sağlam - Turco Inglés Diccionario

sağlam

Significados de "sağlam" en diccionario inglés turco : 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
sağlam steady adj.
In the days and weeks ahead, we need steady nerves and an effective United Nations.
Önümüzdeki günlerde ve haftalarda sağlam sinirlere ve etkili bir Birleşmiş Milletlere ihtiyacımız var.

More Sentences
sağlam solid adj.
The mansion was built on solid ground.
Konak sağlam bir zemin üzerine inşa edilmiş.

More Sentences
sağlam sturdy adj.
I like the design, but it doesn't look sturdy enough.
Tasarımını beğendim ama yeterince sağlam görünmüyor.

More Sentences
sağlam durable adj.
sağlam able-bodied adj.
General
sağlam staunch adj.
Emmanuel Macron is a staunch defender of the European Union.
Emmanuel Macron, Avrupa Birliğinin sağlam bir savunucusudur.

More Sentences
sağlam foolproof adj.
Nothing is foolproof to a talented fool.
Yetenekli bir aptal için hiçbir şey sağlam değildir.

More Sentences
sağlam stiff adj.
This is an expensive process and requires a stiff construction.
Bu pahalı bir işlemdir ve sağlam bir yapı gerektirir.

More Sentences
sağlam rugged adj.
The military always uses rugged vehicles.
Ordu her zaman sağlam araçlar kullanır.

More Sentences
sağlam intact adj.
The more money the prisoner was able to offer, the more ear the surgeon permitted to remain intact.
Mahkum ne kadar çok para teklif edebilirse cerrah da o kadar çok kulağın sağlam kalmasına izin veriyordu.

More Sentences
sağlam secured adj.
Observe the bird to ensure it is eating well and that the tape is secure.
İyi beslendiğinden ve bandın sağlam olduğundan emin olmak için kuşu gözlemleyin.

More Sentences
sağlam hard adj.
However, what really stands out is the hard core of specific competences.
Bununla birlikte, asıl öne çıkan şey, belirli yetkinliklerin sağlam temelleridir.

More Sentences
sağlam stable adj.
Unfortunately this is all too true, but we must guard this stable door effectively now.
Ne yazık ki bu çok doğru, ancak şimdi bu sağlam kapıyı etkili bir şekilde korumalıyız.

More Sentences
sağlam surefire adj.
The surefire plan leaves no room for failure.
Başarısızlığa yer bırakmayan sağlam bir plan.

More Sentences
sağlam reliable adj.
They said it was a very reliable tip.
Çok sağlam tüyo dediler.

More Sentences
sağlam tough adj.
Your walls may not be as tough as you think.
Duvarlarınız sandığınız kadar sağlam olmayabilir.

More Sentences
sağlam good adj.
Tom only has one good eye.
Tom'un sadece bir gözü sağlam.

More Sentences
sağlam firm adj.
He made sure to build his house on firm ground.
Evini sağlam bir zemin üzerine inşa ettiğinden emin oldu.

More Sentences
sağlam respectable adj.
Only a bunch of employees is paid a respectable wage.
Sadece bir avuç çalışana sağlam bir maaş veriliyor.

More Sentences
sağlam strong adj.
The committee has also taken a strong view on export refunds.
Komite ayrıca ihracat iadeleri konusunda da sağlam bir görüş ortaya koymuştur.

More Sentences
sağlam stout adj.
The stout wooden beam is efficiently composed of layers of two species of wood.
Sağlam ahşap kiriş, iki ahşap türünün katmanlarından etkili bir şekilde oluşmaktadır.

More Sentences
sağlam robust adj.
The walk-in safe had a robust steel door.
Gömme kasanın sağlam bir çelik kapısı bulunuyordu.

More Sentences
sağlam cast-iron adj.
However, that opinion is not as cast-iron or as tight as we would like to think it is.
Ancak bu görüş, düşündüğümüz kadar sağlam ya da sıkı değil.

More Sentences
sağlam well-founded adj.
Even more importantly, we must convince the consumer that our decisions are well-founded.
Daha da önemlisi, tüketiciyi kararlarımızın sağlam temellere dayandığına ikna etmeliyiz.

More Sentences
sağlam substantial adj.
Clearly, we hope to make the framework for negotiation much more substantial.
Açıkçası, müzakere çerçevesini çok daha sağlam hale getirmeyi umuyoruz.

