şeyin gerçek yüzünü görmek |
|
| 43 |
Konuşma Dili |
see somebody for what they are f. |
birinin iç yüzünü görmek |
|
| 44 |
Konuşma Dili |
for what purpose expr. |
ne amaçla |
|
| 45 |
Konuşma Dili |
none of us knows what lies in store for us tomorrow expr. |
yarın bizi neyin beklediğini hiçbirimiz bilemeyiz |
|
| 46 |
Konuşma Dili |
none of us knows what waits for us tomorrow expr. |
yarın bizi neyin beklediğini hiçbirimiz bilemeyiz |
|
| 47 |
Konuşma Dili |
for what it is worth expr. |
ne olursa olsun |
|
| 48 |
Konuşma Dili |
for what it is worth expr. |
ne pahasına olursa olsun |
|
| 49 |
Konuşma Dili |
then what do you need me for? expr. |
peki o halde bana neden ihtiyacın var? |
|
| 50 |
Konuşma Dili |
but for what? expr. |
ama ne için? |
|
| 51 |
Konuşma Dili |
but what for? expr. |
ama ne için? |
|
| 52 |
Konuşma Dili |
what's on tap for today? expr. |
televizyonda/sinemada ne oynuyor? |
|
| 53 |
Konuşma Dili |
for what it's worth expr. |
artık ne kadar yararı olursa |
|
| 54 |
Konuşma Dili |
for what it's worth expr. |
işine yarar mı bilmiyorum ama |
|
| 55 |
Konuşma Dili |
turn down for what expr. |
neden durayım ki? |
|
| 56 |
Konuşma Dili |
turn down for what expr. |
neden yapmayayım ki? |
|
| 57 |
Konuşma Dili |
turn down for what expr. |
eğlenceye/partiye devam |
|
| 58 |
Konuşma Dili |
turn down for what expr. |
durmak yok |
|
| 59 |
Konuşma Dili |
turn down for what expr. |
neden yapmayacakmışım ki? |
|
| 60 |
Konuşma Dili |
fwiw (for what it's worth) expr. |
işine yarar mı bilmem ama |
|
| 61 |
Konuşma Dili |
fwiw (for what it's worth) expr. |
bir şey fark ettirir mi bilmem ama |
|
| 62 |
Konuşma Dili |
fwiw (for what it's worth) expr. |
seni ilgilendirir mi bilmem ama |
|
| 63 |
Konuşma Dili |
fwiw (for what it's worth) expr. |
artık ne yararı varsa |
|
| 64 |
Konuşma Dili |
fwiw (for what it's worth) expr. |
bir şey ifade eder mi bilmem ama |
|
| 65 |
Konuşma Dili |
fwiw (for what it's worth) expr. |
bir faydası var mı bilmem ama |
|
| 66 |
Konuşma Dili |
fwiw (for what it's worth) expr. |
bir anlam ifade eder mi bilmem ama |
|
| 67 |
Konuşma Dili |
what do you know (for sure)? expr. |
ne haber |
|
| 68 |
Konuşma Dili |
what do you know (for sure)? expr. |
ne var ne yok? |
|
| 69 |
Konuşma Dili |
what do you know (for sure)? expr. |
nasılsın, iyi misin? |
|
| 70 |
Konuşma Dili |
what do you know (for sure)? expr. |
ne iş? |
|
| 71 |
Konuşma Dili |
what do you know (for sure)? expr. |
ne yapıyorsun? |
|
| 72 |
Konuşma Dili |
what do you know (for sure)? expr. |
n'aber? |
|
| 73 |
Konuşma Dili |
what do you know (for sure)? expr. |
nasılsın? |
|
| 74 |
Konuşma Dili |
what do you know (for sure)? expr. |
ne haber? |
|
| 75 |
Konuşma Dili |
what for? expr. |
ne amaçla? |
|
| 76 |
Konuşma Dili |
be careful what you wish for(, it might (just) come true expr. |
eksik dilek dileme |
|
| 77 |
Konuşma Dili |
be careful what you wish for(, it might (just) come true expr. |
ne dilediğine/istediğine dikkat et (bakarsın gerçek olur) |
|
| 78 |
Konuşma Dili |
