| 1 | hang | sarkmak | v. |
| - The side mirrors of the old car hung from its sides.
- Eski arabanın yan aynaları yanlarından sarkıyordu.
Show More (-2) |
| 2 | hang | asılı olmak | v. |
| - There was thick smoke hanging all over the town.
- Tüm şehrin üzerinde yoğun bir duman asılıydı.
- The dining room was hung with family photos.
- Yemek odasına aile fotoğrafları asılıydı.
- I noticed today that there are banners hanging in the Parliament's courtyard.
- Bugün Parlamento'nun bahçesinde pankartların asılı olduğunu fark ettim.
- I noticed today that there are banners hanging in the Parliament's courtyard.
- Bugün Parlamento'nun avlusunda pankartların asılı olduğunu fark ettim.
- Tom enjoyed looking at the paintings hanging on Mary's wall.
- Tom, Mary'nin duvarında asılı olan tablolara bakmaktan hoşlanıyordu.
Show More (2) |
| 3 | hang | (birileriyle) takılmak | v. |
| - He’s hanging with Jeremy in the backyard.
- Jeremy ile arka bahçede takılıyorlar.
- I was hanging around with the wrong people.
- Yanlış insanlarla takılıyordum.
- It is better not to hang around in this chemical air.
- Bu kimyasal havada takılmamak daha iyidir.
Show More (0) |
| 4 | hang | asmak | v. |
| - My mother hung our photos all over the wall.
- Annem fotoğraflarımızı duvarın her yerine asmıştı.
- Emma hung her clothes on the rope to dip-dry them.
- Emma giysilerini kurutmak için ipe astı.
- In the old times, nobles were hanged for their crimes.
- Eskiden soylular işledikleri suçlardan dolayı asılırmış.
- After three days, the deputies who had hanged the robber returned the town.
- Üç gün sonra, soyguncuyu asan şerif yardımcıları kasabaya geri döndü.
- After putting his affairs in order, he hanged himself.
- İşlerini düzene koyduktan sonra kendini astı.
- Write down the rules and hang them up in a place where your child can easily read them.
- Kuralları yazın ve çocuğunuzun kolayca okuyabileceği bir yere asın.
- Write down your commitments and hang them in places you can see.
- Taahhütlerinizi yazın ve görebileceğiniz yerlere asın.
- I want to hang it on the wall.
- Duvara asmak istiyorum.
- They hung me from my hands and feet for hours.
- Beni saatlerce ellerimden ve ayaklarımdan astılar.
- Who hung the stars in the sky?
- Yıldızları gökyüzüne kim astı?
- They hung me by my hands and feet for hours.
- Beni saatlerce ellerimden ve ayaklarımdan astılar.
- Hang a damp towel in your child's bedroom.
- Çocuğunuzun yatak odasına nemli bir havlu asın.
- She committed suicide by hanging in September.
- Eylül ayında kendini asarak intihar etti.
- They are going to hang me for this.
- Bunun için beni asacaklar.
- We will hang them in the prisons.
- Onları cezaevlerinde asacağız.
- Hang it somewhere in your room where you will see it.
- Odanızda görebileceğiniz bir yere asın.
- HPS and LED lamps hang side by side as top lighting.
- HPS ve LED lambalar üst aydınlatma olarak yan yana asılır.
- After washing, hang the towels without waiting.
- Yıkadıktan sonra havluları bekletmeden asın.
- Vintage ladders hung directly on the wall are versatile because you can change up the decor and photos often.
- Doğrudan duvara asılan vintage merdivenler çok yönlüdür çünkü dekoru ve fotoğrafları sık sık değiştirebilirsiniz.
- Too bad there was not enough rope for you to hang yourself with.
- Kendini asmana yetecek kadar ipin olmaması çok kötü.
- Looks to me like we'll have to hang a few to get us any peace.
- Bana öyle geliyor ki, biraz huzura ermemiz için birkaç tanesini asmamız gerekecek.
- Looks to me like we'll have to hang a few to get us any peace.
- Bana öyle geliyor ki, rahata ermek için birkaç kişiyi asmamız gerekecek.
- They were going to hang her.
- Onu asacaklardı.
- Tom hung his cap on a nail.
- Tom şapkasını çiviye astı.
