Butt - Turco Inglés Diccionario

Butt

Significados de "Butt" en diccionario turco inglés : 131 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
butt n. popo
butt n. kıç
butt n. izmarit
General
butt n. varil
butt n. elalemin maskarası
butt n. nişan
butt n. kafa atma
butt n. alay konusu kimse
butt n. dip kısım
butt n.
butt n. maskara
butt n. dip
butt n. sap
butt n. tos
butt n. kafa
butt n. hedef
butt n. izmarit
butt n. dipçik
butt n. fıçı
butt n. sigara izmariti
butt n. mağdur
butt n. suiistimal edilen kimse
butt n. eleştirilen kimse
butt n. aşağılanan kimse
butt n. dolandırılan kimse
butt n. sigara
butt n. elin bileğe yakın kısmı
butt n. biriktirme kabı
butt v. boynuzlamak
butt v. tos vurmak
butt v. kafa atmak
butt v. süsmek
butt v. toslamak
butt v. karışmak
butt v. uç uca birleştirmek
butt v. uç uca gelmek
butt v. tos atmak
butt v. köşeden köşeye sığdırmak
butt v. (merdiven) alt uca yerleştirmek
butt v. (sigara) bastırarak izmarit haline getirmek
butt v. kenarları boyunca kesmek
butt v. kenarlarını bir araya getirmek
butt v. kenarlarından birleştirmek
butt v. ucunu kesmek
butt v. ucunu dört köşeli hale getirmek
butt v. biriktirme kabı
butt v. vurmak
butt v. kafasını vurmak
butt v. kafayla vurmak
butt N. dip/kıç taraf
Technical
butt n. birleşme hatları
butt n. damacana
butt n. fıçı
butt n. fıçı (şarap/bira)
butt n. hedef arkası duvarı
butt n. izmarit
butt n. tos vurma
butt n.
butt n. uçucaek
butt n. oltadaki bir yapay sineğin arka ucu
butt n. çeşitli hacim birimlerine verilen ad
butt n. 108 ingiliz galonuna eşdeğer bir ölçü
butt n. 140 galona eşdeğer bir ispanyol şarap ölçüsü birimi
butt n. düz menteşe
butt n. yüzey menteşesi
butt n. levhanın kalın ucu
butt n. çubuğun kalın ucu
butt n. panonun kalın ucu
butt n. padavranın kalın ucu
butt n. merdivenin ağır ucu
butt n. merdivenin alt ucu
butt n. hortumun ucundaki bağlantı parçası
butt n. hortumun ucu
butt n. enli sap
butt n. makinede bağlantı vb. işlevi gören kare biçimli ve iri uç
butt n. kalın tahta ucu
butt v. bitişmek
butt v. bitiştirmek
butt v. değdirmek
butt v. değmek
butt v. kafasını vurmak
Mechanic
butt n. yaprak makasın yıpranıp incelmemiş en kalın kısmı
butt v. (dişli) yalnızca dişlerin ucu birbirine değecek şekilde yanlış kapanmak
Automotive
butt n. düz kesimli ağız
butt n. küt ek
Aeronautic
butt n. buton
butt n. düğme
Marine
butt n. saç levhası birleşme hattı
butt n. sokra
butt n. soğra
butt n. sukra
Mining
butt n. taş ocağından çıkarılacak bir kaya tabakasının başka bir kaya ile kesildiği yer
Printing
butt v. (iki baskı kalıbını) baskı yüzeyleri birleşecek şekilde yakın yerleştirmek
Gastronomy
butt n. sığır filetonun büyük ucu
butt n. domuz omzunun gövde kısmı
Marine Biology
butt n. pisi balığı
butt n. dil balığı
Botanic
butt n. bitki köklerinin çıktığı uç
butt n. kütüğün büyük ucu
butt n. ağaç kütüğü
Apiculture
butt n. samandan örülerek yapılan sepet kovan
Tobacco
butt n. izmarit
Fishery
butt v. ani bir gerilim elde etmek için (balığı) oltanın ucuna bastırarak savurmak
Military
butt n. atış destek duvarı
butt n. dipçik
Hunting
butt n. dipçik
butt n. kabza
butt n. hedefe atılan okları yakalamak için kullanılan tümsek veya takoz
butt n. hedef
butt n. mermileri yakalamak için kullanılan tümsek veya kum yığını
butt n. korkulukla gizlenip kuş vurmak için kullanılan bariyer
butt n. aralık
butt n. menzil
butt n. tüfek kabzasının ateşlenirken omza yerleştirilen ucu
butt n. silah kabzasının alt kısmı
Archaic
butt n. gaye
butt n. amaç
butt n. hedef
