keyif - Türkisch Englisch Wörterbuch

keyif

Bedeutungen von dem Begriff "keyif" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 44 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
keyif pleasure n.
The Chinese population will derive little pleasure from the Games.
Çin halkı oyunlardan çok az keyif alacaktır.

More Sentences
keyif joy n.
The joy of driving is the reason why I have a motorcycle.
Motosiklet sahibi olmamın nedeni sürüş keyfidir.

More Sentences
General
keyif relish n.
Dangers give relish to an adventure.
Tehlikeler macerayı keyifli yapar.

More Sentences
keyif delight n.
My brother takes great delight in his stamp collection.
Erkek kardeşim pul koleksiyonundan büyük keyif alır.

More Sentences
keyif joy n.
The joy of driving is the reason why I have a motorcycle.
Motosiklet sahibi olmamın nedeni sürüş keyfidir.

More Sentences
keyif spirits n.
I was in good spirits.
Keyfim yerindeydi.

More Sentences
keyif mood n.
I'm going on a date with my boyfriend today, so I've been in a very good mood since this morning.
Bugün erkek arkadaşımla randevum var, bu yüzden sabahtan beri keyfim çok yerinde.

More Sentences
keyif pleasure n.
The Chinese population will derive little pleasure from the Games.
Çin halkı oyunlardan çok az keyif alacaktır.

More Sentences
keyif kick n.
You'll get a kick out of it.
Bunun keyfini çıkaracaksın.

More Sentences
keyif humor n.
She was in no humor for lunch.
Öğle yemeği için hiç keyfi yoktu.

More Sentences
keyif fun n.
These delightful and stylish solutions will inspire you to create a fun space even adults will love.
Bu keyifli ve şık çözümler, yetişkinlerin bile seveceği eğlenceli bir alan yaratmanız için size ilham verecek.

More Sentences
keyif glee n.
The bullies laughed with glee at the poor child.
Zorbalar zavallı çocuğa keyifle güldüler.

More Sentences
keyif amusement n.
Lilly smiled at the child with amusement.
Lilly çocuğa keyifle gülümsedi.

More Sentences
keyif buzz n.
I quit karting; it no longer gives me a buzz.
Kartingi bıraktım, artık bana keyif vermiyor.

More Sentences
keyif kef n.
keyif kief n.
keyif health n.
keyif enchantment n.
keyif temper n.
keyif humour n.
keyif cheer n.
keyif joviality n.
keyif rollick n.
keyif merriment n.
keyif zest n.
keyif high spirits n.
keyif conviviality n.
keyif chear [obsolete] n.
keyif allegresse n.
keyif entertain [obsolete] n.
keyif jouisance n.
keyif jouysaunce n.
keyif jovysaunce n.
keyif jovialty n.
keyif queme [obsolete] n.
keyif hell [us/canada] n.
keyif mirth n.
keyif delit n.
keyif dissipation n.
keyif smack [obsolete] n.
keyif enjoyment N.
Idioms
keyif high cotton n.
Archaic
keyif heyday n.
Slang
keyif mellow n.

