poor - Turkish English Dictionary
History

poor

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "poor" in Turkish English Dictionary : 46 result(s)

English Turkish
Common Usage
poor adj. kötü
poor adj. fakir
poor adj. zavallı
poor adj. yoksul
General
poor adj. biçare
poor adj. perişan
poor adj. miskin
poor adj. çorak
poor adj. düşkün
poor adj. muhtaç
poor adj. düşük kaliteli
poor adj. abalı
poor adj. kuvvetsiz
poor adj. garip
poor adj. çulsuz
poor adj. bayağı
poor adj. aç biilaç
poor adj. beklenen düzeyde olmayan
poor adj. dar gelirli
poor adj. beli bükük
poor adj. az
poor adj. sefil
poor adj. kuru
poor adj. varlıksız
poor adj. zayıf (az)
poor adj. kıt
poor adj. fukara
poor adj. beş parasız
poor adj. yoksul
poor adj. zavallı
poor adj. zayıf
poor adj. sağlıksız
poor adj. kalitesiz
poor adj. verimsiz
poor adj. kısır
poor adj. fakir
poor adj. yetersiz
poor adj. düşük dozlu
poor adj. berbat
Trade/Economic
poor zavallı
poor verimsiz
poor yoksul
poor fena
poor fakir
poor kısır
Technical
poor yetersiz

Meanings of "poor" with other terms in English Turkish Dictionary : 387 result(s)

English Turkish
Common Usage
poor nutrition n. yetersiz beslenme
of poor quality adj. kalitesiz
General
cut a poor figure v. beklenen ilgiyi çekememek
be poor v. aç kalmak
get poor v. fakirleşmek
become poor v. yoksullaşmak
be in poor health v. sağlığı iyi olmamak
get a poor mark v. zayıf almak
put up a poor show v. yaptığı iyi olmamak
help and nurture the poor v. aç doyurmak
feed the poor v. aç doyurmak
put up a poor show v. başarılı olmamak
be poor v. açlık çekmek
make poor v. fakirleştirmek
become poor v. fakir düşmek
grow poor v. fakirleşmek
be a poor loser v. yenilince kızıp küsmek
lead a poor life v. aç susuz kalmak
become poor v. fakirleşmek
be poor v. fakir olmak
be in a poor condition v. kötü durumda olmak
be in poor condition v. kötü durumda olmak
be extremely poor v. acından ölmek
help the poor v. aç doyurmak
get poor mark v. zayıf not almak
get poor mark v. kırık not almak
remain poor v. fakir/yoksul kalmak
struggle along under these poor conditions v. kötü şartlar altında mücadeleye devam etmek
take from the rich and gives to the poor v. zenginden alıp fakire vermek
poor-mouth v. fakirlik edebiyatı yapmak
poor-mouth v. fakir edebiyatı yapmak
poor-mouth v. yoksulluk edebiyatı yapmak
be poor at something v. ...i zayıf olmak
be poor at something v. ....i yeterli olmamak
get poor mark v. düşük not almak
be poor at something v. içeriği yeterli olamamak
poor boy n. zavallı çocuk
poor quarter n. fakir semt
poor person n. fakir
this poor little thing n. buncağız
poor woman n. kadıncağız
the poor n. gureba
poor health n. sağlıksız
the poor n. yoksullar
the poor n. aceze
poor in health n. sağlığı bozuk
poor sport n. mızıkçı
poor box n. sadaka kutusu
poor man n. adamcağız
rural poor n. kırsal yoksulluk
poor fellow n. zavallı adam
poor debtor's oath n. fakir borçlunun yemini
someone who helps poor people n. fukaraperver
poor attention span n. kısa dikkat süresi
poor women n. yoksul kadınlar
poor law n. yoksulları koruma kanunu
gift or money for poor guests in ottoman empire n. diş kirası
poor child n. yoksul çocuk
poor children n. yoksul çocuklar
the poor n. fakir fukara
a poor shot n. hedefi iyi vuramayan kimse
gap between rich and poor n. zengin ile fakir arasındaki uçurum
