perfect - Turkish English Dictionary
History

perfect

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "perfect" in Turkish English Dictionary : 30 result(s)

English Turkish
Common Usage
perfect adj. kusursuz
perfect adj. mükemmel
General
perfect v. mükemmelleştirmek
perfect v. tamamlamak
perfect v. geliştirmek
perfect v. kusursuz yapmak
perfect v. bitirmek
perfect adj. dört başı mamur
perfect adj. noksansız
perfect adj. yetkin
perfect adj. dört dörtlük
perfect adj. geçmiş
perfect adj. harika
perfect adj. hatasız
perfect adj. müthiş
perfect adj. tastamam
perfect adj. pırıl pırıl
perfect adj. selim
perfect adj. mükemmelleştirilmiş
perfect adj. mükemmel
perfect adj. tam
perfect adj. berkemal
perfect adj. eksiksiz
perfect adj. tamam
Law
perfect eksiksiz hale getirmek
Technical
perfect mükemmel
perfect eksiksiz
Linguistics
perfect bitmişlik
Music
perfect tam
Ottoman Turkish
perfect aliyyül ala

Meanings of "perfect" with other terms in English Turkish Dictionary : 167 result(s)

English Turkish
General
make perfect v. mükemmelleştirmek
word perfect v. ezbere bilip kusursuz söylemek (şiir veya rol)
be perfect v. gökten zembille inmek
be perfect v. kusursuz olmak
look perfect v. mükemmel görünmek
want everything to be perfect v. her şeyin mükemmel olmasını istemek
have perfect attendance v. (okulu/işi vb.) hiç aksatmamak
have perfect attendance v. (öğrenci vb) hiç devamsızlık yapmamak
perfect love n. kusursuz aşk
perfect crime n. kusursuz suç
perfect harmony n. kusursuz uyum
perfect circle n. tam daire
past perfect n. mişli geçmiş zaman
perfect stranger n. tam bir yabancı
perfect match n. iki eş arasındaki mükemmel uyum
perfect match n. bir çift arasındaki mükemmel uyum
perfect match n. tam uyum
perfect stranger n. hiç bilinmeyen (kimse)
perfect stranger n. çok yabancı
perfect condition n. mükemmel durum
perfect well n. mükemmel kuyu
perfect well n. kusursuz kuyu
letter-perfect n. aslına uygun
perfect human being n. insan-ı kamil
perfect human being n. sahib-i kemal
perfect nonsense n. saçma şey
perfect substitute n. tam muadil
perfect love n. mükemmel aşk
the perfect marriage n. mükemmel evlilik
the perfect marriage n. kusursuz evlilik
perfect timing n. mükemmel zamanlama
perfect example n. kusursuz örnek
perfect example n. mükemmel örnek
perfect body n. mükemmel vücut
perfect fit n. mükemmel uyum
perfect storm n. kusursuz fırtına
perfect pitch n. mükemmel saha
perfect murder n. kusursuz cinayet
letter perfect adj. rolünü iyi ezberlemiş
perfect specimen adj. kusursuz örnek
in perfect health adj. sapasağlam
word perfect adj. ezbere bilen
perfect in every way adj. dört başı mamur
perfect in every way adj. her yönden mükemmel
word-perfect adj. tamı tamına/harfi harfine doğru (ezberlenmiş)
letter-perfect adj. tamı tamına/harfi harfine doğru (ezberlenmiş)
just perfect adj. tamamen kusursuz
Phrases
nobody is perfect hatasız kul olmaz
Colloquial
practice makes perfect pratik mükemmelleştirir
practice makes perfect pratik olgunlaştırır
perfect woman kusursuz kadın
perfect balance kusursuz denge
a perfect mother mükemmel bir anne
nobody's perfect kimse mükemmel değildir
fits you perfect çok yakışmış
fits you perfect on numara olmuş
nobody is perfect but I am hiç kimse mükemmel değildir, fakat ben öyleyim
Idioms
picture perfect n. resim gibi güzel
a perfect stranger tümüyle yabancı
a perfect stranger tamamen yabancı
make a perfect sense cuk oturmak
make a perfect sense tam yerini bulmak
picture perfect hatasız
picture perfect kusursuz
perfect union of opposites zıt kutupların mükemmel uyumu
Speaking
nobody is perfect kimse mükemmel değildir
you make a perfect match birbirinize çok yakışıyorsunuz (iki sevgili için)
it makes perfect sense to me bana çok anlamlı geliyor
is there really such a thing as a perfect job? mükemmel iş diye bir şey gerçekten var mı?
is there really such a thing as a perfect job? gerçekten de mükemel iş diye bir şey var mı?