butt n. emel
Slang
butt n. göt
butt n. kıç
butt n. sigara
butt n. antipatik biri
butt n. itici biri
butt n. kalça
butt n. kaba et
butt n. (mum, sigara, puro) yanmamış uç
butt n. kalan kısım
butt adv. bok gibi
butt adv. berbat
butt adv. korkunç

Significados de "Butt" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
cigarette butt n. izmarit
butt end n. dipçik
rifle butt n. dipçik
gun butt n. tabanca kabzası
water butt n. yağmur suyu fıçısı
water butt n. su fıçısı
big butt n. dolgun kalça
shoulder butt n. omuz vurma/atma
butt dialing n. tuş kilidi açık telefonun cepteyken yanlışlıkla arama yapması
butt dimples n. bel gamzesi
butt crack n. kıç çatalı
butt cheek n. kalça yanağı
a butt's length n. ateş edilen yer ile hedef arasındaki normal mesafe
head-butt n. kafa atma
butt chain n. römorkörün ucuna takılmış kısa zincir
butt pack n. arkasında gözü olan bel çantası
butt [obsolete] n. hudut
butt [dialect] n. çevresindeki araziden ayrılmış küçük toprak parçası
butt [obsolete] n. sınır
butt [obsolete] n. limit
butt [dialect] n. çevresindeki araziyle bağlantısı kesilmiş küçük toprak parçası
butt [obsolete] n. amaç
butt [obsolete] n. hedef
cigar butt n. puro izmariti
butt in on v. karışmak
butt in v. burnunu sokmak
butt in v. araya girmek
be the butt of something v. hedef olmak
make butt v. tokuşturmak
strike with a butt v. dipçiklemek
butt in v. karışmak (birisine)
butt in v. karışmak
butt in v. bir konuşmayı ya da eylemi bölmek
butt in on v. burnunu sokmak
butt in v. sözü kesmek
butt in v. (konuşmada) araya girmek
butt in v. lafı kesmek
butt against v. arabayla (ağaca vb) çarpmak
butt against v. toslamak
head butt v. kafa atmak
toss out a cigarette butt v. izmarit atmak
butt [obsolete] v. sınır koymak
butt [obsolete] v. sınırlamak
butt [obsolete] v. kısıtlamak
butt [obsolete] v. sınırlarını çizmek
butt-naked adj. anadan doğma
butt-naked adj. anadan üryan
as smooth as a baby's butt adj. bebek poposu gibi pürüzsüz
as smooth as a baby's butt adj. bebek poposu kadar pürüzsüz
butt and butt adj. (kalas) uçları üst üste binmeden birleşen
full butt adv. kafa üstü çakılarak
full-butt adv. ani çarpışma ile
full-butt adv. birden çarparak
full-butt adv. şiddetle muhalefet ederek
full-butt adv. doğrudan karşı çıkarak
full-butt adv. direkt dalarak
Phrasals
butt against v. çarpışmak
butt against v. hızla çarpmak
butt (up) against someone or something v. birine/bir şeye yüklenmek
butt into v. bölmek
butt into (something) v. (bir şeyi) yarıda kesmek
butt in (on someone or something) v. (birinin/bir şeyin) lafını kesmek
butt in (on someone or something) v. (birine/bir şeye) maydanoz /salça olmak
butt in (on someone or something) v. (birine/bir şeye) burnunu sokmak
butt into v. yarıda kesmek
butt (up) against (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) kıçına/dibine girmek
butt into (something) v. (bir şeyin) arasına girmek
butt (up) against someone or something v. birini/bir şeyi ittirmek
butt (up) against (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) dibinde/bitişiğinde durmak
butt in (on someone or something) v. (birini/bir şeyi) bölmek
butt into (something) v. (bir şeye) maydanoz /salça olmak
butt into v. araya girmek
butt in (on someone or something) v. (birini/bir şeyi) yarıda kesmek
butt into (something) v. (bir şeyi) bölmek
butt into v. burnunu sokmak
butt (up) against someone or something v. birine/bir şeye abanmak
butt in (on someone or something) v. (birilerinin/bir şeyin) arasına girmek
