i - Turkish English Dictionary
History

i

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "i" in Turkish English Dictionary : 4 result(s)

English Turkish
Common Usage
i pron. ben
General
i n. romen rakamları dizisinde 1 sayısı
i n. iyodun simgesi
i n. ingiliz alfabesinin dokuzuncu harfi

Meanings of "i" with other terms in English Turkish Dictionary : 200 result(s)

English Turkish
General
(i) would like to indicate (that...) v. belirtmek istemek
exclamation mark (i) n. ünlem işareti (i)
i language n. ben dili
i saw you on television n. seni televizyonda görmüştüm
i spy n. nesi var oyunu
i-girder n. i-kirişi
koh-i baba mountains n. kuhi baba dağları
mark I helmet n. çelik savaş başlığı
mark I helmet n. çelik savaş miğferi
mazar-i sharif n. mezar-ı şerif
the city I was born in n. doğduğum şehir
the city where I was born in n. doğduğum şehir
the i infinite n. tanrı
as far as I concerned adv. bildiğim kadarıyla
as far as i am concerned adv. gördüğüm kadarıyla
as far as i am concerned adv. bana gelince
as far as i am concerned adv. yanlış hatırlamıyorsam
as far as i am concerned adv. bildiğim kadarıyla
as far as i am concerned adv. anladığım kadarıyla
as far as i am concerned adv. bence
as far as i am concerned adv. bana kalırsa
as far as i see adv. anlayabildiğim kadarıyla
as i stated adv. belirttiğim gibi
even though I say it myself adv. övünmek gibi olmasın ama
if i deem necessary adv. gerekli gördüğüm takdirde
since i heard adv. duyduğumdan beri
so far as i know adv. benim bildiğim kadar
though I say so myself adv. övünmek gibi olmasın ama
me myself and i pron. ben bizzat kendim
r.i.p (rest in peace) interj. huzur içinde yatsın
Phrases
a man in whom I can believe inanabileceğim bir adam
all i want tek isteğim
all i want tek istediğim
as far as I can see görebildiğim kadar
as far as I know bildiğim kadarıyla
as far as I live yaşadığım sürece
as far as i am concerned bana gelirse
as far as i can elimden geldiği kadarıyla
as far as i can see görebildiğim kadar
as far as i can see gördüğüm kadarıyla
as far as i can see bana kalırsa
as far as i know bildiğim kadarıyla
as far as i see gördüğüm kadarıyla
as far as i understand anladığım kadarıyla
as i mentioned before daha önce bahsettiğim gibi
as i see it bence
as i see it kanımca
as long as I live yaşadığım sürece
as much as I can elimden geldiği kadar
as much as I can yapabildiğim kadar
as much as i can elimden geldiğince
as nearly as i can tell bildiğim kadarıyla
as nearly as i can tell yaklaşık olarak
every time I open her açtığımda
every time I open her açışımda
from where i stand benim durduğum yerden
from where i stand benim bakış açıma göre
from where i stand buradan bakınca
from where i stand benim bakış açımdan
given the history that I am aware of the defendant davalının geçmişini de göz önünde bulundurarak
how do i/we/you know that? ne malum?
I don't doubt that hiç şüphem yok ki
I don't doubt that hiç kuşkum yok ki
I have received your email e-mailin ulaştı
I have received your email e-mailin geldi
I have received your email e-mailini aldım
I look forward to hearing from you cevabınızı dört gözle bekliyorum
I look forward to hearing from you cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum
I look forward to your reply cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum
I look forward to your reply cevabınızı dört gözle bekliyorum
I must confess that itiraf etmek gerekirse
I must confess that itiraf etmeliyim ki
I present to you huzurlarınızda
I really need a day between saturday and sunday cumartesi ve pazar'ın arasında bir gün daha olmasına ihtiyacım var
I really need a day between saturday and sunday cumartesi ve pazar arasında bir güne daha ihtiyacım var gerçekten
I sense much fear in you (star wars - master yoda) içinde çok fazla korku olduğunu seziyorum
I stand corrected doğrulanmış oldum
I would really like to come, but gelmeyi çok isterdim, ancak
I would say galiba
I would say sanırım
I would say bence
I, on the other hand ben ise
I, on the other hand bense
i am afraid i must inform you that üzülerek belirtmek durumundayım ki
i am afraid so that yazık ki
i am all yours müsaitim
i am all yours sana katılıyorum
i am doing must be done yapılması gerekeni yapıyorum
i am doing what must be done yapılması gerekeni yapıyorum
i am free to confess diyebilirim ki
i am hoping that umuyorum ki
i am keeping my fingers crossed for you senin için dua ediyorum
i am led to the conclusion that şu sonuca vardım ki
i am off to (somewhere) Ben (şuraya) gidiyorum
i am sorry to inform you that üzülerek belirtmek durumundayım ki
i am sorry to say that üzülerek belirtmek durumundayım ki
i am sorry to say that üzülerek söylüyorum ki
i am sorry to say that üzülerek söylemeliyim ki
i am tempted to şeytan diyor ki
i am under the impression that bana öyle geliyor ki
i baptize you in the name of the father, and of the son and of the holy spirit seni baba, oğul ve kutsal ruh adına vaftiz ediyorum
