button - Türkisch Englisch Wörterbuch

button

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

button — Definition

Bedeutung:
düğme, düğmelemek
Aussprache (IPA):
(AmE /ˈbʌtən/ – BrE /ˈbʌtən/)
Wortart:
İsim: button (buttons); Fiil: button (buttons – buttoned – buttoning)
Synonyme:
fastener
Antonyme:
clasp (contextual)

Bedeutungen von dem Begriff "button" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 61 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
button n. düğme
He undid the buttons of his shirt before the shower.
Duştan önce gömleğinin düğmelerini çözdü.

More Sentences
button n. tuş
I tried to press the windows button, but it didn't work.
Windows tuşuna basmayı denedim, ancak işe yaramadı.

More Sentences
General
button n. buton
You click on the button to access information.
Bilgilere ulaşmak için butona tıklıyorsunuz.

More Sentences
button n. düğme
He undid the buttons of his shirt before the shower.
Duştan önce gömleğinin düğmelerini çözdü.

More Sentences
button v. düğmelemek
Tom buttoned his shirt.
Tom gömleğini düğmeledi.

More Sentences
button v. iliklemek
Button up your coat; it is really cold.
Ceketinizi ilikleyin; gerçekten soğuk.

More Sentences
Technical
button n. buton
You click on the button to access information.
Bilgilere ulaşmak için butona tıklıyorsunuz.

More Sentences
button n. rozet
Buttons were given during the campaign meetings.
Kampanya toplantılarında rozetler dağıtıldı.

More Sentences
Automotive
button n. buton
You click on the button to access information.
Bilgilere ulaşmak için butona tıklıyorsunuz.

More Sentences
General
button n. sürgün
button n. filiz
button n. sayı
button n. tomurcuk
button n. puan
button n. elektrik düğmesi
button n. düşük değerli şey
button n. yaylı enstrümanın kuyruk parçasının sabitlendiği uç kısımda bulunan topuz
button n. eskrim kılıcının ucundaki bir koruyucu parça
button n. müzik aletindeki basmalı düğmelerden her biri
button n. işitme cihazının kulağa takılan parçası
button n. eldiven uzunluğu belirlemede kullanılan bir ölçü birimi
button n. sdizgin yularları boyunca uzanan sıkıp gevşetme halkası
button v. düğmelenmek
button v. sır vermemek
button v. düğmelerle donatmak
button v. düğmelerle süslemek
button v. (düğmeyi) ilikten geçirmek
button v. (düğmeyi) delikten geçirmek
button v. düğmeyle iliklemek
button v. düğmeyle tutturmak
button v. düğmeyle kapatmak
button v. (dudaklarını) mühürlemek
Colloquial
button n. can alıcı/şaşırtıcı nokta
button n. şoke edici nokta
button n. bir öykünün en son ve en önemli cümlesi
button n. polis yaka kartı
button n. polis arması
button n. çene
button n. çene noktası
Technical
button n. düğmeler
button n. düğme anahtar
button n. elektrik düğmesi
button n. kontrol düğmesi
button n. düğmeye benzeyen alet
button n. çivi veya vida ile kullanılan kösele conta
button n. metal çözümleme işleminde yoğunlaştırmak için altın veya gümüşle birleştirilen az miktarda metal (kurşun)
button n. saat kurma düğmesi
button n. (kapı, pencere vb. tutturmak amacıyla) merkezi eleman üzerinde dönen uzun parça
button n. punto kaynakların tahribatlı muayenesinde dışa taşan lehim parçası
Traffic
button n. kaldırımda trafik için uygun dönüş noktasını gösteren bir işaret
button n. bir dizi işaretleme aracından her biri
button n. bir dizi yaya yolundan yer biri
Zoology
button n. hayvanda düğmeye benzer yapı
Botanic
button n. düğmeye benzeyen bitki parçası
Sport
button n. eskrim kılıcının ucuna takılan koruyucu parça
button n. küreğin ıskarmozdan kayarak düşmesini engelleyen çıkıntı
Card
button n. krupiye olarak belirlenen kişinin önüne yerleştirilen işaret
button n. krupiye olarak belirlenmiş kimse
button n. krupiye olarak belirlenen kişinin önüne yerleştirilen işaretin bulunduğu yer
Slang
button n. klitoris
button n. dilcik

