dime - Türkisch Englisch Wörterbuch

dime

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

dime — Definition

Aussprache (IPA):
(AmE /daɪm/ – BrE /daɪm/)
Wortart:
İsim: dime (dimes)
Antonyme:
fortune, wealth

Bedeutungen von dem Begriff "dime" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 22 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
dime n. on sent
The boy is saving dimes in a jar.
Çocuk kavanozda on sentlik bozuk paralar biriktiriyor.

More Sentences
dime n. ucuz
dime n. 10 sent değerindeki madeni para
dime n. on sent madeni para
dime n. on sentlik para
dime n. küçük bir miktar para
dime N. çok küçük miktar
dime N. on sent (ABD madeni parası)
Trade/Economic
dime n. on sentlik gümüş madeni para
dime n. (kanada'da) 10 sentlik madeni para
Linguistics
dime n. etiyopya'da 10.000'den az kişinin konuştuğu bir dil
Basketball
dime n. asist (nba)
Football
dime n. beklenen pasa karşı altı defans oyuncusundan oluşan (savunma)
Archaic
dime n. onda bir
dime n. ondalık
dime n. ondalık
dime n. onda bir oranında vergi
Slang
dime n. 10 seneye mahkum olma
dime n. 10 yıllık mahkumiyet
dime n. on dolar
dime n. on dolarlık esrar içeren paket
dime n. 10 dolarlık uyuşturucu paketi

