agree - Türkisch Englisch Wörterbuch

agree

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

agree — Definition

Aussprache (IPA):
(AmE /əˈɡriː/ – BrE /əˈɡriː/)
Wortart:
Fiil: agree (agrees – agreed – agreeing)
Synonyme:
consent, concur, assent
Antonyme:
disagree, dissent, oppose

Bedeutungen von dem Begriff "agree" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 44 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
agree v. aynı fikirde olmak
On this point, we can only say that we fully agree.
Bu noktada tamamen aynı fikirde olduğumuzu söylemeden edemiyoruz.

More Sentences
agree v. kabul etmek
I am pleased to say that the Commission agrees with 41 out of the 66 proposed amendments.
Komisyon'un önerilen 66 değişiklikten 41'ini kabul ettiğini söylemekten memnuniyet duyuyorum.

More Sentences
agree v. hemfikir olmak
I would add that I agree that whistle-blowing is now in the public knowledge.
İhbarcılığın artık kamuoyunun bilgisi dahilinde olduğu konusunda hemfikir olduğumu da eklemek isterim.

More Sentences
agree v. anlaşmak
Add this to your priorities and try to agree a relevant course of action with the countries of Europe.
Bunu önceliklerinize ekleyin ve Avrupa ülkeleriyle uygun bir eylem planı üzerinde anlaşmaya çalışın.

More Sentences
agree v. mutabık olmak
The principles, however, are ones on which we are all agreed.
Ancak bu ilkeler hepimizin üzerinde mutabık olduğu ilkelerdir.

More Sentences
agree v. razı olmak
General
agree v. mutabık olmak
The principles, however, are ones on which we are all agreed.
Ancak bu ilkeler hepimizin üzerinde mutabık olduğu ilkelerdir.

More Sentences
agree v. kabul etmek
I am pleased to say that the Commission agrees with 41 out of the 66 proposed amendments.
Komisyon'un önerilen 66 değişiklikten 41'ini kabul ettiğini söylemekten memnuniyet duyuyorum.

More Sentences
agree v. uyuşmak
This account does not agree with the facts.
Bu açıklama gerçeklerle uyuşmuyor.

More Sentences
agree v. hemfikir olmak
I would add that I agree that whistle-blowing is now in the public knowledge.
İhbarcılığın artık kamuoyunun bilgisi dahilinde olduğu konusunda hemfikir olduğumu da eklemek isterim.

More Sentences
agree v. aynı fikirde olmak
On this point, we can only say that we fully agree.
Bu noktada tamamen aynı fikirde olduğumuzu söylemeden edemiyoruz.

More Sentences
agree v. mutabık kalmak
Others have mentioned that Member States have to agree.
Diğerleri Üye Devletlerin mutabık kalması gerektiğinden bahsetti.

More Sentences
agree v. anlaşmak
Add this to your priorities and try to agree a relevant course of action with the countries of Europe.
Bunu önceliklerinize ekleyin ve Avrupa ülkeleriyle uygun bir eylem planı üzerinde anlaşmaya çalışın.

More Sentences
agree v. kararlaştırmak
Even if the others do not go ahead, are we prepared to continue the course agreed at Gothenburg, which I support?
Diğerleri devam etmese bile Göteborg'da kararlaştırılan ve benim de desteklediğim rotayı sürdürmeye hazır mıyız?

More Sentences
agree v. uzlaşmak
Our group is pleased with the resolution the political groups have together agreed upon here.
Grubumuz, siyasi grupların burada üzerinde uzlaştığı karardan memnuniyet duymaktadır.

More Sentences
agree v. katılmak
The Commission does not agree that the shortage of funds is the major obstacle.
Komisyon, fon eksikliğinin en büyük engel olduğu görüşüne katılmamaktadır.

More Sentences
agree v. hemfikir olmak
I would add that I agree that whistle-blowing is now in the public knowledge.
İhbarcılığın artık kamuoyunun bilgisi dahilinde olduğu konusunda hemfikir olduğumu da eklemek isterim.

More Sentences
Trade/Economic
agree v. anlaşmak
Add this to your priorities and try to agree a relevant course of action with the countries of Europe.
Bunu önceliklerinize ekleyin ve Avrupa ülkeleriyle uygun bir eylem planı üzerinde anlaşmaya çalışın.

More Sentences
agree v. mutabık olmak
The principles, however, are ones on which we are all agreed.
Ancak bu ilkeler hepimizin üzerinde mutabık olduğu ilkelerdir.

More Sentences
agree v. kabul etmek
I am pleased to say that the Commission agrees with 41 out of the 66 proposed amendments.
Komisyon'un önerilen 66 değişiklikten 41'ini kabul ettiğini söylemekten memnuniyet duyuyorum.

More Sentences
agree v. mutabık kalmak
Others have mentioned that Member States have to agree.
Diğerleri Üye Devletlerin mutabık kalması gerektiğinden bahsetti.