- Tom hanged himself last night.
- Tom dün gece kendini astı.
- Tom wondered where to hang his coat.
- Tom ceketini nereye asacağını merak ediyordu.
- He hung his blazer on a hanger because he didn't want it to get wrinkled.
- Kırışmasını istemediği için ceketini askıya astı.
- Tom hung his diploma on the wall.
- Tom diplomasını duvara astı.
- Tom took off his jacket and hung it in the closet.
- Tom ceketini çıkardı ve dolaba astı.
- Where does Tom want to hang the picture?
- Tom resmi nereye asmak istiyor?
- She hung beautiful curtains over the window.
- Pencereye güzel perdeler astı.
- Sami hung himself with a sheet.
- Sami kendini bir çarşafla astı.
- He hung his hat on a nail.
- O, şapkasını bir çiviye astı.
- Tom took off his jacket and hung it on the back of a chair.
- Tom ceketini çıkardı ve onu sandalyenin arkasına astı.
- Sami hung himself in his cell.
- Sami hücresinde kendini astı.
- He hanged himself.
- Kendini astı.
- Mary hung her clothes on the clothesline.
- Mary elbiselerini çamaşır ipine astı.
- Tom helped Mary hang the clothes on the clothesline.
- Tom, Mary'nin çamaşırları çamaşır ipine asmasına yardım etti.
- Tom hanged himself using the belt that Mary had given him.
- Tom Mary'nin ona verdiği kemeri kullanarak kendini astı.
- Dan hung himself in the locker room.
- Dan soyunma odasında kendini astı.
- Tom committed suicide by hanging himself.
- Tom kendini asarak intihar etti.
- Tom hung the three pairs of wet jeans on the clothesline.
- Tom üç çift ıslak kot pantolonu çamaşır ipine astı.
- He committed suicide by hanging himself.
- Kendisini asarak intihar etti.
- The Capitalists will sell us the rope with which we will hang them.
- Kapitalistler onları asacağımız ipi bize satacaklar.
- Dan hung himself in his jail cell.
- Dan hapishane hücresinde kendini astı.
- Tom hangs his clothes, then arranges them by color.
- Tom kıyafetlerini asar, sonra renklerine göre düzenler.
- Tom hung his jacket up.
- Tom ceketini astı.
- Tom hangs his clothes, then arranges them by color.
- Tom elbiselerini asar, sonra onları rengine göre düzenler.
- When any pretty maiden came near the castle, she was changed into a bird, and the fairy put her into a cage, and hung her up in a chamber in the castle.
- Güzel bir kız şatoya yaklaştığında kuşa dönüşür, peri onu bir kafese koyar ve şatodaki bir odaya asarmış.
- I hung my hat on the peg.
- Şapkamı askıya astım.
- Tom hung a dark curtain over the window.
- Tom pencerenin üzerine koyu renk bir perde astı.
- The weather's so good I think I'll hang the laundry out to dry.
- Hava çok iyi, kuruması için çamaşırlarımı dışarıya asmayı düşünüyorum.
- He hangs his clothes, then arranges them by color.
- Elbiselerini asıp renklerine göre düzenler.
- We were going to hang them.
- Onları asacaktık.
Show More (52) |
| 5 | hang | asılı durmak | v. |
| - My graduation photograph was hanging on the wall.
- Mezuniyet fotoğrafım duvarda asılı duruyordu.
- Sadly, social and fiscal dumping hang over the Union.
- Ne yazık ki, sosyal ve mali damping Birliğin üzerinde asılı durmaktadır.
- They are very much at risk from this war and the threat of massacre hangs over them.
- Bu savaş nedeniyle büyük risk altındalar ve katliam tehdidi üzerlerinde asılı duruyor.
- Sadly, social and fiscal dumping hang over the Union.
- Ne yazık ki sosyal ve mali damping Birliğin üzerinde asılı durmaktadır.
- This question is still hanging over the market somewhat.
- Bu soru hala bir şekilde piyasanın üzerinde asılı duruyor.
- Now it is hanging in my kitchen.
- Şimdi mutfağımda asılı duruyor.
- The monastery was built in the 5th century and has been hanging here for 1500 years.