Bedeutungen, die der Begriff "keyif" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
ziyaretçilerin bir spor veya rekreasyon etkinliğine katılma veya ondan keyif almasına odaklanan etkinlik sporting attraction n.
keyif düşkünü pleasureseeker n.
keyif düşkünü pleasure seeker n.
içerik hakkında keyif kaçırıcı bilgi uyarısı spoiler alert n.
keyif için alınan, bağımlılık yapmayan uyuşturucu recreational drug n.
bol keyif laldie n.
bol keyif laldy n.
keyif için seyahat eden kimse tourer n.
kenevirden elde edilen keyif verici maddeler bang n.
keyif çatan kimse joller n.
aşırı keyif jubilancy n.
sonuçlarını gözetmeksizin sadece keyif için yapılan şey joy ride n.
sonuçlarını gözetmeksizin sadece keyif için yapılan şey joyride n.
keyif için alınan ve bağımlılık yapmayan bir uyuşturucu olarak tüketilen, kenevir ve baldan yapılan fas'a özgü bir macun majoun n.
yapmaktan veya kullanmaktan keyif alınan şey one's meat n.
evde olmaktan keyif alan ve ailesine düşkün kimse home-lover n.
keyif nesnesi mirth [obsolete] n.
keyif alma revelment n.
para kazanmaktan ziyade keyif için çiftçilik yapan zengin erkek gentleman farmer n.
başkasının şanssızlığı veya başarısızlığından duyulan keyif glee n.
iğrençliklerden keyif alan (kimse) ghoul n.
büyük keyif heaven n.
keyif kaçıran kadın disenchantress n.
keyif düşkünlüğü gormandism n.
keyif verici madde alımını durdurma drug withdrawal n.
keyif verici etkileri için alınan ilaç street drug n.
keyif verici etkileri için alınan ilaç drug of abuse n.
memnuniyet veya keyif veren şey contentment n.
keyif içiciliği cups n.
çok keyif veren şey feast n.
keyif düşkünü pleasurer n.
keyif düşkünü pleasurist n.
keyif adamı pleaseman n.
keyif düşkünlüğü pleasure-seeking n.
keyif düşkünü kimse pleasure-seeker n.
yaptığından keyif alan kimse savorer [us] n.
keyif pezevengi savorer [us] n.
keyif pezevengi savourer [uk] n.
yaptığından keyif alan kimse savourer [uk] n.
evde keyif yapma cocooning n.
keyif yapılan zaman field day n.
kendinden keyif duyma self-enjoyment n.
başkalarının başarısızlığından keyif alma gloating n.
keyif alma predilection n.
keyif ortamı party spirit n.
keyif alma fructure n.
keyif alma fullness n.
hayattan keyif alma fun n.
artırmak (keyif/öfke vb) give an edge to v.
keyif almak enjoy v.
keyif vermek rejoice v.
bir işi keyif almadan yapmak go through the motions v.
keyif vermek intoxicate v.
keyif vermek please v.
keyif ve neşe vermek exhilarate v.
keyif çatmak make merry v.
keyif sürmek lead a life of pleasure v.
keyif almak get a kick out of something v.
keyif vermek exhilarate v.
keyif vermek make somebody tipsy v.
keyif almak relish v.
keyif çatmak enjoy oneself v.
(bir şeyi) yapmaktan keyif almak take pleasure in doing something v.
-den keyif almak take pleasure in doing something v.
keyif çatmak rant [scottish] v.
içine (keyif verici) madde eklemek lace v.
keyif almak take pleasure in v.
keyif vermek enrapture v.
(kedi) mırlayarak keyif aldığını belli etmek make vibrant sounds v.
atıp tutmaktan keyif almak vapour v.
övünmekten keyif almak vapor v.
övünmekten keyif almak vapour v.
boş konuşmaktan keyif almak vapour v.
atıp tutmaktan keyif almak vapor v.
boş konuşmaktan keyif almak vapor v.
keyif vermek queme v.
büyük keyif almak luxuriate v.
keyif vermek lyken v.
keyif vermek oblige [obsolete] v.
(internet oyunlarında) diğer oyunculardan oyundan keyif almasını engellemek için onları taciz etmek grief v.
aşırı keyif vermek overjoy v.
keyif peşinde koşmak pleasure v.
duygusal düşünce ve ifadeden keyif almak sentimentise v.
duygusal düşünce ve ifadeden keyif almak sentimentize v.
jakuzide keyif yapmak hot tub v.
keyif verici delighting adj.
keyif dolu delighting adj.
keyif alınımış enjoyed adj.
çok keyif veren voluptuous adj.
keyif verici nitelikte olmayan nonintoxicating adj.
keyif veren heart-warming adj.
tıbbi nedenler ya da bağımlılıktan ziyade keyif için alınan (uyuşturucu) recrational adj.
keyif alınabilir relishable adj.
keyif vermeyen undelightful adj.
keyif alınmamış unenjoyed adj.
keyif vermeyen unentertaining adj.
keyif kaçıran unhappy adj.
aşırı keyif veren enriching adj.
keyif alınmamış unliked adj.
eğlendirme ve keyif verme amaçlı light adj.
keyif kaçırıcı chill adj.
keyif kaçıran disenchanting adj.
keyif alınmış enjoyed adj.
evinden keyif alan domestic adj.
cennetteymişçesine keyif alan paradised adj.
keyif düşkünü pleasure-loving adj.
akşam yemeği öncesi keyif alınan predinner adj.
keyif verici sportful adj.
keyif vermeyen dry adj.
keyif veren fruitive adj.
keyif veren fruity adj.
keyif aleminde on the razzle adv.
keyif vererek heartsomely adv.
keyif için for pleasure adv.
şaşkınlık veya keyif ifade etmek, dikkat çekmek veya harekete geçirmek için kullanılan bir ifade ho interj.
tereddüt, şüphe, keyif belirten bir ünlem h'm interj.
Phrasals
-den keyif almak indulge in something v.
(bir şeyi) yapmaktan keyif almak indulge in something v.
(bir şey yapmaktan) keyif almak/memnun olmak/tatmin olmak satisfy (someone, something, or oneself) by (doing something) v.
keyif almak go for v.
birine keyif vermek get to someone v.
-den keyif almak/memnun olmak/tatmin olmak satisfy by v.
(bir şeyden) keyif almak thrill to (something) v.
(birine bir şeyle) keyif vermek thrill (one) with (something) v.
(bir şeyden) büyük keyif almak thrill at (something) v.
ile keyif vermek thrill with v.
Phrases
keyif için for the joy of it expr.
Colloquial
keyif kaçıran spoilsport n.
keyif kaçıran party pooper n.
keyif kaçıran killjoy n.
dikkat dağıtıcı veya keyif kaçırıcı şey turnoff n.
öldürmekten keyif alan katil thrill killer n.
hiç keyif (almama) no joy n.
kendi başına bir keyif end in itself n.
buz gibi keyif birası frosty one n.
sorumluluk almadan keyif, zenginlik gibi kazanımların peşinde koşan kimse freebooter n.
kötü, hoşa gitmeyen ve keyif kaçırıcı sözler söylemek bite v.
(bir şeyden) çok keyif almak can't get enough (of something) v.
keyif almak get (one's) jollies v.
hayattan keyif almak get a life v.
keyif yapmak/çatmak be grooving v.
(bir şeyden) keyif almak have (oneself) (something) v.
(bir şeyden) çok keyif almak be here for (something) v.
(öksürük ilacını) keyif için uyuşturucu olarak kullanmak skittle v.
keyif veren/uyarıcı uyuşturucular amped-up adj.
bir işin kendi başına bir keyif olması an end in itself expr.
keyif aldığım bir şey değil it isn’t my thing expr.
bir şeyden çok keyif almış here for it expr.
(bir şeyden) çok keyif almış here for (something) expr.
Idioms
keyif kaçıran çıkıntı tip a wet blanket n.