use - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

use

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "use" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 38 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
use v. kullanmak
use n. kullanım
use n. kullanma
General
use v. sömürmek
use v. içmek (sigara içki vb'ni)
use v. tüketmek
use v. kullanmak (sigara/içki vb'ni)
use v. davranmak
use v. faydalanmak
use v. adet edinmek
use v. sarf etmek
use v. istismar etmek
use v. harcamak
use v. muamele etmek
use v. yararlanmak
use v. kullanmak
use v. değerlendirmek
use n. tasarruf
use n. adet
use n. yoğaltım
use n. fayda
use n. alışkı
use n. hayır
use n. faydalanma
use n. yarar
use n. kullanma hakkı
use n. amaç
use n. kulanım hakkı
use n. menfaat
use n. alışkanlık
use n. istifade
Trade/Economic
use intifa hakkı
Law
use istimal etmek
use istimal
Technical
use kullanma
use kullanım
use kullanmak
Computer
use kullan

Bedeutungen, die der Begriff "use" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
make use of v. faydalanmak
use up v. tüketmek
General
make use of v. yararlanmak
use force v. zor kullanmak
use a pompous language v. edebiyat yapmak
kept for future use v. ileride kullanmak üzere tutmak
make use of v. faydalanmak
use a pompous language v. lügat paralamak
be of use for something v. bir şeye yaramak
use an advantage v. avantajdan faydalanmak
have no use for v. gereksememek
make good use of v. iyi kullanmak
make use of v. istifade etmek
use hard words v. ağır söylemek
use as a shield v. siper etmek
come into use v. kullanılmaya başlamak
put to use v. kullanmak
use up v. harcamak
use violence v. şiddet kullanmak
use one's life v. kafasını kullanmak
forbid somebody the use of v. haram etmek
begin to use v. kullanıma başlamak
use one's life v. kafayı çalıştırmak
be of use v. yardım etmek
use as a screen v. paravan olarak kullanmak
use up v. dibini bulmak
use excessively v. aşırı kullanmak
use bad language v. küfür etmek
use electricity illegally v. kaçak elektrik kullanmak
keep for future use v. ileride kullanmak üzere tutmak
use one's influence v. ağırlığını koymak
use one's life v. saksıyı çalıştırmak
use one's mind v. aklını kullanmak
use drugs v. uyuşturucu kullanmak
use forcible means v. kuvvet kullanmak
make use of an advantage v. avantajdan faydalanmak
use force v. cebir kullanmak
use somebody as a tool v. maşa gibi kullanmak
get into use v. kullanıma almak
use one's advantage v. avantaj kullanmak
use bad language v. ağzını bozmak
make use of an opportunity v. değerlendirmek (bir fırsatı vb)
use up v. dibine darı ekmek
be of no more use v. hayır kalmamak
use against v. aleyhine kullanmak
use up v. yoğaltmak
be of use v. yaramak
use epilating wax v. ağda yapmak
be in use v. kullanılmak
have no use for v. hoşlanmamak
make use of v. kullanmak
put to good use v. değerlendirmek
use force v. baskı yapmak
use violence v. şiddet uygulamak
use a trick v. düzen kurmak
put to use v. uygulamak
make use v. istifade etmek
make use v. kullanmak
provide something for the use of somebody v. yararına sunmak
make use of the time well v. zamanı iyi değerlendirmek
make use of someone's knowledge v. deneyiminden yararlanmak
make use of someone's knowledge v. tecrübesinden faydalanmak
make use of someone's experience v. deneyiminden yararlanmak
make use of someone's experience v. tecrübesinden faydalanmak
make use of someone's knowledge v. deneyiminden faydalanmak
make use of someone's knowledge v. tecrübesinden yararlanmak
make use of someone's experience v. tecrübesinden yararlanmak
make use of someone's experience v. deneyiminden faydalanmak
