-malı - Turco Inglés Diccionario

-malı

Significados de "-malı" en diccionario inglés turco : 8 resultado(s)

Turco Inglés
General
-malı should v.
According to the doctor, I should rest for this week.
Doktora göre bu hafta dinlenmeliymişim.

More Sentences
-malı gotta (have got to) n.
-malı have to v.
-malı must v.
-malı maun [scotland] v.
-malı would [obsolete] v.
-malı mun v.
Archaic
-malı shouldest v.

Significados de "-malı" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
orta malı prostitute n.
işporta malı catchpenny n.
devlet malı government property n.
piyasadaki malı kapatma coemption n.
ithal malı import n.
kendi malı olmayan bir mülkte kanuna aykırı olarak oturan kimse squatter n.
ithal malı belgelendirilmesi certification of imported goods n.
yağma malı spoil n.
mezat malı auction goods n.
yerli malı domestic good n.
menkul veya gayrimenkul bir şeyi veya bir malı başkasına ferağ edilememe koşuluyla bir kimseye veya mirasçılarına tesis yoluyla bağışlama entailed interests n.
orta malı common to all n.
çalınmış malı alma receiving stolen goods n.
piyasadaki malı kapatan ve istif eden engrosser n.
halkın malı public domain n.
mezat malı rummage n.
mezat malı rummage goods n.
ihraç malı export n.
yerli malı home product n.
ithal malı uygunluk belgesi conformity certificate for imported goods n.
kendi malı gibi kullanma conversion to one's own use n.
kamu malı public property n.
dayanıklı tüketim malı durable consumer product n.
dayanıklı tüketim malı durable consumer goods n.
dünya malı possessions n.
dünya malı wealth n.
yerli malı home made n.
çin malı ürünler chinese made (products) n.
kamu malı government property n.
ikinci el malı second hand article n.
kamu malı public domain n.
koleksiyon malı collectible n.
orta malı olarak görülen kadın quiff n.
dünya malı worldly possession n.
dünya malı worldly good n.
tüccarları bir malı sattıkları fiyattan daha yüksek fiyata almaya zorlayan ani piyasa değişimi hug n.
tüketim malı fodder n.
alınan malı tekrar satma sellback n.
-ın/in malı domain n.
diğer kimseler ile ortak malı/payı olan malik part-owner n.
kamu malı property n.
kanuna aykırı olarak oturmak (kendi malı olmayan bir mülkte) squat v.
mezatta çekici vurup malı son fiyatı verenin üzerine bırakmak knock down v.
izin almadan kullanmak (başkasının malı olan bir şeyi) make free with v.
malı olmak own v.
malı olmak (bir şey birinin) belong to v.
henüz elde olmayan malı ileride teslim etmek üzere satmak sell short v.
-ecek, -acak, -meli, -malı shouldst (shall) v.
-meli/-malı (yapmalı/bilmeli vb) ought to v.
malı limandan çekmek clear the goods from the port v.
malı gümrükten çekmek clear the goods v.
-meli/-malı be supposed to v.
-meli/-malı might v.
ipotekli malı haczetmek foreclose a mortgage v.
meli malı have to/must v.
(sahte malı, parayı) bulup teşhir etmek nail an assertion v.
-meli/-malı micht [scotland] v.
(malı) göndermek invoice v.
'-malı must v.
halkın malı olan communal adj.
umumun malı olan communal adj.
… malı (türk malı vb) made in adj.
yabancı malı exotic adj.
çin malı made in china adj.
malı olan possessional adj.
-in malı estate of prep.
'-malı of prep.
ata malı patrimony N.
Phrasals
(malı) alıp elden çıkarmak turn over v.
sahte malı itelemek fob off v.
(malı) kakalamak put off v.
(birinin) malı olmak belong to (someone) v.
piyasadaki tüm malı satın almak buy something up v.
Proverb
dünya malı dünyada kalır you can't take it with you when you die
zenginin malı züğürdün çenesini yorar the rich man's wealth tires the poor man's jaw
Colloquial
bir malı ya da hizmeti ederinin çok altında satın almak isteyen kişi low baller n.
yağma malı booty n.
kendi malı gibi kullanmak make free with v.
