kalan - Türkisch Englisch Wörterbuch

kalan

Bedeutungen von dem Begriff "kalan" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 1 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Zoology
kalan n. su samuru

Bedeutungen von dem Begriff "kalan" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 34 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
kalan remainder n.
What is the remainder if you divide five by three?
Beşi üçe bölerseniz kalan ne olur?

More Sentences
kalan residual adj.
Keep in mind that residual income does require that you continue to market your website and products.
Kalan gelirin web sitenizi ve ürünlerinizi pazarlamaya devam etmenizi gerektirdiğini unutmayın.

More Sentences
kalan rest n.
General
kalan the remainder n.
The remainder of the phage remains on the outside of the bacterium.
Fajın geri kalanı bakterinin dışında kalır.

More Sentences
kalan remnants n.
Thirty years of murderous assault and still he goes after the remnants of those unfortunate people.
Otuz yıl süren ölümcül saldırı ve hala o talihsiz insanlardan geriye kalanların peşinden gidiyor.

More Sentences
kalan last n.
He finished off the last of the whiskey.
Viskinin kalanını bitirdi.

More Sentences
kalan leftover adj.
Tom ate the leftover pizza for breakfast.
Tom kahvaltıda kalan pizzayı yedi.

More Sentences
kalan residual adj.
Keep in mind that residual income does require that you continue to market your website and products.
Kalan gelirin web sitenizi ve ürünlerinizi pazarlamaya devam etmenizi gerektirdiğini unutmayın.

More Sentences
kalan over adj.
There was a little food left over from the party.
Partiden kalan biraz yiyecek vardı.

More Sentences
kalan over adv.
There was a little food left over from the party.
Partiden kalan biraz yiyecek vardı.

More Sentences
Trade/Economic
kalan remainder n.
What is the remainder if you divide five by three?
Beşi üçe bölerseniz kalan ne olur?

More Sentences
kalan residual adj.
Keep in mind that residual income does require that you continue to market your website and products.
Kalan gelirin web sitenizi ve ürünlerinizi pazarlamaya devam etmenizi gerektirdiğini unutmayın.

More Sentences
Technical
kalan remainder n.
What is the remainder if you divide five by three?
Beşi üçe bölerseniz kalan ne olur?

More Sentences
Computer
kalan remaining adj.
You can eat the remaining bread.
Kalan ekmeği sen yiyebilirsin.

More Sentences
Math
kalan remainder n.
What is the remainder if you divide five by three?
Beşi üçe bölerseniz kalan ne olur?

More Sentences
Meteorology
kalan residual adj.
Keep in mind that residual income does require that you continue to market your website and products.
Kalan gelirin web sitenizi ve ürünlerinizi pazarlamaya devam etmenizi gerektirdiğini unutmayın.

More Sentences
General
kalan residuum n.
kalan rest n.
kalan arrears n.
kalan rump n.
kalan residue n.
kalan left behind adj.
kalan residuary adj.
kalan surviving adj.
kalan vestigial adj.
kalan residuous adj.
kalan stayed adj.
kalan rmdr (remainder) abrev.
Trade/Economic
kalan residue n.
kalan overplus n.
kalan balance n.
kalan rest adj.
Technical
kalan remanent adj.
Computer
kalan balance n.

