Butter... - Turco Inglés Diccionario

Butter...

Significados de "Butter..." con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
butter n. tereyağı
General
butter n. dalkavukluk
butter churn n. yayık
bread and butter n. ekmek kapısı
apple butter n. elma marmelatı
bread and butter n. tereyağlı ekmek
bread and butter n. ekmek teknesi
peanut butter n. fıstık ezmesi
brown butter n. kahverengi tereyağı
one's bread and butter n. ekmek parası
butter n. margarin
bread and butter n. ekmek
cocoa butter n. kakao yağı
clarified butter n. sadeyağ
butter n. yağcılık
bread and butter n. ekmek parası
butter n. sadeyağ
bread and butter n. geçim
lemon butter n. limon yağı
peanut butter n. yerfıstığı ezmesi
butter muslin n. ince muslin
cooking butter n. sağyağ
clarified butter n. sağyağ
butter n. tereyağı
bread and butter n. geçim yolu
bread-and-butter n. temel
butter churn n. güğüm
butter n. tereyağ
butter knife n. tereyağ bıçağı
butter tea n. tibet çayı
bread and butter n. ekmek ve tereyağı
butter wife n. tereyağı satan kadın
butter wife n. tereyağı satıcısı kadın
butter wife n. tereyağı yapan kadın
butter boat n. küçük sos kabı
butter-fingered n. sık sık bir şeyleri düşüren kimse
butter-fingered n. sakar kimse
lip butter n. dudak yağı
butter somebody up v. yağlamak
butter up v. yağcılık yapmak
butter somebody up v. yağ çekmek
butter somebody up v. yağcılık etmek
butter v. yağ sürmek
quarrel with one's bread and butter v. hayat standartlarından şikayet etmek
butter up v. pohpohlamak
butter up v. dalkavukluk etmek
butter up v. yağ çekmek
butter v. tereyağı sürmek
butter v. yağcılık yapmak
butter v. baştan çıkarmak
butter v. ayartmak
spread butter on the bread v. ekmeğe tereyağı sürmek
butter v. yağlamak
bread-and-butter adj. temel yaşamsal ihtiyaçlara ait
bread-and-butter adj. günlük
bread-and-butter [uk] adj. ergen
bread-and-butter adj. sağlam
bread-and-butter adj. iş bitirici
bread-and-butter adj. rutin
bread-and-butter adj. geçim kaynağı olan
bread-and-butter adj. esas
bread-and-butter adj. temel
bread-and-butter [uk] adj. toy
bread-and-butter adj. (konaklama için) memnuniyetini belirten
bread-and-butter adj. güvenilir
Phrasals
butter up v. ayartmak
butter up v. yağcılık yapmak
butter up v. baştan çıkarmak
Phrases
as easy as pulling a hair out of butter expr. tereyağından kıl çeker gibi
the same fire that melts the butter hardens the egg expr. kimini etkilemeyen olay bazısına da dehşet verici gelir
wouldn't cut hot butter expr. kesmez
wouldn't cut hot butter expr. keskin olmayan
wouldn't cut hot butter expr. kör
the same fire that melts the butter hardens the egg expr. aynı olay karşısında kimi korkuyla siner kimi dimdik ayakta durur
the same fire that melts the butter hardens the egg expr. bir güçlük karşısında kimi zorlanır kimi hemen ayağa kalkar
wouldn't cut hot butter expr. körelmiş
the same fire that melts the butter hardens the egg expr. aynı şeyi yaşayan insanların tepkileri farklı olabilir
the same fire that melts the butter hardens the egg expr. bir tecrübeye her insan farklı şekilde tepki gösterir
the same fire that melts the butter hardens the egg expr. aynı olay karşısında her insanın tepkisi farklıdır
Proverb
fine words butter no parsnips lafla peynir gemisi yürümez
fine words butter no parsnips boş laf karın doyurmaz
Colloquial
bread and butter n. günlük geçim
butter n. (sırada/kuyrukta) kaynak yapan kişi
butter n. (sırada/kuyrukta) kaynakçı
butter up v. yaltaklanmak
butter up v. yağ çekmek
butter up v. yalakalanmak
butter up v. yalakalık etmek
butter up v. yalakalık yapmak
butter up v. dalkavukluk etmek
butter up v. pohpohlamak
butter up v. yağ yapmak
butter someone up v. birine yağ çekmek
butter adj. çok havalı/kıyak
butter adj. çok iyi/hoş
someone's bread and butter expr. insanın ekmek ve suyu
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. bak sen
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. nutkum tutuldu
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. vay vay
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. vay anasını
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. çok şaşırdım
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. yok artık
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. vay be
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. vay canına
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. hadi canım
Idioms
bread and butter n. ekmek parası
bread and butter letter n. teşekkür notu
a butter fingers n. sakar kişi
bread-and-butter letter n. teşekkür mektubu
someone's bread and butter n. ekmek kapısı
one's (butter and) egg money n. kadın bir çiftçinin çiftlikten kazandığı para
bread and butter n. geçim kaynağı
a hair in the butter n. planların bozulması
a hair in the butter n. işin içine edilmesi
a hair in the butter n. her şeyin mahvolması
a hair in the butter n. (plan) bozulma/altüst olma
a hair in the butter n. can sıkıcı/berbat/iğrenç bir durum
butter-and-egg man n. parasını şehirde çarçur eden köy/toprak ağası
a hair in the butter n. zorluk
(butter and) egg money [old-fashioned] n. bir çiftçinin karısının çiftlikte üretilen bazı ürünleri (yumurta, tereyağı) satarak kazandığı ekstra para
a bread-and-butter letter n. misafirin ev sahibine yazdığı teşekkür notu/mektubu
a bread-and-butter letter n. teşekkür notu/mektubu
a bread-and-butter letter n. kendini ağırlayan kişiye yazılan teşekkür notu/mektubu
a bread-and-butter letter n. kendini misafir eden kişiye yazılan teşekkür notu/mektubu
a bread-and-butter letter n. kendine ev sahipliği yapan/evini açan kişiye yazılan teşekkür notu/mektubu
a hair in the butter n. planların suya düşmesi
bread-and-butter letter n. kendini ağırlayan kişiye yazılan teşekkür mektubu/notu
bread and butter n. ekmeği suyu
bread and butter n. olmazsa olmaz parça
bread-and-butter letter n. misafirin ev sahibine yazdığı teşekkür mektubu/notu
bread and butter n. temel
bread and butter n. yapı taşı
your bread and butter n. ekmek parası
your bread and butter n. ekmeğini kazandığı iş
your bread and butter n. ekmek teknesi
your bread and butter n. geçim kaynağı
butter someone up v. birine yağ çekmek
quarrel with one's bread and butter v. rızkıyla oynamak
quarrel with one's bread and butter v. ekmeğiyle oynamak
quarrel with one's bread and butter v. ekmek parası ile oynamak
butter up v. yağ çekmek
butter up to v. yalakalanmak
butter up to v. yalakalık yapmak
butter up to v. yağ çekmek
butter up to v. yalakalık etmek
butter up to v. yağ çekerek yakınlaşmaya çalışmak
look as if butter wouldn't melt in one's mouth v. suçlu olduğu halde masum görünmek
butter both sides of one's bread v. her ikisinden de yararlanmak
butter both sides of one's bread v. iki iyi şeyi bir arada yaşamak
butter both sides of one's bread v. iki ayrı durumdan çıkar sağlamak