yellow - Türkçe İngilizce Sözlük

yellow

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

yellow — Definition

Anlamı ve Tanımı:
sarı
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈjɛloʊ/ – BrE /ˈjeləʊ/)
Terim Türü:
Sıfat/İsim
Işık tayfında belirli bir renge karşılık gelen algı. Eski İngilizce geolu kökünden gelir. Renk anlatımının yanında mecazen korkaklık anlamı da taşır.
Eş Anlamlılar:
amber (contextual)
Zıt Anlamlılar:
blue (contextual)

"yellow" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 27 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
yellow s. sarı
She was carrying a yellow purse.
Kızın elinde sarı bir çanta vardı.

More Sentences
Genel
yellow i. sarı renk
She doesn't like yellow.
Sarı rengi sevmiyor.

More Sentences
yellow f. sararmak
The old windows started to yellow.
Eskiyen pencereler sararmaya başlamış.

More Sentences
yellow f. sarartmak
The aphids are making the leaves turn yellow.
Yaprak bitleri yaprakları sarartıyor.

More Sentences
yellow s. sarılı
They are yellow.
Sarılar.

More Sentences
yellow s. sarı renkli
The towel that I usually use is yellow.
Genelde kullandığım havlu sarı renklidir.

More Sentences
yellow s. korkak
You're yellow.
Sen korkaksın.

More Sentences
yellow s. sarı
She was carrying a yellow purse.
Kızın elinde sarı bir çanta vardı.

More Sentences
yellow s. ödlek
You're yellow.
Sen ödleksin.

More Sentences
yellow s. sarı benizli
He got fired from the company for calling his Asian coworker 'yellow man.'
Asyalı iş arkadaşına 'sarı benizli adam' dediği için şirketten kovuldu.

More Sentences
yellow i. yumurta sarısı
yellow s. alçak
yellow s. kıskanç
yellow s. namussuz
yellow s. sararmış
yellow s. haset
yellow s. korkakça
yellow s. ödlekçe
Medya
yellow s. aşırı derecede sansasyonel (ucuz gazete)
Tekstil
yellow i. sarı renkli kıyafet
Spor
yellow i. bilardo benzeri oyunlarda sarı bir top
Eski Kullanım
yellow s. kıskanç
yellow s. gıpta eden
yellow s. imrenen
Böcek Bilimi
yellow i. erkekleri sarı veya sarımsı kanatlara sahip olan pieridine cinsi çeşitli kelebeklere verilen ad
Argo
yellow i. zenci kırması
yellow i. asyalı olmaya yönelik kötü bir ifade