use force v. güç kullanmak
be put into use v. devreye alınmak
no longer to be in use v. devre dışı kalmak
put into use v. devreye almak
put (something) to good use v. değerlendirmek
use something properly v. doğru şekilde kullanmak
use something suitably v. doğru şekilde kullanmak
use something properly v. doğru kullanmak
use something suitably v. doğru kullanmak
use the opportunities v. fırsatları değerlendirmek
not in use v. atıl durmak
make use of the advantages provided by v. sunduğu avantajlardan yararlanmak
make use of the advantages provided by v. sunduğu avantajlardan istifade etmek
let somebody use something v. kullandırmak
make somebody use something v. kullandırmak
use something as base v. baz almak
use something as starting v. başlangıç almak
use something as base v. temel olarak kullanmak
use as a base v. baz olarak almak
use something as starting v. başlangıç olarak almak
use something as base v. temel almak
use force v. güç uygulamak
use baton v. cop kullanmak
use as a means of v. araç olarak kullanmak
use something as bait v. yem olarak kullanmak
use for the wrong purposes v. amacı dışında kullanmak
use capacity v. kapasite kullanmak
use one's influence v. nüfuzunu kullanmak
make use of someone v. birisinden faydalanmak
use battery v. pille çalışmak
use the internet v. internete girmek
use a trump v. koz olarak kullanmak
use physical force v. fiziksel güç kullanmak
use the internet v. internet kullanmak
use violence v. şiddet göstermek
use the train v. tren sürmek
use a service v. hizmetten yararlanmak
use power v. yetki kullanmak
use the opportunity v. fırsatı değerlendirmek
use computer v. bilgisayar kullanmak
bring something into use v. kullanıma sunmak
bring something into use v. kullanıma açtırmak
come into use v. kullanıma sunulmak
be brought into use v. kullanıma sunulmak
go out of use v. kullanımdan kalkmak
come into use v. kullanıma girmek
use as a trump card v. koz olarak kullanmak
abolish the use v. kullanımdan kaldırmak
drop something out of use (word etc.) v. kullanımdan kaldırmak
use budget v. bütçe kullanmak
be opened for use v. kullanıma açılmak
use force v. kuvvet uygulamak
point a reed (for use as a pen) v. kalem açmak
use something as base v. dayanak almak
be opened to use v. kullanıma açılmak
use initiative v. inisiyatif kullanmak
be in use v. kullanımda olmak
come into use v. kullanılmaya başlanmak
use one's imagination v. hayal gücünü kullanmak
use brute force v. kaba kuvvet kullanmak
use someone as a cat's paw v. birini maşa olarak kullanmak
use shank's pony v. tabanvayla gitmek
use one's head v. kafayı kullanmak
use as a source v. kaynak almak
use as a reference v. kaynak almak
use as a reference v. kaynak olarak kullanmak
use as a source v. kaynak olarak kullanmak
have no use for v. -e ihtiyacı olmamak
ill-use v. hor kullanmak
ill-use v. hırpalamak
use the time v. zamanı kullanmak
make good use of something v. bir şeyi heba etmemek
make good use of something v. bir şeyi iyi kullanmak
use the money v. parayı değerlendirmek
make good use of money v. parayı değerlendirmek
put money to good use v. parayı değerlendirmek
use other people's personal information v. (birinin) özeline girmek
use other people's personal information v. özele girmek
go into use v. kullanıma girmek
make use of v. nimetlerinden faydalanmak
use an opportunity v. fırsatı değerlendirmek
make use of an opportunity v. fırsatı değerlendirmek
make use of an opportunity v. fırsat değerlendirmek
use an opportunity v. fırsat değerlendirmek
bring into use v. kullanımına izin vermek
bring into use v. halkın hizmetine açmak
