keyif - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

keyif



Bedeutungen von dem Begriff "keyif" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 27 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
keyif joy n.
keyif pleasure n.
General
keyif temper n.
keyif joviality n.
keyif fun n.
keyif mood n.
keyif kief n.
keyif pleasure n.
keyif enchantment n.
keyif zest n.
keyif delight n.
keyif health n.
keyif high spirits n.
keyif cheer n.
keyif relish n.
keyif kef n.
keyif merriment n.
keyif humour n.
keyif amusement n.
keyif conviviality n.
keyif glee n.
keyif humor n.
keyif kick n.
keyif joy n.
keyif spirits n.
keyif rollick n.
keyif merry adj.

Bedeutungen, die der Begriff "keyif" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 65 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
(bir şeyi) yapmaktan keyif almak take pleasure in doing something v.
artırmak (keyif/öfke vb) give an edge to v.
bir işi keyif almadan yapmak go through the motions v.
-den keyif almak take pleasure in doing something v.
keyif almak relish v.
keyif almak get a kick out of something v.
keyif almak enjoy v.
keyif çatmak make merry v.
keyif çatmak enjoy oneself v.
keyif sürmek lead a life of pleasure v.
keyif ve neşe vermek exhilarate v.
keyif vermek intoxicate v.
keyif vermek please v.
keyif vermek make somebody tipsy v.
keyif vermek rejoice v.
keyif vermek exhilarate v.
eğlence/keyif için alınan uyuşturucular recreational drugs n.
içerik hakkında keyif kaçırıcı bilgi uyarısı spoiler alert n.
keyif düşkünü pleasure seeker n.
keyif düşkünü pleasureseeker n.
ziyaretçilerin bir spor veya rekreasyon etkinliğine katılma veya ondan keyif almasına odaklanan etkinlik sporting attraction n.
çok keyif veren voluptuous adj.
keyif alınımış enjoyed adj.
keyif dolu delighting adj.
keyif veren heart-warming adj.
keyif verici delighting adj.
keyif verici nitelikte olmayan nonintoxicating adj.
keyif aleminde on the razzle adv.
keyif için for pleasure adv.
keyif vererek heartsomely adv.
Phrasals
(bir şeyi) yapmaktan keyif almak indulge in something
-den keyif almak indulge in something
Colloquial
bir işin kendi başına bir keyif olması an end in itself
dikkat dağıtıcı veya keyif kaçırıcı şey turnoff
keyif kaçıran party pooper
keyif kaçıran killjoy
keyif kaçıran spoilsport
yoğun keyif/zevk (özellikle uyuşturucu vs gibi uyarıcı maddelerin yarattığı etki sonucunda) rush
Idioms
(bir şeyin) kişiye keyif vermemesi not float somebody's boat
bir şeyden keyif almak get one's rocks off on something
bir şeyden keyif almak go in for something
bir şeyden keyif/zevk almak get one's kicks from something
büyük keyif vermek go down a treat
çok büyük keyif/zevk almak get a big kick out of
keyif almak get a bang out of
keyif çatmak have a fine time
keyif kaçıran çıkıntı tip a wet blanket
keyif vermek give a bang
keyif vermek give someone a kick
keyif vermek give someone a bang
keyif vermek give a kick
keyif vermek cheer up
keyif vermek give someone a charge
Speaking
çok keyif aldım i had a blast
öğretmenlikten keyif alıyor musun? do you enjoy teaching?
Slang
(bir şeyi yapmaktan) keyif almak/duymak get a buzz out of something
keyif almak get a kick out of something
keyif kaçıran kişi ya da şey buzzkill
mola verip keyif çatmak stop and smell the roses
mola verip keyif yapmak stop and smell the roses
Law
keyif verici madde pleasure-inducing substance
keyif verici madde pleasure-giving substance
Psychology
başkalarının mutsuzluğundan keyif alma epicaricacy
başkalarının mutsuzluğundan keyif alma schadenfreude
Cinema
filmi izlememiş birine filmin içindeki gizemi açıklayan, sürpriz sonu açık eden ve keyif zevkini bozacak bilgi spoiler