malı götürmek make a score v.
'-malı oughtta v.
'-malı oughta v.
birinin malı in someone's name expr.
Idioms
kendi malı gibi kullanmak make free with v.
bir malı/hizmeti satmak amacıyla ticari bir metin hazırlamak put together a pitch v.
malı götürmek end up with all the marbles v.
malı götürmek win all the marbles v.
malı götürmek get all the marbles v.
çin malı almak feed the dragon v.
çin malı almak/satmak feed the dragon v.
malı götürmek scoop the kitty [uk/australia] v.
dünya malı dünyada kalır can't take it with you expr.
Speaking
dünya malı dünyanın you can't take it with you expr.
Trade/Economic
bir hakkın ihlali patenti başkasına ait olan bir malı izinsiz olarak üretme satma veya kullanma infringement n.
malı sevkeden consignor n.
tüketim malı consumer product n.
bir malı tüketenler veya onu ara malı olarak talep edenler users n.
piyasanın başlıca ticaret malı staple n.
her tür malı kapsayan sigorta blanket insurance n.
amerikan malı kullan yasası buy american act n.
bir malı veya yeni çıkartılan bir menkulün dağıtılmasında kullanılan sistem distribution network n.
kiracının malı başkasına kiraya vermesi sublease n.
malı alıcıya göndermeden önce çekilen poliçe advance bill n.
sermaye malı üreten sermaye instrumental capital n.
malı sevkeden export shipper n.
malı satın alan buyer n.
ihraç malı sağlayan export supplier n.
tüketim malı consumer good n.
malı dökme halinde sevketme bulk shipment n.
iç ve dış alıcılara malı tanıtmaya yönelik sergileme yöntemi trade show n.
belli bir süre içinde malı belli fiyattan satın alıp almama hakkı option to purchase n.
yerli malı kullan sloganı buy national bias n.
kamu malı public property n.
malı satın almaya özendirmek için aşama aşama tam ve ayrıntılı bilgi sunma temeline dayalı bir satış biçimi formula selling presentation n.
gümrükten malı çekme clearance n.
geminin malı tesiim edeceği liman port of destination n.
ara malı intermediate goods n.
sermaye malı satın almak veya sermaye malının değerini artırmaya yönelik harcamalar capital expenditures n.
alıcının malı piyasada vermeye razı olacağı bir fiyatın altındaki fiyatlardan satın alması durumu buyer's surplus n.
dışarıya ihraç olunan bir malı üreten ülke country of origin n.
malı yükleyen shipper n.
bir kimsenin bir malı tekrar geri almak üzere başkasına bırakması bailment n.
devlet malı ya da devletçe kontrol edilen ticaret şirketleri state trading companies n.
zaruri tüketim malı impulse good n.
geminin malı teslim veya boşaltma limanı port of delivery n.
satılan malı belirten poliçe commodity draft n.
aynı malı üreten birden fazla firmanın oluşturdukları birlik horizontal merger n.
malı gönderen consignor n.
farklı türdeki pek çok malı satan büyük mağaza department store n.
belli bir malı sağlayabileceğine inanılan firmaların listesi business monopoly n.
ikame malı substitute good n.
çalıntı malı alan kimse receiver of stolen goods n.
ihraç malı export n.
ikinci el malı second hand article n.
ithal malı import article n.
malı gönderen kimse consignor n.
devletin ortak olduğu yarı resmi devlet malı semi-state n.
kamu malı public domain n.
ihraç malı exportation n.
kamu malı public good n.
ithal malı getiren gemi import ship n.
malı kalitesine göre etiketleme grade labeling n.
dolaşan sermaye malı circulating capital goods n.
döner sermaye malı circulating capital goods n.
bir malı sadece temlik amacıyla muhafaza eden yediemin bare trustee n.
malı alacak olan consignee n.
ihraç malı exports n.
sabit sermaye malı fixed capital goods n.
stoktan malı çıkarma dishoarding n.
kamyon içinde taşıdığı malı doğrudan perakendeciye pazarlayan satıcı truck wholesaler n.
malı sevk etmeden önce ihracatçı tarafından düzenlenen poliçe advance bill n.