dolu olmak - Turkish English Dictionary
History

dolu olmak



Meanings of "dolu olmak" in English Turkish Dictionary : 12 result(s)

Turkish English
General
dolu olmak teem v.
dolu olmak be filled with v.
dolu olmak bristle v.
dolu olmak abound v.
dolu olmak spill over with v.
dolu olmak simmer with v.
dolu olmak teem with something v.
dolu olmak crawl v.
dolu olmak crawl with something v.
dolu olmak be full v.
dolu olmak be alive with v.
dolu olmak be abundant in v.

Meanings of "dolu olmak" with other terms in English Turkish Dictionary : 99 result(s)

Turkish English
Common Usage
ile dolu olmak filled with v.
General
hayat dolu olmak be full of life v.
ile dolu olmak be ridden with v.
ile dolu olmak be teemed v.
dolu olmak (bir şeyle) swim v.
hayat dolu olmak be full of beans v.
tüm yerleri dolu olmak be booked up v.
ile dolu olmak be suffused with v.
ile dolu olmak be awash with v.
tıka basa dolu olmak be overcrowded v.
bir şeyin verdiği heyecanla dolu olmak be flushed with v.
programı dolu olmak be booked up v.
ile dolu olmak be soaked in v.
ile dolu olmak be imbued with v.
silme dolu olmak brim v.
hoş olmayan bir şeyle dolu olmak bristle with v.
ağzına kadar dolu olmak brim with v.
ile dolu olmak be infested with v.
ağzına kadar dolu olmak brim v.
çukurlar ile dolu olmak be pocked with v.
zorluklarla dolu olmak be fraught with difficulties v.
özlemle dolu olmak be filled with longing v.
özlemle dolu olmak be full of longing v.
(ile) dolu olmak be laden with v.
umut dolu olmak be full of hope v.
şefkat dolu olmak be filled with compassion v.
(böcekle) dolu olmak crawl v.
nefret dolu olmak be full of hate v.
ile dolu olmak abound in v.
ile dolu olmak teem with v.
sevinç dolu olmak be full of joy v.
sevinç dolu olmak be filled with joy v.
tüm odalar dolu olmak no vacancy v.
çalışma hayatı başarılarla dolu olmak have a successful career v.
ünlülerle dolu olmak be packed with celebrities v.
azim dolu olmak be full of determination v.
nefret dolu olmak be filled with hate v.
ile dolu olmak abound with v.
tüm odalar dolu olmak be fully booked up v.
tüm odalar dolu olmak no room available v.
tüm odalar dolu olmak be booked up v.
tüm odalar dolu olmak be fully booked v.
tüm odalar dolu olmak have no room available v.
meşgul/dolu olmak be occupied v.
müşteri dolu olmak be full of customers v.
ile kaynamak/dolu olmak/dolup taşmak be flooded with v.
insan dolu olmak be heaving v.
farklı durum veya unsurlarla dolu olmak checker v.
zıt unsur ve durumlarla dolu olmak chequer v.
(bir şey ile) dolu olmak abound with v.
dolu (ile dolu olmak) filled with adj.
Phrasals
bir dolu/sürü (parası/arkadaşı vb) olmak lousy with someone or something v.
ile dolu olmak alive with v.
ile dolu olmak be charged with v.
ile dolu olmak pullulate with v.
ile dolu olmak teem in v.
ile dolu olmak be riddled with v.
su damlacıklarıyla dolu olmak glisten with v.
-ile dolu/bol olmak be rich with something
-ile dolu olmak bustle with
(insanı olumsuz etkileyen) güçlü bir duyguyla dolu olmak be devoured by
(belirli bir anlam/nitelik ile) dolu olmak resonate with
Proverb
ile dolu olmak be crammed with v.
Colloquial
enerji dolu olmak look alive v.
sürprizlerle dolu olmak be full of surprises v.
Idioms
ağzına kadar dolu olmak be packed to the rim v.
cebi dolu olmak sit pretty v.
heyecanla dolu olmak burst with excitement v.
hıncahınç dolu olmak be bursting at the seams v.
hıncahınç dolu olmak be bulging at the seams v.
gurur dolu olmak burst with pride v.
eli dolu olmak have one's hands full v.
enerji dolu olmak be full of piss and vinegar v.
enerji dolu olmak be jacked up on something v.
içi huzurla dolu olmak feel a glow of happiness v.
ile dolu olmak crawling with something v.
içi huzurla dolu olmak feel a glow of contentment v.
içi huzurla dolu olmak feel a glow of peacefulness v.
içi huzurla dolu olmak feel a glow of satisfaction v.
midesi tıka basa dolu olmak be as full as a tick v.
nefer/sinir dolu olmak bristle with indignation v.
neşe dolu olmak bubble over v.
nefer/sinir dolu olmak bristle with anger v.
kendisiyle dolu olmak be full of oneself v.
kafası çok dolu/meşgul olmak have a lot on one's mind v.
nefret/sinir dolu olmak bristle with rage v.
sevinç dolu olmak burst with joy v.
tıka basa dolu olmak be packed to the rim v.
(bir şeyle) dolu olmak abound in
(bir şeyle) tıka basa dolu olmak abound in
(bir şeyle) dolu olmak teem in
(bir şeyle) tıka basa dolu olmak teem in
(bir şeyle) dolu olmak pullulate with
(bir şeyle) tıka basa dolu olmak pullulate with
(oda vb) insanlarla dolu olmak be crammed full of people
-ile dolu olmak be alive with something
-ile dolu olmak be alive with (people or things)
(bir yer) (bir şeyle/heyecan/üzüntü vb) dolu olmak buzz with something
Slang
üzeri dolu olmak be packing heat