affluent - Turkish English Dictionary

affluent

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

affluent — Definition

Meaning:
varlıklı, müreffeh
Pronunciation (IPA):
(AmE /ˈæfluənt/ – BrE /ˈæfluənt/)
Part of speech:
Sıfat
Antonyms:
poor, impoverished, needy

Meanings of "affluent" in Turkish English Dictionary : 24 result(s)

English Turkish
General
affluent adj. varlıklı
The revolution led to the creation of a new, affluent middle class.
Devrim, yeni ve varlıklı bir orta sınıfın oluşmasına yol açtı.

More Sentences
Tourism
affluent adj. varlıklı
The revolution led to the creation of a new, affluent middle class.
Devrim, yeni ve varlıklı bir orta sınıfın oluşmasına yol açtı.

More Sentences
General
affluent n. ırmak ayağı
affluent n. bir nehrin ayağı
affluent adj. gürül gürül akan
affluent adj. çok
affluent adj. gönençli
affluent adj. refah içinde
affluent adj. hali vakti yerinde
affluent adj. zengin
affluent adj. bol
affluent adj. müreffeh
Trade/Economic
affluent adj. bol
affluent adj. zengin
Tourism
affluent n. akarsu kolu
affluent n. ırmak ayağı
affluent n. kol dere
affluent adj. bol
affluent adj. çok
affluent adj. zengin
Technical
affluent n. kol dere
affluent n. kol çay
Geography
affluent n. kol
affluent adj. geleğen

Meanings of "affluent" with other terms in English Turkish Dictionary : 12 result(s)

English Turkish
General
affluent families n. maddi durumu iyi olan aileler
affluent families n. zengin aileler
affluent families n. hali vakti yerinde aileler
affluent area n. varlıklı bölge
Trade/Economic
affluent society n. refah toplumu
affluent nation n. zengin ülke
affluent society n. zengin toplum
affluent economy n. bolluk ekonomisi
mass affluent n. yaklaşık 250,000 sterlin değerinde likit varlıklara sahip kitle
Technical
affluent seepage n. dışarıya sızıntı
affluent seepage n. dışa doğru sızıntı
Psychology
affluent alienation n. bolluk yabancılaşması