geç - Turkish English Dictionary
History

geç



Meanings of "geç" in English Turkish Dictionary : 13 result(s)

Turkish English
Common Usage
geç late adv.
General
geç tardy adj.
geç late adj.
geç behind time adj.
geç behindhand adj.
geç delayed adj.
geç backward adj.
geç slow adj.
geç behind adj.
geç posteriorly adv.
Computer
geç bypass
geç pass
geç ignore

Meanings of "geç" with other terms in English Turkish Dictionary : 200 result(s)

Turkish English
Common Usage
geç kalmak be late v.
General
30 dakika geç kalmak be 30 minutes late v.
biraz geç kalmak be a little late v.
birine eliyle kenara geç demek wave someone aside v.
çok geç yatmak go to bed too late v.
derse geç girmek be late for class v.
derse geç girmek get into class late v.
derse geç kalmak be late to class v.
derse geç kalmak be late for class v.
-e geç kalmak be late for v.
el sallayarak birine geç demek wave someone on v.
eve geç gelmek come home late v.
eve geç gitmek go home late v.
gece geç saate kadar dışarıda kalmak stay out late v.
gece geç saatlere kadar çalışmak work or study late into the night v.
gece geç saatlere kadar çalışmak work until very late v.
gece geç saatlere kadar uyanık kalmak stay up late v.
geç başlamak start late v.
geç cevap vermek reply late v.
geç cevap vermek answer late v.
geç gelmek turn up late v.
geç gelmek arrive late to v.
geç kalınmak be late v.
geç kalkmak get up late v.
geç kalkmak wake up late v.
geç kalmak delay v.
geç kalmak arrive late to v.
geç kalmak be delayed v.
geç kalmak get late v.
geç kalmak run late v.
geç kalmasına neden olmak cause to be late v.
geç olmak be late v.
geç ödemek pay late v.
geç saate kadar ayakta kalmak keep late hours v.
geç saate kadar çalışmak work late v.
geç saate kadar çalışmak work until late v.
geç saate kadar kalmak stay late v.
geç saate kadar yatmak lie-in v.
geç saatlere kadar çalışmak work until late v.
geç uyanmak undershoot v.
geç uyumak sleep late v.
geç vakitlere kadar dışarıda olmak/kalmak stay out until the early hours v.
geç vakte kadar kalmak be up late v.
geç yanıtlamak answer late v.
geç yanıtlamak reply late v.
geç yatmak sleep late v.
geç yatmak stop up v.
işe geç gelmek come to the job late v.
okula geç gitmek go to school late v.
okula geç kalmak be late for school v.
randevuya geç kalmak be late for the appointment v.
sabaha/geç vakte kadar çalışmak lucubrate v.
sınıfa/derse geç gelmek come to class late v.
uykudan geç kalkmak sleep in v.
yataktan geç kalkmak stay in bed late v.
daha geç zaman süreci latter-day n.
gece geç saatler the small hours n.
geceleri geç yatma adeti olan nighthawk n.
geceleri geç yatmayı adet edinen night owl n.
geceleri geç yatmayı adet edinen kimse night owl n.
gecenin geç saatleri late night hour n.
geç anlama double-take n.
geç anlama hindsight n.
geç antik çağ late antiquity n.
geç başlangıç late start n.
geç boşalma late ejaculation n.
geç cevap late reply n.
geç dönüş late retun n.
geç evlilik late marriage n.
geç gelen latecomer n.
geç gelişen late developer n.
geç hitit çağı late hittite period n.
geç hitit dönemi late hittite period n.
geç kağıdı tardy slip n.
geç kahvaltı late breakfast n.
geç kalan lag end n.
geç kalan latecomer n.
geç kalan late comer n.
geç kalma delay n.
geç kalma lateness n.
geç kalma being late n.
geç kalma duygusu feeling of being late n.
geç kalmışlık belatedness n.
geç kavrama backwardness n.
geç modern dönem late modern period n.
geç olma lateness n.
geç saat late hour n.
geç saatler late hours n.
geç serpilen late bloomer n.
geç teslim late delivery n.
geç varış ve erken kalkış late arrival and early departure n.
geç verilen cevap late reply n.
geç yapılan kahvaltı brunch n.
geç zaman late time n.
öğrenmeye ya da çalışmaya geç başlamış kimse opsimath n.
biraz geç (zaman vb) latish adj.
çok geç very late adj.
en geç latest adj.
er geç olan eventual adj.
erken veya geç demez early and late adj.
geç anlayan slow-witted adj.
geç anlayan slow adj.