More Sentences
sağlam sturdy adj.
I like the design, but it doesn't look sturdy enough.
Tasarımını beğendim ama yeterince sağlam görünmüyor.

More Sentences
sağlam airtight adj.
The police verified that he had an airtight alibi.
Polis, adamın sağlam bir mazereti olduğunu doğruladı.

More Sentences
sağlam hard adj.
However, what really stands out is the hard core of specific competences.
Bununla birlikte, asıl öne çıkan şey, belirli yetkinliklerin sağlam temelleridir.

More Sentences
Trade/Economic
sağlam substantial adj.
Clearly, we hope to make the framework for negotiation much more substantial.
Açıkçası, müzakere çerçevesini çok daha sağlam hale getirmeyi umuyoruz.

More Sentences
sağlam sound adj.
My grandfather is still sound as a bell.
Dedem hâlâ dipçik gibi sağlam.

More Sentences
Technical
sağlam stout adj.
The stout wooden beam is efficiently composed of layers of two species of wood.
Sağlam ahşap kiriş, iki ahşap türünün katmanlarından etkili bir şekilde oluşmaktadır.

More Sentences
sağlam robust adj.
The walk-in safe had a robust steel door.
Gömme kasanın sağlam bir çelik kapısı bulunuyordu.

More Sentences
sağlam strong adj.
The committee has also taken a strong view on export refunds.
Komite ayrıca ihracat iadeleri konusunda da sağlam bir görüş ortaya koymuştur.

More Sentences
sağlam firm adj.
He made sure to build his house on firm ground.
Evini sağlam bir zemin üzerine inşa ettiğinden emin oldu.

More Sentences
Informatics
sağlam rugged adj.
The military always uses rugged vehicles.
Ordu her zaman sağlam araçlar kullanır.

More Sentences
Telecom
sağlam robust adj.
The walk-in safe had a robust steel door.
Gömme kasanın sağlam bir çelik kapısı bulunuyordu.

More Sentences
Marine
sağlam stiff adj.
This is an expensive process and requires a stiff construction.
Bu pahalı bir işlemdir ve sağlam bir yapı gerektirir.

More Sentences
General
sağlam thriving adj.
sağlam granitic adj.
sağlam lusty adj.
sağlam as hard as nails adj.
sağlam foursquare adj.
sağlam right adj.
sağlam stanch adj.
sağlam unshakable adj.
sağlam stalwart adj.
sağlam hale adj.
sağlam as steady as a rock adj.
sağlam runproof adj.
sağlam fit adj.
sağlam calculable adj.
sağlam in good condition adj.
sağlam bouncing adj.
sağlam air tight adj.
sağlam indissoluble adj.
sağlam bankable adj.
sağlam invulnerable adj.
sağlam hearty adj.
sağlam single adj.
sağlam valid adj.
sağlam consolidated adj.
sağlam steely adj.
sağlam four adj.
sağlam entrenched adj.
sağlam whole adj.
sağlam sure adj.
sağlam granite adj.
sağlam unfaltering adj.
sağlam fast adj.
sağlam substantive adj.
sağlam dyed in grain adj.
sağlam trustworthy adj.
sağlam safe adj.
sağlam scatheless adj.
sağlam unshaken adj.
sağlam responsible adj.
sağlam undamaged adj.
sağlam stereo adj.
sağlam secure adj.
sağlam healthy adj.
sağlam heil adj.
sağlam able-bodied adj.
sağlam flat-footed adj.
sağlam gilt-edged adj.
sağlam hard-wearing adj.
sağlam lasting adj.
sağlam long-wearing adj.
sağlam unshakeable adj.
sağlam unflinching adj.
sağlam well-supported adj.
sağlam well-set adj.
sağlam air-tight adj.
sağlam raucle adj.
sağlam certain [obsolete] adj.
sağlam tenacious adj.
sağlam unrelenting adj.
sağlam trig [dialect] adj.
sağlam antitypous [obsolete] adj.
sağlam earthy adj.
sağlam earthy adj.
sağlam uncrushed adj.
sağlam undefaced adj.
sağlam unfaulty adj.
sağlam sad [obsolete] adj.
sağlam unshaked adj.
sağlam unslipping adj.
sağlam vigorous adj.
sağlam bedrock adj.
sağlam living adj.
sağlam material [obsolete] adj.
sağlam withy adj.
sağlam bulletproof adj.
sağlam bread-and-butter adj.
sağlam husky adj.
sağlam granitoidal adj.
sağlam gusty adj.
sağlam long-lived adj.
sağlam robustious adj.
sağlam rubbery adj.
sağlam infract adj.
sağlam doglike adj.
sağlam incorrupt adj.
sağlam incorrupted adj.
sağlam consolidate adj.
sağlam feckful [scotland] adj.
sağlam feirie [scotland] adj.
sağlam sane adj.
sağlam sauf adj.
Phrases
sağlam in good nick expr.
Colloquial
sağlam put together adj.
Idioms
sağlam a mean (something) adj.
sağlam mean adj.
sağlam a mean something adv.
sağlam according to cocker [uk] expr.
sağlam according to gunter [us] expr.
sağlam on a firm footing expr.
Speaking
sağlam all right adj.
Trade/Economic
sağlam secure adj.
Law
sağlam gilt edged adj.
Technical
sağlam lasting adj.
sağlam hard-wearing adj.
sağlam valid adj.
Textile
sağlam run-resist adj.
Medical
sağlam intactus adj.
Geology
sağlam competent n.
Latin
sağlam duro adj.
Archaic
sağlam unshent [obsolete] adj.
sağlam unvulnerable adj.
sağlam granitical adj.
Slang
sağlam tight (rap slang) adj.

Significados de "sağlam" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
bir çeşit sağlam ve esnek kereste ve bu kerestenin elde edildiği ağacın adı lancewood n.
ayak basacak sağlam yer foothold n.
brezilya palmiyesinden elde edilen sağlam bir iplik türü tecum n.
sağlam kanıt valid evidence n.
sağlam olmama insecurity n.
ayak basacak sağlam yer footing n.
sağlam ayakkabılık kumaş lasting n.
sağlam olmayan yatırım unsound investment n.
sağlam olma solidity n.
sağlam bir bina a safe building n.
sağlam olma durumu sempiternity n.
sağlam başlangıç solid start n.
sağlam muhakeme sound judgment n.
sağlam muhakeme strong reasoning n.
sağlam istatistikler robust statistics n.
sağlam durum sound condition n.
sağlam dilenci caird n.
sağlam zemin sturdy base n.
sağlam zemin stable base n.
sağlam zemin solid foundation n.
sağlam delil hard evidence n.
sağlam para hard currency n.
sağlam ve samimi inanç conviction n.
sağlam müessese well established firm n.
sağlam firma well established firm n.
sağlam adım unfaltering step n.
sağlam adım firm step n.
sağlam adım sound step n.
sağlam kanıt airtight case n.
sağlam altyapı solid background n.
sağlam altyapı solid infrastructure n.
sağlam altyapı sound infrastructure n.
sağlam kanıt mounting evidence n.
sağlam bir temele dayanma well-foundedness n.
sağlam irade strong will n.
sağlam irade iron will n.
sağlam performans solid performance n.
dağcılıkta ip emniyeti almak için kullanılan bir çeşit sağlam ip cordelette n.
kalın ve sağlam bir ayakkabı clodhopper n.
kalın ve sağlam bir ayakkabı brogan n.
kalın ve sağlam bir ayakkabı brogue n.
kalın ve sağlam bir ayakkabı wingtips n.
sağlam kaynak strong source n.
sağlam yer/yüzey sound surface n.
sağlam sınır heavily fortified border n.
sağlam basma sure-footedness n.
sağlam temeller strong bases n.
sağlam temeller solid basis n.
sağlam temeller solid bases n.
sağlam bir anlayış a solid understanding n.
sağlam bir temel a sound basis n.
sağlam temel/zemin sound basis n.
sağlam zemine dayanan olay strong case n.
sağlam altyapı strong infrastructure n.
sağlam bir hamle a sound stroke n.
daha sağlam yapma ruggedization n.
sağlam yaklaşım sound approach n.
sağlam vücutluya yapılan kayırma able-bodiedism n.
sağlam vücutluya yapılan kayırma able-bodism n.
hızlı büyüyen, sağlam japon eğrelti otu bamboo fern n.
sağlam eşleşme strong match n.
sağlam ve dayanıklı kimse/hayvan nugget [aus] n.
sağlam kanıt solid proof n.
sağlam kanıt compelling evidence n.
sağlam olmama unfirmness n.
sağlam olmama unsafety n.
sağlam olmama unsafeness n.
dağcılıkta halatın sabitlendiği sağlam zemin belay n.
sağlam yapılı şey knockabout n.
sağlam bir sicimle sarılı ve barutla dolu mukavva bir kartondan oluşan havai fişek marroon n.
sağlam bir sicimle sarılı ve barutla dolu mukavva bir kartondan oluşan havai fişek marron n.
alçak ve sağlam kamyon veya araba bogy n.
alçak ve sağlam kamyon veya araba bogey n.
sağlam inanç strong belief n.
sağlam inanç staunch belief n.
sağlam inanç sound belief n.
sağlam tutuş sağlamak için kullanılan malzeme bulldog n.
sağlam olmayan düğüm granny's knot n.
sağlam kimse hearty [uk] n.
temeli sağlam olmama dishonesty n.
sağlam kaynak good authority n.
sağlam itibar sterling reputation n.
sağlam ve suya dayanıklı olabilen kılıf veya kumaş covert n.
sağlam ve suya dayanıklı olabilen kılıf veya kumaş covert cloth n.
sağlam ve suya dayanıklı bir bot çeşidi duck boot n.
katı ve sağlam olmama insubstantiality n.
sağlam temel firmament [obsolete] n.
temeli sağlam etken fixed fact n.
sabit yazı karakterlerinin saklanmak üzere yerleştirildiği sağlam kağıt veya karton parçası shoe n.
sağlam ahlaklılık solidness n.
sağlam kötek beating-up n.
sağlam sadakat stanchness n.
sağlam pozisyon standfast n.
sağlam duruş stiff upper lip n.
sağlam hisse senedi gilt n.
sağlam olma substance n.
savunma amaçlı toprağa dikilen uzun ve sağlam kazık pallisade n.
sağlam şey permanent n.
sağlam unsur permanency n.
sağlam tip stayer n.
sağlam olmayan bir hale getirmek make unstable v.
sağlam kazığa bağlamak make sure v.
sıkı ve sağlam bir şekilde bağlanmak knit v.
sağlam kazığa bağlamak make safe v.
midesi sağlam olmak have a strong stomach v.
sıkı ve sağlam bir biçimde birbirine bağlamak knit v.
sağlam bir şekilde yerleştirmek entrench v.
bir işi sağlam kazığa bağlamak sew something up v.
sağlam kalmak stand up v.
sağlam addedilmek deal in goods v.
sağlam temeller üzerine kurulmak be built on a strong foundation v.
sağlam temeller üzerine kurmak build on solid basis v.
sağlam addedilmek pass as good v.
sağlam bilgiye sahip olmak possess sound knowledge v.
sağlam raporu vermek give clean bill of health v.
sağlam bir temele oturtmak build on a solid ground v.
sağlam durmak hold firm v.
sağlam emniyete almak castle v.
sağlam bir darbe indirmek tunk v.
sağlam bir darbe indirmek tonk v.
sağlam durmak hold steady v.
sağlam bir şekilde yerleştirmek entrench v.
dar veya sağlam olmayan bir yüzeye koymak balance v.
dar veya sağlam olmayan bir yüzeye yerleştirilmek balance v.
sağlam kazığa bağlamak safe [obsolete] v.
sağlam temele oturtmak bulletproof v.
sağlam ilerlemek bull v.
sağlam temele sahip olmak obtain v.
gerekenden sağlam yapmak overbuild v.
sağlam gerekçesi olmadan inanmak feel v.
makul açıklamalarla sağlam zemine oturtmak salve [obsolete] v.
sağlam anlayışa/bilgiye sahip olmak control v.
sağlam şekilde koymak plunk down v.
sağlam bir yere yerleştirmek sconce [obsolete] v.
sağlam temele oturtmak foundation v.
sağlam olmak survive v.
sağlam ve dayanıklı substantial adj.
sağlam olmayan unconsolidated adj.
turp gibi sağlam as fit as a fiddle adj.
sağlam ayakkabı olmayan unreliable adj.
sağlam olmayan unstable adj.
sağlam olmayan unsubstantial adj.
sağlam ayakkabı değil untrustworthy adj.
hiç sağlam olmayan (durum) slippery adj.
sağlam olmayan insecure adj.
sağlam (destekçi) stout adj.
sağlam ve kullanılması kolay foolproof adj.
sağlam bir temele dayanmayan faulty adj.
sağlam olmayan unsecured adj.
sağlam yapılı stalwart adj.