More Sentences
agree v. kararlaştırmak
Even if the others do not go ahead, are we prepared to continue the course agreed at Gothenburg, which I support?
Diğerleri devam etmese bile Göteborg'da kararlaştırılan ve benim de desteklediğim rotayı sürdürmeye hazır mıyız?

More Sentences
agree v. uyuşmak
This account does not agree with the facts.
Bu açıklama gerçeklerle uyuşmuyor.

More Sentences
Law
agree v. anlaşmak
Add this to your priorities and try to agree a relevant course of action with the countries of Europe.
Bunu önceliklerinize ekleyin ve Avrupa ülkeleriyle uygun bir eylem planı üzerinde anlaşmaya çalışın.

More Sentences
agree v. mutabık olmak
The principles, however, are ones on which we are all agreed.
Ancak bu ilkeler hepimizin üzerinde mutabık olduğu ilkelerdir.

More Sentences
Politics
agree v. mutabakata varmak
The difference compared to the Charter is that we agreed the candidate countries would take part.
Şart'a kıyasla aradaki fark, aday ülkelerin katılımı konusunda mutabakata varmış olmamızdır.

More Sentences
General
agree v. muvafakat etmek
agree v. yaramak
agree v. rıza göstermek
agree v. razı olmak
agree v. iyi geçinmek
agree v. birleşmek
agree v. bağıtlaşmak
agree v. eyvallah demek
agree v. uygun olmak
agree v. anlaşma sağlamak
agree v. -e göre olmak
agree v. tutmak (bir başka şeyi)
agree v. uymak (bir başka şeye)
Trade/Economic
agree v. muvafakat etmek
agree v. sözleşmek
Technical
agree v. bağdaşmak
agree v. uymak
Computer
agree expr. katılıyorum

