geç - Turkish English Dictionary
History

geç



Meanings of "geç" in English Turkish Dictionary : 13 result(s)

Turkish English
Common Usage
geç late adv.
General
geç tardy adj.
geç late adj.
geç behind time adj.
geç behindhand adj.
geç delayed adj.
geç backward adj.
geç slow adj.
geç behind adj.
geç posteriorly adv.
Computer
geç bypass
geç pass
geç ignore

Meanings of "geç" with other terms in English Turkish Dictionary : 488 result(s)

Turkish English
Common Usage
geç kalmak be late v.
General
30 dakika geç kalmak be 30 minutes late v.
biraz geç kalmak be a little late v.
birine eliyle kenara geç demek wave someone aside v.
çok geç yatmak go to bed too late v.
derse geç girmek be late for class v.
derse geç girmek get into class late v.
derse geç kalmak be late to class v.
derse geç kalmak be late for class v.
-e geç kalmak be late for v.
el sallayarak birine geç demek wave someone on v.
eve geç gelmek come home late v.
eve geç gitmek go home late v.
gece geç saate kadar dışarıda kalmak stay out late v.
gece geç saatlere kadar çalışmak work or study late into the night v.
gece geç saatlere kadar çalışmak work until very late v.
gece geç saatlere kadar uyanık kalmak stay up late v.
geç başlamak start late v.
geç cevap vermek reply late v.
geç cevap vermek answer late v.
geç gelmek turn up late v.
geç gelmek arrive late to v.
geç kalınmak be late v.
geç kalkmak get up late v.
geç kalkmak wake up late v.
geç kalmak delay v.
geç kalmak arrive late to v.
geç kalmak be delayed v.
geç kalmak get late v.
geç kalmak run late v.
geç kalmasına neden olmak cause to be late v.
geç olmak be late v.
geç ödemek pay late v.
geç saate kadar ayakta kalmak keep late hours v.
geç saate kadar çalışmak work late v.
geç saate kadar çalışmak work until late v.
geç saate kadar kalmak stay late v.
geç saate kadar yatmak lie-in v.
geç saatlere kadar çalışmak work until late v.
geç uyanmak undershoot v.
geç uyumak sleep late v.
geç vakitlere kadar dışarıda olmak/kalmak stay out until the early hours v.
geç vakte kadar kalmak be up late v.
geç yanıtlamak answer late v.
geç yanıtlamak reply late v.
geç yatmak sleep late v.
geç yatmak stop up v.
işe geç gelmek come to the job late v.
okula geç gitmek go to school late v.
okula geç kalmak be late for school v.
randevuya geç kalmak be late for the appointment v.
sabaha/geç vakte kadar çalışmak lucubrate v.
sınıfa/derse geç gelmek come to class late v.
uykudan geç kalkmak sleep in v.
yataktan geç kalkmak stay in bed late v.
daha geç zaman süreci latter-day n.
gece geç saatler the small hours n.
geceleri geç yatma adeti olan nighthawk n.
geceleri geç yatmayı adet edinen night owl n.
geceleri geç yatmayı adet edinen kimse night owl n.
gecenin geç saatleri late night hour n.
geç anlama double-take n.
geç anlama hindsight n.
geç antik çağ late antiquity n.
geç başlangıç late start n.
geç boşalma late ejaculation n.
geç cevap late reply n.
geç dönüş late retun n.
geç evlilik late marriage n.
geç gelen latecomer n.
geç gelişen late developer n.
geç hitit çağı late hittite period n.
geç hitit dönemi late hittite period n.
geç kağıdı tardy slip n.
geç kahvaltı late breakfast n.
geç kalan lag end n.
geç kalan latecomer n.
geç kalan late comer n.
geç kalma delay n.
geç kalma lateness n.
geç kalma being late n.
geç kalma duygusu feeling of being late n.
geç kalmışlık belatedness n.
geç kavrama backwardness n.
geç modern dönem late modern period n.
geç olma lateness n.
geç saat late hour n.
geç saatler late hours n.
geç serpilen late bloomer n.
geç teslim late delivery n.
geç varış ve erken kalkış late arrival and early departure n.
geç verilen cevap late reply n.
geç yapılan kahvaltı brunch n.
geç zaman late time n.
öğrenmeye ya da çalışmaya geç başlamış kimse opsimath n.
biraz geç (zaman vb) latish adj.
