reasonable - Turkish English Dictionary

reasonable

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

reasonable — Definition

Meaning:
makul, mantıklı
Pronunciation (IPA):
(AmE /ˈriːzənəbəl/ – BrE /ˈriːzənəbəl/)
Part of speech:
Sıfat: reasonable
Synonyms:
fair, sensible
Antonyms:
unreasonable

Meanings of "reasonable" in Turkish English Dictionary : 24 result(s)

English Turkish
Common Usage
reasonable adj. makul
Her excuse sounds reasonable to me.
Mazereti bana makul geldi.

More Sentences
General
reasonable adj. uygun
The hotel offers suites for a reasonable price.
Otel uygun bir fiyata süit odalar sunmaktadır.

More Sentences
reasonable adj. kabul edilebilir
The film had reasonable success in the box office.
Film gişede kabul edilebilir bir başarı elde etti.

More Sentences
reasonable adj. makul
Her excuse sounds reasonable to me.
Mazereti bana makul geldi.

More Sentences
reasonable adj. yeterince
His new car has a reasonable amount of room in the trunk.
Yeni arabasının bagajı yeterince genişti.

More Sentences
Trade/Economic
reasonable adj. makul
Her excuse sounds reasonable to me.
Mazereti bana makul geldi.

More Sentences
Technical
reasonable adj. makul
Her excuse sounds reasonable to me.
Mazereti bana makul geldi.

More Sentences
reasonable adj. mantıklı
Is it reasonable to create so much disquiet amongst people who we want to live within our society?
Toplumumuzda yaşamasını istediğimiz insanlar arasında bu kadar huzursuzluk yaratmak mantıklı mı?

More Sentences
General
reasonable adj. akıllıca
reasonable adj. münasebetli
reasonable adj. akla yakın
reasonable adj. akla yatkın
reasonable adj. akıllı
reasonable adj. olacak
reasonable adj. akılcı
reasonable adj. çok da fena olmayan
reasonable adj. makul ölçüleri aşmayan
reasonable adj. orta derecede
reasonable adj. kararınca
reasonable adj. akla uygun
reasonable adj. haklı
reasonable adj. mantıklı olan
Trade/Economic
reasonable adj. akla uygun
reasonable adj. ehven

Meanings of "reasonable" with other terms in English Turkish Dictionary : 84 result(s)

English Turkish
General
reasonable worst case n. muhtemel en kötü hal
reasonable degree n. karar
reasonable cause n. makul neden
reasonable cost n. makul maliyet
reasonable price n. makul fiyat
reasonable creature n. insan
reasonable creature n. düşünen canlı
a reasonable level n. makul bir seviye
reasonable care n. makul ihtimam
reasonable care n. makul dikkat
reasonable grounds n. haklı gerekçe
reasonable explanation n. mantıklı açıklama
a reasonable behavior n. mantıklı bir davranış
a reasonable behavior n. makul bir davranış
a reasonable question n. mantıklı bir soru
reasonable time n. makul süre
reasonable cause n. makul sebep
reasonable control n. makul kontrol
reasonable choice n. makul seçim
make something reasonable v. akla uydurmak
be reasonable v. söz anlamak
find reasonable v. aklına yatmak
deem reasonable v. mantıklı saymak
find something reasonable v. mantıklı bulmak
consider something reasonable v. makul karşılamak
find reasonable v. makul karşılamak
find reasonable v. makul bulmak
seem reasonable v. mantıklı gelmek
sound reasonable v. mantıklı gelmek
use its reasonable efforts v. elinden gelen çabayı göstermek
a reasonable number of adj. makul sayıda bir
rational and reasonable adj. makul ve mantıklı
at reasonable level adv. makul seviyedeki
at reasonable level adv. makul seviyede
if deemed reasonable adv. uygun görülürse
if considered reasonable adv. uygun görülürse
within a reasonable time adv. makul bir zaman içinde
Phrases
beyond a reasonable doubt expr. şüpheye mahal bırakmayacak şekilde
Colloquial
within reasonable bounds expr. makul sınırlar içinde
within reasonable bounds expr. makul limitler içinde
within reasonable bounds expr. makul sınırlar çerçevesinde
Trade/Economic
reasonable cost of repairs n. makul onarım masrafı
reasonable access at reasonable times n. makul zamanlarda ve makul ölçülerde erişim imkanı
reasonable estimate n. gerçeğe uygun tahmin
reasonable estimate n. makul tahmin
reasonable price n. uygun fiyat
reasonable price n. makul fiyat
reasonable use n. makul kullanım
frand (fair reasonable and non-discriminating) terms n. adil, makul ve fark gözetmeme koşulları
doctrine of reasonable expectations n. makul beklentiler doktrini
reasonable accommodation n. makul düzenleme
reasonable accommodation n. makul uyumlaştırma
reasonable and non-discriminatory licensing n. makul ve ayrımcılık gözetmeyen lisanslama
reasonable notice n. makul bildirim
reasonable rate of return n. makul getiri oranı
Law
proof beyond reasonable doubt n. şüpheye yer bırakmayacak delil
proof beyond reasonable doubt n. kati delil
reasonable doubt n. makul şüphe
reasonable time n. münasip müddet
reasonable doubt n. mantıklı şüphe
reasonable interpretation n. makul tefsir
reasonable interpretation n. mantıklı yorum
reasonable care n. makul dikkat
reasonable care n. makul ihtimam
proof beyond reasonable doubt n. makul şüphenin ötesinde kanıt
proof beyond reasonable doubt n. kesin surette kanıt
reasonable period of detention n. makul tutukluluk süresi
reasonable care n. gereken özen
reasonable request n. makul talep
reasonable apprehension of bias n. adil karar verilmeyeceğine dair makul şüphe
reasonable notice n. makul ihbar/bildirim süresi
reasonable suspicion n. makul şüphe
reasonable person n. sanığın yaptığı eylemin makul olup olmadığına karar verebilmek için örnek olarak verilen) farazi makul kişi
reasonable person n. makul sayılabilecek herhangi biri
reasonable person n. farazi olarak örnek verilen akla uygun bir kişi
reasonable benefit n. makul menfaat
reasonable benefit n. makul yarar
beyond a reasonable doubt expr. makul şüphenin ötesinde
Politics
reasonable period n. makul müddet
reasonable price n. makul fiyat
beyond reasonable doubt expr. makul şüphelerin ötesinde
Insurance
reasonable cost of repairs n. makul tamir masrafları
Technical
reasonable degree of safety for normal use n. çakmaklar için normal kullanım için uygun bir emniyet seviyesi
Environment
reasonable maximum exposure n. makul azami doz