path - Türkisch Englisch Wörterbuch

path

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

path — Definition

Bedeutung:
yol, iz, yöntem
Aussprache (IPA):
(AmE /pæθ/ – BrE /pɑːθ/)
Wortart:
İsim: path (paths)
Synonyme:
route, course
Antonyme:
obstacle

Bedeutungen von dem Begriff "path" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 40 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
path n. yol
A boulder came down the hill, crushing everything in its path.
Bir kaya parçası tepeden aşağı yuvarlanarak yoluna çıkanı ezdi.

More Sentences
path n. patika
We followed a path through the forest.
Ormanın içinden geçen bir patikayı takip ettik.

More Sentences
General
path n. yol
A boulder came down the hill, crushing everything in its path.
Bir kaya parçası tepeden aşağı yuvarlanarak yoluna çıkanı ezdi.

More Sentences
path n. keçi yolu
There was a goat path down there.
Aşağıda bir keçi yolu vardı.

More Sentences
path n. geçiş yolu
Her bodyguard cleared a path through fans.
Kadının koruması hayranların arasından bir geçiş yolu açtı.

More Sentences
path n. (amaca giden) yolculuk
She had her career path clearly mapped out ever since she was in high school.
Lise yıllarından beri kariyer yolculuğunu net bir şekilde planlamıştı.

More Sentences
Automotive
path n. patika
We followed a path through the forest.
Ormanın içinden geçen bir patikayı takip ettik.

More Sentences
General
path n. bir taşıtın izlediği belirlenmiş rota
path n. kurak
path n. çığır
path n. meslek
path n. pist
path n. keçiyolu
path n. tarik
path n. yörünge
path n. iz
path n. izlek
path n. yolak
path n. yaşam biçimi
path n. hayat biçimi
path n. dini vecibeyi yerine getirme yolu
path n. (mecazen) yol
path n. yayaların üzerinden geçerek açtığı yol
path n. ibadet
path n. organlar arasındaki nöronları birbirine bağlayan iletişim hattı
path n. iki nokta arasında ışık veya elektrik yolu
path n. manyetik bir devrenin demir parçaları
path v. (birine veya bir şey üzerinde) yol açmak
path N. yöntem
Technical
path n. iz
Computer
path n. hedefe ulaşmak için izlenecek bağlantı dizisi
path n. (hiyerarşik veri yapısı içinde) insan tarafından okunabilir belirtim
path n. yol adı
Automotive
path n. yörünge
Medical
path n. pat
Math
path n. (çizge teorisinde) yol
Religious
path n. (büyücülük, şamanlık) pagan geleneği
Archaic
path v. (yol) boyunca ilerlemek
path v. üzerinde seyahat etmek
Engineering
path n. birim aralığından topolojik uzaya doğru sürekli gönderim

