established - Turkish English Dictionary

established

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Meanings of "established" in Turkish English Dictionary : 20 result(s)

English Turkish
General
established adj. yerleşik
This is part of established legal reality in the majority of Member States.
Bu, Üye Devletlerin çoğunda yerleşik yasal gerçekliğin bir parçasıdır.

More Sentences
established adj. kurulu
Democratic human rights monitoring should not apply exclusively to established governments.
Demokratik insan hakları izleme sadece kurulu hükümetler için geçerli olmamalıdır.

More Sentences
established adj. belirlenmiş
The risk reduction methods that feature in the recommendation are well established.
Tavsiyede yer alan risk azaltma yöntemleri iyi bir şekilde belirlenmiştir.

More Sentences
established adj. kurulmuş
We are the only machine tool maker to have established a global production system.
Küresel bir üretim sistemi kuran tek takım tezgahı üreticisiyiz.

More Sentences
established adj. kabul görmüş
Tom is an established writer.
Tom kabul görmüş bir yazardır.

More Sentences
Trade/Economic
established adj. kurulmuş
We are the only machine tool maker to have established a global production system.
Küresel bir üretim sistemi kuran tek takım tezgahı üreticisiyiz.

More Sentences
Computer
established expr. bağlantı kuruldu
Similarly, a link should be established between consumer protection and regulation of sales promotion.
Benzer şekilde tüketicinin korunması ile satış promosyonunun düzenlenmesi arasında bir bağlantı kurulmalıdır.

More Sentences
General
established adj. yerleşmiş
established adj. varolan
established adj. sabit
established adj. oturmuş
established adj. yaygın olarak kabul gören
established adj. kalıcı olarak kabul edilen
established adj. çok saygı duyulan
established adj. resmen tanınmış
established adj. hemfikir olunan
established adj. resmi olarak kabul edilen
Trade/Economic
established adj. müesses
established adj. yerleşmiş
Religious
established adj. resmi (din, kilise)

Meanings of "established" with other terms in English Turkish Dictionary : 68 result(s)

English Turkish
General
established church n. resmen tanınmış olan kilise
legally established n. yasal olarak kurulmuş
established market n. yerleşik piyasa
well established firm n. sağlam müessese
well established firm n. sağlam firma
long-established tradition n. öteden beri süregelen gelenek
established culture n. yerleşik kültür
established family n. köklü aile
well-established family n. köklü aile
newly-established company n. yeni kurulmuş şirket
established system n. kurulu düzen
established system n. kurulu sistem
established order n. kurulu düzen
established order n. müesses nizam
established practice n. yerleşik uygulama/teamül
be established v. kurulmak
become established v. yerleştirmek
be established v. takarrür etmek
become established v. yerleşmek
become established v. kökleşmek
be established on base v. temel üzerine kurulmak
make an established situation official v. işi resmiyete dökmek
make an established situation official v. resmiyete dökmek
firmly established adj. iyice yerleşmiş
well-established adj. iyi yapılandırılmış
well established adj. iyice anlaşılmış
long-established adj. köklü
newly-established adj. yeni kurulmuş
well established adj. iyi bilinen
est. (established) adj. kurulmuş
old-established adj. uzun zaman önce kurulmuş
old-established adj. köklü
self-established adj. kendisi tarafından kurulan
self-established adj. kendisi tarafından oluşturulan
self-established adj. kendisi tarafından düzenlenen
well-established adj. yerleşmiş
well-established adj. kökleşmiş
well-established adj. köklü
since it was established adv. kurulduğu tarihten bu yana
since it was established adv. kurulduğundan bu yana
Speaking
I was the one who established this company expr. bu şirketi ben kurdum
Trade/Economic
person established in the customs territory of turkish republic n. türkiye cumhuriyeti gümrük bölgesinde yerleşik kişi
person established in the customs territory of the turkey n. türkiye cumhuriyeti gümrük bölgesinde yerleşik kişi
established banks n. köklü bankalar
established in accordance with the law n. yasaya göre kurulmuş
established by law n. yasaya göre kurulmuş
established procedure n. yerleşik usul
long-established adj. köklü
Law
well established case law n. yerleşik içtihat
well established case law n. müstakar içtihat
established case-law n. yerleşik içtihat
established jurisprudence n. yerleşik içtihat
Politics
protocol no. 11 to the convention for the protection of human rights and fundamental freedoms restructuring the control machinery established thereby n. insan hakları ve ana hürriyetlerin korunmasına dair sözleşmeye sözleşmeyle ön görülen takip mekanizmasının yeniden yapılanmasına ilişkin ek 11. protokol
established democracy n. kurulu demokrasi
Technical
established capacity n. kurulu kapasite
Computer
connection established expr. bağlantı kuruldu
Telecom
established player n. yerleşik oyuncu
established market n. yerleşik piyasa
Medical
established procedure n. yerleşik prosedür
Marine Biology
non-established adj. yerleşmemiş
Education
established educational institution n. köklü eğitim kuruluşu
well-established educational institution n. köklü eğitim kurumu
well-established educational institution n. köklü eğitim kuruluşu
established educational institution n. köklü eğitim kurumu
Military
established track n. tespit edilen iz
Card
established suit n. bir oyuncunun tüm kalan kartıyla löveleri alabileceği tek renkli deste
Abbreviation
estd. (established) adj. kurulmuş
est'd (established) adj. kurulmuş