Türkisch - Englisch
Türkisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Französisch - Englisch
Spanisch - Englisch
Englisch Synonyme
Türkisch - Englisch Sätze
Übersetzung
Werbung entfernen
Einloggen / Registrieren
Licht Ausschalten
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Übersetzung
Synonyme
Sätze
Werkzeuge
Quellen
Über uns
Kontakt
Einloggen / Registrieren
EN-TR
Türkisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Spanisch - Englisch
Französisch - Englisch
Englisch Synonyme
Türkisch - Englisch Sätze
Türkisch - Englisch
Spanisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Verlauf Ausblenden
Velaufsdetails
Verlauf Löschen
Verlauf :
erect fold
filter light
denigrativa
sheer
junta india
work tape
autonomous reply
terleten
encostramiento
computer name
eschilampado
air force
dinle
ahelgada
ururó
fersmanite
chora mosque
becoming extinct
multiple-compartment lamp
custom-calling feature
rouser
averaged data
distance ceptor
being disgusting
enabling pulses
matters
Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau
Verlauf
Sätze
Bedeutungen von dem Begriff
"matters"
im Türkisch Englisch Wörterbuch : 1 Ergebniss(e)
Kategorie
Englisch
Türkisch
General
1
General
matters
n.
umur
Bedeutungen, die der Begriff
"matters"
mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 145 Ergebniss(e)
Kategorie
Englisch
Türkisch
General
1
General
sanitary matters
n.
sıhhiye
2
General
general matters
n.
genel hususlar
3
General
everyday matters
n.
günlük meseleler
4
General
security matters
n.
güvenlik gerekçesi
5
General
weighty matters
n.
ağır konular
6
General
heavy matters
n.
ağır konular
7
General
heavy matters
n.
önemli konular
8
General
weighty matters
n.
önemli konular
9
General
family matters
n.
aile meseleleri
10
General
family matters
n.
ailevi konular
11
General
clarification of some matters
n.
bazı hususların açıklığa kavuşması
12
General
clarification of some matters
n.
bazı hususların açığa kavuşturulması
13
General
routine matters
n.
rutin meseleler
14
General
grave matters
n.
ciddi konular
15
General
grave matters
n.
önemli konular
16
General
important matters
n.
önemli konular
17
General
important matters
n.
ciddi konular
18
General
matters of interest to someone
n.
birinin ilgisini çekecek/onu ilgilendiren konular
19
General
matters not provided for
n.
gözden kaçan hususlar
20
General
matters not provided for
n.
dikkate alınmamış hususlar
21
General
administrative matters
n.
idari meseleler
22
General
administrative matters
n.
idari konular
23
General
domestic matters
n.
iç meseleler
24
General
religious matters
n.
dini mevzular
25
General
more pressing matters
n.
daha acil meseleler
26
General
official matters
n.
devlet işleri
27
General
mince matters
v.
açık konuşmamak
28
General
not to mince matters
v.
sözünü esirgememek
29
General
not to mince matters
v.
ince eleyip sık dokumamak
30
General
mince matters
v.
yumuşak bir tavırla söylemek
31
General
mince matters
v.
kibarca söylemek
32
General
bring matters to a head
v.
çıbanın başını koparmak
33
General
mince matters
v.
bir şeyleri yumuşatmak
34
General
make matters worse while trying to be helpful
v.
kaş yapayım derken göz çıkarmak
35
General
direct the matters
v.
ipleri almak
36
General
speed up matters
v.
işleri çabuklaştırmak
37
General
speed up matters
v.
işleri hızlandırmak
38
General
expedite matters
v.
işleri çabuklaştırmak
39
General
expedite matters
v.
işleri hızlandırmak
40
General
take matters at face value
v.
konuyu olduğu gibi değil göründüğü gibi ele almak
41
General
take matters in hand
v.
vaziyet etmek
42
General
without mincing matters
adv.
açık açık
43
General
as matters stand
adv.
şimdiki halde
44
General
without mincing matters
adv.
açıkça
45
General
without mincing matters
adv.
dobra dobra
46
General
without mincing matters
adv.
sakınmadan
47
General
not mincing matters
adv.
sözünü esirgemeden
48
General
in some matters
adv.
bazı hususlarda
49
General
in some matters
adv.
bazı konularda
50
General
in fiscal matters
adv.
mali konularda
Phrases
51
Phrases
not that it matters
n.
ehemmiyeti olmamakla beraber
52
Phrases
not that it matters but ...
expr.
önemli değil ama ...
53
Phrases
nothing else matters
expr.
gerisi boş
54
Phrases
not that it matters but
expr.
pek bir şey fark ettirmez ama
55
Phrases
what matters most is how you see yourself
expr.