Bedeutungen, die der Begriff "dime" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
dime novel n. heyecanlı ucuz roman
dime bettor n. ufak bahisçi
dime store n. ucuzcu dükkan
five-and-dime [us] n. ucuzluk mağazası
dime-store adj. düşük kaliteli
dime-store adj. bayağı
dime-store adj. ikinci kalite
dime-store adj. ucuz
dime-store adj. ikinci sınıf
dime-store adj. pahalı olmayan
a dime a dozen expr. çok yaygın
Phrasals
turn a nice dime v. iyi kar etmek
Colloquial
dime novel n. ucuz roman
dime novel n. boyalı basın
dime novel n. ucuz dergiler
yankee dime n. öpücük
thin dime n. cüzi bir fiyat
thin dime n. çok az miktarda para
thin dime [dated] [us] n. tek bir bozukluk
thin dime [dated] [us] n. incecik bir on sent
thin dime [dated] [us] n. cüzi bir para
thin dime n. ucuz şey
nickel-and-dime adj. önemsiz
nickel-and-dime expr. çok sıradan
on a dime expr. (öndeki araca çarpmaya) ramak kala
on a dime expr. kılpayı
a dime a dozen expr. çok yaygın
can you spare a dime? expr. (bana vereceğin) bozukluğun var mı?
can you spare a dime? expr. (bana vereceğin) bozuk paran var mı?
here's a dime, call someone who cares expr. git umurunda olan birine anlat
here's a dime, call someone who cares expr. git başkasına anlat
Idioms
five-and-dime n. tuhafiye mağazası
five-and-dime n. tuhafiyeci
five-and-dime n. herşey bir milyoncu
a dime a dozen n. beş para etmez
dime's worth of difference n. cüzi bir fark
dime's worth of difference n. önemsiz bir fark
dime's worth of difference n. en ufak bir fark
dime's worth of difference n. minik/ufak bir fark
dime's worth of difference n. hafif bir fark
dime's worth of difference n. cüzi bir fark
yankee dime n. öpücük
dime's worth of difference n. azıcık bir fark
dime's worth of difference n. küçücük bir fark
dime's worth of difference n. önemsiz bir fark
dime's worth of difference n. en ufak bir fark
dime's worth of difference n. minik/ufak bir fark
dime's worth of difference n. hafif bir fark
nickel-and-dime [us] n. çok sıradan
nickel-and-dime [us] n. üç kuruşluk
nickel-and-dime [us] n. önemsiz
nickel-and-dime [us] n. beş para etmez
nickel-and-dime [us] n. değersiz
nickel-and-dime [us] n. iki paralık
nickel and dime someone v. ekstra ücret talep etmek
turn on a dime v. aniden seyrini değiştirmek
turn on a dime v. aniden yönünü değiştirmek
turn on a dime v. sert bir manevra yapmak
turn on a dime v. (dar) bir virajdan dönmek
stop on a dime v. teklemek
stop on a dime v. (araba vb) iki adım gidip durmak
stop on a dime v. birdenbire durmak
nickel-and-dime someone to death v. küsuratlarla hesabı şişirmek
nickel-and-dime someone to death v. ufak harcamalarla yiyip bitirmek/eritmek
nickel-and-dime someone to death v. azar azar harcama yaptırarak mali açıdan güç durumda bırakmak
stop on a dime v. zınk diye durmak
stop on a dime v. aniden durmak
nickel-and-dime v. azar azar harcamak
nickel-and-dime v. ufak tefek masraflar çıkartarak zarara uğratmak
nickel-and-dime v. kuruşun hesabını yapmak
nickel-and-dime v. dikkatli para harcamak
watch every dime v. her kuruşuna dikkat etmek
watch every dime v. her kuruşunu dikkatli harcamak
be a dime a dozen v. sürüsüne bereket olmak
be a dime a dozen v. çok yaygın olmak
be a dime a dozen v. her yerde olmak
be a dime a dozen v. zibil gibi olmak
be not worth a dime v. beş para etmez olmak
be not worth a dime v. değersiz olmak
be not worth a dime v. zerre kadar değeri olmamak
be not worth a dime v. beş para etmemek
be not worth a dime v. on para etmemek
drop the dime on [us] v. -i polise şikayet etmek/bildirmek
drop a dime on [us] v. -i polise şikayet etmek/bildirmek
drop the dime on [us] v. -i polise vermek/ispiyonlamak
drop the dime on [us] v. -i ele vermek
drop a dime on [us] v. -i ispiyonlamak
drop a dime on [us] v. -i polise vermek/ispiyonlamak
drop a dime on [us] v. -i ele vermek
drop the dime on [us] v. -i ispiyonlamak
nickel and dime (one) to death v. (birini) ufak ufak söğüşlemek
nickel and dime (one) to death v. (birini) ufak harcamalarla yiyip bitirmek/eritmek
nickel and dime (one) v. azar azar harcama yaptırarak (birini) mali açıdan güç durumda bırakmak
nickel and dime (one) v. (birini) ufak ufak söğüşlemek
nickel and dime (one) to death v. (birinin) parasını tırtıklamak
nickel and dime (one) to death v. küsuratlarsa (birinin) hesabını şişirmek
nickel and dime (one) to death v. azar azar harcama yaptırarak (birini) mali açıdan güç durumda bırakmak
nickel and dime someone (to death) v. küsuratlarsa (birinin) hesabını şişirmek
nickel and dime (one) v. (birinin) parasını tırtıklamak
nickel and dime (one) v. küsuratlarsa (birinin) hesabını şişirmek
nickel and dime (one) v. (birini) ufak harcamalarla yiyip bitirmek/eritmek
nickel and dime someone (to death) v. (birini) ufak ufak söğüşlemek
nickel and dime someone (to death) v. (birini) ufak harcamalarla yiyip bitirmek/eritmek
nickel and dime someone (to death) v. azar azar harcama yaptırarak (birini) mali açıdan güç durumda bırakmak
nickel and dime [us] v. azar azar harcama yaptırarak mali açıdan güç durumda bırakmak
nickel and dime someone (to death) v. (birinin) parasını tırtıklamak
nickel and dime [us] v. ufak ufak söğüşlemek
nickel and dime [us] v. parasını tırtıklamak
change on a dime v. bir anda rota değiştirmek
turn on a dime v. bir anda rota değiştirmek
nickel-and-dime adj. önemsiz
nickel-and-dime adj. önemsiz
nickel-and-dime adj. ucuz
nickel-and-dime adj. düşük ücretli
nickel-and-dime adj. üç kuruşluk
nickel-and-dime adj. iki paralık
nickel-and-dime adj. kıymetsiz
a dime a dozen adj. aşırı yaygın
a dime a dozen adj. zibil gibi
a dime a dozen adj. her yerde
dime a dozen expr. sürüsüne bereket
not worth a dime expr. beş para etmez
not be worth a dime expr. değersiz
not be worth a dime expr. beş para etmez
on one's own dime (payer de sa poche) expr. kendi parasıyla
on one's own dime (payer de sa poche) expr. kendi cebinden
nickel-and-dime expr. beş para etmez
nickel-and-dime expr. değersiz
on (someone's or something's) dime expr. (birinin/bir şeyin) cebinden
on (someone's or something's) dime expr. (birinin/bir şeyin) parasıyla
on (someone's or something's) dime expr. (birinin/bir şeyin) sağladığı fonla/kaynakla
Speaking
not a dime more expr. bir kuruş fazla vermem
Law
dime levy n. aşar vergisi
Geography
dime box n. teksas eyaletinde şehir
Basketball
stopping on a dime n. koşan oyuncunun aniden durması
Card
five-and-dime n. beşlik ve onluktan oluşan döper
Slang
dime (rap slang) n. bomba/piliç kız
dime (rap slang) n. on dolarlık poşet içinde uyuşturucu
dime piece n. on numara kadın
dime piece n. iyi parça
dime-dropper n. ispiyoncu
dime-dropper n. gammaz
dime-dropper n. jurnalci
dime-dropper n. ajan
dime-dropper n. muhbir
dime piece n. çekici kadın
dime bag n. on dolarlık esrar içeren paket
get off the dime v. harekete geçmek
drop a dime on someone v. birisini ele vermek
drop a dime on someone v. birisini ispiyonlamak