Bedeutungen, die der Begriff "button" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
button stand n. düğme yeri
bachelors button n. peygamber çiçeği
button hole n. ilik
bachelor's button n. peygamber çiçeği
button box n. tuş grubu
button box n. akordiyon
starting button n. ateşleme düğmesi
belly button n. göbek
button microphone n. buton mikrofon
release button n. deklanşör
a button short n. kaçık
button loop n. ilik
girlfriend button n. kız arkadaşın anlattıklarını dinlemek için oynanan oyunu durdurma
trigger button n. tetik düğmesi
button sewing machine n. düğme dikme makinesi
lift button n. asansör düğmesi
operating button n. çalıştırma düğmesi
emergency button n. acil durum butonu
bell button n. zil düğmesi
fire button n. yangın butonu
release button n. düğme
bell-button n. zil butonu
belly-button n. göbek deliği
push-button n. tuş
on off button n. açma-kapama düğmesi
mouse button n. fare düğmesi
push button n. basma düğme
push-button telephone n. tuşlu telefon
push button n. basmalı anahtar
push button n. buton
push button n. elektrik düğmesi
push button n. basmalı düğme
unlocking button n. açma düğmesi
collar button n. yaka düğmesi
push button n. zil düğmesi
fly button n. pantolon düğmesi
elevator button n. asansör düğmesi
belly button fluff n. göbek pamuğu
belly button fluff n. göbek deliği pamuğu
belly button lint n. göbek pamuğu
belly button lint n. göbek deliği pamuğu
bachelor's button n. peygamberçiçeği
belly button n. göbek deliği
button cell n. düğme pil
button man n. düğme adam
belly button fluff n. göbek deliğinde biriken pamuk
belly button lint n. göbek deliğinde biriken pamuk
open/close button n. açma kapama tuşu
open/close button n. açma kapama butonu
open/close button n. açma kapama düğmesi
turn on/off button n. açma kapama butonu
turn on/off button n. açma kapama tuşu
turn on/off button n. açma kapama düğmesi
button cell n. düğme pil
button battery n. düğme pil
belly button band n. göbek bağı düşene kadar bebeğin karnına sarılan kuşak
mescal button n. peyote kaktüsünün halüsinojenik meskalin içeren kurutulmuş tomurcuklarına verilen ad
red button n. kırmızı tuş
red button n. kırmızı düğme
button battery n. saat pili
coat button n. palto düğmesi
side button n. yan düğme
snooze button n. erteleme düğmesi
hot-button n. seçim yapmaya teşvik eden kilit mevzu
hot button n. seçim yapmaya teşvik eden kilit mevzu
hot-button issue n. bam teli
hot button n. (ürünü sattırmak için) kilit ihtiyaca hitap etme
hot-button issue n. tartışma uyandıran mevzu
hot-button n. (ürünü sattırmak için) kilit ihtiyaca hitap etme
button up v. tamamlamak
button one's lip v. sır vermemek
button one's lip v. çenesini kapamak
button one's lip v. konuşmamak
button one's lip v. susmak
button up v. iliklemek
button something v. düğmelemek
button up v. düğmelenmek
button up v. düğmelemek
button up v. iliklenmek
button something up v. düğmelemek
click on the right button on a mouse v. sağ tıklamak
click on the right button on a mouse v. sağa tıklamak
hit the button v. butona basmak
hit the button v. düğmeye basmak
press the button v. düğmeye basmak
push the button v. düğmeye basmak
press the button v. butona basmak
push the button v. butona basmak
hold by the button v. esir etmek
push someone's button v. üstüne gitmek
push someone's button v. birisini sinirlendirmek
button up one's jacket v. ceketinin önünü iliklemek
button one's jacket v. ceketini iliklemek
button up one's jacket v. ceketini iliklemek
button up v. sımsıkı kapatmak
button up v. sessizleşmek
push-button adj. basma düğmeli
button-shaped adj. düğme şeklinde
on the button adj. belirli bir kriteri eksiksiz karşılayan
on the button adv. tam da olması gerektiği gibi
Phrasals
button down v. (bir şey) düşmesin diye düğmelerini iliklemek
button up v. (saygı ifadesi olarak) düğmelerini iliklemek
button something down v. düğmelerini iliklemek
button up v. bir işi bitirmek/tamamlamak
button up v. bir işi başarıyla tamamlamak
button up v. sıkıca/her yeri örtmek
button up v. soğuktan korunmak için bir giysinin bütün düğmelerini iliklemek
button down v. iliklemek
button up v. ağzına kilit vurmak/takmak
button up v. ses etmemek
button down v. kalkmasını önleyecek şekilde (bir şeyi) düğmelemek/iliklemek
button something down v. düğmelemek
button something down v. (bir şeyi) yerine düğmelerle tutturmak/emniyete almak
button up v. (bir dosyayı/kağıtları) toparlamak
button something down v. kalkmasını önleyecek şekilde (bir şeyi) düğmelemek/iliklemek
button up v. sesini çıkarmamak
button up v. iliklemek
button up v. sessiz kalmak
button up v. sıkıca kapatmak
button up v. sesini kesmek
button up v. bir işi başarıyla sonuçlandırmak/hazır etmek
button up v. her şeyi kapatıp emniyete almak
button up v. son rötuşları yapmak
button up v. düğmelemek
button up v. ağzını kapamak/kilitlemek
button down v. (bir şeyi) yerine düğmelerle tutturmak/emniyete almak
button up v. kapıyı bacayı kapatmak
button up v. düğmelerini iliklemek
button up v. susmak
button down v. düğmelemek
button up v. bir işi başarıyla bitirmek
button something down v. iliklemek
Phrases
at the touch of a button adv. bir tuşa/düğmeye basarak yapılacak kadar kolay
at the touch of a button adv. (sadece) bir tuşa/düğmeye basarak/tıklayarak
Colloquial
button man n. kiralık katil
button man n. tetikçi
high-button shoes n. nostaljik ayakkabı
high-button shoes n. yarım/kısa çizme
high-button shoes n. eski bir devrin ayakkabısı
high-button shoes n. önden bağlamalı uzun konçlu ayakkabı
high-button shoes n. bot gibi ayakkabı
high-button shoes n. eski/geçmiş zamanların sembollerinden biri
hot button n. hassas konu
hot button n. tartışmalı mesele
button up v. sonuca bağlamak
button up v. birden susmak
button up v. sonuçlandırmak
care a button v. zerre kadar umurunda olmak
button-down adj. tutucu
button-down adj. muhafazakar