Bedeutungen, die der Begriff "kalan" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
geri kalan remainder n.
sağ kalan survivor n.
sağ kalan surviver n.
hayatta kalan surviver n.
hayatta kalan survivor n.
hoş ve kolaylıkla akılda kalan catchy adj.
kolayca akılda kalan catchy adj.
General
kocasından unvan kalan dul kadın dowager n.
ayın karanlıkta kalan tarafı dark side of the moon n.
geride kalan survivor n.
yaz boyunca erimeden kalan buz kitlesi taryn n.
(fıçıda/çuvalda) boş kalan kısım ullage n.
birine ölen bir yakınından kalan servet heritage n.
kesilen ağacın kalan kütüğü stub n.
devlete kalan mülk escheat n.
kağıtlar dağıtıldıktan sonra kalan kartlar talon n.
radyasyona maruz kalan işçiler exposed workers n.
sağ kalan kimse survivor n.
ayakta kalan şey survivor n.
hayatta kalan survivor n.
geri kalan parça rump n.
kalan (ödenmemiş borç) arrears n.
ekvatorun güneyinde, avustralya'nın da kuzeydoğusunda kalan güneybatı pasifik adaları melanesia n.
kalan yemeklerden oluşan öğün pickup n.
kazadan geri kalan parçalar wreckage n.
miras kalan kimse legatee n.
bitki embriyosu ya da fidede kotiledonların bağlanma yerinin üstünde kalan eksen kısmı epicotyl n.
iz (ciltte kalan çiçek izi gibi) pit n.
harp sebebiyle memleketini terketmeye mecbur kalan kişi dp n.
bilet parçası (tiyatro/sinema vb'ne girdikten sonra müşterinin elinde kalan) stub n.
çekimser kalan biri abstainer n.
şehir merkeziyle dış kesimleri arasında kalan bölge midtown n.
hep yeşil kalan bitki evergreen n.
seyirci kalan bystander n.
geri kalan rest n.
aşınmış bir dişin ağızda kalan bölümü stump n.
anız (biçilmiş ekinin yerde kalan sapları) stubble n.
eşleri hamile kalan erkeklerin kısa bir süre sonra hamilelik semptomları yaşaması couvade n.
geç kalan lag end n.
sağ kalan survivor n.
geride kalan atlar ruck n.
kesilmiş bir uzvun bedende kalan bölümü stump n.
satılmayıp elde kalan kitap remainder n.
geri kalan the rest n.
kalan kısım residue n.
sona kalan straggler n.
geride kalan straggler n.
miras kalan şey remainder n.
kısa bir süre kalan kimse transient n.
ağızda kalan tad tang n.
geri kalan remnant n.
geri kalan kısım remainder n.
kullanılmış bir şeyden kalan parça stub n.
italya'nın umbria ve toskanya'dan kuzeyde kalan kısımları padania n.
arta kalan residue n.
ikinci derecede kalan olaylar dizisi underplot n.
kalan kök (ağaç) stub n.
izler (arkada kalan) trail n.
denizin kabarması ve çekilmesi seviyeleri ortasında kalan deniz seviyesi mean sea level n.
daima yeşil kalan bitki evergreen n.
kesilmiş ağacın toprakta kalan bölümü stump n.
izi kalan görüntü burned in image n.
sürüncemede kalan işler leeway n.
kalan miktar the rest n.
deniz kazasına uğrayıp ıssız bir kıyıda mahsur kalan kimse castaway n.
hata yüzünden hükümsüz kalan yargılama mistrial n.
ağızda kalan tat aftertaste n.
geç kalan latecomer n.
yangına maruz kalan exposed to fire n.
(anlatmaya) yetersiz kalan ifade understatement n.
soluk soluğa kalan gasper n.
asılı kalan hoverer n.
geri kalan kısmı the rest of n.
geri kalan kısmı the remaining n.
sonuçsuz kalan hamle flash in the pan n.
kalan tutar balance n.
şiddete maruz kalan öğrenciler students exposed to violence n.
ayın karanlık kalan kısmı dark side of the moon n.
yaptığı ev işlerine karşılık bir aile yanında kalan kız au pair n.
herkesin eleştirisine maruz kalan kişi aunt Sally n.
geri kalan şey remnant n.
arta kalan remainder n.
geri kalan remainder n.
karşılıklı iki düşman kuvvetin cephe hatları arasında kalan arazi şeridi no-man's-land n.