"yellow" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
lemon yellow i. limoni
yellow stain i. sarı leke
yellow bile i. asabilik
indian yellow i. hintsarısı
yellow journalism i. sansasyonel gazetecilik
yellow light i. sarı ışık
brownish yellow roof i. kahverengimsi sarı çatı
fragrant yellow muskmelon i. topatan
yellow iris i. bataklıksüseni
yellow wart i. sarı siğil
yellow flag i. karantina flaması
straw yellow i. saman sarısı
lemon yellow i. limon sarısı
yellow arsenic i. zırnık
yellow poplar i. laleağacı
yellow ochre i. toprakboya
yellow fever i. sarıhumma
yellow pages i. telefon rehberi
yellow asphodel i. sarızambak
yellow wagtail i. yontkuşu
brownish yellow i. kahverengimsi sarı
yellow loosestrife i. altın kamış
straw yellow i. samanrengi
yellow hammer i. sarıcık
yellow bile i. antik fizyolojiye göre aşırı sinir ve asabiyete neden olduğu düşünülen dört etkenden biri
yellow fin tuna i. sarı kanatlı tuna balığı
greenish yellow i. yeşilimsi sarı
pale yellow i. ayva sarısı
yellow foot i. sarı ayak
yellow flag i. sarı bayrak
yellow bile i. iltihap
sulfur yellow i. sülfür sarısı
yellow colour i. sarılık
yellow spot i. sarı nokta
yellow jacket i. gövdesi sarı ve siyah renkli bir tür yabanarısı
yellow line i. sarı çizgi
yellow iris i. sarısüsen
yellow sea i. sarı deniz
canary yellow i. kanarya sarısı
yellow fever i. sarı humma
sulphur yellow i. sülfür sarısı
yellow cat i. sarman
yellow wagtail i. sarı kuyruksallayan
yellow flag i. karantina bayrağı
yellow and blue i. sarı ve mavi
yellow pages i. sarı sayfalar
yellow pines i. sarı çamlar
straw yellow i. açık sarı
straw yellow i. soluk sarı
yellow press i. magazin basını
yellow press i. boyalı basın
large yellow lady's-slipper i. hanım pabuç otu
large yellow lady's-slipper i. venüs çarığı
yellow lady-slipper i. hanım pabuç otu
yellow-legged gull i. gümüş martı
yellow-dog i. melez köpek
yellow lady-slipper i. venüs çarığı
yellow-vented bulbul i. arap bülbülü
yellow earth i. toprak sarısı
yellow earth i. sarı toprak
yellow brass i. sarı pirinç
yellow wood i. sarıağaç
yellow ochre i. sarı toprakboya
yellow ocher i. sarı toprakboya
yellow ocher i. toprakboya
yellow soap i. arapsabunu
yellow ochre i. toprak sarısı
yellow ocher i. toprak sarısı
yellow journalism i. asparagas habercilik
naples yellow i. napoli sarısı
yellow balloon i. sarı balon
velvet yellow i. yumuşak sarı
velvet yellow i. kadife sarısı
the yellow light of the street lamp i. sokak lambasının sarı ışığı
yellow ribbon i. sarı kurdele
sunset yellow i. günbatımı sarısı
a yellow van i. sarı bir minibüs
sunrise yellow i. gündoğumu sarısı
yellow cab i. sarı taksi
yellow [dialect] i. yumurtanın sarısı
yellow dog i. korkak kimse
yellow dog i. aşağılık kimse
yellow dog i. namert kimse
yellow green i. sarımsı yeşil renk tonu
yellow peril [canada] i. (quebec'te) okul otobüsü
yellow peril [canada] i. (quebec'te) okul servisi
yellow metal i. altın
yellow race i. asya ırkı
yellow geordie [scotland] i. gine
yellow leaves i. sarı yapraklar
turn yellow f. sararmak
go yellow f. sararmak
turn yellow f. sarılaşmak
yellow earth f. okra
set up yellow tape f. sarı bant/şerit çekmek
very yellow s. sapsarı
bright yellow s. sapsarı
yellow bellied s. sarı göbekli
as yellow as s. kadar sarı
saffron yellow s. safran sarısı
as yellow as a guinea s. (hastalıktan vb) sapsarı
pale-yellow s. solgun
yellow-spotted s. sarı benekli
yellow-bellied s. korkak
canary-yellow s. kanarya sarısı rengine sahip
yellow-dog s. namert
yellow-dog s. alçak
yellow-dog s. aşağılık
yellow-brown s. kahverengimsi sarı renkte
yellow-striped s. sarı çizgili
yellow-covered s. sarı kağıtla kaplanmış
yellow-covered s. sarı kağıtla sarılmış
yellow-bellied s. sarımsı karınlı
yellow-marked s. sarı benekli
yellow-banded s. sarı bantlı
yellow-bellied s. sarı karınlı
yellow-banded s. sarı şeritli
yellow-eyed s. sarı gözlü
yellow-marked s. sarı lekeli
yellow-green s. sarı ve yeşil arası bir renkte olan
yellow-tinged s. içinde sarı bulunan (renk)
yellow-white s. sarımsı beyaz
yellow-tinged s. sarıya çalan (renk)
golden-yellow s. altın rengine çalan sarı
golden-yellow s. altın sarısı
sulphur-yellow s. yeşilimsi sarı renkte
sulfur-yellow s. kükürt renginde
sulfur-yellow s. yeşilimsi sarı renkte
sulphur-yellow s. kükürt renginde
Konuşma Dili
yellow grease i. atık yağ
yellow grease i. artık yağ
yellow grease i. kullanılmış pişirme yağı
yellow jacket i. depresan formülasyonu için kullanılan bölgesel bir terim
yellow-belly i. ingiltere'de copthorne'daki west sussex'in yerlisi olan kimse
yellow jacket i. yatıştırıcı madde formülasyonu için kullanılan bölgesel bir terim
yellow-livered s. korkak
yellow-livered expr. alçakça
yellow-livered expr. korkaklıkla
If it's yellow, let it mellow (If it's brown, flush it down) expr. sadece çiş yaptıysan sifonu çekme, (kaka yaptıysan çek)
Deyim
yellow brick road i. sonu başarıya/maceraya çıkan yol
yellow brick road i. başarıya giden yol
yellow brick road i. kariyer/başarı basamağı
yellow brick road i. sarı tuğlalı/taşlı yol
yellow brick road i. macera yolu/yolculuğu
yellow cake i. sarı pasta
yellow cake i. kakaosuz kek
yellow cake i. beyaz kek
yellow cake i. sünger kek
yellow cake i. toz halindeki uranyum oksit
yellow streak i. tırsaklık