Bedeutungen, die der Begriff "agree" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
agree with v. katılmak
agree to tell the same story v. ağızbirliği etmek
agree to v. razı olmak
agree on v. üzerinde mutabık kalmak
agree together v. sözleşmek
agree on v. kararlaştırmak
agree with v. iyi gelmek
fail to agree v. anlaşamamak
agree with v. anlaşmak
agree with v. bağdaşmak
agree to v. kabul etmek
agree with v. aynı fikirde olmak
agree to do the same thing v. sözbirliği etmek
agree to give in marriage v. söz kesmek
agree with v. yaramak
get one's to agree v. rızasını almak
get one's to agree v. rıza almak
get one's to agree v. onayını almak
agree with v. uymak
agree beforehand v. önceden kabul etmek
agree on price v. fiyatta anlaşmak
agree with the decision v. karara katılmak
agree by writing v. yazı ile kabul etmek
agree with the decisions v. kararlara katılmak
agree to disagree v. aynı fikirde olmamaya razı olmak
come to agree v. kabullenmek
come to agree v. muvafakat etmek
come to agree v. mutabık olmak
come to agree v. rıza göstermek
come to agree v. hemfikir olmak
come to agree v. sonunda razı olmak
agree to v. boyun eğmek
agree to v. uymak
agree to v. uygun bulmak
agree the conditions v. şartları kabul etmek
agree with v. (alınan karara vb) sıcak yaklaşmak
agree in principle v. prensipte anlaşmak
agree about the price v. fiyatta mutabık olmak
agree to v. muvafakat etmek
agree on the price v. fiyatta uzlaşmak
agree a proposition v. teklifi kabul etmek
agree to v. rıza göstermek
agree with v. tetabuk etmek
agree upon the price v. fiyatta mutabık olmak
agree about the price v. fiyat üzerinde uyuşmak
agree upon v. kararlaştırmak
agree upon v. üzerinde anlaşmaya varmak
agree and confirm v. kabul ve teyit etmek
agree on v. üzerinde anlaşmak
agree on v. üstünde anlaşmak
agree upon v. anlaşma sağlamak
not agree with v. dokunmak
agree with one is saying v. dediklerine katılmak
agree on something v. bir şey üzerinde anlaşmak
agree to someone's terms v. şartlarını kabul etmek
agree to pay someone’s salary and expenses v. maaşını ve harcamalarını ödemeyi kabul etmek
agree with someone's opinion v. düşüncesine katılmak
agree with someone's opinion v. görüşüne katılmak
agree with someone's opinion v. fikrine katılmak
agree on a compromise v. anlaşma sağlamak
agree on a compromise v. uzlaşmak
agree to disagree v. anlaşamadıkları konusunda anlaşmak
Phrasals
agree with v. aynı görüşü paylaşmak
agree with v. hemfikir olmak
agree with v. aynı görüşte olmak
not agree with (someone or something) v. (bir konuda biriyle) aynı hisleri paylaşmamak
not agree with (someone or something) v. (bir konuda birine) katılmamak
not agree with (someone or something) v. (bir konuda biriyle) uzlaşmamak
not agree with (someone or something) v. (bir şeyi) uygun bulmamak/desteklememek
not agree with (someone or something) v. midesini bulandırmak
not agree with (someone or something) v. (bir konuda biriyle) aynı görüşte olmamak
not agree with (someone or something) v. (bir şeyi) tasvip etmemek
not agree with (someone or something) v. (bir konuda biriyle) hemfikir olmamak
not agree with (someone or something) v. (bir konuda biriyle) mutabık olmamak
not agree with (someone or something) v. midesine dokunmak
not agree with (someone or something) v. midesine iyi gelmemek
agree upon someone or something v. biri/bir şey üzerinde anlaşmak
agree to something v. bir şeye razı olmak
agree with someone v. birinin midesine iyi gelmek/midesine dokunmamak
agree with someone v. biriyle hemfikir olmak
agree with something v. bir şeye uymak
agree with something v. bir şeyle bağdaşmak
agree with someone v. biriyle anlaşmak
agree upon someone or something v. birini/bir şeyi belirlemek
agree upon someone or something v. birini/bir şeyi kararlaştırmak
agree with something v. bir şeyle iyi gitmek
agree with someone v. birine katılmak
agree on someone or something v. birini/bir şeyi belirlemek
agree to something v. bir şeyi kabul etmek
agree upon someone or something v. biri/bir şey üzerinde karara varmak
agree with someone v. biriyle aynı görüşte olmak
agree with someone v. birine iyi gelmek
agree with someone v. biriyle aynı görüşü paylaşmak
agree on someone or something v. biri/bir şey üzerinde karara varmak
agree (with something) (in something) v. diğer dil bilgisi özellikleriyle uyumlu olmak
agree with something v. bir şeye uygun olmak
agree to something v. bir şeye rıza göstermek
agree with someone v. birine yaramak
agree on someone or something v. birini/bir şeyi kararlaştırmak
agree with someone v. biriyle aynı fikirde olmak
agree to something v. bir konuda anlaşmak
agree on someone or something v. biri/bir şey üzerinde anlaşmak
agree with something v. bir şeyle uyuşmak
agree on someone or something v. birini/bir şeyi belirlemek
agree with something v. bir şeyle uyuşmak
agree with something v. bir şeye uymak
agree upon someone or something v. birini/bir şeyi kararlaştırmak
agree on someone or something v. biri/bir şey üzerinde anlaşmak
agree to something v. bir şeye razı olmak
agree with something v. bir şeyle bağdaşmak
agree upon someone or something v. biri/bir şey üzerinde anlaşmak
agree with someone v. birine iyi gelmek
agree with someone v. biriyle anlaşmak
agree with someone v. birinin midesine iyi gelmek/midesine dokunmamak
agree to something v. bir şeyi kabul etmek
agree with someone v. biriyle aynı fikirde olmak
agree with someone v. biriyle hemfikir olmak
agree upon someone or something v. biri/bir şey üzerinde karara varmak
agree with someone v. biriyle aynı görüşte olmak
agree with someone v. birine yaramak
agree on someone or something v. biri/bir şey üzerinde karara varmak
agree with someone v. biriyle aynı görüşü paylaşmak
agree with something v. bir şeyle iyi gitmek
agree upon someone or something v. birini/bir şeyi belirlemek
agree with someone v. birine katılmak
agree (with something) (in something) v. diğer dil bilgisi özellikleriyle uyumlu olmak
agree with something v. bir şeye uygun olmak
agree on someone or something v. birini/bir şeyi kararlaştırmak
agree to something v. bir konuda anlaşmak
agree to something v. bir şeye rıza göstermek
Phrases
hereto agree expr. buradakiler hususunda anlaşmaktadır
hereto agree … expr. buradakiler … hususunda anlaşmaktadır
neither agree nor disagree expr. ne katılıyorum ne katılmıyorum
rather agree expr. kısmen katılmak
Proverb
birds in their little nests agree birlikte yaşayan insanların birbirleriyle iyi geçinmesi gerekir
birds in their little nests agree aynı çatı altında yaşayanlar iyi geçinmeli
Colloquial
agree on v. okeyleşmek
(some food) didn't agree with (someone) v. (bir yiyecek) dokunmak
not agree with (someone or something) v. (bir şeyi) tasvip etmemek
not agree with (someone or something) v. (bir kişi ya da bir konu) hakkında uyuşmamak
not agree with (someone or something) v. görüş birliğinde olmamak
not agree with (someone or something) v. (bir şeyi) desteklememek
not agree with (someone or something) v. fikir ayrılığı yaşamak
not agree with (someone or something) v. (bir şeyi) uygun bulmamak
couldn't agree more v. tamamıyla katılmak
couldn't agree more v. tamamen aynı görüşü/fikri paylaşmak
couldn't agree more v. doğru söze ne denir
couldn't agree more v. tamamen aynı görüşte olmak
couldn't agree more v. kesinlikle katılmak
couldn't agree more v. tamamen katılmak