her yere - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

her yere



Bedeutungen von dem Begriff "her yere" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 7 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
her yere everywhere adv.
Phrases
her yere every which where expr.
Colloquial
her yere around adv.
Idioms
her yere all over hell and gone expr.
her yere all over creation expr.
her yere to hell and gone expr.
her yere all over hell and half of georgia expr.

Bedeutungen, die der Begriff "her yere" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 68 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
her yere bakmak look everywhere v.
her yere/yana dağılmak/yayılmak go everywhere v.
her yere kusmak get sick everywhere v.
her yere yayılmak riddle v.
her yere sıçramak riddle v.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması carpool n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması lift-sharing n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması rideshare n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması car-sharing n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması carpooling n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması ride-sharing n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması covoiturage n.
bir yere tek araba gidenlerin her biri carpooler n.
bir yere tek araba gidenlerin her biri carshare n.
hasadın son gününde her yere taşınan tanrıça ceres'in resmi harvest queen n.
her yere sinmiş all-pervading adj.
her yere nüfuz etmiş all-pervasive adj.
her yere nüfuz eden all-pervasive adj.
Phrasals
her yere taşımak carry around v.
her yere yanında taşımak carry (someone or something) about v.
her yere kucağında taşımak carry (someone or something) about v.
her yere yanında gezdirmek carry (someone or something) about v.
her yere yanında taşımak carry someone or something about v.
her yere kucağında taşımak carry someone or something about v.
her yere yanında gezdirmek carry someone or something about v.
her yere yanında taşımak carry someone or something around v.
her yere kucağında taşımak carry someone or something around v.
her yere yanında gezdirmek carry someone or something around v.
her yere yanında taşımak carry (someone or something) along with (someone or something) v.
her yere yanında taşımak carry around v.
her yere kucağında taşımak carry around v.
her yere yanında gezdirmek carry around v.
her yere kucağında gezdirmek carry around v.
her yere yanında taşımak carry around v.
her yere yanında taşımak carry someone around (with oneself) v.
her yere kucağında taşımak carry someone around (with oneself) v.
her yere yanında gezdirmek carry someone around (with oneself) v.
her yere kucağında gezdirmek carry someone around (with oneself) v.
(bir şey) her yere sıçramak slosh through (something) v.
her yere yayılmak spread all over v.
her yere ulaşmak spread all over v.
Phrases
her yeri/yere whole wide world expr.
Proverb
on tane elim yok. her yere aynı anda koşamam/yetişemem one cannot be in two places at once
aynı anda her yere yetişemezsin you can't dance at two weddings at once
aynı anda her yere yetişemezsin you can't sit in two chairs at once
Colloquial
her yere kaka bulaştırma blowout n.
her yere her an anında teslim instant delivery anywhere anytime expr.
her yere uzak miles from anywhere expr.
her yere uzakta miles from nowhere expr.
Idioms
(bir yerde) her yere bakmak have a poke around v.
(bir yerde) her yere bakmak have a (good) sniff around v.
her yere/işe yetişmek not let the grass grow beneath (one's) feet v.
her şeyin başladığı yere döndürmek/getirmek bring (something) full circle v.
dönüp dolaşıp her şeyin başladığı yere döndürmek bring (something) full circle v.
her yere/şeye geç kalmak be late for one's own funeral v.
her yere bakmak leave no stone unturned v.
(birini/bir şey) bulmak için her yere bakmak beat the bushes (for someone or something) v.
bulmak için her yere bakmak beat the bushes for v.
her yere aynı anda koşamamak/yetişememek can't be in two places at once v.
her yere yetişen el/kol/güç long arm n.
her yere dağılmış scattered from here to breakfast adj.
her yere saçılmış all over hell's half acre expr.
yıldırım hızıyla (her yere yayılmak) like wildfire expr.
Trade/Economic
paranı her yere götür anlamına gelen abd menşeeli bir atm hizmeti tyme (take your money everywhere) n.
Electric
her bir hatta ve her bir hattan yere eşit empedanstaki (elektrik iletim hattı) balanced adj.
Biology
her yere yayılan amphigaean adj.
Forestry
kesilip yere devrilmiş her bir ağaç için en az bir yeni ağacın dikildiği sürdürülebilir orman managed forest n.
Archaic
oraya buraya, her yer/yere hither, thither, and yon expr.