çok geç very late adj.
en geç latest adj.
er geç olan eventual adj.
erken veya geç demez early and late adj.
geç anlayan slow-witted adj.
geç anlayan slow adj.
geç donmuş late frost adj.
geç gelen tardy adj.
geç gelen late-coming adj.
geç kalan late adj.
geç kalan behindhand adj.
geç kalmış overdue adj.
geç kalmış lated adj.
geç kalmış behindhand adj.
geç kalmış belated adj.
geç kalmış tardy adj.
geç kavrayan backward adj.
geç olan slow adj.
geç olan tardy adj.
geç öğrenen backward adj.
yemeğe geç kalmış late for dinner adj.
azıcık geç a little bit late adv.
beklenenden daha geç later than expected adv.
biraz geç a little bit late adv.
çok erken veya çok geç all hours adv.
çok geç till all hours adv.
çok geç at all hours adv.
çok geç too late adv.
çok geç until all hours adv.
çok geç geceden sabaha kadar at all hours adv.
en geç at the latest adv.
en geç olarak most lately adv.
en geç on gün içerisinde in ten days at the latest adv.
en geç on gün içinde in ten days at the latest adv.
en geç yarın not later than tomorrow adv.
en geç yarın only before tomorrow adv.
er geç eventually adv.
er geç sooner or later adv.
er veya geç sooner or later adv.
er ya da geç sooner or later adv.
er ya da geç early or late adv.
er ya da geç eventually adv.
erken veya geç sooner or later adv.
fazla geç too late adv.
gece geç vakte kadar far into the night adv.
geç kalınmış late in the day adv.
geç kalmış bir halde backwardly adv.
geç saatlere kadar till the late hours adv.
geç vakit late in the evening adv.
geç vakitte at the eleventh hour adv.
öğleden sonra geç saatlerde late afternoon adv.
Phrasals
geç kalmak run behind
kenara geç diye işaret etmek motion someone to the side
Phrases
(yazışmalarda vb) geç cevabım için sorry for the late response
(yazışmalarda vb) geç cevabım için sorry for the late reply
(yazışmalarda vb) geç cevabım için sorry for my late reply
(yazışmalarda vb) geç döndüğüm için sorry for my late reply
(yazışmalarda vb) geç döndüğüm için sorry for the late reply
(yazışmalarda vb) geç döndüğüm için sorry for the late response
alışılmışdan daha geç later than usual
bir saat geç an hour late
çok geç oluncaya kadar until it's too late
en geç yarın tomorrow at the latest
geç cevap için özür sorry for late reply
geç cevap verdiğimden dolayı lütfen özürlerimi kabul edin please accept my apologies for replying late
geç cevap yazdığım için üzgünüm sorry for my late reply
geç gelen adalet, adalet değildir justice delayed is justice denied
iyi yapmak için hiçbir zaman çok geç değildir it's never too late to do well
sıraya geç take a number
Proverb
çok geç too little too late
geç olsun güç olmasın better late than never
gerçek er veya geç ortaya çıkar truth will out
horozu çok olan köyde sabah geç olur too many cooks spoil the stew
horozu çok olan köyde sabah geç olur too many cooks spoil the broth
horozu çok olan köyün sabahı geç olur too many cooks spoil the broth
öğrenmek için hiçbir zaman geç değildir you are never too old to learn
Colloquial
bir dakika geç kalmak be a minute late
bugün geç saatlerde later today
çok geç so late
çok geç değil mi? isn't it too late?
çok geç olmadı mı? isn't it too late?
en geç at the latest
en geç at the very latest
gece geç saatlere kadar late into the night
gecenin geç saatlerinden sabahın erken saatlerine kadar süren vardiya lobster-shift
geç bir saatte at a late hour
geç bunları come off it
geç cevabım için üzgünüm sorry for my late reply
geç cevabım için üzgünüm sorry for my delayed reply
geç cevap verdiğim için üzgünüm sorry for my late reply
geç cevap verdiğim için üzgünüm sorry for my delayed reply
geç kaldığım için özür dilerim sorry for being late
geç olsun ama güç olmasın better late than never
geç saatlere kadar çalışmak be working late
geç uyanma a rude awakening
harekete geç! look alive!
harekete geç! look lively!
onunla irtibata geç contact with him
onunla temasa geç contact with him
özet geç give me the gist
saat çok geç değil mi? isn't it too late?