kalan borç remaining debt n.
yarıda kalan bağlantı abandoned connection n.
yetersiz kalan ifade understatement n.
geç kalan late comer n.
geçmişte kalan bir hatıra a distant memory n.
yarışta geride kalan yarışmacı back-marker n.
yarışta geride kalan yarışmacı backmarker n.
kalan süre remaining time n.
kalan zaman remaining time n.
işten arta kalan zaman leisure time n.
işten arta kalan zaman spare time n.
işten arta kalan zamanlar leisure times n.
işten arta kalan zamanlar spare times n.
ncaa'da son 16'ya kalan takımlar sweet sixteen n.
(bina) kısa kalan passager (fr) n.
mayo ve bikini giyince kasıklarda mayonun ve bikininin dışında kalan tüyler bikini line hair n.
kalan iş the remaining work n.
ısıya maruz kalan çalışanlar workers exposed to heat n.
ısıya maruz kalan işçiler workers exposed to heat n.
kalan strip sayısı göstergesi indication of the number of strips remaining n.
değişmeden kalan şey relict n.
1945 yılında japonya'daki atom bombalarının patlamasının ardından hayatta kalan insanlar hibakusha n.
geriye kalan alan (boşluk) remaining space n.
(tüm koltuklar dolu olduğunda) ayakta kalan kimse standee n.
kalan miktar/meblağ/bakiye rest of amount n.
atalardan kalan şato veya malikane ancestral pile n.
akıllı telefon dışında kalan temel fonksiyonlu cihaz feature phone n.
güneş gözlüğü ile güneşlendikten sonra göz çevresinde kalan iz panda eyes (uk) n.
güneş gözlüğü ile güneşlendikten sonra göz çevresinde kalan iz raccoon eyes n.
güneş gözlüğü ile güneşlendikten sonra göz çevresinde kalan iz raccoon eye n.
hayatta kalan akraba living relative n.
resmin odak dışında kalan kısımlarına verilen bulanıklık efekti bokeh n.
biletin müşteride kalan kısmı ticket stub n.
tereyağ yaparken katılaşan yağın ardında kalan sıvı buttermilk n.
kalan yakıt fuel remaining n.
geriye kalan tek şey all that remains n.
yüksek bir yerin alçakta kalan kısmı underfeature n.
yatıya kalan misafir overnight guest n.
ilk kez gebe kalan kadın primigravida n.
akılda kalan hoş şarkı catchy tune n.
önceden belirlenen dönemden sonra kalan tüm borçların ödenmesini gerektiren bir kredi türü balloon mortgage n.
atak yapan takımın defansında kalan savunması tailback n.
önceki dönemden kalan carryover n.
hayatta kalan bireylerin artmasıyla doğal popülasyonda yaşanan artış recruitment n.
(şarkı, şiir vb.) akılda kalan ufak kısım catch n.
ortalama çoğunluğun beğenisi için fazla ince ve kaliteli kalan ürün caviar n.
geçmişte kalan şey backward n.
geride kalan kimse lagger n.
geride kalan şey lag n.
geç kalan kimse lagger n.
geride kalan kimse lag n.
devlete miras kalan mallara nezaretle görevli memur cheater [obsolete] n.
gereksiz ayrıntılara takılıp kalan kimse niggler n.
oyuncuların sırayla dizilmiş yığınlardan çeşitli miktarlarda alarak, en sonda tek kalan nesneyi alan kişiye oyunu kaybettirmeye çalıştığı zeka oyunu nim n.
kullanılmış şeyden kalan parça nubbin n.
kesilen şeyden kalan parça nubbin n.
(belli bir sayı üzerinden) geriye kalan kişiler remainder [obsolete] n.
geriye kalan şey remain n.
geri kalan şey remenant [obsolete] n.
zımba delikleri arasında kalan kağıt çıkıntısı nib n.
çadırda kalan kimse tenter n.
aynı çadırda kalan kimse tentmate n.
evini terk etmek zorunda kalan çocuk throwaway n.
gelgite maruz kalan bölge tidal zone n.
kilisede oturma sıralarının ortasında kalan koridor alley [dialect] n.
atom bombalarının test veya kullanımı sırasında radyoaktiviteye maruz kalan eski silahlı kuvvetler mensubu atomic veteran n.