butt into (something) v. (bir şeye) burnunu sokmak
butt (up) against someone or something v. birine/bir şeye dayanmak
butt (up) against (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) kıç kıça durmak
butt on v. yanında yatmak
butt on v. sınırını paylaşmak
Phrases
monkeys might fly out of my butt expr. belki çıkmaz ayın son çarşambasında
Proverb
you can't sit in two chairs with one butt aynı anda bir çok işi yapamazsın
you can't sit in two chairs with one butt iki şey aynı anda yapılamaz
you can't sit in two chairs with one butt ikisinden birini seçmesi gerek
you can't sit in two chairs with one butt aynı anda her yere yetişemezsin
Colloquial
butt-cheeks n. kaba et
butt-cheeks n. kalça eti
butt in v. müdahale etmek
kick butt v. harika/mükemmel olmak
clip a butt v. sonra içmek üzere sigaranın (yanan) ucunu koparmak
clip a butt v. daha sonra içmek üzere sigarayı kırmak
clip a butt v. yanan sigaranın ucunu koparmak
butt out! expr. kaybol!
butt out! expr. defol!
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. vay vay
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. nutkum tutuldu
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. çok şaşırdım
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. vay anasını
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. vay be
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. yok artık
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. bak sen
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. vay canına
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. hadi canım
Idioms
butt of a joke n. alay konusu
butt of a joke n. şakanın/esprinin hedefi
the butt of the joke n. şakanın hedefi
the butt of a joke n. şakanın hedefi
the butt of the joke n. alay konusu
the butt of a joke n. alay konusu
butt in v. kaş yapayım derken göz çıkarmak
butt into my conversation v. lafa girmek
be made the butt of a joke v. alay konusu olmak
kick some butt and take names v. dayak atıp öttürmek/isimler verdirtmek
somebody's butt is on the line v. topun ağzında olmak
have as much chance as a one-legged man in a butt kicking contest v. hiç şansı olmamak
work one's butt off v. canını dişine takarak çalışmak
can't find one's butt with both hands in broad daylight expr. iki eliyle bir işi beceremeyen
can't find one's butt with both hands in broad daylight expr. son derece aptal veya beceriksiz
hot enough to burn a polar bear's butt expr. cehennem gibi sıcak
hot enough to burn a polar bear's butt expr. cehennem kadar sıcak
hot enough to burn a polar bear's butt expr. çok sıcak
hot enough to burn a polar bear's butt expr. aşırı sıcak
it'll knock you on your butt expr. aklını başından alacak
it'll knock you on your butt expr. yerinde duramayacaksın
it'll knock you on your butt expr. kendinden geçeceksin
Speaking
kick butt out there n. göreyim seni
Technical
butt hinge n. pomel menteşe
butt joint n. küt birleşme
butt joint n. düz ek
fusion welded butt joints n. alın birleştirmesi yapılmış çelik
butt weld n. küt kaynak dikişi
butt welding n. küt kaynak
butt welding n. alın kaynağı
joint butt n. mafsallı ek
hammer butt n. dövme kafası
butt joint n. alına gelme
butt strap joints n. ara parça bağlantıları
butt joint n. küt ek
butt weld n. uç kaynağı
butt log n. dip tomruğu
butt weld n. alın kaynağı
butt point n. değmeli bağlantı
butt joint n. alından birleşme
butt weld n. küt kaynak
butt hinge n. fransız menteşe
butt end n. kaim uç
butt joint n. uç uca ek
butt hinge n. alın menteşesi