i bet her şeyine bahse varım ki
i bet her bahse varım ki
i bet her bahse girerim ki
i bet her şeyine bahse girerim ki
i came, i saw, i conquered geldim, gördüm, yendim
i can neither confirm nor deny that... bunu ne onaylayabilirim ne de reddederim
i dare say diyebilirim ki
i dread to think korkarım ki
i got to hand it to you kabul etmek zorundayım ki
i have a feeling (that) bana öyle geliyor ki
i have a feeling in my guts that içimden bir ses diyor ki
i have a feeling that bana öyle geliyor ki
i have a good mind to şeytan diyor ki
i have a hunch (that) içimden bir ses diyor ki
i have a hunch that öyle inanıyorum ki
i have an idea that bana öyle geliyor ki
i have come to believe that şu kanaate vardım ki
i have half a mind to şeytan diyor ki
i have to admit kabul etmeliyim ki
i have to hand it to hakkını vermeliyim ki
i have to say that şunu söylemek isterim ki
i have to say that söylemek zorundayım ki
i hope umuyorum ki
i hope that umuyorum ki
i hope this email finds you well umarım her şey yolundadır
i hope this email finds you well umarım bu e-posta size ulaştığında sağlık ve esenlik içindesinizdir
i hope this email finds you well e-postamı aldığınızda sağlık ve afiyette olacağınızı umarım
i hope this email finds you well umarım iyisinizdir
i kindly request you to take necessary action gereğini rica ederim
i kindly request you to take necessary action gereğinin yapılmasını arz ederim
i love her so much that onu o kadar seviyorum ki
i love him so much that onu o kadar seviyorum ki
i mean şunu demek istiyorum ki
i might as well be hanged for a sheep as a lamb boğulacaksan büyük denizde boğul
i might as well be hanged for a sheep as a lamb battı balık yan gider
i must admit that itiraf etmeliyim ki
i must confess that itiraf etmeliyim ki
i regret to announce that üzülerek belirtmek durumundayım ki
i regret to say that üzülerek belirtmek durumundayım ki
i saw to my sorrow üzüntüyle gördüm ki
i say diyorum ki
i shudder to think korkarım ki
i submit this requisition for your approval and appropriation gereğini takdir ve tensiplerinize arz ederim
i swear yemin ederim ki
i thank my stars that çok şükür ki
i think düşündüm ki
i want you to know that bilmeni isterim ki
i was privileged to be ... ... ayrıcalığını yaşadım
i was under the impression zannediyordum ki
i was under the impression bana öyle geliyordu ki
i was under the impression that bana öyle geliyordu ki
i was under the impression that öyle zannediyordum ki
i wish i were fish in your dish keşke tabağında bir balık olsaydım
i would appreciate memnun/müteşekkir/minnettar olurum
i would appreciate memun olurum
i would have known you know that şunu bilmiş ol ki
i would have known you know that şunu bilmelisin ki
if i am allowed müsaade ederseniz
if i am allowed izin verirseniz
if i knew then what i know now şimdiki aklım olsaydı
if i may be so bold haddimi aşmak istemiyorum ama
if i may be so bold haddimi aşmak istemem ama
if i may say so deyim yerindeyse
if i only knew! keşke bilseydim!
in witness whereof i have hereunto set my hand affixed my seal this imzam ve mührüm buna tanıktır
in witness whereof i set my hand and affix my seal imzam ve mührüm buna tanıktır
it is unfortunate that i have to inform you üzülerek belirtmek durumundayım ki
it is unfortunate that i must inform you üzülerek belirtmek durumundayım ki
may I present to you huzurlarınızda
much as i would like to istememe rağmen
much to my regret i must inform you that üzülerek belirtmek durumundayım ki
not that i know of bildiğim kadarıyla hayır
not that i know of bildiğime göre
personally I think şahsen
personally I think şahsen benim fikrim
personally I think bence
she laughs at my dreams, but i dream about her laughter o benim hayallerime güler fakat ben onun gülüşünü hayal ederim
t.g.i friday's (thank god it's friday) şükürler olsun bugün cuma
the way i see it benim bakış açımdan
the way i see it buradan bakınca
the way i see it benim bakış açıma göre
the way i see it benim durduğum yerden
this bears out what i said bu söylediğimi doğruluyor
to the extent i know bildiğim kadarıyla
to the extent i see gördüğüm kadarıyla
unfortunately i must inform you that üzülerek belirtmek durumundayım ki
well as I was saying diyordum ki
well, as i was saying diyordum ki
what I understand from what you wrote senin yazdıklarından anladığım
what i am saying is that demem o ki
what i want isteğim
what if i told you ne söylesem
what would I do neyleyim
words can't describe how much i love you kelimeler seni ne kadar sevdiğimi tarif edemez
words can't describe how much i love you kelimeler seni ne kadar sevdiğimi tarif etmekte kifayetsiz kalır
Proverb
there but for the grace of god go I çok şükür benim başıma gelmedi
there but for the grace of god go I (baktıkça/düşündükçe) halime şükrediyorum
you scratch my back and I scratch yours sen beni destekle ben de seni destekleyeyim
you scratch my back and I scratch yours sen bana yardım et ben de sana yardım edeyim