poor mixture n. fakir karışım
urban poor n. kentsel yoksulluk
poor person n. yoksul
a poor shot n. nişancı olmayan kimse
got a poor response n. zayıf tepki aldı
poor line n. bozuk hat
poor country n. fakir ülke
poor line n. kötü hat
poor line n. uğultulu hat
poor relief n. yoksul yardımı
poor kid n. çocukcağız
legal assistance to the poor n. yoksullara hukuki yardım
poor family n. düşük gelirli aile
poor fabrication n. kötü fabrikasyon
poor design n. kötü tasarım
poor workmanship n. kötü işçilik
poor result n. başarısız sonuç
poor record n. kötü kayıt
poor record n. bozuk kayıt
poor-law infirmary n. yoksullar hastanesi
poor-box of the ottoman empire n. atiyye-i seniyye
poor-fellow n. gariban
poor person n. fukara
poor performer n. performansı düşük
a poor chance n. zayıf ihtimal
poor performer n. kötü performans gösteren
poor performer n. performansı kötü
poor imitation n. düşük kalite taklit
poor imitation n. kötü taklit
poor conditions n. kalitesiz koşullar
poor conditions n. kötü şartlar
urban poor n. kent yoksulu
poor conditions n. kötü koşullar
urban poor n. kent fakiri
poor appetite n. iştah kaybı
poor appetite n. iştah azalması
poor morale n. düşük moral
poor morale n. zayıf moral
the deserving poor n. gerçekten muhtaç kişi
poor neighbourhood n. fukara mahallesi
poor neighbourhood n. fakir mahallesi
poor neighbourhood n. yoksul mahallesi
poor fellow n. zavallı adamcağız
poor degree n. zayıf derece
poor conditions n. kötü/zayıf/olumsuz koşullar
poor mans nappy sack n. çöp poşeti
poor assumptions n. zayıf varsayımlar
people with poor vision n. görme kusuru olan/kusurlu insanlar
poor memory n. zayıf hafıza
poor neighborhood n. yoksul/fakir mahalle
poor neighborhood n. yoksul/fakir semt
a poor relation n. zayıf bir ilişki
poor black people n. fakir siyah insanlar
poor concentration n. konsantrasyon eksikliği
poor communicator n. insanlar ile sağlıklı/iyi iletişim kuramayan kimse
poor communicator n. insanlar ile iletişimi iyi olmayan/zayıf olan kimse
poor child n. çocukcağız
water poor country n. su fakiri ülke
a poor swimmer n. kötü yüzücü
the poor n. yoksul kesim
poor selection n. zayıf seçim
poor light n. zayıf ışık
poor quality of life n. kalitesiz yaşam
poor quality of life n. düşük yaşam kalitesi
poor access n. zayıf erişim
poor reading n. yavaş okuma
poor reading n. ağır okuma
joke in poor taste n. tatsız şaka
as poor as adj. kadar zayıf
in poor spirits adj. mutsuz
of poor physique adj. cılız
poor quality adj. düşük kalite
poor soul adj. acınacak halde
poor quality adj. düşük nitelikte
poor quality adj. kalitesi bozuk
land-poor adj. toprağı verimsiz olup bunu geliştirmek için yeterince nakde sahip olmayan
land-poor adj. yeteri kadar araziye sahip olup nakit para sıkıntısı çeken kişi
poor-looking adj. gösterişsiz
poor-quality adj. dandik
poor-spirited adj. keyifsiz
poor-spirited adj. korkak
poor graded adj. düşük kaliteli
dirt poor adj. çok fakir
dirt poor adj. çok yoksul
poor performer adj. düşük performanslı
of poor quality adj. dandik
of poor taste adj. zevksiz
resource-poor adj. kaynak yönünden fakir
resource-poor adj. az kaynaklı
resource-poor adj. kaynak yönünden zayıf
of poor quality adj. çakaralmaz
time-poor adj. boş vakti olmayan
time-poor adj. işlerini hızla tamamlama baskısı altında olan
poor fellow! interj. vah zavallı!
poor little thing interj. yavrucak
poor soul interj. zavallı
Phrases
in my poor opinion acizane fikrimce
with such poor grades bunun gibi düşük notlarla
Proverb
one law for the rich and another for the poor zengin kağnısını dağdan aşırır fakirin eşeği düz yolda şaşırır
one law for the rich and another for the poor zengine şekerden helva basarlar fakire pekmez bile bulunmaz
it is a poor heart that never rejoices üzgün olmayı alışkanlık edinenler bile her zaman üzgün olamaz
the rich man's wealth tires the poor man's jaw zenginin malı züğürdün çenesini yorar
a poor craftsman blames his tools oynamayı bilmeyen gelin yerim dar dermiş
a poor craftsman blames his tools alet işler, el övünür
a poor craftsman blames his tools beceriksiz usta aletlerini suçlarmış
a poor craftsman blames his tools oynamasını bilmeyen gelin yerim dar dermiş
Colloquial
hope is the poor man's bread umut fakirin ekmeği
a poor excuse kötü bir mazeret
poor helpless people zavallı çaresiz insanlar
poor thing zavallı şey
you poor thing yazık sana
poor mouth fakir edebiyatı
poor mouth mağdur edebiyatı
house rich cash poor evi barkı var harcayacak parası yok
poor in money maddi açıdan fakir
poor in money beş parasız
Idioms
be a poor second [uk] v. açık ara ikinci olmak
be a poor second [uk] v. çok büyük bir farkla ikinci olmak
be a poor second [uk] v. birinciyle/kazananla arasında çok fark olmak
be a poor second [uk] v. yarışı kazananın epey gerisinde/arkasında bitirmek
be a poor third [uk] v. açık ara üçüncü olmak
be a poor third [uk] v. çok büyük bir farkla üçüncü olmak
be a poor third [uk] v. ilk ikiyle arasında çok fark olmak
be a poor third [uk] v. yarışı ilk ikinin epey gerisinde/arkasında bitirmek
come a poor second [uk] v. açık ara ikinci olmak
come a poor second [uk] v. çok büyük bir farkla ikinci olmak
come a poor second [uk] v. birinciyle/kazananla arasında çok fark olmak
come a poor second [uk] v. yarışı kazananın epey gerisinde/arkasında bitirmek
come a poor third [uk] v. açık ara üçüncü olmak
come a poor third [uk] v. çok büyük bir farkla üçüncü olmak
come a poor third [uk] v. ilk ikiyle arasında çok fark olmak
come a poor third [uk] v. yarışı ilk ikinin epey gerisinde/arkasında bitirmek
make a poor fist of (something) v. çok kötü bir iş çıkarmak
make a poor fist of (something) v. bir işi becerememek
make a poor fist of (something) v. kötü yapmak
make a poor fist of (something) v. iyi yapamamak
a sad, poor, etc. reflection on something n. (mecazi) kötü vitrin
a poor reflection on something n. (mecazi) kötü vitrin
a sad, poor, etc. reflection on something n. kötü örnek/yansıma
a poor reflection on something n. kötü örnek/yansıma
a sad, poor, etc. reflection on something n. (mecazi) kötü gösteren
a poor reflection on something n. (mecazi) kötü gösteren şey
a poor reflection on something n. kötü temsil eden şey
a poor thing but mine own expr. azıcık aşım ağrısız başım
a poor thing but mine own expr. tuzsuz aşım dertsiz başım
the rich man's wealth tires the poor man's jaw zenginin kesesi fakirin çenesini yorar
as poor as a church mouse odsuz ocaksız
be as poor as a church mouse kül fukara olmak
poor person fukara
poor person fakir
poor person fakir fukara
poor person yoksul
as poor as lazarus cebi delik
as poor as lazarus çok yoksul
as poor as a church mouse çok fakir
as poor as a church mouse cebi delik
as poor as a church mouse çok yoksul
as poor as lazarus çok fakir
as poor as lazarus beş parasız
as poor as a church mouse beş parasız
as poor as lazarus meteliksiz
as poor as a church mouse meteliksiz
land so poor it wouldn't even raise a fuss verimsiz toprak
land too poor to raise a racket on çorak arazi
land too poor to raise a racket on verimsiz toprak
land so poor it wouldn't even raise a fuss çorak arazi
be as poor as church mice çok fakir olmak
in poor taste kaba
in poor taste uygunsuz
in poor taste yakışıksız
poor but clean fakir ama temiz/dürüst
as poor as church mice meteliksiz
as poor as church mice çok fakir
as poor as church mice çulsuz
be as poor as church mice çok fakir/yoksul olmak
be as poor as church mice çulsuz olmak
land so poor it wouldn't even raise a fuss çorak toprak/arazi
land too poor to raise a racket on çorak toprak/arazi
a poor man's somebody birinin kötü bir kopyası
put up a poor show kötü bir performans segilemek
as poor as a job's turkey meteliksiz
as poor as a job's turkey çulsuz
as poor as a job's turkey aşırı fakir
as poor as a job's turkey çok yoksul
as poor as a job's turkey sefalet içinde
poor as a job's turkey meteliksiz
poor as a job's turkey çulsuz
poor as a job's turkey aşırı fakir
poor as a job's turkey çok yoksul
poor as a job's turkey sefalet içinde
the poor have empty pockets but full hearts zenginin cebi fakirin gönlü zengin olur
Speaking
my (poor) house n. fakirhane
poor you zavallıcık (birine hitaben)
got a poor response rağbet görmedi
poor you kıyamam
poor me zavallı ben
my english is poor ingilizcem zayıf
you poor thing seni zavallı şey
Slang
piss-poor çulsuz
piss-poor beceriksiz
piss-poor meteliksiz
poor prick zavallı serseri
poor white trash süprüntü
poor white trash fakir görgüsüz beyaz
prize of the poor ölüm cezası
poor white trash genelde siyahilerin beyazları aşağılamak için kullandıkları argo bir terim
poor-ass gariban
Trade/Economic
pro-poor growth n. yoksullara yönelik büyüme
poor laws yoksul yasaları
poor countries yoksul ülkeler
poor quality düşük kaliteli
poor laws yoksulları koruma kanunu
faults due to poor workmanship özensiz işçilik kusurları
poor credit history kötü kredi geçmişi
poor yield düşük verim
poor management kötü yönetim
heavily indebted poor countries aşırı borçlu fakir ülkeler
poor urban professionals (puppies) düşük gelirli şehirli profesyoneller
poor liquidity zayıf likidite
working poor çalışan yoksul
working poor çalışan yoksullar
Law
poor debtor's oath yeminli mal beyanı
poor law fakirleri koruma kanunu
Politics
poor image olumsuz imaj
highly indebted poor countries ağır borç yükleri altındaki fakir ülkeler
poor relief yoksullara yardım
poor relief fakirlere yardım
poor relief muhtaçlara yardım
exploit the poor orphan(s) tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemek
the poor orphan(s) tüyü bitmemiş yetim
heavily indebted poor country ağır borç yükü altındaki yoksul ülke
heavily indebted poor countries ağır borç yükü altındaki yoksul ülkeler
heavily indebted poor countries (hipc) ağır borçlu yoksul ülkeler
pro-poor spending fakirler için olan harcamalar
poor countries yoksul ülkeler
consultative group to assist the poor (cgap) yoksullara yardım için danışma grubu
Industry
poor gas fakir gaz
Tourism
pro-poor tourism yoksul yanlısı turizm
Technical
poor performance yetersiz performans
poor traction zayıf çekiş gücü