bring into use v. kullanıma açmak
come into use v. hizmete girmek
be of no use v. bir şeye yaramamak
be of use v. bir şeye yaramak
make use of the situation v. durumdan faydalanmak
make use of the situation v. durumdan istifade etmek
use the right to remain in silence v. susma hakkını kullanmak
use the right to remain silent v. susma hakkını kullanmak
use the right to remain in silence v. konuşmama hakkını kullanmak
make use of the law v. yasadan yararlanmak
use the right to remain silent v. konuşmama hakkını kullanmak
use cash v. nakit kullanmak
use on someone v. üstünde kullanmak
use on something v. üstünde kullanmak
use on something v. üzerinde kullanmak
use on someone v. üzerinde kullanmak
make use of an offer v. tekliften yararlanmak
make use v. faydalanmak
use cautiously v. sakınarak kullanmak
make use of examples v. örneklerden faydalanmak
use cautiously v. dikkatli kullanmak
make use of examples v. örneklerden yararlanmak
limit the use v. kullanımı sınırlamak
restrict the use v. kullanımı sınırlamak
make use of v. değerlendirmek
use an opportunity v. fırsattan yararlanmak
use annual leave v. yıllık izin kullanmak
use annual leave v. senelik izin kullanmak
use something consciously v. bilinçli olarak kullanmak
use something consciously v. bilinçli kullanmak
use alcohol v. alkol kullanmak
use one's best endeavor v. elinden geleni çabayı göstermek
use a system v. sistem kullanmak
use every means possible v. tüm yolları denemek
use every means possible v. mümkün olan her yola başvurmak
use every means possible v. mümkün olan her çareye başvurmak
use every means possible v. mümkün olan her aracı kullanmak
be ready for use v. kullanıma hazır olmak
be ready for use v. kullanıma amade olmak
use the stairs v. merdivenleri kullanmak
use something economically v. tasarruflu kullanmak
use insulin v. insülin kullanmak
use pepper gas on protesters v. göstericilere biber gazı sıkmak
use tear gas on protesters v. göstericilere göz yaşartıcı gaz sıkmak
use public transportation v. toplu taşıma kullanmak
use public transportation v. toplu taşıt kullanmak
use illegal means v. yasal olmayan yollara başvurmak
use vulgarities v. terbiyesiz kelimeler kullanmak
use vulgarities v. küfürlü konuşmak
use condom v. prezervatif kullanmak
order the secretary of defence to use military force v. savunma bakanına askeri güç kullanma emri vermek
use heroin v. eroin kullanmak
use plastic bag v. plastik poşet kullanmak
use a glove v. eldiven kullanmak
use long sentences v. uzun cümleler kullanmak
use every means available to help someone v. birine yardım etmek için tüm imkanlarıyla seferber olmak
use something as a model v. bir şeyi model olarak kullanmak
make use of one's spare time v. boş zamanını değerlendirmek
use the telephone v. telefonu kullanmak
use the phone v. telefonu kullanmak
use disproportionate force v. orantısız güç kullanmak
use as an alternative to v. alternatif olarak kullanmak
be of no use v. işe yaramamak
be of no use v. bir işe yaramamak
be of no use v. fonksiyonu olmamak
be of no use v. kullanışsız olmak
be of no use v. işlevsiz olmak
be of no use v. kullanılamamak
be of no use v. amaçsız olmak
use a wireless headset v. kablosuz kulaklık kullanmak
find a use for something v. bir yerde kullanmak
find a use for something v. kullanma imkanı bulmak
use the toilet v. banyoyu kullanmak
use the toilet v. lavaboyu kullanmak
use the bathroom v. lavaboyu kullanmak
use the bathroom v. banyoyu kullanmak
use the bathroom v. tuvaleti kullanmak
use the toilet v. tuvaleti kullanmak
use one's time well v. zamanını iyi kullanmak