- Manastır 5. yüzyılda inşa edilmiş ve 1500 yıldır burada asılı duruyor.
- They hang side by side, only a small space between them.
- Yan yana asılı duruyorlar, aralarında sadece küçük bir boşluk var.
Show More (5) |
| 6 | hang | takmak | v. |
| - I tried hanging the door on my own, but I couldn't do it properly.
- Kapıyı kendi başıma takmayı denedim ama düzgün yapamadım.
Show More (-2) |
| 7 | hang | bağlı olmak | v. |
| - On our success will hang the future of the European social model too.
- Avrupa sosyal modelinin geleceği de bizim başarımıza bağlı olacaktır.
Show More (-2) |
| 8 | hang | takılmak | v. |
| - I hope that the European Parliament will be hanging onto the coattails of the Commission in this reform process.
- Avrupa Parlamentosu'nun bu reform sürecinde Komisyon'un kuyruğuna takılacağını umuyorum.
- We should not get too hung up on future trends in price.
- Gelecekteki fiyat eğilimlerine çok fazla takılmamalıyız.
- I have to hang around here, so you better check out.
- Burada takılmak zorundayım, o yüzden çıkış yapsanız iyi olur.
- I don't think we should hang around.
- Bence buralarda takılmamalıyız.
- I hear you've been hanging around with Tom.
- Tom'la takıldığını duydum.
- Tom doesn't want me hanging around here.
- Tom benim buralarda takılmamı istemiyor.
- Tom said he didn't want me hanging around here.
- Tom buralarda takılmamı istemediğini söyledi.
- I will just hang around here for a while.
- Bir süre burada öyle takılırım.
Show More (5) |
| 9 | hang | asılı | v. |
| - Now, just before the vote, there are still numerous posters hanging on the walls.
- Şimdi, oylamadan hemen önce, duvarlarda hala çok sayıda poster asılı.
- The picture is hanging on the wall.
- Resim duvarda asılı.
- Tom saw a picture of Mary hanging on the wall.
- Tom, Mary'nin duvarda asılı bir resmini gördü.
- I have several paintings hanging on my wall.
- Duvarımda asılı birkaç tablo var.
- The pictures are hanging in the big room.
- Resimler büyük odada asılı.
Show More (2) |
| 10 | hang | (vücuda) uymak | v. |
| - The argument does not, then, hang together in this respect.
- O halde argümanlar bu açıdan birbirine uymuyor.
Show More (-2) |
| 11 | hang | eğmek | v. |
| - That is a total disgrace, about which we should hang our heads in shame.
- Bu, utanç içinde başımızı öne eğmemiz gereken koca bir rezalettir.
- She hung her head low in shame.
- Utanç içinde başını öne eğdi.
- She hung her head low in shame.
- O utanç içinde başını eğdi.
- Alice hung her head in shame.
- Alice utanç içinde başını eğdi.
- The little boy hung his head and said nothing.
- Küçük çocuk başını öne eğdi ve bir şey söylemedi.
Show More (2) |
| 12 | hang | kalmak | v. |
| - Allow the other leg to hang free.
- Diğer bacağın serbest kalmasına izin verin.
Show More (-2) |
| 13 | hang | sallanmak | v. |
| - When you hang from a gibbet for the sport of your own crows we shall have peace.
- Kendi kargalarınızın eğlencesi için darağacında sallandığınızda barışa kavuşacağız.
- When you hang from a gibbet for the sport of your own crows we shall have peace.
- Kendi kargalarınız eğlensin diye darağacında sallandığınızda sulha kavuşacağız.
Show More (-1) |
| 14 | hang | asılmak | v. |
| - They hang side by side, only a small space between them.
- Yan yana asılırlar, aralarında küçük bir boşluk vardır.
- When you hang from a gibbet for the sport of your own crows we shall have peace.
- Kendi kargalarınızın eğlenmesi için darağacına asıldığınızda huzura ereceğiz.
Show More (-1) |
| 15 | hang | dayanmak | v. |
| - Hang in there, guys.
- Dayanın çocuklar.
Show More (-2) |
| 16 | hang | sergilenmek | v. |
| - After his death, his paintings were hung in the museum.
- Ölümünden sonra tabloları müzede sergilendi.
Show More (-2) |