Bedeutungen, die der Begriff "path" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
bridle path n. atlı yolu
cinder path n. pist
true path n. doğru yol
path integrals n. yol integraller
towing path n. yedekçi yolu
path function n. yola bağımlı değişim
the beaten path n. herkesin geçtiği yol
leakage path n. sızıntı yolu
tow path n. kanal veya su taşımacılığına uygun ırmağa paralel ve mavnaları halatla çeken atların kullandığı yol
cycle path n. bisiklet yolu
path analysis n. yol analizi
critical path analysis n. kritik yol analizi
descent path n. alçalma yolu
the beaten path n. işlek yol
compulsory bicycle path n. mecburi bisiklet yolu
path of mind n. aklın yolu
middle path n. ikisinin ortası
middle path n. ikisi ortası
open path n. açık yol
path to success n. başarıya giden yol
common path n. ortak yol
critical path n. kritik yol
wheel path n. tekerlek yolu
the straight path n. sırat köprüsü
as-sirat al-mustaqim (the straight path) n. doğru yol
the path to perfection n. mükemmelliğe giden yol
skating path n. paten yolu
the true path n. doğru yol
the true path n. hidayet
garden path sentence n. iki anlamlı bir kelime yüzünden kolaylıkla yanlış anlaşılan bir cümle
cinder path n. atletizm pisti
cinder path n. cüruflu yol
deviation from values and the true path n. değerlerden ve doğru yoldan sapma
migratory path n. göç yolu
path-working n. yol çalışmaları (meditasyon benzeri bir uygulama)
escalation path n. yürüyen merdivenin izlediği yol
running path n. koşu yolu
least-cost path n. en az masraflı yol
winding path n. dolambaçlı yol
by-path n. özel yol
by-path n. ikincil yol
by-path n. yan yol
by-path n. dolaylı yol
primrose path n. sorumsuz hareket
primrose path n. en dirençsiz yol
primrose path n. felakete giden yol
right path n. doğru yol
path [dialect] n. dik yolda derin yarık
lead to the right path v. doğru yolu göstermek
beat a path v. yol açmak
cross somebody's path v. işini bozmak
cross somebody's path v. yolunu kesmek
lead somebody up the garden path v. kötü yola sevk etmek
carry on the path of v. yola devam etmek
find the correct path v. doğru yolu bulmak
change one's path v. yol değiştirmek
take a path v. yön almak
cross someone's path v. yolu kesişmek
cross someone's path v. yolları kesişmek
(someone's path) cross with someone else v. yolu kesişmek
(someone's path) cross with someone else v. yolları kesişmek
find the true path v. doğru yolu bulmak
find the true path v. hidayete ermek
stray from its intended path v. hedeflenen/niyetlenen yolundan sapmak
follow a new path v. yeni bir yol izlemek
break a path v. engelleri aşmak
path [obsolete] v. hareket etmek
path [obsolete] v. ilerlemek
path [obsolete] v. yürümek
on the war path adj. kavgaya hazır
path-breaking adj. çığır açıcı
path-breaking adj. çığır açan
path- pref. patolojik (ve) anlamı veren ön ek
path- pref. hastalık anlamı veren ön ek
path- pref. duygu anlamı veren ön ek
-path suf. (belirli bir hastalığı) tedavi edici anlamında son ek
-path suf. … hastası anlamını veren son ek
path. (pathological) abrev. patolojik
path. (pathology) abrev. patoloji
Phrases
walk the path of truth expr. doğru yolda yürü
Proverb
every path has its puddle herkesin bir derdi vardır
every path has its puddle hiçbir şey kolay değildir
every path has its puddle her şeyin kendisine göre bir zorluğu vardır
every path has a puddle her şeyin kendisine göre bir zorluğu vardır
every path has its puddle hiçbir şey kolay değildir
every path has a puddle hiçbir şey kolay değildir
every path has its puddle herkesin bir derdi vardır
every path has a puddle herkesin bir derdi vardır
every path has its puddle her yolda bir engel vardır
every path has a puddle her yolda bir engel vardır
every path has its puddle her şeyin kendisine göre bir zorluğu vardır
Colloquial
a path of hope n. bir umut yolu
somewhere off the beaten path n. kimsenin uğramadığı bir yer
lead someone up the garden path v. üçkağıda getirmek
cross someone's path v. kaza ile rastlaşmak
cross someone's path v. rast gelmek
somewhere off the beaten path expr. gözlerden uzak bir yer
Idioms
primrose path n. zevk ve sefa yolu
the primrose path n. zevk ve sefa yaşamı
the primrose path n. zevk ve sefa alemi
path of least resistance n. en kolay yol
the primrose path (to ruin, destruction) n. zevk ve sefanın sürüklediği yıkım
the primrose path (to ruin, destruction) n. zevk ve sefanın sonunda yaşanan felaket
the path less traveled n. sürüden ayrılan yol
the path of least resistance n. kolay yol
the path less chosen n. herkesin yapmadığı şey
the path less traveled n. pek tercih edilmeyen yol
the path less traveled n. herkesin yapmadığı şey
the path less chosen n. pek tercih edilmeyen yol
the path less traveled n. kendi bildiği yol
the path of least resistance n. zahmetsiz yol
the path less chosen n. sürüden ayrılan yol
the path less chosen n. kendi bildiği yol
the path less travelled n. çoğunluk tarafından tercih edilmeyen yol
beat a path to one's door v. birinin kapısını aşındırmak
lead someone up the garden path v. aldatmak
lead someone up the garden path v. doğru olmayana inanmasını sağlamak
beat a path to someone's door v. kapısını aşındırmak
draw a red herring across the path v. dikkati dağıtmak
draw a red herring across the path v. dikkati başka yöne çevirmek
beat a path to someone's door v. kapısına üşüşmek
beat a path to someone's door v. kapısına yığılmak
lead down the garden path v. keklemek
lead down the garden path v. ihanet etmek
lead down the garden path v. dolandırmak
lead down the garden path v. aldatmak
lead down the garden path v. boş vaatlerle kandırmak
lead down the garden path v. kazık atmak
lead down the garden path v. oyun etmek
lead down the garden path v. yutturmak
lead down the garden path v. kandırmak
lead someone up the garden path v. birisini kandırmak
lead someone down the garden path v. birisini kandırmak
lead someone up the garden path v. birisine karşı dürüst olmamak
lead someone down the garden path v. birisine karşı dürüst olmamak
lead someone down the garden path v. aldatmak
take the path of least resistance v. kolay yolu seçmek
be off the beaten path v. insanlar tarafından pek bilinmemek
be off the beaten path v. kenar köşede olmak
be off the beaten path v. sapa bir yerde olmak
be off the beaten path v. ayaküstü bir yerde olmamak
be off the beaten path v. ücra bir yerde olmak
be off the beaten path v. pek ziyaret edilen bir yer olmamak
take the path of least resistance v. (başkalarıyla tartışmaya girmemek için) alttan almak
lead someone down the garden path v. göz boyamak
lead someone up the garden path v. gözünü boyamak
lead someone up the garden path v. göz boyamak
lead someone down the garden path v. gözünü boyamak
cross somebody's path v. birisinin yoluna çıkmak
cross somebody's path v. birisiyle rastlaşmak