set something aside for future use v. ileride kullanmak üzere bir kenara koymak/kaldırmak
use a break v. ara vermek
use the time well v. zamanı iyi kullanmak
use a deodorant v. deodorant kullanmak
use every means available v. tüm imkanları seferber etmek
use every means available v. tüm olanakları seferber etmek
use productively v. verimli kullanmak
use efficiently v. verimli kullanmak
use its reasonable efforts v. elinden gelen çabayı göstermek
use aspirin v. aspirin kullanmak
use one's skills v. yeteneklerini kullanmak
use one's abilities v. yeteneklerini kullanmak
move into proper position for use v. kullanım için uygun konuma getirmek
use a program v. program kullanmak
use bad language v. kötü söz söylemek
use bad words v. kötü söz söylemek
use to great effect v. doğru biçimde kullanmak
use to great effect v. fayda doğuracak biçimde kullanmak
use to great effect v. yararlanmak
use separately v. ayrı ayrı kullanmak
use the computer v. bilgisayarı kullanmak
use internet v. i̇nternet kullanmak
use a credit card v. kredi kartı kullanmak
use with v. beraber kullanmak
land use survey n. arazi kullanım etüdü
effective use n. etkin kullanma
intended use n. kullanım amacı
fair use n. doğru kullanım
general use n. genel kullanım
outdoor use n. dışarıda kullanım
urban land use n. kent toprak kullanımı
instructions for use n. kullanma kılavuzu
land use plan n. çevre düzenleme planı
unauthorized use n. ruhsatsız kullanım
use tax n. kullanım vergisi
land use n. toprak kullanımı
outdoor use n. dış mekanlarda kullanım
rural land use n. kırsal arazi kullanımı
wise use n. akılcı kullanım
exclusive use n. münhasır kullanım
loans for use n. ariyet
licence to use n. kullanma ruhsatı
accessory use n. ortaklaşa kullanım
lack of use n. kal olmuş
limited use n. sınırlı kullanım
therapeutic use hot water n. tedavi edici sıcak su
license to use n. kullanma ruhsatı
end use n. nihayi kullanım
outfit use n. malzeme kullanımı
drug use n. ilaç kullanımı
limited use n. kısıtlı kullanım
beneficial use n. yararlı kullanım
investigation of alleged use n. isnat edilen kullanımın delil araştırması
illegal use of electricity n. kaçak elektrik kullanımı
urban land use n. şehir toprak kullanımı
recreation use areas n. rekreasyon kullanım sahası
place of use n. kullanım yeri
use age n. kullanma süresi
the use of quotations n. alıntılama
common use areas n. müşterek kullanım alanları
common use areas n. ortak kullanım mekanları
common use areas n. ortak kullanım alanları
conversion to one's own use n. kendi malı gibi kullanma
terms of use n. kullanım koşullar
productive use n. verimli kullanım
use of nicknames n. takma isim kullanma
land use n. arazi kullanımı
use of force n. güç kullanımı
secure use n. güvenli kullanım
use of force n. güç kullanma
safe use n. güvenli kullanım
ease of use n. kullanım kolaylığı
common use n. yaygın kullanım
use of sources n. kaynakların kullanımı
effective use n. etkin kullanım
efficient use n. etkin kullanım
practical use n. kullanışlı kullanım
practical use n. pratik kullanım
commercial use n. ticari kullanım
use of powers n. yetkilerin kullanılması
economy in use n. kullanımda tutumluluk
drug use n. uyuşturucu kullanımı
uncontrolled use n. kontrolsüz kullanım
responsible use n. sorumlu kullanım
improper use n. kötü kullanım
declaration of use n. kullanım beyanı
proper use n. doğru kullanım
conditions of use n. kullanım şartları
unrestricted use n. sınırsız kullanım
suitability for use n. kullanıma uygunluk
conditions of use n. kullanım koşulları
terms of use n. kullanım şartları
terms of use n. kullanım koşulları
monthly use charge n. aylık kullanım ücreti