geç donmuş late frost adj.
geç gelen tardy adj.
geç gelen late-coming adj.
geç kalan late adj.
geç kalan behindhand adj.
geç kalmış overdue adj.
geç kalmış lated adj.
geç kalmış behindhand adj.
geç kalmış belated adj.
geç kalmış tardy adj.
geç kavrayan backward adj.
geç olan slow adj.
geç olan tardy adj.
geç öğrenen backward adj.
yemeğe geç kalmış late for dinner adj.
azıcık geç a little bit late adv.
beklenenden daha geç later than expected adv.
biraz geç a little bit late adv.
çok erken veya çok geç all hours adv.
çok geç till all hours adv.
çok geç at all hours adv.
çok geç too late adv.
çok geç until all hours adv.
çok geç geceden sabaha kadar at all hours adv.
en geç at the latest adv.
en geç olarak most lately adv.
en geç on gün içerisinde in ten days at the latest adv.
en geç on gün içinde in ten days at the latest adv.
en geç yarın not later than tomorrow adv.
en geç yarın only before tomorrow adv.
er geç eventually adv.
er geç sooner or later adv.
er veya geç sooner or later adv.
er ya da geç sooner or later adv.
er ya da geç early or late adv.
er ya da geç eventually adv.
erken veya geç sooner or later adv.
fazla geç too late adv.
gece geç vakte kadar far into the night adv.
geç kalınmış late in the day adv.
geç kalmış bir halde backwardly adv.
geç saatlere kadar till the late hours adv.
geç vakit late in the evening adv.
geç vakitte at the eleventh hour adv.
öğleden sonra geç saatlerde late afternoon adv.
Phrasals
geç kalmak run behind
kenara geç diye işaret etmek motion someone to the side
Phrases
(yazışmalarda vb) geç cevabım için sorry for the late response
(yazışmalarda vb) geç cevabım için sorry for the late reply
(yazışmalarda vb) geç cevabım için sorry for my late reply
(yazışmalarda vb) geç döndüğüm için sorry for my late reply
(yazışmalarda vb) geç döndüğüm için sorry for the late reply
(yazışmalarda vb) geç döndüğüm için sorry for the late response
alışılmışdan daha geç later than usual
bir saat geç an hour late
çok geç oluncaya kadar until it's too late
en geç yarın tomorrow at the latest
geç cevap için özür sorry for late reply
geç cevap verdiğimden dolayı lütfen özürlerimi kabul edin please accept my apologies for replying late
geç cevap yazdığım için üzgünüm sorry for my late reply
geç gelen adalet, adalet değildir justice delayed is justice denied
iyi yapmak için hiçbir zaman çok geç değildir it's never too late to do well
sıraya geç take a number
Proverb
çok geç too little too late
geç olsun güç olmasın better late than never
gerçek er veya geç ortaya çıkar truth will out
horozu çok olan köyde sabah geç olur too many cooks spoil the stew
horozu çok olan köyde sabah geç olur too many cooks spoil the broth
horozu çok olan köyün sabahı geç olur too many cooks spoil the broth
öğrenmek için hiçbir zaman geç değildir you are never too old to learn
Colloquial
bir dakika geç kalmak be a minute late
bugün geç saatlerde later today
çok geç so late
çok geç değil mi? isn't it too late?
çok geç olmadı mı? isn't it too late?
en geç at the latest
en geç at the very latest
gece geç saatlere kadar late into the night
gecenin geç saatlerinden sabahın erken saatlerine kadar süren vardiya lobster-shift
geç bir saatte at a late hour
geç bunları come off it
geç cevabım için üzgünüm sorry for my late reply
geç cevabım için üzgünüm sorry for my delayed reply
geç cevap verdiğim için üzgünüm sorry for my late reply
geç cevap verdiğim için üzgünüm sorry for my delayed reply
geç kaldığım için özür dilerim sorry for being late
geç olsun ama güç olmasın better late than never
geç saatlere kadar çalışmak be working late
geç uyanma a rude awakening
harekete geç! look alive!
harekete geç! look lively!
onunla irtibata geç contact with him
onunla temasa geç contact with him
özet geç give me the gist
saat çok geç değil mi? isn't it too late?
üç gün çok geç olabilir three days could be too late
yarın çok geç olabilir tomorrow may be too late
yarın çok geç olabilir tomorrow might be too late