'false - Turco Inglés Diccionario

'false

Significados de "'false" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
false adj. düzmece
false adj. sahte
false adj. takma
false adj. yanlış
without a false note adj. falsosuz
false adj. hatalı
General
false oath n. yalan yere yemin
false step n. falso
false note n. falso
false imprisonment n. haksız tutukluluk
false consciousness n. yanlış bilinç
false pretences n. sahtekarlık
false decoration n. yaldız
false consensus bias n. asılsız mutabakat yanlılığı
false pelvis n. büyük pelvis
false pretenses n. sahtekarlık
false pride n. boş gurur
false step n. yanlış davranış
false teeth n. takma dişler
false testimony n. yalancı şahitlik
false face n. maske
false drop n. sahte bilgi
false drop n. hatalı bilgi
false positive reaction n. yalancı pozitif reaksiyon
false hair n. takma saç
false name n. takma isim
false imprisonment n. haksız tutuklama
false teeth n. takma diş
false locust n. aksalkım
method of false position n. yanılma yöntemi
false belief n. yanlış inanç
false prophet n. sahte peygamber
false wall n. yalancı duvar
false statement n. yalan beyan
false declaration n. yanlış beyan
false declaration n. sahte beyan
false pretence n. yanlış beyan
false oath n. yalan yemin
false premise n. yanlış öncül
false pretense n. sahte iddia
false pretence n. sahte iddia
false pretence n. sahte beyan
false pretense n. sahte beyan
false hope n. boş beklenti
false promise of marriage n. evlenme vaadiyle kandırma
false eyelashes n. takma kirpik
false origin n. itibari başlangıç
false step n. yanlış adım
false step n. hata
false agenda n. suni gündem
false agenda n. yapay gündem
false note n. yanlış nota
false note n. hatalı görünen bir durum
false sense of success n. aldatıcı/yanıltıcı başarı duygusu
false tears n. sahte gözyaşları
false tears n. sahte gözyaşı
a false impression n. yanlış bir izlenim
false impression n. yanlış izlenim
false passport n. sahte pasaport
false assumption n. yanlış varsayım
false assumption n. hatalı varsayım
false bottom n. gizli bölme
false beard n. takma sakal
true-false questions n. doğru yanlış tipi sorular
false legend n. sahte efsane
false nose n. takma burun
false premise n. hatalı öncül
false friend n. yanlış arkadaş
false friend n. çeldirici ifade
false friend n. vefasız arkadaş
false use n. hatalı kullanım
false nails n. takma tırnak
false nails n. protez tırnak
false god n. sahte tanrı
false witness n. yalancı şahit
false use n. yanlış kullanım
false messiah n. sahte mesih
false facts n. doğru bilinen yanlışlar
false lash n. takma kirpik
false notion n. yanılgı
false notion n. yanılsama
false notion n. yanlış düşünce
false modesty n. anlamsız mütevazılık
false modesty n. gereksiz alçakgönüllülük
false modesty n. gereksiz tevazu
false modesty n. yalandan alçakgönüllülük
false modesty n. sahte tevazu
false modesty n. anlamsız tevazu
false modesty n. sahte mütevazılık
false dilemma n. sahte ikilem
false key n. yanlış anahtar
false position n. bireyin prensip ve çıkarları dışında davranmak zorunda kalması
false key n. maymuncuk
false key n. hatalı anahtar
false position n. ters durum
false pretences n. yapmacık tavırlar
false key n. saplama
false pretences n. sahtelik
false token n. sahte iz
false-heartedness n. hıyanet
false-heartedness n. sadakatsizlik
false-heartedness n. kalleşlik
false token n. sahte beyan
false token n. yanlış sembol
false token n. sahte ifade
false token n. sahte sembol
false token n. (dolandırma amaçlı) sahte işaret
false-heartedness n. vefasızlık
false friend n. sahte-dost
false friend n. yalancı eş değer
false friend n. sözde denkteş
false friend n. sahte karşılık
sail under false colors v. olduğundan başka türlü görünmek
turn up false v. fos çıkmak
play a false note v. falso yapmak
lull someone into a false sense of security v. birine sahte bir güven duygusu vermek
turn up false v. foslamak
play someone false v. birini aldatmak
play somebody false v. aldatmak
play false v. ihanet etmek
make false v. hata yapmak
play someone false v. birine oyun oynamak
play smb false v. ihanet etmek
play false v. hilekarlık etmek
play somebody false v. ihanet etmek
nourish false hopes v. gerçekleşemeyecek umutlar beslemek
give false testimony v. yalancı şahitlik etmek
false pretence v. kendini olduğundan farklı göstermek
false pretence v. kendini farklı göstermek
make a false statement v. yalan beyanda bulunmak
declare a false emergency v. yanlış alarm vermek
make false statements v. yalan beyanlarda bulunmak
shed false tears v. sahte gözyaşı dökmek
cause a false labor v. yalancı sancılara sebep olmak
have the false pretention of something v. zannına kapılmak
bear false witness against someone v. yalancı şahitlik etmek
false adj. hain
false adj. yapmacık
false adj. suni
false adj. hakikatsiz
false adj. asılsız
false adj. haksız
false adj. yalandan yapılan
false adj. hileli
false adj. vefasız
false adj. yalan
false adj. iki yüzlü
false adj. taklit
false adj. göstermelik
false adj. uydurma