monthly use charge n. aylık kullanım bedeli
tobacco use disorder n. tütün kullanım bozukluğu
flexible use n. esnek kullanım
use instructions n. kullanım talimatları
public use n. kamu kullanımı
dual-use n. ikili kullanım
non-use n. kullanılmama
non-use n. kullanmama
daily use n. günlük kullanım
need to use the toilet n. tuvalet ihtiyacı
need to use the bathroom n. tuvalet ihtiyacı
need to use the loo n. tuvalet ihtiyacı
wrong use n. yanlış uygulama
wrong use n. haksız kullanma
wrong use n. yanlış kullanma
industrial use n. endüstriyel kullanım
area of use n. kullanım alanı
single use n. tek sefer
single use n. tek kullanım
unauthorised use n. yetkisiz kullanım
unauthorized use n. izinsiz kullanım
unauthorised use n. izinsiz kullanım
unauthorized use n. yetkisiz kullanım
internal use only n. sadece kurum içi kullanım için
difficulty of use n. kullanım zorluğu
use by date n. son kullanma tarihi
ease of use n. kullanım rahatlığı
comfort of use n. kullanım rahatlığı
logic of use n. kullanım mantığı
water use right agreements n. su kullanım hakkı anlaşmaları
correct use n. doğru kullanım
trouble-free use n. sorunsuz kullanım
the place of use n. kullanıldığı yer
use of natural sources n. doğal kaynakların kullanılması
use of natural sources n. doğal kaynakların kullanımı
child use and care articles n. çocuk kullanım ve bakım eşyaları
off-duty use n. iş/görev dışında kullanma
advise to use n. kullanma talimatı
advise to use n. kullanım tavsiyesi
exclusive use n. özel kullanım
use of the wheel n. tekerleğin kullanılması
single-use camera n. tek kullanımlık fotoğraf makinesi
prior use n. önceki kullanım
previous use n. önceki kullanım
miss-use n. yanlış kullanım
miss-use n. hatalı kullanım
false use n. hatalı kullanım
wrong use n. hatalı kullanım
extended use n. uzun süreli kullanım
long term use n. uzun süreli kullanım
amount of use n. kullanım miktarı
internet use n. internet kullanımı
excessive use of alcohol n. aşırı alkol kullanımı
habit of use n. kullanım alışkanlığı
practical hints for use n. pratik kullanım ipuçları
point of use n. kullanım noktası
use of knowledge n. bilgiyi kullanma
false use n. yanlış kullanım
increasing use n. artan kullanım
growing use n. artan kullanım
use of english n. ingilizcenin kullanılışı
actual use n. fiili kullanım
urban land use n. kentsel arazi kullanımı
use reason n. kullanım nedeni
educational use n. eğitimsel kullanım
civilian use n. sivil alanda kullanımı
natural gas use n. doğalgaz kullanımı
opportunity to use n. kullanım olanağı
opportunity to use n. kullanım imkanı
chance to use n. kullanım olanağı
opportunity to use n. kullanım şansı
chance to use n. kullanım imkanı
chance to use n. kullanım şansı
product use n. ürün kullanımı
industrial and commercial use n. sanayi ve ticari kullanım
licence to use n. kullanma ruhsatı
individual use n. bireysel kullanım
individual use n. kişisel kullanım
of use adj. faydalı
of no use adj. faydasız
of no earthly use adj. hiçbir faydası olmayan
in current use adj. genel kullanımda
of no use adj. işe yaramaz
easy to use adj. kullanımı kolay
in current use adj. genellikle kullanılan
out of use adj. kullanılmayan
of great use adj. çok faydalı
ready for immediate use adj. hemen kullanıma uygun
out of use adj. kullanım dışı
in use adj. geçerli
out of use adj. geçersiz
out of use adj. hizmet dışı
ready for use adj. kullanıma hazır
single use only adj. tek kullanımlık
recently opened up for use adj. kısa bir süre önce kullanıma açılan
suitable for use adj. kullanıma uygun
ready-to-use adj. kullanıma hazır
in use adj. kullanılmakta
out of use adj. işlemez