be careful what you wish for(, it might (just) come true expr. |
dikkatli dilek dile (bakarsın gerçek olur) |
|
| 79 |
Konuşma Dili |
be careful what you wish for(, it might (just) come true expr. |
ne dilediğin konusunda dikkatli ol (bakarsın gerçek olur) |
|
| 80 |
Konuşma Dili |
watch what you wish for(, (because) you just might get it) expr. |
eksik dilek dileme |
|
|
|
| 81 |
Konuşma Dili |
watch what you wish for(, (because) you just might get it) expr. |
ne arzu ettiğine/dilediğine dikkat et |
|
| 82 |
Konuşma Dili |
watch what you wish for(, (because) you just might get it) expr. |
ne dilediğin konusunda dikkatli ol (bakarsın gerçek olur) |
|
| 83 |
Konuşma Dili |
watch what you wish for(, (because) you just might get it) expr. |
ne dilediğine dikkat et (bakarsın gerçek olur) |
|
| 84 |
Konuşma Dili |
watch what you wish for(, (because) you just might get it) expr. |
dikkatli dilek dile (bakarsın gerçek olur) |
|
| 85 |
Konuşma Dili |
what can I do you for? expr. |
senin için ne yapabilirim? |
|
| 86 |
Konuşma Dili |
what are we waiting for? expr. |
neyi bekliyoruz? |
|
| 87 |
Konuşma Dili |
what is (one) waiting for? expr. |
(biri) ne bekliyor? |
|
| 88 |
Konuşma Dili |
what do you do for (something)? expr. |
(bir şeye) ulaşmak/erişmek için ne yapıyorsun/yapıyorsunuz? |
|
| 89 |
Konuşma Dili |
what do you do for (something)? expr. |
(bir şey) için ne yapıyorsun/yapıyorsunuz? |
|
| 90 |
Konuşma Dili |
what are we waiting for? expr. |
ne bekliyoruz? |
|
| 91 |
Konuşma Dili |
what are we waiting for? expr. |
neden bekliyoruz? |
|
| 92 |
Konuşma Dili |
what can I do you for? expr. |
sizin için ne yapabilirim? |
|
| 93 |
Konuşma Dili |
what can I do you for? expr. |
sana/size nasıl yardımcı olabilirim? |
|
| 94 |
Konuşma Dili |
what is (one) waiting for? expr. |
(biri) neden/neyi bekliyor? |
|
| 95 |
Konuşma Dili |
what do you do for (something)? expr. |
(bir şeyi) başarmak için ne yapıyorsun/yapıyorsunuz? |
|
| 96 |
Konuşma Dili |
what are we waiting for? expr. |
daha ne bekliyoruz? |
|
| 97 |
Konuşma Dili |
what is (one) waiting for? expr. |
(biri) ne duruyor? |
|
| 98 |
Konuşma Dili |
what is (one) waiting for? expr. |
(biri) daha ne bekliyor? |
|
| 99 |
Konuşma Dili |
what do you do for (something)? expr. |
(bir şeyi) elde etmek için ne yapıyorsun/yapıyorsunuz? |
|
| 100 |
Konuşma Dili |
what's in it for (one)? expr. |
(birine) ne faydası var? |
|
| 101 |
Konuşma Dili |
what's in it for (one)? expr. |
bundan (birinin) çıkarı ne olacak? |
|
| 102 |
Konuşma Dili |
ygwypf (you get what you pay for) expr. |
ne kadar ekmek o kadar köfte |
|
| Deyim |
|
| 103 |
Deyim |
what for i. |
gününü gösterme |
|
| 104 |
Deyim |
what for i. |
fırça |
|
| 105 |
Deyim |
what for i. |
ceza |
|
| 106 |
Deyim |
what for i. |
paylama |
|
| 107 |
Deyim |
what for i. |
sert/ağır konuşma |
|
| 108 |
Deyim |
what for i. |
sert uyarı |
|
| 109 |
Deyim |
what for i. |
canına okuma |
|
| 110 |
Deyim |
what for i. |
azar |
|
| 111 |
Deyim |
give someone what for f. |
canına okumak |
|
| 112 |