üç gün çok geç olabilir three days could be too late
yarın çok geç olabilir tomorrow may be too late
yarın çok geç olabilir tomorrow might be too late
zaman nasıl geçmiş anlamamışım (geç oldu) time's kind of escaped me
Idioms
(bir şeyleri) düzeltmek için hiçbir zaman çok geç değildir It is never too late to mend
(durumun/olayın) farkına geç/zor varmak slow to catch on
(yeteneklerini gösterme anlamında) geç açılmış late bloomer
artık çok geç bir anlamı kalmadı a day late and a dollar short
bir hatayı düzeltmek için asla geç değildir It is never too late to mend
çok geç olmadan before it was too late
çok geç olmadan not a moment too soon
çok geç olmadan before it is too late
gece geç saatlere kadar until all hours
gece geç saatlere kadar far into the night
gece geç saatlere kadar çalışmak burn the midnight oil
gece geç vakit at all hours of the night
gecenin geç saatleri small hours of the morning
geç kalmış a day after the fair
geç olsun da güç olmasın better late than never
geç olsun güç olmasın better late than never
geç olsun güç olmasın. better late than never
geç saate kadar ayakta kalmak burn the midnight oil
geç saatlere kadar ayakta kalmak/çalışmak keep late hours
geç saatlere kadar yatakta çıkmamak have a lie-in
geç saatlere kadar yatakta oyalanmak have a lie-in
geç saatlere kadar yatmak have a lie-in
gönül almak için asla geç değildir It is never too late to mend
her yere/şeye geç kalmak be late for one's own funeral
işe geç başlayıp erken çıkmak/kapatmak keep banker's hours
jeton geç düşmek do a double take
jetonu geç düşen slow on the uptake
jetonu geç düşen slow on the draw
kenara geç diye işaret etmek motion someone to one side
kendi cenazesine bile geç kalmak be late for one's own funeral
müdahalede geç kalma late off the mark
suçlu er geç yakayı ele verir crime doesn't pay
Speaking
8:15'ten geç olmasın no later than 8:15
artık çok geç it's too late now
asla geç gelmez he never comes late
ben bu sabah geç kalktım i woke up late this morning
ben bugün geç kalktım i woke up late today
bir daha geç kalma don't be late again
biraz geç kalıyorum I'm running a little late
biraz geç kalmamışlar mı! not before time!
biraz geç kalmamışlar mı! about time too!
bizimle irtibata geç contact us
bizimle temasa geç contact us
bu gece en geç kaça kadar kalabilirsin? how late can you stay tonight?
bugün derse geç kaldım today i was late for class
bugün okula geç kaldım I was late for school today
bunu geç! check that!
burayı böyle geç saatlerde asla arama never call here this late
çeken bir yere geç go somewhere with better reception
çok geç oldu it's too late
çok geç oldu it's been too late
çok geç oldu gitmem lazım anlamında bir ifade I've got to go home and get my beauty sleep
çok geç olsa da even though it was too late
derse geç kalma don't be late for class
derse geç kalmayınız don't be late for class
derse/sınıfa geç gelme don't come to class late
direksiyona geç take the wheel
direkt geç go ahead
direkt geç go straight
direkt geç go past
dün gece geç saate kadar çalıştı she/he worked late last night
dün gece geç yattım i was up late last night
dün geç kaldın you were late yesterday
dün geç saate kadar çalıştı she/he worked late last night
dün sabah geç uyanmadım I didn't wake up late yesterday morning
er ya da geç olacak it will happen sooner or later
eve geç gelirim i'm gonna be home late
gece geç saatte yemek yememelisin you shouldn't eat late at night
geç bakalım dalganı go ahead and have your fun
geç bile kalındı! about time too!
geç bile kalındı! not before time!
geç bunları get over with it
geç bunları get over it
geç bunları! l don't buy it!
geç de olsa although it is late
geç de olsa even if it's late
geç de olsa even if/though it is late
geç kalacağım i'll be late
geç kaldı he/she/it is late
geç kaldığım için özür dilerim sorry for being late
geç kaldım I am late
geç kaldın you have been late
geç kaldın you are late
geç kaldın you were late
geç kaldın you're late
geç kalıyorum i'm running late
geç kalıyoruz we're going to be late
geç kalkıyoruz we get up late
geç kalma don't be late
geç mi kaldık? are we late?
geç olması hiç olmamasından iyidir better late than never
geç olsun da güç olmasın better late than never
geç olsun güç olmasın better late than never
geç saatlere dek çalışıyor he's working late
geç saatlere kadar çalışıyor he's working late
geç saatte yemek yememelisin you shouldn't eat late at night
geç uyudum I went to bed late
geç vardım i arrived late
geç yat sleep late
hayatında yeni bir başlangıç için asla çok geç değil it's never too late for a new beginning in your life
hayatında yeni bir başlangıç yapmak için asla çok geç değil it's never too late for a new beginning in your life
henüz geç değil not yet late to
henüz geç değil it's not too late yet
henüz geç değil it's not too late
hiç olmamaktansa varsın geç olsun better late than never
işe geç kalacaksın you're gonna be late for work
işe geç kaldı he was late for work
işten geç çıktım I got out of work late
jeton geç düştü the penny dropped
kusura bakma geç kaldım sorry i'm late
lütfen geç kaldığım için beni affedin please forgive me for being late
neden bu kadar geç kaldın? what took you so long?