of little use adj. faydasız
of little use adj. yararsız
of little use adj. pek işe yaramayan
of little use adj. az kullanılan
of little use adj. tedavide vs. pek başvurulmayan
suitable for use in an oven adj. fırında kullanılabilen
in use adj. (oda/cihaz) meşgul
wrong use does not preclude proper use adj. kötüye kullanma hiç kullanılmamasını gerektirmez
easy-to-use adj. kullanımı kolay
easy-to-use adj. kullanımı basit
available for use adj. görüşmeye açık (telefon)
for temporary use adv. ariyeten
for use by adv. tarafından kullanım için
to prevent tobacco use adv. sigara tüketimini önlemek için
for the use of prep. için
for the use of prep. -in kullanılışına özgü olarak
Phrasals
be in use kullanılmakta olmak
use before ...önce kullanmak
use something over (again) bir şeyi tekrar kullanmak
Phrases
a skill one can use to support oneself altın bilezik
in everyday use her gün kullanılan
abuse/misuse does not remove use kötüye kullanma hiç kullanılmamasını gerektirmez
wrong use does not preclude proper use bir şey suistimal edilebilir/edildi diye onu kullanmamazlık edemeyiz
abuse/misuse does not remove use bir şey suistimal edilebilir/edildi diye onu kullanmamazlık edemeyiz
will wear with use kullanıldıkça yıpranacak
use as is olduğu gibi kullan
who cannot use kimler kullanamaz
emergency use only sadece acil durumlarda kullanılır
emergency use only sadece acil durumlar için
in current use şu an kullanımdaki
Proverb
keep a thing seven years and you'll always find a use for it sakla samanı gelir zamanı
keep a thing seven years and you'll find a use for it sakla samanı gelir zamanı
it's no use crying over split milk olmuşla ölmüşe çare yok
It's no use closing the stable door after the horse has bolted atı alan üsküdar`ı geçti
Colloquial
use one's loaf sağduyulu hareket etmek
use one's loaf iyice düşünmek
use one's loaf net bir şekilde düşünmek
use one's loaf aklı selim hareket etmek
use an opportunity fırsattan yararlanmak
make use of an opportunity fırsattan yararlanmak
make use of an opportunity fırsattan istifade etmek
use an opportunity fırsattan istifade etmek
close enough to use the same toothpick etle tırnak gibi
know how to use a gun silah kullanmayı bilmek
use it or lose it kullanmazsan yanar
use antidepressants antideprasan ilaçlar kullanmak
use this opportunity bu fırsatı kullanın
use my other name diğer adımı kullan
use of cameras is forbidden while the meeting is in session toplantı sırasında kameraların kullanılması yasaktır
use your brain beynini kullan
use your brain kafanı kullan
use your brain aklını kullan
use your mind aklını kullan
use your own mind kendi aklını kullan
use your own mind kendi kafanı kullan
use your charm cazibeni kullan
use it or lose it kullanmazsan kaybedersin
Idioms
use an iron hand in a velvet glove aba altından değnek göstermek
of no earthly use beş para etmez
use every trick in the book her yola başvurmak
use something to good account yararına kullanmak
use something to good account yararlı biçimde kullanmak
it's no use crying over spilt milk son pişmanlık fayda etmez
use your loaf saksını çalıştır
use your loaf saksıyı çalıştır
close enough to use the same toothpick aralarından su sızmaz
close enough to use the same toothpick yediği/içtiği ayrı gitmez
close enough to use the same toothpick can ciğer kuzu sarması
use something to good account kendi yararına kullanmak
use something to good account değerlendirmek
be no use to man or beast bir işe yaramamak
be no use to man or beast işe yaramaz olmak
be no use to man or beast işe yaramamak
use every trick in the book her yolu/yöntemi denemek