önemli olan kendini nasıl gördüğündür
56
Phrases
although it hardly matters
expr.
pek önemli değil, gerçi
57
Phrases
function matters, not size
expr.
önemli olan boyu değil işlevi
58
Phrases
what matters is ...
expr.
önemli olan ...
59
Phrases
what matters is quality rather than quantity
expr.
önemli olan nicelik değil niteliktir
Proverb
60
Proverb
every drop matters
her damla önemlidir
Colloquial
61
Colloquial
to make matters worse
expr.
bu yetmezmiş gibi
62
Colloquial
to make matters worse
expr.
bir de bu yetmezmiş gibi
63
Colloquial
to make matters worse
expr.
bir de bunun üstüne
64
Colloquial
it matters to me
expr.
benim için önemli
65
Colloquial
size matters
expr.
boyut fark eder
66
Colloquial
size matters
expr.
boyut önemlidir
67
Colloquial
size matters
expr.
boyutu büyük olan bir şey küçük olandan daha iyidir
68
Colloquial
size matters
expr.
daha büyük penise sahip bir erkek partnerini daha iyi tatmin eder/partneri için daha çekicidir
Idioms
69
Idioms
not mince matters
v.
dobra dobra konuşmak
70
Idioms
not mince matters
v.
sözünü sakınmadan konuşmak
71
Idioms
not mince matters
v.
açık açık konuşmak
72
Idioms
take matters into own hands
v.
kendi göbeğini kendi kesmek
73
Idioms
take matters into own hands
v.
bir sorunu kendi çözmek
74
Idioms
take matters into own hands
v.
dizginleri ele almak
75
Idioms
make matters worse
v.
işleri/durumu daha da kötüleştirmek
76
Idioms
make matters worse
v.
işleri/durumu daha da çirkinleştirmek
77
Idioms
make matters worse
v.
işleri/durumu daha da zorlaştırmak
78
Idioms
take matters into your own hands
v.
bir sorunu kendi çözmek
79
Idioms
take matters into your own hands
v.
dizginleri ele almak
80
Idioms
take matters into (one's) own hands
v.
duruma el atmak/koymak
81
Idioms
take matters into (one's) own hands
v.
kendi göbeğini kendi kesmek
82
Idioms
take matters into (one's) own hands
v.
bir sorunu kendi çözmek
83
Idioms
take matters into your own hands
v.
duruma el atmak/koymak
84
Idioms
take matters into (one's) own hands
v.
dizginleri ele almak
85
Idioms
take matters into your own hands
v.
kendi göbeğini kendi kesmek
Speaking
86
Speaking
it's the participation that matters
expr.
önemli olan katılmaktı
87
Speaking
nothing else matters
expr.
başka hiçbir şeyin önemi yok
88
Speaking
nothing else matters
expr.
gerisi boş
89
Speaking
what matters for us is..
expr.
bizim için önemli olan
90
Speaking
what matters is quality rather than quantity
expr.
önemli olan miktar değil kalitedir
91
Speaking
what really matters is
expr.
asıl önemlisi
92
Speaking
the only thing that matters
expr.
önemli olan tek şey
93
Speaking
that's all that matters
expr.
tek önemli olan şey bu
94
Speaking
what really matters is
expr.
aslolan
95
Speaking
that's all that matters
expr.
önemli olan tek şey bu
96
Speaking
I don't think it matters
expr.
bence fark etmez
97
Speaking
you're all that matters to me
expr.
benim için tek önemli olan sensin
Trade/Economic
98
Trade/Economic
other significant matters effecting to or making financial statements more clear, interpretable and understandable should be disclosed
n.
mali tabloları önemli ölçüde etkileyen ya da mali tabloların açık, yorumlanabilir ve anlaşılabilir olması açısından açıklanması gerekli olan diğer hususlar
99
Trade/Economic
advisory committees on customs matters
n.
gümrük sorunları danışma komitesi
100
Trade/Economic
labor matters
n.
çalışma mevzuatına ilişkin hususlar
101
Trade/Economic
property matters
n.
mülki hususlar
102
Trade/Economic
environmental matters
n.
çevresel hususlar
103
Trade/Economic
money matters
n.
para meseleleri
104
Trade/Economic
mercantile matters
n.
ticari işler
105
Trade/Economic
mail matters
n.
posta maddeleri
106
Trade/Economic
financial matters
n.
finansal mevzular
107
Trade/Economic
financial matters
n.
mali meseleler
Law
108
Law
represent us in criminal matters
n.
cezai ihtilaflarda bizi temsil etmeye
109
Law
judicial cooperation in civil matters
n.