poor performance yetersiz edim
poor acceleration yetersiz hızlanma
poor conductor zayıf iletken
poor quality oil düşük kaliteli yağ
poor subsoil zayıf temel zemini
poor conductor güçsüz iletken
poor connection zayıf bağlantı
poor mixture zayıf karışım
poor maintenance yetersiz bakım
poor subsoil kötü temel zemini
poor quality düşük nitelikli
poor conductor kötü iletken
poor lime yağsız kireç
poor practice zayıf deneyim
poor connection gevşek bağlantı
poor subsoil kötü zemin
poor practice yetersiz deneyim
poor lime zayıf kireç
poor mixing kötü karıştırma
poor distribution kötü cam kalınlığı dağılımı
poor annealing kötü tavlama
poor combustion yetersiz yanma
poor combustion eksik yanma
poor predictor yetersiz tahmin/belirleme/öngörü
poor traction zayıf tutunma
Construction
poor properties kötü nitelikler
poor concrete grobeton
poor bearing soil zayıf zemin
poor bearing stratum zayıf katman
poor concrete zayıf beton
poor concrete düşük dozlu beton
Automotive
poor wiping zayıf silme
poor idling kararsız rölanti
poor mixture fakir karışım
poor opacity zayıf kapatma
Marine
poor ground bakımsız
Mining
poor mineral fakir cevher
Medical
a poor prognosis kötü bir prognoz
poor physical condition fiziksel durumun yetersizliği
patients with poor oral hygiene ağız hijyeni kötü olan hastalar
poor muscle tone kas tonus azalması
poor prognosis kötü prognoz
indicate a poor prognosis kötü prognozu işaret etmek
poor feeding beslenme güçlüğü
indicate a poor prognosis kötü prognoza işaret etmek
have poor correlation to clinical phenotype klinik fenotiple zayıf korelasyon göstermek
poor pregnancy outcome kötü gebelik sonucu
with high perinatal mortality poor prognosis perinatal mortalitesi yüksek ve prognozu kötü
be an indicator of poor prognosis kötü prognozu işaret etmek
be an indicator of poor prognosis kötü prognozu göstermek
children with poor nutritional status nutrisyonel durumu kötü olan çocuklar
diet with poor vitamin d and calcium d vitamini ve kalsiyumdan fakir diyet
with poor appetite iştahsız
child with poor appetite iştahsız çocuk
poor diet kötü beslenme
poor diet yetersiz beslenme
poor eyesight zayıf görüş
Psychology
poor sleep habits kötü uyku alışkanlıkları
Pathology
poor fetal growth etersiz fetal büyüme
Food Engineering
poor workmanship düşük işçilik
poor workmanship niteliksiz işçilik
Gastronomy
poor boy n. italyan sandviçi
poor boy n. fransız ekmeğinin arasına konan et, peynir, domates, soğan, marul ve çeşni ile yapılan sandviç
Marine Biology
poor cod tavuk balığı
oxygen-poor layer oksijence fakir tabaka
Botanic
poor man's weatherglass mine çiçeği
poor man's weatherglass fare kulağı
poor man's weatherglass farekulağı
Agriculture
poor soil kıraç arazi
poor soil verimsiz toprak
poor soil drainage toprak drenajının-geçirgenliğinin zayıflığı
poor soil drainage toprak drenajının-geçirgenliğinin zayıflığı
Social Sciences
poor community yoksul kesim/zümre/çevre/topluluk
working poor yoksulluk sınırının altında maaş alan kesim
working poor yoksulluk sınırının altında çalışan kesim
poor-world dünyanın geri kalmış ülkeleri
poor-world dünyanın fakir bölgeleri
Religious
poor in spirit alçak gönüllü
poor in spirit mütevazı
Art
poor art n. yoksul sanat
Theatre
poor theatre yoksul tiyatro
"poor theater yoksul tiyatro
British Slang
piss poor çok başarısız/kötü
piss-poor kalitesiz
piss-poor kötü