neden daima geç kalıyorsun? why are you always late?
neden sürekli geç kalıyorsun? why are you late all the time?
neden/niye bu kadar geç kaldın? what took you so long?
niye bu kadar geç kaldın? what took you so long?
niye bu kadar geç kaldın? why are you so late?
o asla okula geç kalmaz he is never late for school
okula geç gelme don't come to school late
okula geç gelmeyin don't come to school late
okula geç kaldım i'm late for school
okula geç kalma don't be late for school
saat geç oldu it's late
sınavlarını geç pass your exams
sıraya geç get in the line
şimdiden geç kaldım i'm already late
yarın geç kalmayın don't be late tomorrow
zaman nasıl geçmiş anlamamışım (geç oldu) i did not realize how late it had become
Chat Usage
(çok uzun) özet geç (internet argosu) too long didn't read (tldr)
Slang
artık çok geç walkabout, it's gone
çok geç she'll be apples
çok geç bir saatte yapılan uçuş red eye flight
geç! skip it!
patron geç kaldığım için beni azarladı the boss got up me for being late
Trade/Economic
belirli bir hisse senedini büyük miktarlarda satın alarak piyasanın kontrolünü geçici olarak ele geç rig the market
borcu geç ödeme slowness in paying
borcunu geç ödeyen slow defaulting
daha geç bir tarih yazmak post date
en geç at the latest
geç gelişme late development
geç gelişme stratejisi late development strategy
geç giriş postdate entry
geç kalan late comer
geç kapitalizm late capitalism
geç likidite penceresi late liquidity window facility
geç likidite penceresi faiz oranları late liquidity window interest rates
geç ödeme late payment
geç sanayileşme late industrialisation
geç sanayileşme late industrialization
geç tarih atılmış post dated
geç teslim late delivery
geç vardiya late shift
geç vergi ödemesi late tax payment
geç yapılan ödeme late payment
işe geç kalma tardiness
müşterilerden tahsilatı geç gösterme yoluyla kasadaki parayı kullanma lapping
ödemenin geç yapılması lag
satanın hisseleri geç vermesi backwardation business
tatillerde de açık olan ve geç saatlere kadar açık bulunan, acil ihtiyaç maddeleri bulunduran, göreceli olarak yüksek fiyattan satış yapan bir tür perakendeci convenience store
üzerine geç tarih yazmak post date
Politics
geç kapitalizm late capitalism
Technical
bir yerde daha erken başlayıp başka bir yerde daha geç biten time-transgressive
çevir-geç turnstile
erken/geç tamamlanma çizelgeleme problemleri earliness/tardiness scheduling problems
esnek geç etki elastic after-effect
geç açma late release
geç don late frost
geç ısı after-heat
geç ivme post-acceleration
geç katılaşan çimento slow setting cement
geç okuma late read
geç piriz yapan enjeksiyon harcı nonsetting grouting mortar
geç piriz yapan sulu çimento harcı nonsetting grouting mortar
geç püskürtme delayed injection
geç sertleşen çimento slow-setting cement
geç yanar kereste fire-retardant wood
Computer
aşağı geç wipedown
aynı satırsa satır adını geç omit row name if same row
aynı sütunsa sütun adını geç omit column name if same column
birinden ötekine geç switch between
birinden ötekine geç switch
bu adımı geç skip this step
çal/geç play/skip
dosyayı geç skip file
geç gün batımı late sunset
geç okuma late read
geri al geç skip undo
geri al'ı geç skip undo
görevlerin daha geç bir tarihe göre programlanmasına izin veren unix komutu cron
html biçimine geç switch to html
kuralı geç ignore rule
mono geç mono bypass
ms excel'e geç switch to ms excel
ms mail'e geç switch to ms mail
ms powerpoint'e geç switch to ms powerpoint
ms project'e geç switch to ms project
ms word'e geç switch to ms word
numaralandırmayı geç skip numbering
öteki pencereye geç switch window
özele geç go private
reklamı geç skip ad
sağa geç wiperight
sınamayı geç skip test
silerek geç washout
siyahtan geç cut through black
şimdi beklemeye geç standby now
tümünü geç skip all
tümünü geç ignore all
Informatics
öğrenmek için hiçbir zaman geç değildir you are never too old to learn
Construction
geç başlama tarihi late start date
geç bitiş tarihi late finish date
