at point - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

at point

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "at point" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 1 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
at point adj. hazır

Bedeutungen, die der Begriff "at point" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 72 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
point at v. işaret etmek
be at the point of death v. ölmek üzere olmak
point at v. parmakla göstermek
point at v. göstermek
point a gun at v. üzerine silah doğrultmak
be at the point of v. -mek üzere olmak
point at v. -e çevirmek
point the finger at v. -i suçlamak
point at v. -e doğrultmak
point the finger at v. suçlamak
point the finger at v. (bölücü terör örgütünü vb) işaret etmek
go cold at one point v. bir yerden sonra soğumak
the point arrived at n. gelinen nokta
point at issue n. tartışma konusu/söz konusu mesele/konu
at gun point adj. vurulma tehdidi ile karşı karşıya
at that point adv. o aşamaya gelince
at the point adv. tam vaktinde
at the point of death adv. ölüm halinde
at that point adv. o noktada
at the point adv. kertesinde
at that point adv. o noktaya gelince
at that point adv. tam o zaman
at that point adv. o sırada
at gun point adv. vurulma mesafesinde
at the point of adv. -mesi halinde
at some point adv. belli bir noktada
at some point adv. belli bir yerde
at this point adv. bu noktada
at one point adv. bir yerde
at one point adv. bir noktada
at point-blank range adv. çok kısa mesafeden
at the point of adv. eşiğinde
at all point adv. bütün yanlarıyla
at all point adv. bütün yönleriyle
at the point of death adv. ölüm anında
at the point of death adv. ölmek üzere iken
at some point adv. bir yerde
at gun point adv. silah tehdidi altında
at pistol point adv. silah zoruyla
Phrases
at the point of the bayonet zorla
at the point of the bayonet zor kullanarak
at the point of the bayonet süngü zoruyla
at this point of the story hikayenin bu noktasında
at this point gelinen noktada
at some point önünde sonunda
at one point bir keresinde
at one point bir seferinde
Colloquial
at one point or another öyle ya da böyle
Idioms
point the finger at işaret etmek
be shot at point-blank range çok kısa mesafeden vurulmak
at the point of doing something (bir şeyi yapma) noktasında
be at the point (of doing something) (bir şeyi yapma) noktasında olmak
be at the turning point dönüm noktasında olmak
point the finger at someone birisini suçlamak
Speaking
at this point (in time) şu anda
if you look at it from her point of view eğer olaya onun bakış açısıyla bakarsan
if you look at it from her point of view eğer olaya onun açısında bakarsan
if you look at it from his point of view eğer olaya onun açısında bakarsan
if you look at it from his point of view eğer olaya onun bakış açısıyla bakarsan
you got to start at some point bir yerden başlaman gerekiyor
at that point we started to think there may be something in this o noktada bunda bir şeyler olduğunu düşünmeye başladık
at some point ne de olsa
don't point your finger at me beni suçlama
Trade/Economic
at point of receiving alındığı zaman
Technical
continuity at a point noktada süreklilik
point at infinity sonsuzdaki nokta
point at doğrultmak
point at çevirmek
operating at a steady speed point kararlı bir devirde çalıştırılan
Math
continuity at a point noktada süreklilik
point at infinity sonsuzdaki nokta
British Slang
point percy (at the porcelain) işemek