i want everything to be perfect her şeyin mükemmel olmasını istiyorum
i want everything to be perfect her şeyin kusursuz olmasını istiyorum
you're perfect the way you are böyle mükemmelsin
Slang
perfect stranger yedi kat yabancı
Trade/Economic
expected value of perfect information tam bilginin beklenen değeri
perfect elasticity of demand sonsuz talep esnekliği
perfect elasticity of supply sonsuz arz esnekliği
perfect competition tam rekabet
perfect inelasticity of demand talep esnekliğinin sıfır olması
perfect targeting mükemmel hedefleme
perfect inelasticity of supply arz esnekliğinin sıfır olması
perfect capital mobility tam sermaye hareketliliği
perfect competition market tam rekabet piyasası
perfect substitutes tam ikame edilebilen (mallar veya ekonomik varlıklar)
perfect obligation tam mükellefiyet
perfect specialization tam uzmanlaşma
perfect foresight tam öngörü
perfect market tam rekabet piyasası
perfect trust tam güven
perfect substitute tam ikame
perfect competition market tam rekabet piyasası
perfect competition tam rekabet
Law
perfect obligation ayni sorumluluk
perfect obligation tam borç
perfect obligation tam sorumluluk
perfect title sınırsız mülkiyet hakkı
perfect right mutlak hak
perfect nonsense tamamen anlamsız şey
Technical
perfect fluid ideal sıvı
perfect forward secrecy mükemmel iletme gizliliği
perfect combustion ideal yanma
perfect machine sürtünmeyi veya istenmeyen diğer nedenlerle enerji tüketmeyen makine
perfect machine mükemmel veya ideal makine
perfect combustion tam yanma
perfect gas mükemmel gaz
perfect gas ideal gaz
perfect mixture ideal karışım
perfect gas gaz kanunlarına tam olarak uyan ideal gaz
perfect mixture kimyasal olarak doğru karışım
perfect mixture yanma sırasında karbon monoksit oluşturulmayan bir karışım
perfect mixture mükemmel karışım
perfect fluids tam akışkan
perfect liquids tam akışkan
perfect crystal ideal kristal
perfect dielectric mükemmel dielektrik
perfect frame izostatik çerçeve
perfect dislocation düzgün dislokasyon
perfect gas kusursuz gaz
Computer
perfect liquid tam akışkan
Telecom
perfect competition tam rekabet
Lighting
perfect reflecting diffuser yansıma ile tam yayındırıcı
perfect transmitting diffuser geçme ile tam yayındırıcı
Automotive
perfect gas mükemmel gaz
perfect scavenging ideal tahliye
Marine
perfect clapotis tam yansımayla oluşan duran dalga
perfect fluid ideal akışkan
Math
perfect field yetkin cisim
perfect number mükemmel sayı
perfect field mükemmel cisim
perfect number yetkin sayı
perfect set yetkin küme
perfect square tam kare
perfect set mükemmel küme
perfect square mükemmel kare
Chemistry
perfect mixture kimyasal olarak doğru karışım
perfect gas tükel gaz
Botanic
perfect flower hem erkek hem dişiliğe sahip çiçek
perfect flower tam çiçek
Education
student with perfect attendance devamlı öğrenci
student with perfect attendance devamsızlığı olmayan öğrenci
student with perfect attendance devamsızlık yapmamış öğrenci
Literature
perfect rhyme tam kafiye
perfect rhyme tam uyak
Linguistics
the perfect tense görülen geçmiş zaman
present perfect yakın geçmiş
past perfect continuous tense mişli geçmiş
past definite perfect tense belirli geçmiş kipi
future perfect gelecekte bitmişlik
past perfect geçmişte geçmiş zaman
perfect aspect bitmişlik görünüşü
perfect tense bitmişlik zamanı
past perfect belirli geçmiş zaman
simple perfect yalın bitmişlik
past perfect tense -miş'li geçmiş zaman
present perfect tense yakın geçmiş zaman
past perfect mişli geçmiş zaman
past perfect tense mişli geçmiş zaman
past perfect simple mişli geçmiş zaman
present perfect continuous devam eden yakın geçmiş
Music
letter perfect rolünü harfi harfine ezberlemiş
perfect cadence tam durgu
perfect pitch mutlak kulak
perfect cadence tam kadans
perfect pitch bir sesi tam olarak söyleme ve duyma yeteneği
perfect pitch mutlak perde yeteneği
Printery
perfect binding amerikan cilt
perfect bound amerikan cilt