özel hukuk konularında adli işbirliği
110
Law
matters of extenuation
n.
hafifletici hususlar
111
Law
criminal matters
n.
cezai konular
112
Law
criminal matters
n.
ceza hukukuna dair meseleler
113
Law
general assembly for criminal matters
n.
ceza genel kurulu
114
Law
european convention on mutual assistance in criminal matters
n.
ceza işlerinde karşılıklı adli yardım avrupa sözleşmesi
115
Law
mutual legal assistance on criminal matters
n.
ceza işlerinde karşılıklı adli yardım
116
Law
mutual assistance in criminal matters
n.
cezai konularda karşılıklı adli yardımlaşma
117
Law
mutual assistance in civil matters
n.
hukuki konularda karşılıklı adli yardımlaşma
118
Law
mutual assistance in commercial matters
n.
ticari konularda karşılıklı adli yardımlaşma
119
Law
prepare applications on our behalf and to finalize the matters therein specified
expr.
adımıza dilekçe tanzimine, neticelerini istihsale
Politics
120
Politics
advisory committee on customs matters
n.
gümrük sorunları danışma komitesi
121
Politics
deprivation of liberty for non-criminal matters
n.
suçla ilgili olmayan nedenlerle özgürlükten mahrumiyet
122
Politics
committee for the adaptation to technical progress of the directives on the removal of technical barriers to trade in colouring matters which may be added to medicinal products
n.
tıbbi ürünlere katılabilecek renklendirici maddelerin ticaretindeki teknik engellerin kaldırılmasına ilişkin direktiflerin teknik ilerlemeye uyarlanması komitesi
123
Politics
committee on legal aid in cross-border disputes in civil and commercial matters
n.
özel hukuk ve ticaret hukuku konularındaki sınır aşan uyuşmazlıklarda adli yardım komitesi
124
Politics
committee on mutual assistance in customs and agricultural matters
n.
gümrük ve tarım konularında karşılıklı yardım komitesi
125
Politics
european convention on mutual assistance in criminal matters
n.
ceza işlerinde karşılıklı adli yardım avrupa sözleşmesi
126
Politics
european convention on the transfer of proceedings in criminal matters
n.
ceza koğuşturmalarının aktarılmasına dair avrupa sözleşmesi
127
Politics
additional protocol to the european convention on mutual assistance in criminal matters
n.
ceza işlerinde karşılıklı adli yardım avrupa sözleşmesine ek protokol
128
Politics
european convention on mutual assistance in criminal matters
n.
ceza işlerinde karşılıklı adli yardımlaşma avrupa sözleşmesi
129
Politics
police and judicial cooperation in criminal matters
n.
polis ve cezai konularda adli işbirliği
130
Politics
model agreement on exchange of information on tax matters
n.
vergi konularına ilişkin bilgi değişimi model anlaşması
Institutes
131
Institutes
european institute for security matters
n.
avrupa güvenlik sorunları enstitüsü
Technical
132
Technical
suspended matters
n.
asıltı maddeler
133
Technical
conventional determination of non-volatile matters
n.
uçucu olmayan maddelerin klasik metotla tayini
134
Technical
floating matters
n.
yüzen maddeler
135
Technical
incombustible matters
n.
yanmayan maddeler
136
Technical
determination of diesel particulate matters
n.
mazot zerrelerinin tayini
Telecom
137
Telecom
electromagnetic compatibility and radio spectrum matters
n.
elektromanyetik uyumluluk ve radyo spektrum konuları
138
Telecom
radio spectrum matters
n.
radyo spektrum konuları
139
Telecom
electromagnetic compatibility and radio spectrum matters
n.
elektromanyetik uyumluluk ve radyo spektrumu konuları
Radio
140
Radio
electromagnetic compatibility and radio spectrum matters
n.
elektroamnyetik uyumluluk ve radyo spektrum konuları
Construction
141
Construction
matters to be taken into account while carrying out large repairs and renovations and setting up a brand new building
n.
yeniden yaptırılacak binalarda, büyük onarım ve tadilatlarda dikkat edilecek hususlar
Medical
142
Medical
colouring matters which may be added to medicinal products
n.
tıbbi ürünlere ilave edilebilecek renklendirici maddeler
143
Medical
compendial matters
n.
farmakope maddeler
144
Medical
compendial matters
n.
kompendial maddeler
Modern Slang
145
Modern Slang
alm/blm (all lives matter when black lives matters)
expr.
siyahların hayatı değerli olduğunda herkesin hayatı değerlidir
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of matters
×
Term Options
Übersetzung Vorschlagen / Korrigieren
Französisch Englisch Wörterbuch
Spanisch Englisch Wörterbuch
Deutsch Englisch Wörterbuch
Englisch Synonyme Wörterbuch
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy