ear - Türkisch Englisch Wörterbuch

ear

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

ear — Definition

Bedeutung:
kulak, başak, işitme yetisi
Aussprache (IPA):
(AmE /ɪr/ – BrE /ɪə/)
Wortart:
İsim: ear (ears)
Antonyme:
deafness, inattention

Bedeutungen von dem Begriff "ear" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 37 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
ear n. kulak
I wonder if the news reached the ears of my former boss.
Acaba bu haber eski patronumun kulağına gitti mi diye meraklanıyorum.

More Sentences
General
ear n. kulak verme
The moment he started to talk about the actuality, each one was all ears.
Adam gerçeklerden bahsetmeye başladığı anda her biri ona kulak verdi.

More Sentences
ear n. kulak
I wonder if the news reached the ears of my former boss.
Acaba bu haber eski patronumun kulağına gitti mi diye meraklanıyorum.

More Sentences
ear n. başak
Modern wheat has 80 or more grains per ear.
Günümüzde buğdayın bir başağında 80 veya daha fazla tane bulunuyor.

More Sentences
ear n. dikkat
The journalist had the ear of many celebrities.
Gazeteci, birçok ünlünün dikkatini çekmiş durumda.

More Sentences
ear n. dinleyici
Vera was always willing to lend a sympathetic ear to anyone.
Vera her zaman herkese karşı anlayışlı bir dinleyici olmaya hazır.

More Sentences
ear n. (müzik, şiir vb.) kulak
He has an excellent ear for classical music.
Onda mükemmel bir klasik müzik kulağı var.

More Sentences
Anatomy
ear n. kulak
I wonder if the news reached the ears of my former boss.
Acaba bu haber eski patronumun kulağına gitti mi diye meraklanıyorum.

More Sentences
Biology
ear n. kulak
I wonder if the news reached the ears of my former boss.
Acaba bu haber eski patronumun kulağına gitti mi diye meraklanıyorum.

More Sentences
Botanic
ear n. başak
Modern wheat has 80 or more grains per ear.
Günümüzde buğdayın bir başağında 80 veya daha fazla tane bulunuyor.

More Sentences
Sport
ear n. kulak
I wonder if the news reached the ears of my former boss.
Acaba bu haber eski patronumun kulağına gitti mi diye meraklanıyorum.

More Sentences
General
ear n. işitme duyusu
ear n. duyma yeteneği
ear n. çıkıntı
ear n. kulp
ear n. (mısır, buğday) koçan
ear n. boğaz(ına kadar)
ear n. durum(a göre)
ear v. başaklanmak
ear N. işitme yetisi
Media
ear n. gazete kapağında üst köşelerdeki küçük kutu ya da alanlar
Advertising
ear n. manşet yanı
Technical
ear n. (okçuluk) yay kulağı
Railway
ear n. katener kulağı/kelepçesi
Biology
ear n. memeli kulağına benzeyen şey
Botanic
ear n. anter
ear n. başçık
ear v. başak vermek
Agriculture
ear v. sürmek
ear v. işlemek
ear v. ekip biçmek
Sport
ear n. burun
ear n. boğaz
Printery
ear n. harf uzantısı
ear n. dizgi makinesi çıkıntısı
ear n. kulakçık
ear n. linotip matrisinin en üstündeki dik açılı iki çıkıntıdan biri

Bedeutungen, die der Begriff "ear" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
ear microphone n. kulak mikrofonu
ear nose and throat specialist n. kulak burun boğaz uzmanı
grey mouse ear n. gri fare kulağı
dog ear n. kitap yaprağı köşesinin kıvrılması
ear protection n. kulak muhafazası
elephant ear n. fil kulağı (bir tür bitki)
glue ear n. zamk kulak
outer ear n. dışkulak
little mouse ear n. küçük fare kulağı
ear of corn n. mısır başağı
middle ear n. orta kulak
ear of maize n. mısır başağı
the external ear n. kulak kepçesi
ear of grain n. başak
middle ear n. ortakulak
lobe (ear) n. meme
ear tag n. kulak mühürü (hayvanlara yapılan)
ear ring n. küpe
ear flap n. kulak kapakçığı
ear plug n. kulak tıkacı
ear-piercing n. kulak delme
ear-piercing n. kulak deldirme
elephant's-ear n. gölevez
ear-splitting n. kulak tırmalayıcı ses
jew's-ear n. ölen ağaçlarda büyüyen mantar
sea-ear n. denizkulağı
inner ear n. içkulak
ear hole n. küpe deliği
ear hole n. kulak deliği
musical ear n. müzik kulağı
ear hook microphone n. kulak askılı mikrofon
ear-muff n. kulak kapatıcı
ear buds n. kulak temizleme çubuğu
a fine ear for music n. müzik kulağı
ear protection n. kulak koruyucu
ear protection n. (koruyucu) kulaklık
cauliflower ear n. darbe/kaza sonrası zarar görmüş kulak
dog ear n. kıvrık sayfa köşesi
ear hat n. kalpak
ear buds n. kulak temizleme pamuğu
ear cuff n. kulak kelepçesi
flapping ear n. kocaman kulak
(water) to escape the ear canal n. kulağa su kaçması
on-ear headphones n. kulak üstü kulaklık
ear lobe n. kulak kepçesi
paper ear n. kağıt kulak
tin ear n. hissizlik
tin ear n. duygusuzluk
ear piercer n. kulak delici kimse
ear piercer n. kulak delen kimse
ear of dionysius n. bir çeşit kulak trompeti
ear wrap n. kulağı deldirmeden takılabilen bir tür küpe
ear wrap n. kulağa tutturulan bir çeşit küpe
ear-piercer n. kulak delme işi yapan kimse
ear of dionysius n. dionysos'un kulağı
ear cuff n. kepçe küpesi
ear cuff n. kulağın etrafına takılan bir çeşit küpe
elephant ear n. fil kulağı
hearing-ear dog n. işitme köpeği
dog's-ear n. köpek kulağı
dog's-ear n. kıvrılmış sayfa kenarı
pig's ear n. kötü iş
pig's ear n. sakarca yapılmış iş
crop-ear n. kulağı kesik hayvan
crop-ear n. kulağı kesik kimse
incline one's ear v. kulak kabartmak
whisper in somebody's ear v. kulağına söylemek
grate on the ear v. kulak tırmalamak
give ear to v. kulak vermek
lend an ear v. kulak vermek
keep an ear to the ground v. kulağı tetikte olmak
lend an ear v. dinlemek
turn a deaf ear v. kulak asmamak
give ear to v. dinlemek
keep an ear to the ground v. kulağı kirişte olmak
grin from ear to ear v. ağzı kulaklarına varmak
turn a deaf ear v. aldırmamak
play something by ear v. notasız çalmak
get the wrong sow by the ear v. yanlış anlamak
give ear v. kulak vermek
lend one's ear v. dinlemek
hang up in someone's ear v. telefonu yüzüne kapatmak
turn a deaf ear to v. kulaklarını tıkamak
hang up in someone's ear v. telefonu suratına kapatmak
turn a deaf ear v. kulak ardı etmek
come into ear v. başak tutmak
come into ear v. başak bağlamak
get the wrong sow by the ear v. yanılmak
play something by ear v. olayların seyrine göre hareket etmek
turn a deaf ear to v. işitmezlikten gelmek
turn a deaf ear to v. kulak asmamak
lend an ear v. kulak asmak
learn by ear v. ağızdan kapmak
come into ear v. başaklanmak
incline one's ear to somebody v. kulak kabartmak
have an ear for something v. iyi kulağı olmak
have a good ear v. iyi kulağı olmak
have a good ear v. kulağı hassas olmak
good to ear v. kulağa iyi gelmek
fall on deaf ear v. yok sayılmak
fall on deaf ear v. görmezlikten gelinmek
fall on deaf ear v. duymamazlıktan gelinmek
turn a deaf ear to v. arka plana atmak
be turned a deaf ear v. gözardı edilmek
be turned a deaf ear v. göz ardı edilmek
play by ear v. notasız çalmak
have one's ear-pierced v. kulak deldirmek
have one's ear-pierced v. kulağını deldirmek
dog-ear v. sayfa köşelerini kıvırmak
give someone a thick ear v. birisini tokat atarak cezalandırmak
out on someone's ear v. (öğrenciyi vb)kulağından tutup dışarı atmak
out on someone's ear v. atılmak
whisper in one's ear v. kulağına fısıldamak
get an ear infection v. kulağı enfeksiyon kapmak
put one's ear to the door v. kulağını kapıya dayamak
whisper sweet nothings into one's ear v. birinin kulağına tatlı şeyler fısıldamak
whisper honeyed words into one's ear v. birinin kulağına tatlı şeyler fısıldamak
have a fine ear for music v. müzik kulağı olmak
have a musical ear v. müzik kulağı olmak
appeal to both eye and ear v. hem göze hem kulağa hitap etmek
fall upon ear v. kulağına ulaşmak
get your ear cartilage pierced v. kulak kıkırdağını deldirmek
have your ear cartilage pierced v. kulak kıkırdağını deldirmek
(water) to escape the ear canal v. kulağa su kaçmak
dog-ear v. aşırı kullanarak eskitmek
dog ear v. (sayfanın) köşesini kıvırmak
easy on the ear adj. kulağa hoş gelen
deaf in one ear adj. tek kulağı sağır
ear-splitting adj. sağır edici ses
ear-splitting adj. sağır edici
on-ear adj. kulak üstü
in-ear adj. kulak içi
ear-shaped adj. kulak biçiminde
ear-like adj. kulak biçiminde
ear-like adj. kulak şeklinde
ear-like adj. kulak gibi
ear-shaped adj. kulak gibi
ear-shaped adj. kulak şeklinde
ear-splitting adj. kulak tırmalayan
ear-shaped adj. kulağı andıran
ear-piercing adj. tiz
ear-like adj. kulak şekilli
ear-like adj. kulak biçimli
ear-shaped adj. kulak şeklinde
ear-piercing adj. keskin (ses)
ear-piercing adj. kulak tırmalayıcı
ear-like adj. kulak gibi
ear-shaped adj. kulağa benzeyen
ear-like adj. kulağa benzeyen
ear-like adj. kulak benzeri