Deyim |
see someone for what one is f. |
birinin gerçekte nasıl biri olduğunu anlamak |
|
| 113 |
Deyim |
see someone for what one really is f. |
birinin gerçekte nasıl biri olduğunu anlamak |
|
| 114 |
Deyim |
see someone for what one really is f. |
birinin gerçek yüzünü görmek |
|
| 115 |
Deyim |
see someone for what one is f. |
birinin gerçek yüzünü görmek |
|
| 116 |
Deyim |
recognize something for what it is f. |
bir şeyin iç yüzünü/gerçekte ne olduğunu fark etmek |
|
| 117 |
Deyim |
recognize one for what one is f. |
bir şeyin iç yüzünü/gerçekte ne olduğunu fark etmek |
|
| 118 |
Deyim |
give someone what for f. |
birini cezalandırmak |
|
| 119 |
Deyim |
give someone what for f. |
birini çok fena haşlamak |
|
| 120 |
Deyim |
give someone what for f. |
birine çok fena fırça çekmek |
|
| 121 |
Deyim |
give someone what for f. |
birinin burnundan getirmek |
|
| 122 |
Deyim |
give someone what for f. |
birini çok fena azarlamak/paylamak |
|
| 123 |
Deyim |
give someone what for f. |
birine çok fena giydirmek |
|
| 124 |
Deyim |
give someone what for f. |
birine gününü göstermek |
|
| 125 |
Deyim |
give someone what for f. |
birine ceza vermek |
|
| 126 |
Deyim |
give someone what for f. |
birine çok fena çıkışmak |
|
| 127 |
Deyim |
give someone what for f. |
birini cezalandırmak |
|
| 128 |
Deyim |
give someone what for f. |
birinin çok fena canına okumak |
|
| 129 |
Deyim |
give (one) (the) what for f. |
(birini) cezalandırmak |
|
| 130 |
Deyim |
give (one) (the) what for f. |
(birinin) canına okumak |
|
| 131 |
Deyim |
give (one) (the) what for f. |
(birine) ceza vermek |
|
| 132 |
Deyim |
give (one) (the) what for f. |
(birine) çok fena giydirmek |
|
| 133 |
Deyim |
give (one) (the) what for f. |
(birine) çok fena fırça çekmek |
|
| 134 |
Deyim |
give (one) (the) what for f. |
(birine) çok fena çıkışmak |
|
| 135 |
Deyim |
give (one) (the) what for f. |
(birini) çok fena haşlamak |
|
| 136 |
Deyim |
give (one) (the) what for f. |
(birine) gününü göstermek |
|
| 137 |
Deyim |
give (one) (the) what for f. |
(birinin) burnundan getirmek |
|
| 138 |
Deyim |
give (one) (the) what for f. |
(birini) çok fena azarlamak/paylamak |
|
| 139 |
Deyim |
give somebody what for f. |
birinin burnundan getirmek |
|
| 140 |
Deyim |
get what for [uk] f. |
fena halde fırça yemek |
|
| 141 |
Deyim |
get what for [uk] f. |
canına okunmak |
|
| 142 |
Deyim |
give somebody what for [uk] f. |
birinin canına okumak |
|
| 143 |
Deyim |
give somebody what for f. |
birini çok fena haşlamak |
|
| 144 |
Deyim |
give somebody what for [uk] f. |
birine gününü göstermek |
|
| 145 |
Deyim |
give somebody what for [uk] f. |
birine çok fena fırça çekmek |
|
| 146 |
Deyim |
get what for [uk] f. |
gününü görmek |
|
| 147 |
Deyim |
give somebody what for [uk] f. |
birini çok fena haşlamak |
|
| 148 |
Deyim |
give somebody what for f. |
birine gününü göstermek |
|
| 149 |
Deyim |
give somebody what for [uk] f. |
birinin burnundan getirmek |
|
| 150 |
Deyim |
get what for [uk] f. |
burnundan gelmek |
|