geç teslim süresi long-lead time
Lighting
geç ışılışıma afterglow
Aeronautic
pas geç go around
Marine
donatıcı ile kiracı arasında anlaşmaya varılan ve geminin yüklemeye hazır olacağı en geç tarihi canceling date
geminin yüklemeye başlayabileceği en erken tarih ile en geç tarihi gösteren periyot laycan
geminin yüklemeye hazır olacağı en geç tarih laycan
Medical
çok geç başlangıçlı very late-onset
daha geç yaşlarda ortaya çıkmak present at older ages
erken ve geç dönem ameliyat komplikasyonları early and late surgical complications
geç başlangıçlı late-onset
geç başlangıçlı hafif mental bozulma late onset mild mental deterioration
geç başlangıçlı wilson hastalığı late onset wilson's disease
geç başlayan epilepsi late epilepsy
geç boyun metastazı late neck metastasis
geç deselerasyon late deceleration
geç doğan bebek postmature baby
geç dönem kürtaj late-term abortion
geç dönem meme kanseri metastazi late breast cancer metastase
geç dönem mortalite late period mortality
geç dönem yara kapanması delayed wound closure
geç dönemde potansiyel komplikasyonlar potential late complications
geç ekstübasyon grubu late extubation group
geç etki aftereffect
geç etkili preparatlar delayed-action preparations
geç fibrozis dönemi late fibrosis phase
geç hematom delayed hematoma
geç kapanma late closure
geç nörolojik bulgular late neurologic symptoms
geç ortaya çıkan tip 1 otoimmün poliglandüler yetersizlik late presented autoimmune polyglandular syndrome type
geç ölümcül nüks late fatal recurrence
geç postpartum kanama late postpartum hemorrhage
geç prezentasyonlu kistik adenomatoid malformasyon late presentation of cystic adenomatoid malformation
geç reoksijenasyon late reoxygenation
geç sepsis late sepsis
geç tanı almış hipotiroid late-diagnosed hypothyroidism
geç tanı konmuş nazal yabancı cisim late diagnosed nasal foreign body
geç tanılı hastalar late-diagnosed patients
geç tip ensefalopati delayed encephalopathy
geç ülser evresi late ulcer stage
hepatit a enfeksiyonun geç prodromal dönem late prodromal stage of the hepatitis a
inflamasyonun geç medyatörü the late mediator of inflammation
şiddetli geç diskinezi severe tardive dyskinesia
travmatik geç epidural hematom traumatic delayed epidural hematoma
ventriküler geç potansiyeller ventricular late potentials
Psychology
geç başlangıçlı şizofreni late-onset schizophrenia
geç olgunlaşan altricial
Pathology
böbreğin geç sifilizi late syphilis of kidney
gebelikte geç kusmalar late vomiting of pregnancy
geç başlangıçlı alzheimer hastalığı alzheimer's disease with late onset
geç başlayan alzheimer hastalığında bunama late dementia in alzheimer's disease
geç başlayan serebellar ataksi late-onset cerebellar ataxia
geç konjenital nörosifiliz late congenital neurosyphilis
yenidoğanın geç metabolik asidozu metabolic acidosis of newborn
Marine Biology
geç yumurtlama late spawning
Zoology
geç oğul after swarm
Botanic
geç olgunlaşan late bloomer
Apiculture
geç oğul after swarm
Social Sciences
öğrenmek için hiçbir zaman geç değildir you are never too old to learn
Education
geç kağıdı tardy slip
geç kağıdı a paper given to a student who comes to class late
geç osmanlı tarihi late ottoman history
History
eski yunanistan'ın geç tunç çağı medeniyetine ait veya onunla ilgili olan mycenean
geç han hanedanlığı late han dynasty
geç osmanlı dönemi late ottoman period
Archaeology
geç kalkolitik çağı late chalcolithic age
geç neolitik dönem late neolithic period
Geology
bir yerde daha erkenbaşlayıp başka bir yerde daha geç biten time-transgressive
erken geç karbonifer early late carboniferous
geç kristalizasyondan dolayı tipik kristali gelişmemiş (mineral) xenomorphous
geç kuvaterner buzul çökelleri late quaternary glacial deposits
orta geç miyosen çağ mid- to late miocene age
Military
geç ateş alma hangfire
geç ateş alma hang fire
hedef kaydına geç! komutu record as target
Art
geç resimsel soyutlama post painterly abstraction
Latin
geç olsun güç olmasın potius sero quam numquam