head-on - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

head-on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "head-on" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 3 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
head-on adj. kafadan/önden
head-on adj. burun buruna (çarpışma)
head-on adv. kafa kafaya

Bedeutungen, die der Begriff "head-on" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 61 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
have a good head on one's shoulders v. çok zeki olmak
have a good head on one's shoulders v. aklı başında biri olmak
have a good head on one's shoulders v. sağduyu sahibi olmak
collide head-on v. kafa kafaya çarpışmak
be in a head-on collision v. bir araçla kafa kafaya çarpışmak
head on crash v. (araç) kafa kafaya çarpışmak
put one's head on someone's shoulder v. başını omzuna yaslamak
put one's head on someone's shoulder v. başını omuzuna yaslamak
a head-on collision n. kafa kafaya çarpışma
head-on collision n. kafa kafaya çarpışma
Phrasals
head on over gitmek
Colloquial
keep your head on a swivel gözünü dört aç
hit one’s head on the sink başını küvete/lavaboya çarpmak
Idioms
have a good head on one's shoulders kültürlü olmak
have a good head on one's shoulders sağduyu sahibi olmak
lay one's head on the block okkanın altına girmek
have an old head on young shoulders yılların birikimine sahip olmak
put one's head on the block kendini tehlikeye atmak
have an old head on young shoulders genç yaşına rağmen yılların birikimine sahip olmak
put one's head on the block kendini okkanın altına atmak
have an old head on young shoulders görmüş geçirmiş olmak
lay one's head on the block kendini okkanın altına atmak
put one's head on the block okkanın altına girmek
lay one's head on the block kendini riske atmak
have an old head on young shoulders çok deneyimli olmak
have an old head on young shoulders sağduyulu olmak
lay one's head on the block kendini tehlikeye atmak
have an old head on young shoulders çok görüp geçirmek
put one's head on the block kendini riske atmak
have a head on one's shoulders akıllı olmak
have a good head on one's shoulders becerikli olmak
have a head on one's shoulders yetenekli olmak
have a head on one's shoulders kafası çalışmak
have a good head on one's shoulders akıllı olmak
have a head on one's shoulders becerikli olmak
have a good head on one's shoulders kafası çalışmak
have a good head on one's shoulders yetenekli olmak
face something head-on sorunla doğrudan ilgilenmek
face something head-on sorunla yüzleşmek
have a wise head on young shoulders genç yaşına rağmen yılların birikimine sahip olmak
have a wise head on young shoulders yılların birikimine sahip olmak
have a wise head on young shoulders çok deneyimli olmak
have a wise head on young shoulders çok görüp geçirmek
have a wise head on young shoulders görmüş geçirmiş olmak
head on direkt
head on doğrudan
want somebody's head on a plate birinin cezalandırılmasını istemek
want somebody's head on a platter birinin cezalandırılmasını istemek
want somebody's head on a platter birinin kellesini istemek
want somebody's head on a plate birinin kellesini istemek
face problems head on sorunlarla başa çıkmak
tackle head on kafa tutmak
crash head-on kafa kafaya çarpışmak
Speaking
he has a good head on his shoulders onun kafası çalışıyor
he has a good head on his shoulders aklı başında biri
Advertising
head-on-position trafiğin tam akış yönüne karşı dikilen reklam standı
Technical
head on the spillway savak yükü
head on the spillway savak üstündeki su yükü
Automotive
head on collision kafa kafaya çarpışma
head on collision avoidance assistance system kafa kafaya çarpışmadan kaçınma destek düzeni
Traffic
head-on collision kafa kafaya çarpmalı kaza